Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Joe Biden’ın koronavirüs test sonucu ortaya çıktı

ABD’de Başkanı Trump’ın korona testinin pozitif çıkmasının ardından gözler Trump’ın rakibi Başkan Adayı Joe Biden’e çevrildi.  

BOLD –  ABD Başkanı Donald Trump ve eşi Melania’nın koronavirüsüne yakalandığının duyurulmasının ardından gözler Biden’a çevrilmişti. Trump’la canlı yayında tartışan Biden’ın korona testinin negatif çıktığı açıklandı. 

 3 Kasım’da düzenlenecek ABD Başkanlık seçimlerine 4 hafta kala Cumhuriyetçi Partili Başkan Donald Trump ve Demokrat Partili rakibi Joe Biden önceki gün ilk defa karşı karşıya gelmişti. 

Sosyal medya hesabından açıklama yapan ABD Başkanı Donald Trump, “First Lady ve benim Covid-19 testlerimiz pozitif çıktı. Karantina ve iyileşme sürecimize hemen başlayacağız. Bunu beraber atlatacağız” ifadesini kullanmıştı. 

Reuters’ta yer alan habere göre, Trump’ın testinin pozitif çıkmasının ardından gözler Demokrat Partili rakibi Joe Biden’a çevrildi. Biden’a yapılan korona testinin sonucunun negatif olduğu açıklandı. 

ABD Başkanı Donald Trump ve eşi Melania Trump’ın koronavirüs testlerinin pozitif çıkmasıyla beraber, virüsü kimlere bulaştırmış olabilecekleri merak konusu olmuştu. Trump’ın başkanlık seçimlerindeki rakibi Joe Biden ise en büyük adaylardan biri konumundaydı. 

Trump’ın virüsü bulaştırmış olabileceği kişiler arasında Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Mark Meadows, Yüksek Mahkeme Yargıç Adayı Amy Coney Barrett, danışmanı ve damadı Jared Kushner ve bu hafta Beyaz Saray ziyaretinde bulunan Cumhuriyetçi Kongre üyeleri de bulunuyor. 

Trump ‘hafif’ Kovid-19 belirtileri gösteriyor, Başkan Yardımcısı Pence’in testi “negatif”

Dünya

ABD’deki Halkbank davasının olası sonuçları: Türkiye kriz yıllarına dönebilir

Alman Der Spiegel dergisi, New York’ta Mayıs ayında başlayacak Halkbank davasında 20 milyar dolar ceza veya Halkbank’a uluslararası bankacılık sisteminden atılma cezası verilebileceğini yazdı. Dergiye göre Türkiye 2001’deki ekonomik kriz şartlarına dönebilir.

BOLD – Almanya’nın prestijli haber dergilerinden Der Spiegel yeni sayısında, ABD’deki Halkbank davasına ilişkin kapsamlı bir dosya haber yayınladı.

Haberde, söz konusu davanın Türkiye ekonomisini ve AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ‘korkunç bir duruma’ sokabileceği öngörüsünde bulunuldu.

ERDOĞAN’IN EVİNDE SAKLANAN PARALAR

Der Spiegel haberinde, Reza Zarrab’ın 2010 yılında Türkiye’de yasa dışı para transferine başladığı ve bu faaliyetlerini devam ettirebilmek için dönemin Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ve Halkbank eski Başkanı Süleyman Arslan da dahil olmak üzere birçok bürokrata rüşvet verdiğini itiraf ettiği ve bu işleyişin 2013 yılında yaşanan ’17-25 Aralık Soruşturması’ olarak bilinen sürece kadar başarıyla devam ettiği yer alıyor.

Der Spiegel, Recep Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan arasındaki telefon görüşmelerinde evlerinde saklanan milyonlarca doların dağıtılmasıyla alakalı ses kayıtlarının olduğu ayrıntılarını da kapsamlı bir şekilde ele almış.

Der Spiegel’e göre, Halkbank davasında ilişkisi ispatlansa dahi Cumhurbaşkanı olduğu için Erdoğan’ın dokunulmazlığı bulunuyor ve bu nedenle suçlanması mümkün değil. Ancak dava süresince Erdoğan’ın uluslararası itibarının yerle bir olacağına kesin gözüyle bakılıyor.

