Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Sütünü lavaboya sağan tutuklu anne: Doğum yaparken komutan ‘kapıyı açın’ dedi

Eşi yüzünden rehine alındı. Hamileyken tutuklandı. Tutukluyken doğum yaptı. Kendisine refakat eden komutan doğum sırasında doğumhanede olmak istedi. Bebeği prematüre doğdu. Altı gün boyunca bebeğini göremedi, sütünü lavaboya sağmak zorunda kaldı. Onca acıdan sonra hukuk mücadelesini kazandı ve beraatını aldı.

BOLD – Yıllarca doğuda tarih öğretmenliği yapan Özlem Meci’nin hayatı da 15 Temmuz gecesi kabusa döndü. Polis, 1 Kasım 2016 tarihinde Özlem Meci’nin eşini gözaltına almak için evlerine baskın yaptı. Ancak Özlem Hanım’ın eşi şehir dışındaydı. Polis evi aradı. Suçlamaları destekleyen delil bulamayan polis, evdeki düdüklü tencerenin kullanım kılavuzunun yer aldığı CD’den delil üretmeye çalıştı. Polislerin bu tavrı Özlem Hanım’ı korkuttu. Yıllarca Ardahanlılara hizmet eden Meci, İzmir’e ailesinin yanına taşınmak zorunda kaldı.

HAKİM EŞİNE ULAŞAMAYINCA ÖZLEM HANIM’I REHİNE ALDI

Polis Meci ailesine bu kez İzmir’de baskın yaptı. Özlem Meci’nin eşi evde yoktu. Ardahan Savcılığının talebi üzerine polis, Özlem Hanım’ı rehine aldı. Yaşadığı trajedinin şokuyla mahkeme heyetinin karşısına çıkan Özlem Hanım, hamile olduğunu anlatmak istedi ama dinleyen olmadı. Hakim,“Seni eşinden dolayı tutukluyorum.” diyerek cezaevine gönderdi.

KOMUTAN DOĞUM ANINDA DOĞUMHANEYE GİRMEK İSTEDİ

İzmir Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’ne götürülen Özlem Hanım için demir parmaklıklar arkasındaki hayat başladı. Yatak verilmeyen Özlem Hanım, bir ay boyunca yerde yattı. Yaşadığı sıkıntılar Özlem Meci’nin hamileliğini de olumsuz etkiledi. Meci erken doğum için hastaneye kaldırıldı. Ancak kendisine refakat eden komutanın doğum sırasında doğumhanede olma ısrarı Özlem Meci için doğumu daha da zorlaştırdı. Doktor ve hemşirenin komutan ile kavga ettiğini anlatan Meci “ Doktor ve ebe çok sinirlendiler. Komutan ile kavga ettiler. Kapıyı kapattılar. Doğum boyunca gardiyan yanımda kaldı. Bir komutan iki asker hemen kapının başında beklediler. Çok zor bir doğumdu.” dedi.

BEBEĞİNİ GÖREMEDİ, SÜTÜNÜ LAVABOYA DÖKTÜ

Meci oğlu Murat’ı kucaklamak için beklerken, ciğerlerine su dolan Murat başka bir hastaneye sevk edildi. Özlem Hanım ise cezaevinin yolunu tuttu. Bebeğini göremeyen Özlem Hanım, sütünü de lavaboya döktü. Oğlunun ölümden döndüğünü anlatan Meci, “Murat doğduktan sonra ebe hemen fark etti. Bu çocukta sıkıntı var diye. Çünkü beni emmedi. Ağlamıyordu kolay kolay. Morarmaya başladı. Onu başka hastaneye sevk ettiler. Cezaevinde abim sütü almaya geldiğinde süt yok diyorlar. Hastaneden de saklıyorlar. Sarılığa yakalanmış yüksek oranda” ifadelerini kullandı.

SOSYAL MEDYADA GÜNDEM OLUNCA KIRMIZI HALIDA KARŞILADILAR

Meci oğlunu görmek için mücadele etti ama cezaevi yönetimi taleplerine hep olumsuz cevap verdi. Ailesi Özlem Hanım’ın dramını sosyal medyaya taşıdı. İnsanlık dışı uygulama sosyal medyada gündem olunca cezaevi Özlem Meci’yi doğumdan altı gün sonra apar topar hastaneye gönderdi. Annesine ve anne sütüne kavuşan minik Murat ise kısa sürede taburcu oldu.

