Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Çin’in Sincan Özerk Bölgesi’nde Uygurların tutulduğu 380 gözaltı kampı tespit edildi

Avustralyalı bir düşünce kuruluşu, Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde Müslüman Uygur Türklerini gözaltında tuttuğu 380 kamp inşa ettiğini ve onlarca kampın inşaatının da son iki yıldır devam ettiğini açıkladı.

BOLD – Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde, 2017’den bu yana “mesleki eğitim merkezi” adı altında bölgede yaşayan insanları yargı kararı olmadan alıkoyduğu 380’den fazla yeniden eğitim kampı ve gözaltı merkezi kurulduğu belirtildi.

Avustralya Stratejik Siyaset Enstitüsü (ASPI), “Sincan Veri Projesi” kapsamında yayımladığı raporda, görgü tanıklarının ifadeleri, medyada yer alan haberler, gazetecilerin ve araştırmacıların bulguları ile yerel yönetimin resmi inşaat tedarik ilanlarından yola çıkarak uydu fotoğrafları üzerinde yaptığı incelemelerde, bölgede yeniden eğitim kampı ve gözaltı merkezi olduğundan şüphelenilen 380’den fazla bina ve tesisin yerini tespit etti.

Bu bulgular, bu kampların varlığını inkar eden ve “yeniden eğitim” sistemi olarak adlandırdıkları kamplara giden çoğu insanın “topluma geri döndüğüne” dair Çinli yetkililerin açıklamaları ile çelişiyor.

14’ÜNÜN İNŞASI DEVAM EDİYOR

2018 sonunda sayısı 100 olan bu türden merkezlerin miktarının ve büyüklüğünün son iki yılda belirgin şekilde arttığına dikkat çekilen raporda, uydu fotoğraflarında, Temmuz 2019-Temmuz 2020 döneminde bölgedeki 61 merkezde yeni inşaat ve genişletme çalışmalarının yürütüldüğü belirtildi.

İngiltere’de yayımlanan Guardian gazetesinde yer alan habere göre, Avustralya Stratejik Politika Enstitüsü’nün (ASPI) elde ettiği uydu fotoğrafları, Çin’in batısındaki Sincan bölgesinde yer alan kampların 14’ünün inşasının devam ettiğini gösteriyor.

ASPI, 2017’den bu yana Sincan’da inşa ettiği 380 gözaltı kampının bir kısmının düşük güvenlikli yeniden eğitim kampı, bazılarının ise yüksek güvenlikli cezaevleri olduğunu belirtiyor.

Daha önceki araştırmalarda kampların sayısı 200’lü rakamlarla ifade ediliyordu. Araştırmacılar ayrıca gözaltı merkezlerinin çoğunu tespit ettiklerini belirtiyor.

ASPI araştırmacılarından Nathan Ruser, bu kamplarda tutulanların “mezun oldukları” yönündeki Çinli yetkililerin açıklamalarına rağmen yeni gözaltı merkezlerinin inşasının 2019 ve 2020’de de devam ettiğini söylüyor.

Tek tek kampların konumları da dahil olmak üzere ASPI’nin bulguları Sincan Veri Projesi’nde paylaşıldı.

Bu bilgiler, kamplardan çıkan kişilerin anlatımları, diğer projelerde elde edilen bilgiler ve uydu fotoğrafları ile elde edildi.

KAMPLARDA TUTULANLAR ZORLA ÇALIŞTIRILIYOR

ASPI’nin raporunda, kampların fabrikaların yakınlarında bulunduğu ve gözaltında tutulanların buralarda zorla çalıştırıldığı bilgisine yer veriliyor.

Pekin yönetimi Sincan’da insan hakları ihlalleri olmadığını söylüyor. Çinli yetkililer önce gözaltı kamplarının varlığını inkar etmiş, daha sonra ise bu kamplarda yoksulluğu ve terör tehdidini ortadan kaldırma amaçlı meslek edindirme ve yeniden eğitim programları uygulandığını açıklamıştı.

Ancak Çin kamplara gazetecilerin veya insan hakları gruplarının girmesine izin vermiyor.