ZERRAB, ERDOĞAN’A AĞIR SUÇLAMALARDA BULUNDU

Der Spiegel’in dosyasında en çok dikkati çeken ayrıntılardan biri İranlı iş insanı Reza Zarrab’ın Amerikan Federal Soruşturma Bürosu (FBI) soruşturmasında Erdoğan’ı ağır biçimde suçladığı iddiası.

Haberde, Erdoğan hükümetinin bu davayı engelleme girişimleri, Donald Trump’ı ikna etme çalışmaları ve lobi şirketlerine harcanan milyonların dökümü de yer alıyor. İddiaya göre, 2017-2019 arasında Erdoğan hükümeti ABD’deki lobicilik faaliyetleri için 5 milyon dolardan fazla harcama yaptı.

BİDEN, DAVAYA HİÇBİR ŞEKİLDE KARIŞMAYACAK

Spiegel, Halkbank üst yöneticisi Hakan Atilla’nın gözaltı süreci öncesi Erdoğan’ın dönemin ABD Başkanı Barack Obama ve yardımcısı Joe Biden’dan, söz konusu davanın düşürülmesini talep ettiği ancak ikilinin bunu reddettiğini haberde hatırlatıyor. Erdoğan’ın Obama sonrası göreve gelen ABD eski Başkanı Donald Trump ile bu davanın düşürülmesi için yakınlaştığı ve Zerrab’ın ABD’de tutuklanması sonrası Trump’ın danışmanı Rudy Giuliani’nin Erdoğan ile konunun ayrıntılarını görüşmek için Ankara’ya geldiği belirtiliyor.

Kısa bir süre sonraysa davaya bakan New York Güney Bölge Başsavcısı Preet Bharara ve halefi Geoffrey Berman, Trump tarafından görevden alınmıştı.

Der Spiegel haberinde, ABD Başkanı Joe Biden’ın Halkbank davasına hiçbir şekilde karışmayacağını ve mahkemenin kararını bekleyeceğini ifade ediyor.

20 MİLYAR DOLAR CEZA

Haberde, Bir Türk yetkilisinin ABD’ye 2017’de bu davayla ilgili belgeleri gizlice getirmeyi başardığı belirtilirken, New York mahkemesinin kanıtlarının çok ağır olduğu, Halkbank’ın belki 20 milyar dolarlık bir ceza alabileceği ve AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uluslararası prestijinin de büyük oranda zarar göreceği kaydediliyor.

HALKBANK ULUSLARARASI BANKACILIK SİSTEMİNDEN ATILABİLİR

Bunun yanında Halkbank’ın uluslararası bankacılık sisteminden (Swift) atılabileceği, bunun Türkiye ekonomisi için de altından kalkılması güç bir darbe olacağı ve 2001’de yaşanan ekonomik kriz şartlarına geri dönüleceği öngörüsü yapılıyor.

SWIFT NEDİR?

Yurt içi yada yurt dışındaki banka hesaplarına döviz olarak gerçekleştirilen tüm para transferleri SWIFT (Society for Worldwide Interbank Financial Telecommunication / Dünya Bankalar Arası Finansal Telekomünikasyon Derneği) sistemi aracılığıyla gerçekleştirilmektedir.

Swift sistemi 1973 yılında kuruldu ve 1977 yılında fiilen çalışmaya başladı.

Sistem, bankaların döviz hesaplarına yapılan transferlerin gerçekleştirilmesini sağlıyor.

Bu anlamda bir banka SWIFT sisteminden atıldığı takdirde yurt içinde ve yurt dışında hiçbir şekilde döviz transferi yapamaz, yani bankacılık yapma imkanı kalmaz.

ABD, İRAN YAPTIRIMLARINI DELEN BANKALARA AĞIR CEZALAR VERDİ

ABD, devrimin yaşandığı 1979 yılından beri İran’a birçok alanda yaptırımlar uyguladı. Bu kapsamda son yıllarda  uyguladığı yaptırımları delen çok sayıda Avrupalı bankayı da cezalandırdı.

