Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Yargıtay 15 Temmuz yargılamalarının en güçlü delilini çöpe attı

Eski Hakim Kemal Karanfil Bylock imajlarının hakim kararından 10 gün önce edinildiği ve bunun Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018’deki kararında bulunduğunu söyledi.

BOLD- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun (CGK) Bylock’un hukuka aykırı delil olduğunu itiraf ettiğini söyleyen Sulh Ceza eski Hakimi Kemal Karanfil, konuyla ilgili sosyal medya hesabından bir dizi paylaşımda bulundu.

BU BİLE TEK BAŞINA BOZMA NEDENİ

Karanfil, onbinlerce Hizmet Hareketi mensubunun tutuklanmasına ve ceza almasına neden olan, iletişim uygulaması Bylock’un hakim kararı üzerine gerçekleştirilen bir aramada değil, elde edilme usul ve yöntemi açıklanmayan istihbari yöntemlerle elde edildiğini belirterek: “Bu husus, Ceza Genel Kurulunun 26/9/2017 T., 2017/16.MD-956 E., 2017/370 K. sayılı kararında aşağıdaki görseldeki gibi ifade edilmiştir. Bylock materyalleri üzerinden imaj alma işlemi için verilen karar, bu materyaller ele geçirilmeden değil, MİT tarafından ele geçirildikten sonra verilmiş olup CMK’nın 134.maddesinin emredici hükmü tersine çevrilmiştir. Ancak, CMK’nın 288/2.maddesi gereğince; ‘bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır’ ve bu husus bile tek başına bozma nedenidir” dedi

CGK’NIN GAFLETİ

Ceza Muhakemesi Kanunun (CMK) 134. maddesine atıfta bulunan Karanfil, Bylock delilleri için, hakimden sonradan alınan kararların delilleri hukuki hale getirmeyeceğini hatırlatarak: “Ancak, 2017 tarihili kararında böyle diyen Ceza Genel Kurulu (CGK), 1 yıl sonra verdiği 20/12/2018 T., 2018/16-419 E., 2018/661 K. sayılı kararında bu söylediklerini unutmuş olmalı ki, Bylock’un hukuka aykırı delil olduğunu söyleme gafletinde bulunmuş ve 15 Temmuz yargılamalarının en güçlü delilini resmen çöpe atmıştır” ifadelerini kullandı.

BU KARAR ERGENEKON DAVALARINI BOZDU

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018 yılında verdiği Bylock ile ilgili imaj kararında büyük bir hata yaptığı belirten Karanfil: “İlk kararında belirttiği gibi 09/12/2016 da değil, 29/11/2016 da, yani hakim kararından 10 gün önce alındığını itiraf etmiştir. Bir dijital materyalin imajı hakim kararıyla alınmazsa delil olarak kabul edilemez ve yargılamada kullanılamaz” diye konuştu.

EN ZAYIF DELİL

Bu gerekçenin Ergenekon davalarındaki kararları bozduğunu söyleyen Karanfil: “CGK’nin kararında yer vermesiyle imajının aslında hakim kararından önce alındığı ve bu yönüyle hiçbir şekilde delil olarak kullanılması mümkün olamayacağı ortaya çıkan Bylock bilgi ve verilerinin hukuka aykırı delil olmadığına ilişkin bir diğer husus Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 12/7/2017 tarihinde aldırdığı bilirkişi raporudur. Zira bu raporda; Bylock veri tabanının yapısının bozuk olduğu, yani orijinal olmadığı, üzerinde oynama yapıldığı ve bir takım teknik yöntemlerle geri getirildiği belirtilmiştir. Kısaca, Bylock bilgileri gerek elde ediliş yöntemi, gerek hakim kararı olmadan imajının alınıp bu hususun CGK tarafından itiraf edilmesi ve gerekse de Başsavcılığın aldırdığı bilirkişi raporunda yapısının bozuk olduğuna ilişkin bilgi karşısında ne hukuki ne de teknik yönden hiç bir şekilde delil olarak kabul edilemez ve yargılamalarda kullanılamaz. En güçlü delil kabul edilen Bylock, bu nedenlerle delil zincirinin en zayıf halkası ve en nihayetinde tarihin çöplüğünde hukuka aykırı delil olarak yerini alacaktır” dedi.

