Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Ruslara göre Tayyip Erdoğan İngilizlerle çalışıyor

Rusya, Erdoğan rejimi ile İngiltere arasında özel bir ilişki olduğuna inanıyor. Doğu Akdeniz krizinde Yunanistan’ın yanında yer alan Rusya, Navarin Baskını üzerinden İngiltere ve Türkiye’ye mesaj veriyor.

FATİH YURTSEVER – BOLD ANALİZ

Rusya Dışişleri Bakanlığının resmi Twitter hesabından yapılan paylaşımda, 20 Ekim 1827 tarihinde Navarin Körfezi’nde bulunan Osmanlı ve Mısır Donanması’nın İngiliz, Rus ve Fransız Donanmaları tarafından yapılan ortak baskın sonucunda yakılması ve bu baskının da daha sonra Yunan bağımsızlığının ön koşulu haline gelmesi hatırlatıldı.

Rusya’nın Atina Büyükelçiliği de benzer bir şekilde, Yunanistan’ın karasularını 12 deniz miline çıkarma hakkına sahip olduğunu, Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) tartışmalarının da BM Deniz Hukuku Sözleşmesi (BMDHS) çerçevesinde yapılması gerektiğini açıkladı.

Rusya her iki açıklama ile Türk-Yunan gerginliğinde Yunanistan tarafını desteklediğini göstermiş oldu.

Şubat ayında Suriye‘de bir tabur askerimizin sığındıkları binada sadece Rus savaş uçakları tarafından atılabilen yüksek tahrip gücüne sahip , zırh ve beton delici mühimmatlar ile şehit edilmelerinden sonra Türk-Rus ilişkilerinde bir gerginlik yaşandığı sır değil.

Yakından takip edenlerin de hatırlayacağı üzere, şu anda Türk-Rus ilişkilerinde yaşanan gerginlik, 24 Temmuz 2015 tarihinde Rus savaş uçağının düşürülmesinden sonra yaşanan dönem ile benzer tonlara sahip.

Rusya’nın arka bahçesi olarak gördüğü Güney Kafkaslara, Türkiye’nin Azerbaycan üzerinden müdahil olması, bölgeye cihatçı askerler ve silahlı insansız hava araçları (SİHA) göndermesi Rus basınında geniş yankı buldu.

Türkiye’nin Karadeniz’de S-400 füzelerini fiili olarak test etmesi de Rusların öfkesini dindirmişe benzemiyor.

Zira, Rus güvenlik uzmanlarının da açıkça ifade ettiği gibi, Erdoğan çok öngörülebilir bir lider değil. Her an çok radikal politika değişikliklerine neden olabilecek kararlar alabiliyor.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenski’nin İngiltere ziyareti sırasında diplomatik teamüllerin aksine daha önce Ankara Büyükelçiliği görevinde bulunan MI-6 Başkanı Richard Moore ile görüşmesi ve ardından da Türkiye’yi ziyareti, Rusya’da yeni bir Erdoğan tartışmasının fitili ateşledi.

Ukrayna’nın doğu bölgesinde yaşanan çatışmalarda kullanmak üzere TB-2 Bayraktar SİHA’larının alımı konusunda uzlaşmaya varılması da Rus tarafında kızgınlığa neden oldu.

TEK ÜLKE İNGİLTERE!

Son günlerde Rus güvenlik uzmanları tarafından yapılan analizlerde İngiltere ve Erdoğan ilişkisi üzerinde duruluyor. Özellikle de 15 Temmuz sonrasında Erdoğan’ın darbe girişimine yönelik söylemini açıktan destekleyen tek ülkenin İngiltere olması, Ruslar açısından meseleyi daha da ilgi çekici hale getiriyor.

12 Ekim tarihinde Rus Kommersant gazetesinde çıkan bir analizde, Türkiye’nin Azerbaycan’a verdiği TB2 Bayraktar SİHA’ların kritik parçalarından biri olan silah kilit mekanizmasının İngiliz firmalar tarafından sağlanan teknolojik yardım ile üretildiği, 15 Temmuz’un hemen sonrasında İngiltere’nin tek seferde 806 milyon sterlin tutarında silah ihracatına onay verdiği belirtiliyor.