Bu bankalar arasında Amerikan, İngiliz, Fransız, Alman ve İsviçre’nin önde gelen birçok bankası yer aldı.

Genellikle cezalar ilgili banka ile Amerikan hükumeti arasında yapılan görüşmelerde anlaşma yoluyla belirlendi.

FRANSIZ BANKASI BNP PARİBAS’A 8.9 MİLYAR DOLAR CEZA

ABD, İran yaptırımlarını deldiği için en büyük cezayı Fransız bankası BNP Paribas’a verdi.

2014 yılında BNP Paribas, Amerikan hükumeti ile yürüttüğü görüşmelerde 8.9 milyar dolar ceza ödemeyi kabul etti.

2015 yılında, diğer bir Fransız bankası Credit Agricole, 2003-2008 yılları arasında ABD’nin yaptırım uyguladığı İran, Sudan ve Küba’ya yaptığı para transferleri nedeniyle 787 milyon dolar para cezası ödemeyi kabul etti.

2015 yılında, Alman Commerzbank ABD’nin yaptırım uyguladığı ülkelere yapılan para transferleri ve para aklama suçlamaları nedeniyle Amerikan hükumetine 1.45 milyar dolar ceza ödemeyi kabul etti.

2015 yılında diğer bir Alman bankası Deutsche Bank; İran, Libya ve Suriye’ye yaptırımları deldiği için 258 milyon dolar ceza ödemeyi kabul etti ve Amerikan hükumeti ile bir anlaşma imzaladı.

Aynı yıl, İsviçre bankası UBS, ABD’nin yaptırım uyguladığı ülkeler ve terörizmle alakalı para transferleri nedeniyle 1.7 milyon dolar ceza ödeme konusunda Amerikan hükumeti ile anlaştı. Amerikan Merkez Bankası Federal Reserve, 2004 yılı Mayıs ayında da UBS’e Küba, İran, Libya ve Yugoslavya yaptırımları delmek suçlamasıyla 100 milyon dolar ceza kesmişti.

2018 yılı Ekim ayında Amerikan J.P. Morgan Chase Bank, Küba ve İran yaptırımlarını delmek suçlaması nedeniyle Amerikan hükumeti ile anlaşmaya vardı. J.P. Morgan Chase Bank, anlaşma kapsamında 5.3 milyon dolar ceza ödemeyi kabul etti.

İngiliz bankası Standard Chartered, 2012 yılında İran, Sudan, Libya ve Myanmar’a yaptığı illegal para transferleri nedeniyle 667 milyon dolar Amerikan hükumetine ödemeyi kabul etti. Banka, 2019 yılında da İran’a ve diğer ülkelere uygulanan yaptırımları delmek suçlamasıyla Amerikan ve İngiliz hükumetlerine 1.1 milyar dolar ceza ödemek zorunda kalmıştı.

Libya’da ele geçirilen Rus hava savunma sistemi ABD iş birliğiyle Türkiye’ye getirildi

Okumaya devam et

Dünya

Londra’dan Tahir Elçi cinayeti davasına ‘iddianame’ tepkisi

Londra Üniversitesi Adli Mimarlık Bölümü, Diyarbakır Barosunun talebiyle Tahir Elçi cinayetine ilişkin rapor hazırladı. Olay yerindeki 3 polisten biri ‘kesin fail’ olarak belirtildi. Ancak iddianamede bu önemli bilginin dikkate alınmamasına üniversiteden tepki geldi.

BOLD – Diyarbakır’ın Sur ilçesinde 28 Kasım 2015 tarihinde katledilen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin öldürülmesine ilişkin açılan davanın ikinci duruşması 3 Mart’ta görülecek.

