Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Kovid-19 hastası olduğu için hastaneye alınmayan 9 aylık hamile kadın hayatını kaybetti

Özel hastanenin “koronavirüslü hasta bakmıyoruz” diyerek kapıdan çevirdiği 9 aylık hamile kadın vefat etti. 2’inci hastanede de kapıdan çevrilen genç kadın, 3’üncü ‘üncü hastanede ameliyata alındı. Hamile kadın müdahalede geç kalındığı için vefat ederken, bebek kurtarıldı.

BOLD – Özel hastaneye alınmayan Kovid-19 hastası 9 aylık hamile kadın, hayatını kaybetti. 32 yaşındaki Dönüş Kılınç hamileliğinin son günlerinde Kovid-19’a yakalandı. Aylarca kontrol amaçlı gittiği Pendik Medipol Hastanesine alınmayan Kılınç’a hastane yönetimi, “Biz pandemi hastanesi değiliz. Diğer hastalarımızı korumak için Kovidli hasta kabul etmiyoruz” dedi. Kılınç müdahalede geç kalınınca hayatını kaybetti.

HASTANELER KAPIDAN ÇEVİRDİ

Gazete Duvar’ın haberine göre, İstanbul’da yaşayan 32 yaşındaki Dönüş Kılınç 9 aylık hamileyken koronavirüse yakalandı. Evde karantinaya giren Kılınç’ın sancıları artınca eşi Ramazan Kılınç tarafından, 9 ay boyunca kontrol için gittiği Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın kurucusu olduğu Pendik Medipol Hastanesine götürdü. Ancak hastaneden, “Pandemi hastanesi değiliz. Eşinizi kabul edemeyiz. Pandemi hastanesine götürün” yanıtını aldı.

İddiaya göre Kılınç ailesi, müracaat ettiği ikinci hastaneden de ‘prosedür’ gerekçesiyle geri çevrildi. Hamile kadın tekrar eve döndü. Ramazan Kılınç şunları anlattı: “Eşimin koronavirüse yakalandığını söylediğimde bizi kapıdan içeri bile almadılar. Ben de hastane müdürünü aradım. Bana, ‘İçerdeki hastaları korumak için Kovidli hastaları kabul etmiyoruz. Biz pandemi hastanesi değiliz. Yönetim bu yönde karar aldı’ dedi. Israr edince, ‘Eşinizin koronavirüs testi negatif çıkınca gelin’ yanıtını verdi. Eşim sancılar içinde kıvranıyordu. Biz de Marmara Eğitim Araştırma Hastanesine gittik. Ancak burada da, ‘Kovidli hamile kadınlara tedavi yapamıyoruz. Devletin tedavi için bize verdiği bir kota var. Bu kotayı aşamayız’ diyerek bizi eve gönderdiler.”

Dönüş Kılınç eve geldiğinde sancıları arttı. İddiaya göre eşi bunun üzerine Medipol Hastanesini tekrar aradı. Kılınç’a “Eşinizin testi negatif çıktıysa gelin. Yoksa kabul edemeyiz.” cevabı verildi. Ramazan Kılınç, bu kez de eşini başka bir özel hastaneye götürdü. Avrupa Yakası’ndaki bu hastane Kılınç’ı hemen ameliyata aldı. Bebek kurtarılırken anne vefat etti. Hastane yönetimi Ramazan Kılınç’a, “Eşinizi neden ilk buraya getirmediniz. Neden bu kadar geciktiniz? Eşinizin durumu çok ilerledi. Maalesef ameliyat sırasında entübe oldu. Kendisini kaybettik. Eğer biraz daha geç kalsaydınız çocuğu da kaybedecektik” dedi.

“İNSANIN CANI BU KADAR UCUZ MU?”

Eşini kaybeden Ramazan Kılınç duruma tepki göstererek, “Medipol bize kapıları sonuna kadar kapattı. İlk günden beri buranın hastası olmamıza rağmen… Eğer isteselerdi eşimi burada da ameliyata alabilirlerdi. Bir insanın canı bu kadar ucuz mu?” diye sordu.

Gazete Duvar’ın verdiği bilgiye göre Pendik Medipol Hastanesinden Kovid-19’lu hastaların 1 ay öncesine kadar kabul edilmediği söylendi. Ancak şu anda kabul edilip edilmediğiyle ilgili bilgi verilmedi.