Rusya’da oluşan yaygın kanaate göre, İngiltere ve Erdoğan rejimi arasında özel bir ilişki var.

Bu ilişki sayesinde İngiltere, Erdoğan’ın şahsi zaaflarını kullanarak çıkardığı krizler sayesinde eski nüfuz bölgeleri üzerinde kendisine yeniden alan açmaya çalışıyor.

19.yy ilk çeyreğinde Rusya ve İngiltere arasında Osmanlı Devleti ve Kaçar Hanedanlığı toprakları üzerinde “Büyük Oyun” olarak adlandırılan bir mücadelenin yaşandığını hatırda tutarak, Rusya merkezli yapılan yorumlara ihtiyatlı yaklaşmak gerekiyor.

Ancak Erdoğan rejimini kişisel beka temelli bir dış politika izlemesi ve zafiyetlerinden dolayı da her türlü işbirliğine açık olması bu iddiaların daha dikkatli ve derinlemesine araştırılmasına gerektiriyor.

İngiltere’nin AB’den ayrılması, ABD’nin küresel gücünde yaşanan düşüş, AB içerisinde Almanya’nın hakimiyeti ile dünyanın kalbi olarak adlandırılan Doğu Avrupa ve Karadeniz üzerinde yaşanan mücadelenin İngiltere’ye yeni fırsatlar sunduğu da bir vaka olarak karşımızda duruyor.

RUSYA NEDEN NAVARİN BASKINI’NI HATIRLATIYOR?

Şimdi gelelim Ruslar neden Navarin Baskınını hatırlattı? Bu, bize ne anlatıyor? Rus Hariciyesi mesajlarını sembollerden üzerinden verme konusunda haklı bir üne sahip.

Bu aralar Türkiye ile Yunanistan arasında Doğu Akdeniz’de ciddi bir gerginlik yaşanıyor.

Navarin Baskını olduğunda da Osmanlı Devleti Rusya-İngiltere ve Fransa ile savaş halinde değildi ve gafil yakalanmıştı.

Bu baskın sonucunda 57 Osmanlı-Mısır gemisi battı, 8 bin kişi şehit oldu.

Osmanlı deniz gücü ve deniz kültürü Navarin’de büyük bir yara aldı, Yunanistan bağımsızlığına kavuştu.

Her ne kadar İngiltere baskında yer alan ülkeler birisi olsa da Osmanlı Donanması’nın büyük yara alması Ruslara Akdeniz’in yolunu açtığı için İngilizler, Navarin Baskınını “Uğursuz bir olay-Untoward Event” olarak tanımladı.

Avusturya Başbakanı Metternich’in de ifade ettiği gibi “Navarin olayı ile tarihte yeni bir çağ başladı.”

Tarihi gerçeklerden açıkça anlaşılacağı üzere Ruslar, Navarin Baskını’nın sonuçlarını dikkate alarak önce Erdoğan rejimini, dolaylı olarak da benzer “uğursuz” olayların yaşanmaması konusunda İngiltere’yi uyarıyor.

Bu doğrultuda yakında Rusya yakın gelecekte Doğu Akdeniz’de veya başka bir yerde Türkiye’yi gafil avlayabilir. Eğer, gafil yakalanmama konusunda TSK tarihten gerekli dersleri almamışsa Rusya daha da ileri gidebilir.

Analiz

AKP’den Erdoğan’ın yetkilerini ‘kağıt üzerinde azaltma’ teklifi

Türkiye gazetesi, AKP yönetiminin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Türk tipi başkanlık yetkilerini azaltmak için çalışma yürüttüğünü yazdı. Erdoğan’ın sınırsız yetkilerini kağıt üzerinde azaltmanın bile güç olduğu habere yansıdı.

BOLD ANALİZ – 24 Haziran 2018 tarihinde hayata geçen Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi kimseyi memnun etmedi. Ülkeyi uçurma vaadiyle Türk tipi başkan olan Erdoğan, Türkiye ekonomisini derin bir krize soktu. Merkez Bankası’nın 128 milyar doları harcandı. Ayarlanmış rakamlara rağmen işsizlik, enflasyon ve faiz hızla artarak dünya rekorları kırdı.