Diyarbakır Barosunun gazetecilerin olay yerinde çektiği görüntüleri incelettiği Londra Üniversitesi Adli Mimarlık Bölümü Forensic Architecture, suikasta ilişkin bir rapor hazırladı. Elçi’nin öldürüldüğü esnada ateş açan polislerin atış yönü ve sayısı ile yere düştüğü ana dair yapılan incelemeler sonucunda fail olarak tespit ettiği 3 polisten biri, rapora göre ‘kesin fail’ olarak belirtildi. Baro, raporu Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına sundu.

Savcılık, 4 yıl süren soruşturma sonucunda iddianame hazırladı. Tutuksuz yargılanan polis memurları M.S., F.T. ile S.T. ile birlikte firari PKK üyesi Uğur Yakışır, iddianamede sanık olarak yer aldı. Polis memurlarına bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermekten 2 yıldan 6 yıla kadar hapis isteyen başsavcılık, Elçi’yi olası kastla öldürmekten suçladığı PKK’lı Yakışır’a yine 2 polisi öldürmek, ülke birliğini ve bütünlüğünü bozmak, polis memuru S.T’yi öldürmeye teşebbüs ve izinsiz silah bulundurmak suçlarından toplamda 3 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 45 yıl hapsi isteminde bulundu.

TÜRKÇE PAYLAŞIM

Forensic Architecture, davanın 3 Mart’ta görülecek ikinci duruşması öncesinde sosyal medya hesabından Türkçe paylaşımda bulundu. Tahir Elçi cinayetine ilişkin hazırlanan raporun kısa bir videosunun da eklendiği paylaşımda şöyle denildi: “Tahir Elçi davasının ikinci duruşması 3 Mart’ta görülecek. Fakat iddianamede bir sorun var. Saptadığımız polis memurlarının yanı sıra PKK üyelerinden biri de Elçi’nin katil sanığı olarak gösteriliyor. Oysa bulgularımız PKK üyelerinin Elçi’ye ateş etmediğini açıkça göstermişti.”

Okumaya devam et

Dünya

Almanya’dan sonra Hollanda’dan da Erdoğan’ı üzecek karar geldi

Türk siyasilerin Avrupa’da yaptığı seçim propagandalarına getirilen yasaklar genişliyor. Almanya’nın getirdiği yasağın ardından Türkiye ile 2017 yılında bu konuda büyük bir kriz yaşayan Hollanda da AB dışındaki ülkelerin politikacılarına seçim propagandası yasağı getirdi.

BOLD – Hollanda hükumeti, Türkiye’deki politikacı ve bürokratların seçim dönemlerinde ülkesindeki Türk toplumuna yönelik propaganda yapmasını yasakladı. Yasak kararı, Avrupa Birliği (AB) üyesi olmayan ülkelerden gelen siyasileri kapsayacak.

“TÜRKİYE GİBİ DEMOKRATİK VE ÖZGÜR OLMAYAN ÜLKELERDEN…”

Bu karar, Mart 2017’de anayasa değişikliği referandumu öncesi AKP hükumet üyelerine Hollanda’da kampanya izni verilmemesi üzerine çıkan büyük krizin tekrarlanmaması için alındı.

Hollanda’da Ocak ayında istifa eden hükümetin büyük ortağı Demokrasi ve Özgürlük İçin Halk Partisi (VVD) tarafından 2018 yılında gündeme getirilen ve meclisin çoğunluğu tarafından da desteklenen, ‘Türkiye gibi demokratik ve özgür olmayan ülkelerden gelen istenmeyen dış etkiyle mücadele’ önerisi, hükümet tarafından kabul edildi.

ÜST DÜZEY BÜROKRATLAR DA YASAK KAPSAMINDA

Geçici hükümetin Dışişleri Bakanı Stef Blok, bu hafta temsilciler meclisine gönderdiği mektupta, AB dışındaki politikacılara, ülkelerindeki seçimlere 3 ay kala Hollanda’da propaganda yapmalarına izin verilmeyeceğini bildirdi.

Hollandalı bakana göre, yasak kararı tüm bakanlar, milletvekilleri, belediye başkanları ve üst düzey bürokratlar için geçerli olacak.