OLAY MECLİS GÜNDEMİNDE

Diğer yandan HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu yaşananları Meclis gündemine taşıdı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya, Medipol Hastanesi için soruşturma açılıp açılmadığını sordu. Fahrettin Koca, Medipol Hastanesi’nin kurucularından biri.

Gündem

Hiç kimse kayyum rektör Melih Bulu’nun yardımcısı olmayı kabul etmiyor

Kayyum rektör Melih Bulu, Boğaziçi Üniversitesine rektör olarak atanmasının ardından 3 hafta geçmesine rağmen kendisine yardımcı bulamadı. İddiaya göre hiç kimse Bulu’nun götürdüğü rektör yardımcılığı teklifini kabul etmedi.

BOLD – AKP’li Melih Bulu’nun atanmasına yönelik protestolar devam ediyor. Protestolar kapsamında Boğaziçi Üniversitesi rektör yardımcılığını hiç kimsenin kabul etmediği ortaya çıktı.

Cumhuriyet’in haberine göre Bulu’nun atanmasının ardından 3 haftadan daha uzun bir süre geçti. Bu süre içinde protesto gösterileri her gün aralıksız devam etti. 22 Ocak’daki son eylemde de yine sırtlarını rektörlüğe dönen akademisyenler, “Boğaziçi Üniversitesi hocaları, öğrencileri, mezunları ve emekçileri” olarak bu atamayı reddettiklerini yinelediler. Akademisyenler, eylemde yaptıkları açıklamada, “22 Ocak’a kadar üniversitemizin rektör yardımcılığı görevini kimsenin kabul etmemiş olması bu kolektif iradenin başarısıdır” dediler.

Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“1 Ocak’tan beri ilkelerimizin arkasında durduğumuzu gerek kamuoyu nezdinde, gerekse kurum içi kanalları işleterek beyan etmekteyiz. Hocaları, öğrencileri, mezunları ve emekçileri ile birlikte tüm Boğaziçi Üniversitesi bileşenleri, bu atamayı reddetmektedir. Bugüne, yani 22 Ocak’a kadar üniversitemizde rektör yardımcılığı görevini kimsenin kabul etmemiş olması bu kolektif iradenin başarısıdır. Yöneticilerin liyakat kıstaslarına uygun olarak demokratik yöntemlerle belirlenmesi, hem bilimsel üretim, hem de eğitim kalitesi açısından elzemdir. Bundan vazgeçmeyeceğimizin altını çiziyoruz. Öncelikli olarak üniversiteyi ve Rumeli Hisarüstü Mahallesi’ni çevreleyen ağır polis ablukasının derhal kaldırılmasını isteyen akademisyenler, Özerk ve demokratik üniversite mücadelemize devam ediyoruz. Buradayız / Kabul etmiyoruz / Vazgeçmiyoruz.”

Okumaya devam et

Gündem

Ergenekon sanıklarının dikkat çeken ölümü

Ergenekon davasının sanıklarından Seyhun Zayim, İstanbul’daki silahlı çatışmada öldürüldü. Ergenekon sanığı Fatih Derdiyok da daha önce pompalı tüfekle öldürülmüştü. Her iki isim de 2008 yılında Cumhuriyet Gazetesi’ne molotof kokteyli atmakla suçlanıyordu.

BOLD – Ergenekon Davası’nın bir sanığı daha öldürüldü. İstanbul Eyüp Sultan’da silahlı çatışmaya giren Seyhun Zayim girdiği silahlı çatışmada vurularak can verdi.

Cumhuriyet’in haberine göre dikkat çeken olay Eyüpsultan’da bulunan ünlü Pierre Loti tepesinde turistik tesislerin bulunduğu alanda 31 Aralık 2020 tarihinde saat 17.30 sıralarında meydana geldi. İki grup arasında çıkan silahlı çatışmada Seyhun Zayim vurularak hayatını kaybetti.

5 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI

Polis ekipleri olay yerinden kaçan yaralı Emre I., kardeşi Erhan I. ve Eyüp Can I.’yı gözaltına aldı.  Seyhun Zayim’in bulunduğu grupta olduğu anlaşılan bu kişiler, ifadelerinin alınmasının ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Polis, olayda silah kullandıkları tespit edilen şüpheliler Şuayip Ö. ve Baran P’yi de gözaltına aldı. Şüphelilerin Seyhun Zayim ve arkadaşlarıyla daha önceden husumetli olduklarını olay günü bu konuları konuşmak için Pierre Loti tepesinde buluştuklarını ancak aralarında yine kavga çıkması üzerine silahlı çatışma çıktığını anlattıkları öğrenildi.