EVDE KUR’AN BULUNDURMA “SUÇ”

Sincan bölgesindeki Müslümanlara yönelik “suçlamaların” evde Kur’an bulundurulması veya domuz eti yenmemesi gibi nedenlere dayandırılabildiği ve bu kişilerin kamplarda keyfi gözaltılar, sağlık hizmetlerine erişimin engellenmesi veya zorla doğum kontrolü gibi uygulamalara maruz kaldığı ifade ediliyor.

Uygur ailelerin yanına Han soyuna mensup Çinli yetkililerin “akraba” sıfatıyla gözetim amaçlı iskanı ve kamu alanlarında yaygın bir gözetleme sistemine başvurulduğu belirtiliyor.

ASPI raporunda kampların nüfusun fazla olduğu bölgelerde yoğunlaştığı, ancak bu kamplarda tutulanların sayısında belli bir azalma kaydedildiğine işaret ediliyor.

EN BÜYÜK KAMP BAŞKENT URUMÇİ’DE

En büyük kampın Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nin başkenti Urumçi’deki Dabançeng kampı olduğu ve burada 100’e yakın binanın tespit edildiği belirtiliyor.

Tarihi İpek Yolu kenti Kaşgar’da ise Ocak ayında yeni bir kampın açıldığı, buradaki binaların 14 metre yükseklikte duvarlar ve gözetleme kulesi içerdiği bilgisine yer veriliyor.

Yeni inşa edilen merkezlerin yüzde 50’sinin yüksek güvenlikli olduğu kaydedilen raporda, bunun düşük güvenlikli “yeniden eğitim merkezlerinden” yüksek güvenlikli “gözaltı merkezi ve hapishanelere” doğru bir politika değişikliğine işaret edebileceği değerlendirmesi yapıldı.

Kamplarda tutulanların “tatmin edici gelişme göstermemesi halinde yüksek güvenlikli kamplara nakledildiklerine” dair anlatımların, yüksek güvenlikli gözaltı merkezlerinin yoğunlaşması bulgusu ile örtüştüğü ifade ediliyor.

ULUSLARARASI TEPKİLER

Pekin’in “mesleki eğitim merkezleri” olarak adlandırdığı ancak uluslararası kamuoyunun “yeniden eğitim kampları” şeklinde tanımladığı yerlerde Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre en az 1 milyon kişinin tutulduğu tahmin ediliyor.

Pekin yönetimi, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde kaç kamp bulunduğuna, buralarda kaç kişinin olduğuna ve söz konusu kişilerden ne kadarının sosyal hayata döndüğüne ilişkin bilgi vermiyor.

BM İnsan Hakları Konseyine üye 22 ülke, Temmuz 2019’da, Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Uygur Türkleri ve diğer azınlıklara yönelik muamelesini eleştiren ve kitlesel gözaltıların durdurulması çağrısında bulunan mektubu imzalamıştı.

BM ve diğer uluslararası örgütler, kampların incelemeye açılması çağrılarını yinelerken, Çin şimdiye kadar kendi belirlediği birkaç kampın az sayıda yabancı diplomat ve basın mensubu tarafından kısmen görülmesine izin verdi. Çin makamları, BM yetkililerinin doğrudan bilgi almak amacıyla bölgede serbestçe inceleme yapma taleplerini ise geri çevirdi.

Uygurların zorunlu işçiliğini engelleme tasarısı kabul edildi

Dünya

Beyaz sandalyede insanlığın katledilmesi ve helikopterden atılma Avrupa’da kınandı

Van’da iki köylünün helikopterden atılması ve KHK’lı komiser yardımcısı Mustafa Kabakçıoğlu’nun karantina koğuşunda tek başına beyaz bir plastik sandalyedeki ölümüne yurt dışından da tepki yağıyor. Farklı ülkelerde ve farklı dillerde yapılan basın açıklamalarında ölümler protesto edilirken sivil toplum örgütleri insan hakkı ihlalleri karşısında birlikte hareket etmeye davet edildi.