Skandal sosyal medyada gündem olunca cezaevi yönetimi, annesi ile birlikte Murat’ı kırmızı halıda karşıladı. Cezaevi müdürünün sahte bir samimiyet ile kendisini karşıladığını anlatan Meci “Müdür hemen cezaevi fotoğrafçısını çağırdı. Gülerek bir mutluluk pozu vermemi istedi.” dedi.

YARGI BERAAT VERDİ AMA…

Özlem Meci bir yıl cezaevinde kaldı. Bu süre boyunca eşini görmedi. Kızı Sinem ise kimi zaman cezaevinde annesi ile kimi zaman da dışarıda babaannesi ile kaldı. Minik Murat babası ile tanıştığında 9 aylıktı. Özlem Hanım, onca acının ardından önce tahliye oldu ardından da beraatını aldı. Ama yargılama devam ederken artık nefes alamadığı öz vatanını terk etmek mecburiyetinde bırakıldı.

 

BOLD ÖZEL

Türkçe öğretmenliğinden bilgisayar programcılığına bir başarı hikayesi

Dört yıldır Almanya’da yaşayan Türkçe öğretmeni Serdar Güleç, aldığı dil ve meslek eğitimleri sonucunda yeni bir sektöre geçti. Yazılımcı olarak bir bilgisayar şirketinde çalışmaya başlayan Güleç, sabırla ve azimle hedefine ulaştığını söylüyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Yurt dışına göç etmek zorunda kalan Türklerin karşılaştığı en büyük sorunlardan biri ‘ben şimdi ne iş yapacağım’ oluyor. Özellikle sözel bölüm mezunları ya yeniden üniversite okumak zorunda kalıyor ya da farklı alanlara kayıyor. Yeni mezun birçok öğretmenin, hukukçunun IT (informasyon teknolojileri) alanına yönlendiği biliniyor.

Sadece eğitim almak da yeterli değil. Bulunduğunuz ülkenin dilini öğrenmek ve iyi bir şirkette iş bulma süreci de oldukça zor. Tüm bu engelleri aşan başarılı örnekler de var. Çeşitli ülkelerde görev yaptıktan sonra Almanya’ya sığınmak zorunda kalan Türkçe öğretmeni Serdar Güleç, öğretmenlikten IT alanına geçmeyi başarmış, kısa bir sürede iş de bulmuş bir isim.

FRANKFURT’TA BİR IT ŞİRKETİNE KABUL EDİLDİ

2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olduktan sonra Filipinler, Nepal gibi ülkelerde çalışan Serdar Güleç, 23 Temmuz 2017’den bu yana ailesiyle birlikte Almanya’da yaşıyor.

Geçen yıl mart ayında Almanca’nın en üst dil seviyesi olan C1 sertifikası almayı başaran Güleç’in, öğretmenlik formasyonu olmadığı için Almanya’da öğretmen olma çabaları sonuçsuz kaldı ve bilgisayar programcısı olmaya karar verdi.

EĞİTİM 9 AY SÜRDÜ

Güleç’in bu kararı verme süreci de 1 yıl sürdü. Sözelcilerin sayısal alanda bir şey başarabilmesinin zor olduğuna dair önyargıyı, “bilgisayardan ben ne anlarım” gibi ön kabulleri önce kendi içinde yıktı. Daha sonra bir mesleki eğitim kursuna katıldı. Geçen yıl mayıs ayında online bir kursa başlayan Güleç, ilk 3-4 ay çok bocaladığını hatta kursu bırakmayı bile düşündüğünü söylüyor.

“Ama neden sonra başladığım bir işi bitirme dürtüsü ağır bastı. Şubat 2021’de eğitimi başarı ile tamamladım. Eğitimi bitirir bitirmez iş başvurularına başvurdum. Hem İngilizce hem de Almancamın olması iş başvurularında kendime güvenmemi sağlamıştı” diyen Güleç 1 Mayıs’ta Frankfurt’ta bir IT şirketinde çalışmaya başladı.