İKİ TABANCA İNCELENİYOR

Gözaltına alınan sanıklardan Baran P.’nin daha önce 5 kez çeşitli suçlardan gözaltına alındığı tespit edildi. Diğer şüpheli Şuayip P.’nin ise 7 kez gözaltına alındığı ortaya çıktı. Şüphelilerle birlikte ele geçirilen 2 tabanca incelenmek üzere kriminal polis laboratuvarına gönderildi.

CUMHURİYET’E MOLOTOF ATMAKLA SUÇLANDI

17 suçtan sabıkası bulunan Seyhun Zayim, Ergenekon davasında Cumhuriyet Gazetesine molotof kokteyli atmaktan yargılandı ve 5 yıl cezaevine kaldı.

FATİH DERDİYOK DA ÖLDÜRÜLMÜŞTÜ

Diğer yandan Cumhuriyet Gazetesi’ne 2008 yılında molotof kokteyli atmaktan Bedirhan Şinal ile birlikte yargılanan Ergenekon davası sanığı Fatih Derdiyok da pompalı tüfekle öldürülmüştü. Aralık 2014’teki olayda Derdiyok, iddiaya göre içki masasında çıkan küfürlü kavgada silahla vurularak öldürüldü. Aynı davada yargılanan arkadaşı Murat Aplak ise ağır yaralandı.

Okumaya devam et

Gündem

Selçuk Özdağ Süleyman Soylu’yu saldırganları cesaretlendirmekle suçladı

Evinin önünde saldırıya uğrayan Gelecek Partili Selçuk Özdağ, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nu açıklamalarına sert tepki gösterdi. Saldırıya ilişkin “tepkisel” açıklamasını skandal olarak yorumlayan Özdağ, Soylu’nun açıklamalarıyla saldırganlara cesaret verdiğini belirtti.

BOLD – Evinin önündeki saldırıda yaralanan Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu sert sözlerle eleştirdi.

“SALDIRGANLARI CESALENDİREN DE BUDUR”

Olayın ardından açıklama yapan Soylu, saldırıların organize değil tepkisel olduğunu ileri sürmüştü. Bu açıklamaya tepki gösteren Özdağ “İşte saldırganları cesaretlendiren de budur. Saldırganların adresi bellidir. Yönlendirenler, kışkırtanlar bellidir. Gereği yapılmadığı takdirde bu saldırılar devam edecek, Türk siyaseti giderek daha çok itibarsızlaşacaktır” dedi.

SOYLU’YA TEPKİ

Sosyal medya hesabından açıklamalarda bulunan Özdağ, “… daha zanlıların ifadesi alınmadan İçişleri bakanı sayın Soylu’nun olayı tepkisel diye nitelendirmesi tam bir skandaldı” ifadesini kullandı.

Soylu’nun açıklaması ile olayı asıl noktadan uzaklaştırdığını ileri süren Özdağ “Bu söz olayı bağlamından çıkaran örgütsel arka planını görmezden gelen bir sözdü. İşte saldırganları cesaretlendiren de budur. Gönül isterdi ki en sert tepkiyi sayın Soylu göstersin, ama tam tersi oldu” dedi. Ayrıca Türkiye’nin geldiği noktayı “Bir yerde siyasetçiler, gazeteciler susturulmaya çalışılıyorsa orada söz bitmiş, kavga başlamış demektir. Bu ülke suni kavgalardan çok çekti. Seçmeni tutma adına toplumu birbirine düşman edecek politikalar izlendi. Bir yerde şiddet varsa ülkeyi yönetenlerin de bunda büyük sorumluluğu vardır” sözleriyle değerlendirdi.

MHP’YE VE ÜLKÜCÜLERE: KULA KULLUK ETMEKTİR

İsim vermeden MHP’ye ve ülkücülere de eleştiriler yönelten Özdağ “Böyle bir saldırı bekliyor muydum? Hayır beklemiyordum. En azından içinden çıktığım bir camiadan beklemiyordum. Ağırıma giden de budur! Milliyetçilik milletin sözcüsü, tercümanı, vicdanı olmayı gerektirir. Körü körüne parti veya lider bağlılığının milliyetçilikle veya herhangi bir dava ile alakası yoktur. Bu bir kişinin, hırslarına, ihtiraslarına bağlanmak, kula kulluk etmektir” dedi.

Okumaya devam et

Popular