BOLD – Gümüşhane Cezaevinde 4 yıldır tutuklu olan KHK’lı polis Mustafa Kabakçıoğlu’nun tahliyesine 4 ay kala hücredeki plastik bir sandalyede tek başınayken hayatını kaybetmesi ve Van’da gözaltına alınan Osman Şiban ve Servet Turgut’un helikopterden atılması Avrupa’da protesto edildi. Fransa, Hollanda ve Almanya gibi birçok Avrupa ülkesinde bir araya gelen insanlar her iki olayı da protesto etti. Yoğun ilgi gören, geniş katılımlı Berlin’deki gösterileri Alman insan hakları örgütleri Aktion für Flüchtlingshilfe ve Human Rights Defenders düzenledi.

BEYAZ SANDALYE FACİASI AVRUPA’DA ANLATILDI

Amsterdam’da Kırık Tebeşir (Broken Chalka) adına açıklamayı yapan yönetim kurulu üyesi Feride Özer, 13 Nisan’da yaklaşık 90 bin tutukluyu tahliye eden AKP iktidarının kendine muhalif olarak gördüğü on binlerce masum insanı demir parmaklıklar ardında tutmaya devam ettiğini vurguladı.

Kabakçıoğlu’nun vefatının aslında Türkiye’deki cezaevi gerçeklerini de gözler önüne serdiği belirtilen açıklamada “Ölümünün ardından yayınlanan karantina hücresinin fotoğrafları Türkiye’deki insanlık dışı hapishane koşullarının bir özeti gibiydi. İnsan haklarını savunma çerçevesinde biz Broken Chalk olarak Türkiye’deki yetkilileri bu olayı acilen araştırmaları ve Kabakçıoğlu’nun vefatının arkasındaki doğruları açığa çıkarmaları için göreve çağırıyoruz. Türkiye Adalet Bakanı hapishanelerdeki KOVİD-19 vakalarını halktan saklamaktadır. Bu sırada uzmanlar ceza infaz kurumlarında vakaların arttığını ve hem çalışanların hem tutukluların hastalanmadığını belirtiyor” ifadeleri kullanıldı.

STK’LARA BİRLİKTE HAREKET ETME ÇAĞRISI

Feride Özer, açıklamasında İHD’nin verilerine göre Türkiye’deki hapishanelerde 1333 hastanın bulunduğunu ve bunlardan 457’sinin ise durumunun ağır olduğunu belirtti. İnsan haklarını savunan sivil toplum örgütlerine seslenilen açıklamada “Biz bütün insan hakları organizasyonlarını ve insan hakları savunucularını Türkiye’deki hapishanelerin insanlık dışı yaptırımlarına karşı durmaya ve aynı olayların tekrarlanmaması üzerine çalışmaya çağırıyoruz. Kabakçıoğlu’nun ölümü Türkiye hapishanelerinde bir ilk değildi fakat sizin de sesinizle birlikte son olabilir” denildi.

Avrupa Adalet İnisiyatifi adına yapılan açıklamada ise 15 Temmuz’dan bu yana Türkiye’de yaşanan hukuksuzluklar ve insan hakkı ihlallerinden birçok örnek verildi. “Herkes için özgürlük! Herkes için hukuk! Herkes için adalet diyoruz“ ifadelerinin yer aldığı açıklamada “İşte biz bugün burada bu hukuksuzluklara, Erdoğan‘ın diktatörlüğune HAYIR diyoruz! İnsanların sudan gerekçelerle hapishanelere atılmasına ve hapishanelerde tedavi edilmeden öldürülmesine HAYIR diyoruz! Çocukların hapishanelerde büyümesine HAYIR diyoruz.! Osman Kavala‘nın, Selahattin Demirtaş‘ın, Ahmet Altan‘ın, Müyesser Yıldız’ın, Ali Ünal’ın ve bunlar gibi yüzlerce gazeteci ve yazarın sadece muhalif oldukları ićin hapishanelerde çürümesine HAYIR diyoruz.!“ vurgusu yapıldı.

