Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

BM Türkiye-Libya deniz yetki anlaşmasını “kayıt altına aldı”

Birleşmiş Milletler (BM) Türkiye ile Libya arasında yapılan deniz sınırı anlaşmasını kayıt altına aldı. Ancak BM’nin bu belgeyi kayıt altına alması, anlaşmanın BM tarafından kabulü anlamına gelmiyor.

BOLD – Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yayımlanan belgeye göre, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Türkiye ve Libya arasında imzalanan uluslararası anlaşmayı 30 Eylül’de BM Şartı’nın 102’nci maddesi gereği kayıt altına aldı.

Türkiye ile Libya Hükümeti, 27 Kasım’da “Güvenlik ve Askeri İşbirliği Mutabakat Muhtırası” ile iki ülkenin uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarının muhafazasını hedefleyen “Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası imzalamış ve anlaşmayı kayıt altına alınması için BM’ye göndermişti.

“TERCÜME” OYUNU

Anlaşmanın BM tarafından kayıt altına alınması (register-registiration) Türkiye’de Milli Savunma Bakanlığı tarafından kamuoyuna duyurulurken tercümede “BM’nin anlaşmayı kabul ettiği” manasına gelecek şekilde “kayıt altına alma” yerine “tescil etme” şeklinde duyuruldu.

Türk medyası da haberi “tescil etti” şeklinde verdi.

BM’NİN BİR ANLAŞMAYI “KAYIT ALTINA ALMASI” NE DEMEK?
Birleşmiş Milletler’de yerleşik içtihatlara göre bir anlaşmanın BM Genel Sekreterliği tarafından kayıt altına alınması “Sekreterlik tarafından bir karar anlamına gelmiyor.”
Sekreterliğin anlaşma konusunda bir eylemi ya da eylemsizliği kayıt altına alınan anlaşmayla ilgili bir şey ifade etmiyor veya anlaşmayı ortadan kaldırmıyor. Bu noktada anlaşmanın durumu veya anlaşmayı imzalayan tarafların durumu önem arz ediyor.
Ayrıca yapılan anlaşmanın ve tarafların uluslararası hukukta statüye sahip olması bir zorunluluk.
ATİNA: MEŞRUİYET KAZANDIRMAZ VE TANINMASINI İMA ETMEZ

Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Kesimi ve Avrupa Birliği, anlaşmanın uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirterek bir geçerliliği olmadığını belirtmişlerdi.

Anlaşmanın kayıt altına alınmasının ardından medyaya konuşan Yunan diplomatik kaynakları, “Devletler tarafından BM Sekreterliğine sunulan her türlü anlaşmanın kayıt altına alınması ve yayınlanması, anlaşmaya bir meşruiyet kazandırmayan ve BM’nin tanınmasını ima etmeyen resmi ve teknik bir prosedürdür” ifadelerini kullandı.

MSB: Türkiye ve Yunanistan genel ilkelerde ortak anlayışa vardı, acil irtibat hattı kurulacak

Dünya

Ermenistan’da darbe girişimi: Ordudan Paşinyan’a muhtıra

Ermenistan ordusu Başbakan Nikol Paşinyan ve hükumetin istifasını istedi. Paşinyan ise Genelkurmay Başkanı Onik Gasparyan’ı görevden aldığını açıkladı. Paşinyan ayrıca bir darbe girişimi yaşandığını ilan ederek halktan destek istedi.

BOLD – Azerbaycan mağlubiyetinin ardından suların durulmadığı Ermenistan’da bu sefer darbe gerilimi yaşanıyor. Ermenistan ordusu, Başbakan Nikol Paşinyan ve hükumetinin istifasını istedi. Paşinyan ise istifa talebine, Genelkurmay Başkanı Onik Gasparyan’ı görevden aldığını ilan ederek karşılık verdi.

ORDU “İSTİFA” İSTEDİ

Azerbaycan mağlubiyetinin ardından zor günler geçiren Paşinyan hükumeti, bu sefer de muhtıra ile karşı karşıya kaldı. Ordu, Paşinyan’ın ve hükumetinin istifa etmesi için muhtıra verdiğini açıkladı.

ERMENİSTAN ORDUSU: HER ŞEYİN BİR SINIRI VAR

Genelkurmay Başkanı, yardımcıları ve çok sayıda üst düzey askeri komutan tarafından imzalanan açıklamada, “Başbakan ve hükumetin artık makul kararlar veremeyeceği” belirtildi. “Ermenistan Silahlı Kuvvetleri, görevdeki hükümetin silahlı kuvvetleri karalamayı amaçlayan saldırılarına uzun bir süre sabırla tahammül ediyordu, ancak her şeyin bir sınırı var” denilen açıklamada, hükümetin “etkisiz” yönetiminin ve “dış politikadaki ciddi hataların” ülkeyi yıkımın eşiğine getirdiği iddia edildi.

PAŞİNYAN’DAN KARŞI HAMLELER

Paşinyan ise “istifa et” çağrılarına olumsuz cevap verdi. Karşı hamlede gecikmeyen Ermenistan Başbakanı istifa çağrısını “darbe girişimi” olarak nitelendirerek, destekçilerini sokağa çağırdı.

Halk desteğini arkasına almak isteyen Paşinyan ayrıca Genelkurmay Başkanı Onik Gasparyan’ı görevden aldığını duyurdu.

Diğer yandan Dağlık Karabağ’daki yenilginin ardından sıkıntılı günler yaşayan Paşinyan, hafta içinde Genelkurmay Başkan Yardımcısını görevden almıştı. Son olarak ise yerel medyaya verdiği bir röportajda Rus İskender füzelerini çatışmalar sırasında Azerbaycan’a karşı kullandıklarını ilk kez açıkladı. Açıklamasında füzelerin ancak yüzde 10’unun patladığını geri kalan kısmının ise infilak etmediğini belirtti.

