Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

‘Şeffaf açıklanmayan veriler binlerce kişinin hayatına mal oldu’

ölüm, cenaze

Salgınla ilgili gerçek verileri açıklamadığı için Sağlık Bakanlığını eleştiren Türk Tabipler Birliği(TTB) eski Başkanı Sinan Adıyaman, “Veriler şeffaf açıklansa hastalık bu kadar yayılmayacak, binlerce yurttaş hayatını kaybetmeyecekti” dedi. Adıyaman, son verilerin de doğru olmadığını kaydetti.

BOLD – Açıklanan vakaların gerçeği yansıtmadığını söylediği için hedef gösterilen Türk Tabipleri Birliği (TTB) eski Başkanı Sinan Adıyaman, verilerin şeffaf açıklanmadığı için binlerce kişinin öldüğünü söyledi.

BAHÇELİ HEDEF ALDI, OYSA HESAPLAMALAR BİLİMSELDİ

Birgün’den İsmail Arı’ya konuşan Adıyaman, Sağlık Bakanlığı’nın verilerinin doğru olmadığını söylediği için iktidar ve MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin TTB’yi hedef aldığını hatırlatarak, “Bahçeli, ‘Adında Türk bulunan Tabipleri Birliği derhal ve gecikmeksizin kapatılmalı. Yöneticileriyle ilgili adli işlem yapılmalı’ çağrısı yapmıştı. Oysa hesaplamalarımız bilimsel. O dönem de TTB’nin Kovid-19 İzleme Grubu’ndaki bilim insanlarıyla toplantılar sonucu o verilere ulaşıp açıklıyorduk. Sağlık Bakanlığı’nın topluma neden şeffaf davranması gerektiğini, neden doğru bilgi vermesi gerektiğini defalarca anlattık” dedi.

Türk Tabipleri Birliği: Sağlık Bakanlığı verileri gizliyor

28 BİN DOĞRU DEĞİL, GÜNLÜK POZİTİF SAYISI 50 BİN

“Doğru bilgi verilseydi uzmanlar ona göre bir öngörüde bulunarak bulaş zincirini kıracak tedbirleri daha rahat söyleyecekti. Sağlık Bakanlığı Temmuz ayından itibaren Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) yanlış verileri yolladı” diyen Adıyaman, şunları söyledi: “Pandeminin başından beri şeffaflığın çok önemli olduğunu söylüyoruz. Biz söylemlerde bulunduğumuz zaman da ‘Halkı paniğe sevk ediyorsunuz’ diyorlardı. 28 bin vaka sayısının da doğru olmadığını düşünüyorum. Yaptığımız hesaplamalara göre günlük PCR pozitif sayısı 50 bin civarında. Verilere göre hayatını kaybedenlerin sayısının da açıklananın en az üç katı yani 40 bin civarında olduğunu düşünüyoruz.

VERİLER ŞEFFAF AÇIKLANSA BİNLERCE VATANDAŞ ÖLMEYECEKTİ

Günlük vaka sayısının 2 bin olarak duyurulduğu dönemde de sanki salgın bitmiş gibi açıklamalar yapıldı. Sağlık Bakanı, Haziran’da ‘ilk dalgayı bastırdık ikinci dalgayı beklemiyorum’ dedi. Veriler şeffaf açıklansa Bakan bu açıklamaları yapmasa salgın bu kadar yayılmayacaktı, binlerce yurttaş hayatını kaybetmeyecekti. Vaka sayılarıyla ilgili yanılmış olmak isterdik, haklı çıkmanın gururu içinde değiliz.”

 

Türkiye’de Kürt gazeteci olmak: Ya sürgün ya hapis

Gündem

Dila Koyurga beraat etti: Yargının da üzerinde olmadıklarını gördüler

AKP’li hesapların sosyal medya linçiyle yargılandığını söyleyen CHP’li Dila Koyurga, belaltı paylaşımlar ile asılsız haberleri yapanlara yargı önünde hesap soracağım” dedi.

BOLD – 15 Temmuz paylaşımları ve Erdoğan’a hakaretten yargılanan CHP Gençlik Örgütleri İzmir İl Sekreteri ve Karabağlar Belediyesi meclis üyesi Dila Koyurga bugün hakim karşısına çıktı. Sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımlara ilişkin açılan davanın ilk duruşması bugün İzmir 23. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Paylaşımlarında herhangi bir suç unsuruna rastlanmayan Koyurga beraat etti. Koyurga yaşadıklarını Anka haber ajansına anlattı.