YARGI MENSUPLARI SUÇ İŞLİYOR

Hakim kararı olmadan elde edilen Bylock’a delilleriyle yargılama yapan yargı mensuplarının 5 yıldır suç işlediğini söyleyen Karanfil: “Merak edenler için söyleyelim, bu suçun cezası sadece hürriyeti tahdit suçu açısından, TCK’nın 109/3-c ve 109/4 maddeleri gereğince hürriyeti kısıtlanan her bir kişi için ayrı ayrı 2 yıldan 10 yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezasıdır. Başta Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay bu suçu üstlenmiş, yerel mahkemeler ve savcılıklar da sorgusuz sualsiz suça ortak olmuş ve olmaya da devam etmektedirler” şeklinde konuştu.

Yargıtayın Bylock kararlarıyla Hizmet Hareketi mensuplarına çifte standart uyguladığını belirten Karanfil: “Ergenekon ve Balyoz kararları, Hizbuttahrir kararlarında uyguladığınız hukuku, bylock, ankesör, cemaat, HDP, Yüksel Direnişçileri, Gazeteciler vs hakkında da uygulayın. Ayrımcılık yapmayın!” çağrısında bulundu.

İstanbul’da Bylock operasyonu: Bebekli annelerin de olduğu 28 kişi gözaltına alındı

Gündem

AKP döneminde tutuklu ve hükümlü sayısı yüzde 500 arttı

Ceza infaz kurumlarının kapasitesi öğrenci yurtlarının kapasitesinden on kat fazla arttı. Cezaevlerindeki yatak sayısı 2018-2019 döneminde yüzde 10 artarken aynı dönemde öğrenci yurtlarının kapasitesi yalnızca yüzde 1,24 oranında yükseldi.

BOLD – AKP iktidarında tutuklu ve hükümlü sayısının katlanarak arttığı ortaya çıktı. Bu artış rakamlara da yansıdı. 2018 ve 2019 yılını kapsayan bir yıllık süreçte cezaevlerindeki yatak sayısı yüzde 10 arttı. Buna karşın öğrenci yurtlarındaki kapasite yüzde 1,24 arttı.

Birgün’ün haberine göre Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre de 2015 yılında 177 bin 262 olan ceza infaz kurumlarının yatak kapasitesi 2019 yılında 291 bin 546 olarak kayıtlara geçirildi. Ceza infaz kurumlarının yatak kapasitesindeki 2015-2019 döneminde yaşanan değişim ise yüzde 64 olarak kaydedildi.

5 KAT ARTIŞ

Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı nisanda çıkarılan afla 100 bin kişi tahliye edildiği halde 291 bin 546’e yükseldi. Cezaevlerine girenlerin en çok işlediği suç ise hırsızlık olarak kayıtlara geçti. AKP’nin iktidara geldiği 2002’den 2019’a kadar cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı ise 5 kat arttı. 2002’de 59 bin 429 olan tutuklu ve hükümlü sayısı 2019’da 291 bin 546 oldu.

AKP TÜRKİYE’Sİ 2’İNCİ SIRADA

2020’de Türkiye, 47 ülke arasında ikinci sırada yer aldı. İlk sırada ise Rusya bulunuyor. Bununla birlikte kapasite fazlasına çözüm arayan AKP; 2014’te 14, 2015’te 18, 2016’da 38, 2017’de 12, 2018’de 15, 2019’da 26 ve 2020’de 18 cezaevi yaptı. Toplam 178 yeni cezaevi yapıldı. Bu yıl ise 39 yeni cezaevi daha açılacak. Toplam cezaevi sayısı 375.

Diğer yanda cezaevlerinin kapasitesinde bir yıl içinde yaşanan değişim, öğrenci yurtlarının kapasitesindeki değişimi neredeyse ona katladı. Ceza infaz kurumlarının 2019 yılındaki yatak sayısı, 2018 yılına göre yüzde 10 arttı. Aynı dönemde öğrenci yurtlarının yatak sayısındaki artış yüzde 1,24’te kaldı.

Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın verilerine göre 2018 yılında 669 bin 64 olan öğrenci yurtlarındaki yatak sayısı, 2019 yılında 677 bin 413’e çıktı.

2015 yılında toplam kapasitesi 454 bin 631 olan öğrenci yurtları, dört yılda açılan yeni yurtlar ile birlikte 677 bin 413’e yükseldi. Yükseköğrenim öğrencilerine barınma hizmeti sunan öğrenci yurtlarındaki 2015-2019 dönemindeki kapasite değişimi yüzde 49 oldu.