Göstericiler Van’da helikopterden atılan Osman Şiban ve Servet Turgut’u da unutmadı. Gözaltına alınmak üzere helikoptere bindirilen 2 köylüden Servet Turgut hayatını kaybetmişti. Hazırlanan dövizlerle Türkiye’de yaşanan skandal olay protesto edildi.

Okumaya devam et

Dünya

Aliyev’den ateşkes şartı: Ermenistan topraklarımızdan çekilsin

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, şartlı ateşkese hazır olduklarını açıkladı. Aliyev ateşkesin şartı olarak ise Ermenistan’ın işgal ettiği topraklardan çekilmesini istedi.

BOLD – Amerikan Fox News televizyonuna konuşan Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ermenistan’la savaş için dikkat çeken açıklamalar yaptı. Savaştan yana olmadıklarını belirten Aliyev ateşkes istediklerini belirtti. Ancak Ermenistan’ın  Azerbaycan’ın meşru topraklarından çekilmesinin tek şartları olduğunun da altını çizdi.

GÖZLER AZERBAYCAN-ERMENİSTAN ÇATIŞMASINDA

Açıklama iki ülkenin dışişleri bakanlarının Washington’da temaslarda bulunmasının ardından geldi. Aliyev, “Ateşkese bir şans daha verir misiniz?” sorusuna; “Evet, hazırız. Bunu birçok kez kamuoyu önünde söyledim. Bugün ateşkesi kabul etmeye hazırız. Fakat aynı zamanda Ermenistan ve başbakanı da, ABD, Rusya ve Fransa’nın ortaya koyduğu temel ilkelere bağlı olduklarını söylemeli” dedi.

ALİYEV PARALI ASKER İDDİASINI YALANLADI

1993 tarihli Birleşmiş Milletler kararını hatırlatan Aliyev Ermenistan’a, işgal ettiği Azerbaycan topraklarından koşulsuz olarak çekilme çağrısı yaptı. Azerbaycan Cumhurbaşkanı ayrıca Türkiye’nin ihtilaftaki rolüne ilişkin bir soruya da, “Pozisyonumuz şu; bölgesel ülkeler ihtilafa doğrudan müdahaleden uzak durmalı. İhtilafın uluslararası hale getirilmesine tamamen karşıyız” yanıtını verdi. Aliyev, Türkiye’nin bölgeye ‘paralı asker gönderdiğine’ dair iddialara da “Paralı askerlere ihtiyacımız yok. Tüm bunlar, ülkenin imajına zarar vermeyi ve savaş sahasındaki askerlerin cesaretini azaltmayı amaçlıyor” ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

Dünya

Dünyanın renkleri ‘Dostluk, Diyalog ve Kardeşlik’ mesajında buluştu

Dünyanın farklı ülkelerinden gençleri aynı sahnede buluşturan Uluslararası Dil ve Kültür Festivali’nin (IFLC) 18’incisi yeni tip Koronavirüs (Kovid-19) salgını sebebiyle bu sene internet üzerinden gerçekleştirildi. ‘Dostluk, Diyalog ve Kardeşlik’ temalı çalışmaların yanı sıra göçmen ve mültecilerin yaşadığı zorluklar sanat dili ile sahneye taşındı.

BOLD – YouTube üzerinden yayınlanan programa 40 ülkeden 200’ü aşkın öğrenci katılırken sanatseverler Facebook, Twitter ve Instagram gibi platformlar üzerinden etkinliğe büyük ilgi gösterdi. İlk defa internet üzerinden organize edilen festival, canlı yayında on binlerce kişi tarafından izlendi. Programda ‘yeşil perde’ çekim teknikleri kullanıldı.

Online etkinlikte 20 ülkeden öğrenciler birlikte koreografi oluşturup çeşitli projelerde performans sergiledi. Programı sanatseverlerin yakından tanıdığı Amerikalı ünlü aktör ve son olarak Prime Video’da (Amazon) gösterime giren “Hunters” isimli dizisi ile Netflix’te gösterilen “The Blacklist” dizisinde oynadığı rollerle tanınan Bill Timoney sundu.