SEÇİM DÖNEMLERİ DIŞINDA İZİN ALINMASI GEREKECEK

AB üyesi olmayan ülkelerden gelen politikacıların, seçim dönemleri dışında siyasi çalışma yapmak için Hollanda’ya gelebilmesi için dışişleri bakanlığına bildirimde bulunmaları gerekecek.

Lahey hükümeti, Türkiye ve diğer AB üyesi olmayan ülkelerden gelen siyasilerin, 3 aylık seçim dönemi dışında Hollanda’da ‘istenmeyen propaganda’ yapmaları durumunda müdahale edebilecek.

ALMANYA 2017 YILINDA YASAKLAMIŞTI

Benzer bir yasak kararı, 2017 yılındaki anayasa değişikliği referandumu sürecinde Türkiye’den gelen politikacılarla gerilim yaşanması sonrası Almanya tarafından da hayata geçirilmişti.

AB dışındaki ülkelerden gelen politikacıların, üç aylık seçim sürecinde Almanya’da kampanya yürütmesi yasak. Ayrıca seçim dönemi dışında Almanya’da siyasi faaliyet yürütmek isteyen yabancı politikacılar, Berlin hükümetinden izin istemek zorunda.

YASAK DÜŞÜNCESİNİN MİMARI KARARDAN MEMNUN

Hollanda’daki öneriyi 2018 yılında gündeme getiren VVD Milletvekili Bente Becker, hükümetin kararından memnun.

Becker, sosyal medya aracılığıyla paylaştığı video mesajında, ‘Türkiye ve Eritre gibi özgür ve demokratik olmayan rejimlerin uzun süredir Hollanda’daki özgürlük ortamından yararlanarak kampanya yürüttüklerini’ söyleyerek propaganda yasağını bu nedenle istediklerini belirtti.

Becker, Hollanda medyasına yaptığı açıklamada da, istenmeyen dış etkiler konusundaki kaygıların uzun süredir devam ettiğini belirterek, yeni düzenleme ile huzursuzluğa neden olan yabancı siyasetçilerin sınır dışı edilmesinin bir prensip haline getirildiğine işaret etti.

Hollandalı parlamenter, böylece dış ülkelerdeki sorunların, Hollanda’nın uyum politikalarına zarar vermesine karşı mücadale edilebileceğini vurguladı.

HOLLANDA’DAKİ TÜRK POLİTİKACILAR KARARDAN RAHATSIZ

Hollanda hükümetinin resmi danışma organı olan Türkler İçin Danışma Kurulu (IOT), ülkede 17 Mart’taki seçimler öncesi alınan bu karara tepki gösterdi.

Türkiye kökenli kuruluşların çatı örgütü olan IOT’nin Başkanı Zeki Baran düzenlemeyi, “Bu, Hollanda Türk toplumunu yine seçim malzemesi haline getiren talihsiz bir karar” sözleriyle eleştirdi.

HOLLANDA İLE 2017 YILINDA YAŞAŞAN KRİZ

Hollanda’nın 2017 yılında Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile dönemin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’ya referandum propagandası izni vermemesi, iki ülke ilişkilerinde siyasi gerilime neden olmuştu.

Bakan Fatma Betül Sayan Kaya, polis nezaretinde Hollanda’ya giriş yaptığı Almanya sınırına kadar götürülmüş ve sınır dışı edilmişti

Hollanda’nın ‘gelmeyin’ uyarısına rağmen Almanya’dan karayoluyla Rotterdam’a gelen Bakan Sayan Kaya, 11 Mart 2017’de polis nezaretinde sınır dışı edilmişti.

Türkiye’nin Lahey Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Aslan Alper Yüksel ile bazı Türk yetkililer, diplomatik dokunulmazlıkları bulunmalarına rağmen gözaltına alınarak nezarette tutulmuş, bu olayın ardından her iki ülke de, büyükelçilerini karşılıklı olarak bir süre geri çekmişti.

Erdoğan, Hollanda için ‘faşistler’ ifadesini kullanmıştı.

Libya’da ele geçirilen Rus hava savunma sistemi ABD iş birliğiyle Türkiye’ye getirildi

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0