Okumaya devam et

Gündem

Türkiye’nin S-400 için Girit Modeli teklifine ABD’den ret

S-400 krizine Girit modeli ile çözüm öneren Türkiye’ye ABD’den ret cevabı geldi. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) sözcülerinden Yarbay Thomas Campbell, “S-400 sisteminin S-300’e göre NATO ve ABD’ye daha büyük tehdit oluşturduğunu” belirtti.

BOLD – ABD Savunma Bakanlığından S-400’ler konusunda yeni bir açıklama daha geldi. Daha önce Washington yönetiminin üst üste yaptığı ve Türkiye’nin bu sistemleri elinden çıkarmasını istenen taleplerin bir devamı niteliğindeki açıklamada S-400’lerin NATO ve ABD’ye büyük tehdit oluşturduğu belirtildi.

ABD S-400’DEN VAZGEÇİLMESİNDE ISRARCI

Açıklama Pentagon sözcülerinden Yarbay Thomas Campbell’den geldi. Türkiye’ye S-400 hava savunma sistemini elinde tutmama çağrısını yineleyen Campbell “Bu tür satışlar, Ruslar’a gelir, erişim ve nüfuz sağlıyor. Türkiye uzun süreli ve değerli bir NATO müttefiki ancak bu mesele Türkiye’nin ABD ve NATO müttefiki olarak yükümlülükleriyle bağdaşmamaktadır” dedi.

Campbell açıklamasında Türkiye’nin kendisine daha önce sunulan savunma sistemi tekliflerini reddettiğini hatırlattı. “ABD, 2009 ve 2019 yıllarında Türkiye’ye Patriot teklif etti ve 2013’te de Türkiye’nin uzun menzilli hava/füze savunma sistemi ihalesinde yarıştı. Her bir teklif, ortak üretim ve ortak geliştirme konusunda geniş yelpazede fırsatlar içeriyordu, Türkiye reddetti” ifadelerini kullandı.

“S-400 DAHA BÜYÜK TEHDİT”

Amerika’nın Sesi’nin haberine göre, Sözcü Campbell, S-300’ler konusunda da Akar’ın Girit Modeline yanıt olarak, “Bunlar hiçbir şekilde aynı durum değil. S-400, NATO ve ABD’ye karşı oluşturduğu risk bakımından eski sistemlerden daha büyük bir tehdit. Buna ilaveten, Türkiye’nin sistemi satın alması, tüm NATO müttefiklerinin 2016’da Varşova’daki NATO Zirvesi’nde Rus teçhizatına olan bağımlılıklarını azaltma yönünde verdikleri taahhütlere ters düşmektedir” ifadesini kullandı.

Campbell açıklamasında, S-400 sisteminin F-35 savaş uçaklarıyla uyumlu olmadığına da bir kez daha dikkat çekerken, Türkiye’nin Rus savunma sistemi alımı nedeniyle F-35 programından çıkartıldığını da hatırlattı.

Okumaya devam et

Gündem

Özlem Zengin’e hakaret yetmedi yalana sarıldı: Kadınlar Pembe Oda’yı kullanarak hamile kalıyor

Çıplak aramayı ifşa eden kadınları ‘onursuzluk ve ahlaksızlık’la itham eden AKP’li Özlem Zengin, bu sefer de “Kadınlar cezaevinde pembe odayı kullanarak hamile kalıyor” yalanına sarıldı. Zengin’in iddia ettiği pembe oda görüşmeleri, Cemaat soruşturmalarında tutuklu bulunanlara kullandırılmıyor.

BOLD – Çıplak arama dayatmasını inkar eden ve skandalı ifşa eden kadınlar için “onursuz ve ahlaksız” suçlaması yapan AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin, yeni bir skandala imza attı. Zengin bu sefer “Kadınlar cezaevinde pembe odayı kullanarak hamile kalıyor, maksatları Türkiye’yi karalamak.” dedi. Oysa Zengin’in kadınları utandıran iddiası bir yana bahsettiği bembe oda ödül sistemi, Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklu bulunanlara Adalet Bakanlığı tarafından yasaklandı.

ÖZLEM ZENGİN HAKARETTE SINIR TANIMIYOR

AKP’li Özlem Zengin, bir kez daha Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklu ve hükümlü olan kadınları hedef aldı. Habertürk’ten Fatih Altaylı’ya konuşan Zengin, Cemaat soruşturması kapsamında cezaevinde tutuklu ve hükümlü olan kadınların, diğer kadın mahkumlara kıyasla 4 kat daha fazla hamile kaldığını iddia etti.