ÇALIŞMA, AZİM, MERAK VE ÖZGÜVEN

Birçok iş ilanına başvuru yaptığını söyleyen Güleç, bu başvuruların da önemine dikkat çekiyor: “İş arama sitelerinde hesap oluşturdum. CV’mi herkese görünür hale getirdim. IT alanında verilen birçok online workshop ve eğitim seminerlerine katıldım. Bootcamp haricinde ayrıca birçok online IT kurslarına katıldım. İş bulma sürecinde birçok telefon ve video görüşme yaptım. Nisan ayında bir iş bulma sitesinden görüşme teklifi geldi. Hemen kabul ettim. Görüşmelerden sonra Frankfurt’taki bu IT şirketine kabul edildim. Bu işe girebilmemde bence en büyük etken ısrarlı bir şekilde IT kursunu bitirebilmem ve devamında yine ısrarlı bir şekilde iş başvuruları yapmam. Çalışma, azim, özgüven ve merak sanırım benim Türkçe öğretmenliğinden ITye geçişimdeki en büyük etkenlerdendi.”

Henüz yolun başında olduğunu belirten Serdar Güleç, yeni iş sektöründe nasıl ilerleyeceğini kendisi de merak ediyor.

Serdar Güleç, en önemli destekçisi eşi Serap Güleç ve kızıyla birlikte artık Almanya’da yeni bir hayata başladı.

Frankfurt Havaalanı’nda tutulan öğretmenler Jülide Çetin ve Şeyma Demirel yarın deport edilecek

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Frankfurt Havaalanı’nda tutulan öğretmenler Jülide Çetin ve Şeyma Demirel yarın deport edilecek

39 gündür Frankurt Havaalanı’nda tutulan ve haklarında deport kararı çıkan İngilizce öğretmenleri Jülide Çetin ve Şeyma Demirel, yarın sabah 10.00’daki Sofya uçağıyla Bulgaristan’a gönderilecek.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

18 Haziran’dan bu yana Frankfurt Havalaanı’nda tutulan İngilizce öğretmenleri Jülide Çetin ve Şeyma Demirel, yarın sabah saat 10.00’da Bulgaristan’a deport edilecek. Bold Medya’ya konuşan Çetin ve Demirel, kendileri için Sofya uçağına bilet alındığını ve sabahtan koronavirüs testi yapılacağını bugün öğrendiklerini söyledi. İlk başta buna inanmak istemediklerini söyleyen öğretmenler, görevlilerden biletlerini istediklerini, onların da getirip gösterdiğini belirtti.

Öte yandan Çetin ve Demirel’in avukatının, deport kararının durdurulması için Frankfurt’un da içinde bulunduğu Hessen eyaletinin başkenti Wiesbaden Parlamentosu’na bugün başvuru yapacağı öğrenildi.

39 gün önce Almanya’ya sığınma talep eden Jülide Çetin ve Şeyma Demirel, Vietnam’dan Almanya’ya Bulgaristan vizesiyle geldikleri için haklarında deport kararı çıktı.

Koronavirüs tedbirleri kapsamında Almanya’dan vize alamadıkları için Bulgaristan’a başvurduklarını söyleyen genç öğretmenler Bulgaristan’a gitmek istemediklerini, Türkiye’ye iade edilip tutuklanan öğretmenlerle aynı kaderi yaşamaktan endişe ettiklerini belirtiyor.

Çetin ve Demirel, 15 Temmuz’dan sonra Vietnam’a komşu olan Tayland, Malezya, Mynmar, Endonezya gibi ülkelerden birçok Gülen Hareketi mensubunun yasa dışı yollarla kaçırılıp Türkiye’ye iade edildiği için Almanya’ya sığınmak istiyor.

VİETNAM’DA OKUDULAR

8 yıl önce Vietnam’a üniversite okumaya giden 27 yaşındaki Jülide Çetin, Ho Chi Minh şehrindeki Vietnam Nationel Üniversitesi’nde İngilizce öğretmenliği bölümünde okudu. Şeyma Demirel ise 2018’de Hanoi Üniversitesi’nden mezun oldu. Vietnam’da İngilizce öğretmeni olarak çalışan Çetin ve Demirel mesleklerine Almanya’da devam etmek istiyor.