YOKSULLUK ARTTI, HAK VE ÖZGÜRLÜKLER KISITLANDI

Erdoğanizm adı verilen sistem sonrası yoksulluk arttı. Hak ve özgürlükler kısıtlanırken cezaevleri AKP ve Erdoğan muhalifleriyle dolduruldu. 3 yılda Türkiye’yi geriye götüren Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi AKP tarafından masaya yatırıldı. Anayasa değişikliği paketiyle sistemin belli yönlerinin düzeltileceği iddia ediliyor.

REFORMUN ADI İYİLEŞTİRİLMİŞ BAŞKANLIK SİSTEMİ

Reform diye sunulan çalışma Türkiye gazetesi Meclis muhabiri Yücel Kayaoğlu’nun imzasıyla manşete taşındı. Habere göre Anayasa değişikliğiyle Cumhurbaşkanının kararname yetki çerçevesi daha net çizilecek. Gensoru ve güven oylamasına benzer bir sistemle Meclis’in denetim yetkisi artırılacak. Bazı bakanların atanması ABD’deki gibi Meclis’in onayına bağlı olacak. Yürürlükten kaldırılan sözlü soru önergesi sisteminin geri getirilecek. Bu kapsamda bakanların belli günlerde Meclis Genel Kurulunda milletvekillerinin sözlü sorularını cevaplaması sağlanacak.

ERDOĞAN YETKİLERİNİ GERİ VERİR Mİ?

Saray’a yakın Türkiye gazetesinde yayımlanan bu habere göre Erdoğan’ın yetkileri kağıt üzerinde tartışmaya açıldı. Ancak haberde Erdoğan’ın kararnamelerle Türkiye’yi yönetme isteğinden vazgeçip vazgeçmeyeceğine dönük net bir bilgi yer almadı. Meclis’in denetim yetkisini güçlendirme kapsamında gensoru uygulamasının geri getirilmesinin de tartışıldığı kaydediliyor.

SEMBOLİK DEĞİŞİKLİKLERE ONAY

AKP’nin kağıt üzerinde ele aldığı değişikler içinde Erdoğan’ın onay verebileceği sembolik öneriler yer alıyor. MHP’nin gündeme getirdiği Cumhurbaşkanı Yardımcısının seçimle gelmesi önerisi bunlardan biri. AKP ve Erdoğan bu öneriye sıcak bakıyor. Cumhurbaşkanı yardımcılarından birinin milletvekilleri arasından atanması formülünün hayata geçireceği kaydediliyor.

Kağıt üzerinde bile Erdoğan’ın yetkilerini azaltmanın ne kadar zor olduğu AKP’den aktarılan kulis habere yansımış oldu.

Okumaya devam et

Analiz

Aç olan ‘açım’ diye bağırmaz mı?

Ekonomik kriz nedeniyle intiharların arttığı son aylarda AKP’lilerin geçim sıkıntısı ile ilgili skandal açıklamalarına bir yenisi eklendi. AKP’li Yasin Aktay, “Açız maçız’ diyen insanların hiçbirisi aç değil. Aç olan açım diye bağırmaz” dedi. AKP’li Denizli Milletvekili Şahin Tin de daha önce evine kuru ekmek girenlerin aç olmadığını öne sürmüştü.  

BOLD ANALİZ – Birkaç kurumdan maaş alan AKP’lilerin sayısı giderek artarken, AKP halka kuru ekmeği çok görüyor. “Kuru ekmek eve giriyorsa o zaman aç değiller” diyen AKP’li Şahin Tin’in ardından AKP’li Yasin Aktay da aç olanın “açım” demeyeceğini öne sürdü.

“AÇIZ MAÇIZ DİYENLERİN HİÇBİRİSİ AÇ DEĞİL”

AKP’li Yasin Aktay’ın, ekonomik krizin her geçen gün daha da şiddetlendiği, halkın zorunlu gıda maddelerine ulaşmada sıkıntı yaşadığı günümüzde ekonomik sorunlar üzerine kullandığı ifadeler tepki çekti. “Aç olan ‘Açım’ diye bağırmaz” iddiasında bulunan Aktay, Aktay, “Ekonomi konusunda benim kendi kişisel paradigmam biraz daha manevi boyutla irtibatlıdır. Zannetmeyin öyle bugün ‘Açız maçız’ diyen insanların hiçbirisi aç değil. Zaten aç olan ‘Açım’ diye bağırmaz. ‘Açım’ diyenler genellikle bu işin sömürüsünü yapan insanlardır, politize etmeye çalışan insanlardır” dedi.