LİNÇ İLE BURAYA KADAR GELMİŞTİ

Geçen Mayıs ayında Erdoğan ve 15 Temmuz paylaşımları yüzünden gözaltına alındığını söyleyen CHP’li Koyurga, “Bazı sosyal medya hesapları, yıllar önceki bazı paylaşımlar üzerinden beni hedef göstermiş, aynı gün gözaltına alınmıştım. Ertesi gün ev hapsi cezası verilmişti. 1 hafta boyunca evde elektronik kelepçeyle kaldım. Buna itiraz ettik. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuracağımızı söyledik. Daha sonra elektronik kelepçe kararı kaldırıldı. Dava tarihi belli oldu. Bugünkü duruşmada, özellikle 15 Temmuz ile ilgili paylaşımlar ele alındı. Ancak herhangi bir suç unsuru bulunamadığı için hakim beraatime karar verdi. Bu sonucu alacağımızdan emindim. Vicdanen rahattım. Çünkü sosyal medya linçiyle iş buralara kadar gelmişti. Ancak bu linçi düzenleyenler yargının da üzerinde olmadıklarını gördüler” dedi.

BERAAT KARARINI BEKLEDİM

Elinin güçlü olması için beraat kararını beklediğini söyleyen Koyurga, “Şimdi bana bu linçi uygulayanlara tek tek davalar açacağım. Bu süreçte bana ve aileme yönelik tüm o hakaret ve tehdit içeren, bel altı paylaşımlar ile asılsız haberleri yapanlara yargı önünde hesap soracağım” ifadelerini kullandı.

9 aylık Saime bebeğin annesi ve babası tutuklandı

Okumaya devam et

Gündem

CHP’li vekil Kılınç sordu: Emniyet toplumsal olaylara müdahale için TSK’dan tank da alacak mı?

MİT ve Emniyetin Türk Silahlı Kuvvetlerinin ağır silahlarını kullanabilmesi için yapılan düzenleme tepki çekmeye devam ediyor. CHP Milletvekili Yüksel Mansur Kılınç Meclis’e verdiği soru önergesinde “Toplumsal olaylara karşı kullanılmak üzere EGM, TSK’dan tank ve zırhlı araç da alabilecek midir?” diye sordu.

BOLD – TBMM Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu üyesi CHP’li Yüksel Mansur Kılınç, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Milli İstihbarat Teşkilatı’nın TSK’ya ait ağır silahlar dahil her türlü taşınır malını kullanmasına imkan tanıyan düzenlemeyi Meclis’e taşıdı. Kılınç, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevaplaması talebiyle verdiği soru önergesinde “Toplumsal olaylara karşı kullanılmak üzere EGM, TSK’dan tank ve zırhlı araç da alabilecek midir?” diye sordu.

EMNİYET VE MİT’İN TSK’NIN SİLAHLARINI KULLANMASI TARTIŞILIYOR

Türk Silahlı Kuvvetleri, MİT, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Taşınır Mal Yönetmeliği AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan tarafından imzalandı ve Resmi Gazetede yayımlandı. Böylece TSK’nın elindeki ağır silahlar dahil her türlü taşınırın gerekli görüldüğü durumda Emniyet ve MİT tarafından kullanılmasına imkan sağlandı.

DEMOKRATİK EYLEM VE TERÖR AYRIMI

CHP’li Kılınç’ın soru önergesi ise düzenlemenin yapılma şekline ve terör ile demokratik eylemlerin aynı kategoride değerlendirilmesine “İç güvenliğimize tehdit oluşturacak olaylara kolluk güçlerinin nasıl müdahale edeceği yasalarımızla belirlenmiştir. TBMM’nin yasama denetimi, toplumun demokratik gözetimi bir yana bırakılarak Cumhurbaşkanının tek başına aldığı bir karar ile devletin iç güvenlik yapılanmasında bir gecede önemli değişiklikler yapılmıştır. Devletin askeri, istihbarat ve kolluk fonksiyonları birbirinin içine geçmiştir. Yönetmelikte demokratik eylemler, terör ile aynı cümlede ve aynı anlama gelecek şekilde kullanılmıştır. Toplumun demokratik hak arama talepleri haktır, gerekliliktir. Demokratik eylemlerin terör ile aynı kategoriye konulması tehlikelidir ve teröre hizmet edecektir” diyerek tepki gösterdi.

Yönetmelik ile MİT Başkanı Hakan Fidan’a, bakanlık düzeyinde görev ve yetki verildiğini, önleyici hizmet olan istihbarat faaliyetlerinin operasyonel düzeye çekildiğini, MİT Başkanı’na hem dış politikada hem de iç güvenlikte MİT Yasası’nda olmayan görev ve yetkilerin yönetmelik ile verilmeye çalışıldığını ifade eden Kılınç’ın Fuat Oktay’a yönelttiği sorular şöyle:

EGM, TOPLUMSAL OLAYLAR İÇİN TANK DA ALACAK MI?

-2937 Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu’na göre görevi istihbarat toplamak olan Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanlığı’nın görev kapsamında olmayan toplumsal olaylara müdahalede TSK’nın araç ve silahına neden ihtiyaç duyabileceği düşünülmektedir?