İki kadın öğretmen Türkiye’ye iade riskiyle karşı karşıya

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

AİHM’nin Bylock kararı sonrası 95 bin kişi beraat bekliyor

AİHM’nin Bylock kullanmanın suç olmadığı ve tek başına tutuklanmaya yeterli delil olmadığı kararı haksız yere cezaevine giren binlerce kişiyi ümitlendirdi. MİT’in raporuna göre Bylock’ta mesaj içeriği olmayan 34 bin 837 kişi, en az 1 kez mesaj attığı iddia edilen 60 bin 473 kişi AİHM’in Tekin Akgün kararı sonrası beraat kararı bekliyor.

BOLD ÖZEL – Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) polis memuru Tekin Akgün’ün başvurusunda tek ve esas delilin Bylock olmasının tutuklamaya yetmeyeceği kararının ardından programla ilgili tutuklanan ve ceza alan binlerce kişi hukuksuz kararların kaldırılmasını istiyor.

AİHM’nin Tekin Akgün başvurusunda tek ve esas delilin Bylock olmasının tutuklamaya yetmeyeceği kararı diğer dosyalar için de emsal teşkil ediyor. Yargıtay, istinaf ve yerel mahkemelerin Bylock iddiasıyla tutuklu yargılananları Anayasa’nın 90’ncı maddesine göre AİHM içtihadına uyarak tahliye etmesi, davalarda ise beraat kararı vermesi gerekiyor.

AİHM kararı sonrası Bylock kullandığı iddiasıyla kaç kişinin yargılandığı sorusu gündeme geldi. Bu konuda net bir rakam bulunmazken, İçişleri Bakan Yardımcısının 4 Mart 2019 tarihli açıklamasına göre tekil kullanıcı olduğu iddia edilen 95 bin 310 kişiye Bylock davası açıldığı tahmin ediliyor. MİT’in Teknik Raporuna göre Bylock’ta en az  1 kez mesaj atmış veya almış kişi sayısı 60 bin 473 kişi bulunuyor. Yine MİT raporuna göre, Bylock’ta mesaj içeriği olmayan kişi sayısı ise 34 bin 837. AİHM’nin kararı sonrası Bylock kullandığı iddia edilen 95 bin kişiden tutuklu bulunanların tahliye edilmesi, yargılananlar hakkında da beraate hükmedilmesi hukukun gereği olarak kabul ediliyor.

YARGITAY VE AYM KARARLARINI DEĞİŞTİRMELİ

AİHM kararına göre Bylock, terör örgütü üyeliği suçu için makul bir şüphe oluşturmuyor. Oysa ki Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 2017’de Bylock’un terör örgütü üyeliğine yeterli delil olduğunu kabul etmiş, içeriği olup olmadığına bakmadan programı indiren ve user ID’si bulunan yüzlerce kişinin cezasını onamıştı. Anayasa Mahkemesi de Bylock’u tutuklanma için kuvvetli belirti saymış ve tutuklamaları hak ihlali saymamıştı. AİHM’nin kararı sonrası Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi’nin içtihatları adeta çöp oldu. İki yüksek yargı organının içtihatlarını AİHM kararı doğrultusunda değiştirerek Bylock’un suç teşkil etmediğine karar vermesi gerekiyor. Bylock’tan cezası kesinleşenlerin de AİHM kararı doğrultusunda yeniden yargılanma talep etmesi hakkı bulunuyor. AİHM kararı emsal kabul edilerek Bylock iddiasıyla tutuklu bulunanların da derhal tahliyesine karar verilmesi hukukun gereği olarak kabul ediliyor.

AİHM’NİN BYLOCK KARARI

AİHM, polis memuru Tekin Akgün’ün başvurusunda Bylock’un tek başına delil olmayacağını, içeriklerin suç unsuru taşıması gerektiğini, terör örgütü üyeliğini kanıtlayacak yan deliller olması gerektiğine dikkat çekti. 20 Temmuz’da açıklanan kararda, “İlke olarak Bylock gibi şifreli iletişim uygulamalarını indirme/kullanma veya mesajlaşma gizliliğini korumak için başka herhangi bir yöntemin, tek başına suç oluşturan faaliyette bulunulduğuna dair objektif bir gözlemciyi tatmin edebilecek kanıt teşkil etmez” değerlendirmesi yapıldı. Özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğine karar veren mahkeme, 12 bin Euro manevi tazminat ile bin Euro masraf ve giderlerin ödenmesine de hükmetti. 

AİHM’den ilk karar: ByLock’u tutuklamaya delil kabul etmedi

Okumaya devam et

Popular

Shares