KURU EKMEK GİRİYORSA AÇ DEĞİLLER

Aktay gibi AKP Denizli Milletvekili Şahin Tin de evine kuru ekmek girenlerin de aç olmadığını öne sürmüştü. Ekonomik krizin etkilerini Meclis’te anlatan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay’ın “Millet aç, midesine kuru ekmek dışında bir şey girmiyor” ifadelerine AKP’li Tin “O zaman aç değiller” diyerek karşılık vermişti. AKP’li Tin’in reddettiği bu diyalog tutanaklara şu şekilde girdi: “Engin Altay: Millet aç, millet perişan. Evet herkesin midesine bir şey giriyor, kuru ekmek giriyor. Şahin Tin: O zaman aç değiller demek.”

HALK PAZAR ARTIKLARINI TOPLUYOR

Pazardan alışveriş yapacak durumu kalmayan halk, artık evinin ihtiyaçlarını karşılamak için akşamları pazarın dağılmasını bekliyor. ANKA’nın haberleştirdiği bu durum, sosyal medyada da gündem oldu. Görüntülerde pazar atıkları arasından topladığı sebze ve meyveleri evlerine götüren insanlar yer alıyor. Görüntülerde insanların pazar tezgahları arasında çöpe atılmış çürük sebze ve meyveleri topladığı görülüyor.

EKMEK BULAMAYAN MAKARNAYA YÖNELDİ

Ekmeğin kilosu son aylarda yapılan zamlarla birlikte birçok şehirde 7.5 lirayı geçti. Halk artan ekmek fiyatları sonrası ekmek bulamadığı için makarnaya yöneldi. Bir kilo ekmeğin fiyatı 7.5 lira olmasına karşın halk bir kilo makarnayı 3.90 liraya alabiliyor. 5 veya 10 kiloluk paketli alımlarda bu rakam daha da aşağı düşüyor. Halkın makarnaya yöneldiği ile ilgili durum resmi rakamlara da yansıdı. Son yıllarda makarna tüketimi yüzde 25 artarken, kırmızı et tüketimi 30 azaldı.

HALK AÇIM DEMİYOR, İNTİHAR EDİYOR

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2002’den bu yana ülke genelinde toplam 4 bin 801 kişi geçim sıkıntısı yüzünden intihar etti. Aynı sebepten intihar edenlerin son 5 yıldaki sayısı da bin 370 kişiye ulaştı. 2018 Ağustos’ta yaşanan kur artışıyla derinleşen ekonomik kriz, sadece son 2 yılda 566 vatandaşı intihara sürükledi. Ülke genelinde ekonomik sebepler yüzünden yaşanan intiharların toplam intiharlar içindeki payı 2018’de yüzde 7.3 iken 2019’da yüzde 9.4’e yükseldi. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’ne göre sadece işyeri içinde ve/veya işe bağlı olarak intihar edenlerin sayısı 2020’nin ilk 8 ayında 54 kişi oldu.

 

Türkiye ucuz işçilikte Çin’i geride bıraktı: Şimdi rakip Bangladeş

Okumaya devam et

Analiz

Türkiye ucuz işçilikte Çin’i geride bıraktı: Şimdi rakip Bangladeş

Türkiye, Afgan ve Suriyeli mülteciler nedeniyle dünyanın en ucuz iş güçlerinden birine sahip oldu. Aylık 1000 TL’ye (115 dolar) çalışan mültecilerle Çin’i bile geride bırakan Türkiye’nin şimdiki rakibi ise 95 dolarla dünyanın en düşük asgari ücretinin bulunduğu Bangladeş. 

BOLD – AKP’lilerin “mülteciler giderse ekonomi çöker” söylemlerinin nedeni belli oldu. Dünyada ucuz iş gücü ile nitelendirilen Çin’de ortalama aylık ücret 220 dolar civarında iken, mülteciler sayesinde bu rakam Türkiye’de 120 dolara kadar geriledi. Resmi asgari ücretin 330 dolar seviyesinde seyrettiği Türkiye’de mülteciler sayesinde 115 dolara (1000 TL) çalıştırılacak işçi bulunabiliyor.