-Özel Harekat Şube Müdürlüğü kanalıyla ağır makineli tüfek, roketatar, keskin nişancı tüfeği, küçük çaplı havan toplarına sahip olan EGM’nin ayrıca TSK’dan ilave araç ve gerece neden ihtiyaç duyacağı düşünülmektedir?

-Yönetmeliğin alt düzenlemesi var mıdır? Varsa, EGM’nin ihtiyaç olması durumunda TSK araç gereçlerinden faydalanmasının kapsamı nedir? TSK’nın sorumluluğundaki konvansiyonel harp için kullanılması gereken sistem, silah, teçhizat ve malzeme de EGM’ye devredilebilecek taşınır malların kapsamı içinde midir? Toplumsal olaylara karşı kullanılmak üzere EGM, TSK’dan tank ve zırhlı araç da alabilecek midir?

-İhtiyaç duyulması halinde TSK’dan EGM’ye devredilecek olan ağır silah ve teçhizatı kullanacak olan uzman personel EGM bünyesinde bulunmakta mıdır?  Bulunmamaktaysa TSK’dan EGM’ye devredilecek olan ağır silah ve teçhizat nasıl kullanılacaktır?

-Kolluk güçlerinin toplumsal olaylarda hangi şartlar altında ve ne şekilde silah kullanabileceği 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu’nun 16. Maddesinde düzenlenmiştir. Toplumsal olaylara karşı kullanılmak üzere gerektiğinde TSK’dan EGM’ye devredilecek olan ağır silah ve teçhizat hangi kanuna göre kullanılacaktır?

-Uluslararası anlaşmalara ve mevzuatımızdaki yasalara dayanılarak, ‘dost ve müttefik’ ülkelere taşınır mal sevkiyatı yapılabilirken neden yönetmelik değişikliği ile özel bir düzenlemeye gerek duyulmuştur? ‘Dost ve müttefik’ ülkelere taşınır malların sevkiyatı, neden ‘taşınır mal işlem belgesi olmaksızın’ yapılacaktır?”

Okumaya devam et

Gündem

Akit yazarı yabancı dil barajını komploya bağladı: Sınavı geçenler ya batıcı ya FETÖ’cü

Yüksek Öğretim Kurulu’nun (YÖK) doktora için aranan dil puanını yükseltme çalışmalarına Akit yazarı Fatma Gülşen Koçak’tan tartışılacak bir itiraz geldi. Koçak “Dil barajını geçenler ya batıcı ya FETÖ’cü” dedi.

BOLD – Doktora için aranan dil puanını yükseltmek için kolları sıvayan YÖK’e ilginç bir tepki geldi. Dil puanının yükseltilmesini AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a şikayet eden Yeni Akit yazarı Fatma Gülşen Koçak, sınavı geçenleri “batıcı ya da FETÖ’cü” sözleriyle suçladı.

“YABANCI DİL BARAJI İLE YİNE İNSANIMIZ DOĞRANIYOR”

Sosyal medya hesabından açıklama yapan YÖK Başkanı Yekta Saraç, doktora eğitimine başlamak için aranan asgari 55 olan yabancı dil barajını yükseltmek istediklerini ve çalışmalara başladıklarını açıkladı. Dil puanının yükseltilmek istenmesine karşı çıkan Fatma Gülşen Koçak, “Dil barajlarını geçenler ya batıcı ya FETÖ’cü. Yabancı dil barajı ile yine insanımız doğranıyor. Reise rağmen bu yapılıyor üstelik” dedi.

ERDOĞAN’A YÖK’Ü ŞİKAYET ETTİ: ANADOLULU AKADEMİSYENLERİN ÖNÜ KESİLECEK

Cumhuriyet’in haberine göre YÖK’ü AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’a şikayet eden Koçak, “YÖK ne yapmak istiyor? Dün gece bütün öğretim elemanlarına gönderilen yabancı dil barajının yükseltilme isteği ne anlama geliyor? Bu barajı REİS düşürdü. Yeniden yükselterek 28 Şubat’da ezilen Anadolulu akademisyenlerin önü kesilecek” iddiasında bulundu.

Akit yazarı Koçak, açıklamalarının devamında şu ifadeleri kullandı:

“Yabancı dil elbette bilinmeli. Ama bu baraj şimdiki olduğu şekilde korunmalı. Daha yabancı dil bile yazamayanların barajı yükseltmek isteği gerçekten ironik. 2005 yılından 2014 yılına kadar soruların çalındığı itiraf edildi. Hakkıyla geçenlere değil sözümüz. Ama pek çok vatan evladının onlarca yıl hakkı yendi. Reis bu oyunu gördü ve dil barajını düşürdü. Bunu nasıl göremiyorsunuz?”

Okumaya devam et

Popular