“PEBME ODA” YALANI

Bu iddiasıyla sınırlı kalmayan Zengin, cezaevlerinde uygulanan ‘Pembe Oda’ uygulamasını hatırlatarak “Pembe Oda denilen uygulamayı biz getirdik ve çok da doğru yaptık, ama ‘FETÖ’cüler bunu kullanarak cezaevinde hamile kalıyorlar. Cezaevinde anne çocuk fotoğraflarını dünyaya göstermek. Ben bunu söylediğim için hedefteyim” dedi. Zengin daha önce de kadınların talimatla hamile kaldığını söyleyerek tepki çekmişti.

‘PEMBE ODA’ NEDİR?

Kamuoyunda “pembe oda” olarak bilinen özel alanlar, cezaevlerinde tutuklu ve hükümlülerin eşleri ile bir araya gelmelerine olanak sağlayan özel görüşme odalarıdır. Uygulama Türk hukuk mevzuatına, 30 Mart 2013 tarihinde ve AKP iktidarında “Hükümlü ve Tutukluların Ödüllendirilmesi Hakkında Yönetmelik”te girdi.

Düzenlemeye göre cezaevinde tutuklu ve hükümlülerin topluma kazandırılması ve sosyalleşmelerini teşvik etmek için uyguladığı ödül yönetmeliğinin 11. maddesine göre hükümlü ve tutuklular en geç 3 ayda 1 kez olmak üzere 3 saatten 24 saate kadar eşleriyle kurumunun bu tür ziyaretler için ayrılan bölümünde görüşebiliyorlar.

Birçok ülkede örneği görülen bu uygulama Türkiye’de bir hak değil, ödüllendirme sistemi olarak uygulanıyor. Ödülü kazanmanın şartları; örnek davranış, üstün başarı, kişisel gelişim ve istihbarat. İnfaz Kanunu uyarınca hakkında terör suçlaması da bulunsa iyi hali olan tutuklulara çeşitli “ödüller” veriliyor. Bu ödüllerden biri de “pembe oda”yı kullanmak.

SADECE CEMAAT SORUŞTURMASINDAN TUTUKLU OLANLAR FAYLANMIYOR

Bunun yanı sıra Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, 15 Temmuz’un ardından Türkiye’de ilk kez “pembe oda” taleplerine kısıtlama getirdi ve Cemaat soruşturmaları kapsamında cezaevlerinde bulunan evli tutuklulara “pembe oda” yasağı koydu. Yasağa gerekçe olarak muhtemel “örgütsel” ve “kripto” görüşmeler gösterildi.

Bu ödüllendirme sisteminden Cemaat soruşturmaları sebebiyle cezaevinde olanların faydalanması yasak. Yani Zengin’in iddia ettiği gibi, cemaat soruşturmasından tutuklu ya da hükümlü olan kadınların, cezaevlerinde hamile kalma ihtimalleri yok.

“ONURLU VE AHLAKLI KADIN” ÇIKIŞININ ARKASINDA

Zengin’in tartışmalı açıklamaları bununla sınırlı kalmadı. Daha önce çıplak aramayı ifşa eden kadınları ‘onursuzluk ve ahlaksızlık’la itham eden Zengin, sözlerinin arkasında durarak “Tacizin, tecavüzün, aile içi şiddetin uzun yıllar saklandığına tanık oldum. Her yerde olur bunlar ve bunu anlarım ama cezaevinde kötü muamelenin saklanması aynı şey değil. Ben bunu vurgulamaya çalıştım. ‘Onurlu ve ahlaklı bir kadın bunu bir yıl saklar mı?’ dedim. Yanlış söyledim, haklısınız. Keşke kadın yerine ‘insan’ deseydim” ifadelerini kullandı.

“YALAN, İFTİRA, VİCDANSIZLIK”

Zengin’in açıklamalarına HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ise, “Durmuyor!!! Yalan, iftira, vicdansızlık! Ah vicdan neredesin? “FETÖ’cüler bunu kullanarak cezaevinde hamile kalıyorlar. Maksatları da Türkiye’yi karalamak. Cezaevinde anne çocuk fotoğraflarını dünyaya göstermek. Ben bunu söylediğim için hedefteyim” paylaşımıyla tepki gösterdi.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0