Paşinyan’a karşı muhtıranın, bu açıklamasının hemen ertesi günü yaşanması ise dikkat çekti.

Okumaya devam et

Dünya

BM: Akdeniz’de hafta sonu yaşanan faciada en az 41 göçmen hayatını kaybetti

Birleşmiş Milletler’e bağlı 2 kuruluş, hafta sonu Akdeniz’in orta kesiminde yaşanan göçmen faciasında en az 41 kişinin öldüğünü açıkladı.

BOLD – Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Göç Örgütü (IOM) İtalya Şubesi ve BM Mülteciler Yüksek Komiserliğinden (UNHCR) yapılan ortak yazılı açıklamada, 20 Şubat’ta yaşanan bot kazasında lastik botta bulunan en az 41 kişinin boğularak can verdiği belirtildi. Olayda Vos Triton isimli gemi tarafından 77 kişi lastik bottan kurtarılmıştı.

İtalya’nın güneyindeki Porte Empedocle limanındaki UNHCR yetkililerinin kurtulanların ifadesinden elde ettiği bilgilere göre, 18 Şubat’ta Libya’dan ayrılan lastik botta, biri hamile 6 kadın ve 4 çocuk olmak üzere 120 kişi bulunuyordu.

Denize açıldıktan 15 saat sonra bot su almaya başladı ve acil yardım çağrısında bulunuldu.

Açıklamada, zor durumdaki bota, 3 saat sonra Vos Triton gemisinin zor bir operasyonla yardım ettiği, bu sırada çok sayıda kişinin öldüğü bilgisine yer verildi.

BM kurumlarının ortak açıklamasında, Libya üzerinden Orta Akdeniz’i geçmeye çalışan on binlerce göçmenin insan kaçakçıları ve milislerin “tarifsiz vahşetinin” kurbanı olduğu, 2021 yılının başından bu yana 160 düzensiz göçmenin denizde hayatını kaybettiği kaydedildi.

Açıklamada, 1 Ocak-21 Şubat 2021 tarihlerinde Akdeniz’i geçerek İtalya’ya ulaşanların sayısının 3 bin 800’den fazla olduğu, bunların 2 bin 257’sinin Libya’dan hareket ettiği belirtildi.

AKDENİZ GÖÇÜNÜN BİLANÇOSU

Akdeniz’de Avrupa’ya yönelik 3 temel göç rotası bulunuyor: Batı, Orta ve Doğu Akdeniz.

Bu rotalar içerisinde en ölümcül olan rota Libya’dan başlayıp deniz yoluyla Malta ve İtalya’ya ulaşan Orta Akdeniz göç rotası.

Afrika ve Asya’dan savaşlar, iç savaşlar, baskı ve ekonomik nedenlerle daha iyi bir hayat ümidiyle başlayan göç yolculuğunda binlerce umut yolcusu Akdeniz’de hayatını kaybetti.

Yıllara göre Akdeniz’de göçmen facialarında kaydedilen can kayıpları şöyle:

  • 2014 – 3 bin 283
  • 2015 – 4 bin 054
  • 2016 – 5 bin 143
  • 2017 – 3 bin 139
  • 2018 – 2 bin 299
  • 2019 – 1 885
  • 2020 – 979

(Kaynak: statistica.com)

Çin’in Uygur zulmü İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün raporuna da girdi

Okumaya devam et

Dünya

Diktatör Franco’nun son heykeli de yıkıldı

İspanya, ülkeyi yaklaşık 40 yıl boyunca diktatörlükle yöneten Francisco Franco’nun son heykelini de kaldırdı. Heykel, İspanya’nın kuzeybatı Afrika’daki özerk şehri Melilla’da bulunuyordu.

BOLD – Bir süredir diktatörlük döneminin ülkedeki izlerini silmeye çalışan İspanya, Francisco Franco’nun son heykelini de kaldırdı. Kuzeybatı Afrika’daki özerk şehir Melilla’da bulunan heykel, Franco’nun 1978’deki ölümünden 3 yıl sonra yapıldı.

Euronews’in haberine göre heykel, herhangi bir taşkınlık yaşanmadan bir kepçe ve vinç ile yerinden sökülerek kamyona yüklendi. Heykel Franco’nun Kuzey Afrika’daki Berberi kabileleriyle İspanya arasında 1920’lerde yaşanan Rif Savaşı anısına yapılmıştı.

Ülkedeki sosyalist partiler, sosyalist İspanyayı yaklaşık 40 yıl yöneten Franco’nun izlerini silmek için Mecliste 16 ay boyunca mesai harcamıştı. Bu kapsamda İspanya’da 2007 yılında çıkarılan Tarihi Bellek yasası ile Franco ve diktatörlüğe ait tüm izlerin silinmesi kararı alınmıştı. Yasa, Franco’ya ait ve kamuya açık devlet eliyle yaptırılan bütün heykellerin kaldırılmasını da içeriyor.

Yasa kapsamında başkent Madrid yakınlarındaki Şehitler Vadisi’nde bulunan Franco’nun anıt mezardaki naaşı ve kalıntıları 44 sene sonra aile mezarlığına taşınmıştı. Francisco Franco’nun döneminde büyük insan hakları ihlallerinin yaşandığı ve birçok insanın faili meçhul cinayetlerde hayatını kaybettiği biliniyor. Ayrıca tam rakam bilinmemekle birlikte 200 bin ila 400 bin insanın öldürüldüğü tahmin ediliyor.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0