MÜLTECİLER GİDERSE EKONOMİ ÇÖKER

AKP Genel Başkan Danışmanı Yasin Aktay, Suriyeli göçmenler için “kader ve imtihan” yorumu yapıp, “Çok önemli bazı yerlerden Suriyelileri bir çekin, Suriyeliler bir gitsin ülke ekonomisi çöker” dedi. AKP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki de mültecilerle ilgili yaptığı açıklamada, “Bazı şehirlerde sanayiyi onlar ayakta tutuyor; boşuna popülizm yapmayın, gönderemezsiniz” diye konuştu.

SANAYİCİ GÜNDE 20-30 TL’YE ÇALIŞACAK VARKEN NEDEN MAAŞ ÖDESİN Kİ?
  • Özhaseki ekonomiyi ne hale getirdiklerini kabul etmiş. 2 3 yılı tutabilmek için Türkiye’nin geleceğini bitirmek çok doğru karar şey ama dimi sanayi ayakta duruyor 1500tl maaş vererek.
  • Sanayiyi değil gözünü para hırsı bürümüş aç gözlü doymak bilmeyen patronları ayakta tutuyor. Karın tokluğuna ve günde 20-30 liraya adam varken neden maaş+SGK ödesin ki ??
  • Yani diyor ki ucuz işçilik ile sanayiyi ayakta tutuyoruz. Yoksa bir işçinin işverene maliyeti maaş +sigorta+yol+yemek+ mesai ile 7.500 TL’yi buluyor. Suriyeliler ile bu rakam 2-3 bine iniyor. Onlar olmasa Sanayi biter diyor.

1 TÜRK YERİNE 3 AFGAN ÇALIŞTIRILIYOR

Arkadaşım sanayide metal işi yapıyor. Ağır sanayi işi. Çalışanların hepsi kaçak Türkmen, Afgan, Suriyeli. 1 tane Türk yok. 1500 TL veriyor, sigorta yapmıyor. Büyük kâr. Bir Türk çalışsa SGK ve maaş derken çok masraflı oluyor. 1 Türk yerine 3 Afgan çalıştırıyor.

 

  • O sanayiciler işçi değil köle bulamıyorlardı, sayenizde buldular. Adana da bir plastik fabrikasında çalışan Suriyeli, 1800 tl maaş alıyor, sgk yok, yol yok, yemek yok, iş güvencesi yok. Yok oğlu yok. Böyle iş gücünü elbet seversiniz.
  • 10 kisi ayni evde kalan, aylık maaş; 1000, 1500 lira ver, yeter abi deyip, günde 15 saat çalışan insanlar mi sanayiyi ayakta tutuyor? Ne Allah dan korkuyorsunuz, ne de kuldan utanıyorsunuz.
MİLLET İNTİHAR ETSE UMURLARINDA DEĞİL

Sosyal medyada büyük tepki çeken AKP’lilerin mültecilerle ilgili söylemlerine yapılan yorumlar, mültecilere verilen maaşları da ortaya çıkardı. İşte Afgan ve Suriyeli mültecilerin aldıkları maaşlarla ilgili yapılan paylaşımlardan bazıları şöyle:

  • İkitelli organize sanayi :)) Her yerde sigortasız Suriyeli, Afgan haftada 300-400 TL.’ye çalışıyor. Bizimkiler işsiz kalıyor. Bunlar da bunu ekonomiye faydaları var bizimkiler maaş beğenmiyor diye satıyor.
    Ama millet intihar etse umurlarında olmuyor.

  • Bir sanayinin ayakta kalması için Afgan işçileri günde 12 saat sigortasız ve 1500 lira maaş ile sömürmesi gerekiyor ise o sanayinin batması herkes için, ekonomi için de en iyi olanıdır. Yoksa sağlıklı ve işçi haklarını tam ödeyen sanayi de batacak.
  • Sanayi sitelerini denetler misiniz? Asgari ücretin altında maaş + sigortasız.

 

Türkiye’ye ne kadar Afgan mülteci geldi? Zeytinburnu’ndaki üniformalılar kim?

Okumaya devam et

Popular

Shares