MERİÇ NEHRİ VE İNSAN HAKLARI İÇİN 2 ÖZEL PROJE

Dünyanın farklı renklerini barından IFLC etkinliğinde Türkiye’deki zulümden kaçarken Meriç Nehri’nden geçmek zorunda kalan insanların yaşadığı zorluklar özel bir proje ile anlatıldı. ‘Meriç’ isimli projede insanların bir gece ansızın nasıl evlerini terk edip Türkiye sınırını geçmek zorunda kaldıkları anlatıldı. Yunanistan’a geçildikten sonra başlayan mülteci hayatı aktarıldı.

CEZAEVİNDE ÖLÜMLERE VE TUTSAKLARA DİKKAT ÇEKİLDİ

Bir başka proje ise ‘İnsan hakları’ ile ilgili oldu. Türkçe ve Almanca söylenen rap parçasında demokrasi, hukuk ve özgürlük konularına dikkat çekildi. İnsanların diline, dinine ve rengine göre ayrılmaması gerektiği belirtildi. Klipte geçtiğimiz günlerde Gümüşhane E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tek kişilik bir hücrede plastik sandalye üzerinde hayatını kaybeden Mustafa Kabakçıoğlu’nu temsilen görüntüler de verildi. Öte yandan hala cezaevinde bulunan iş adamı Osman Kavala ile gazeteci Ahmet Altan’ın fotoğrafları da yer aldı.

ALMAN MİLLETVEKİLLERİNDEN DESTEK MESAJLARI

Programa Almanya federal milletvekillerinden Gisela Manderla, Thomas Hitschler, Karl Heinz Brunner, Ulla Schmidt, Michaela Noll ve Martin Patzelt’in tebrik ve destek mesajları gönderdi. Milletvekilleri mesajlarında “Bazı insanların kafalarındaki bariyerleri ve duvarları kaldırmak için gençleri müzik, şarkı, dans, dil ve bütün güzel şeyler için bir araya getirme fikrini çok harika buluyorum.” ifadelerini kullandı.

“BABUŞKA VE IVAN DRAGO”DAN DESTEK MESAJI

2012 Eurovision şarkı yarışmasında Rusya’yı temsil eden Buranovski nineler de (Babuşka) katılarak sevgi mesajları verdi. Rus nineler sempatik hareketleri ile büyük ilgi gördü. Ayrıca Rocky IV filminde Ivan Drago rolü ile tanınan ünlü İsveçli aktör Dolph Lundgren geceye bir mesaj gönderdi. Lundgren mesajinda  “Merhaba, Dünyanın Renkleri! Evet, ben bir aktör, film yapımcısı, karate uzmanı, yakın koruma, kimya mühendisiyim … ve altı dilde pizza siparişi verebilirim. Eğitim asla bitmez ve ne kadar çok şey öğrenirseniz o kadar çok kapı açılır karşısınızda. Öyleyse IFLC’de harika işler çıkarmaya devam edin! Bize gerçekten bir şeyler öğretiyorsunuz! Tebrikler!” ifadelerini kullandı.

Amerika Birleşik Devletleri’nden (ABD) Beyaz Rusya’ya, Avustralya’dan  Kenya’ya kadar dünyanın dört bir tarafından gençler, kendi dillerinde ve Türkçe performanslar sergiledi. Gecede Romanya ve Kenya’dan katılan folklor grupları büyük beğeni topladı.  Programda Türkçe ve Almanca rap şarkılar yer alırken, yayın sırasında Türkçe, Almanca, İngilizce ve Fransızca altyazı desteği verildi. Program esnasında canlı sohbet ekranında on binlerce mesaj paylaşıldı.

Programda ayrıca daha önce Uluslararası Dil ve Kültür Festivali’nde sahnede yer alan ve şimdilerde başarı merdivenlerini tek tek çıkan Türk koleji mezunları da vardı. Mezun öğrenciler, IFLC organizasyonlarının bugünkü başarılarını yakalama konusunda çok büyük katkıları olduğunun altını çizdiler.

İnsan hayatı temalı Uluslararası Dil ve Kültür Festivaline saatler kaldı

Okumaya devam et

Popular