Bizimle iletişime geçiniz

Ekonomi

Gasp ettikleri Naksan’ın plastik fabrikasını yok pahasına satıyorlar

AKP eski Beyoğlu Belediye Meclis Üyesi Muhiddin Gülal’ın başkanlık koltuğuna oturtulduğu TMSF, kesinleşmiş mahkeme kararı olmadığı hâlde Naksan Holding’e ait plastik fabrikasını yok pahasına satışa çıkardı.

BOLD – AKP’nin 27 Eylül 2020’de Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile gasp ettiği 800 şirketten biri olan Naksan Holding, 4 yıldır Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından idare ediliyor. AKP’li Muhiddin Gülal’ın başkanlığını yaptığı TMSF, Naksan’ın şirketlerini tek tek satıyor.

Muhammen bedeli 1,1 milyar lira olarak belirlenen Naksan Plastik’in Gaziantep’teki fabrikasıyla ilgili tüm mal, hak ve varlıklarının satışına yönelik ihale 18 Aralık’ta yapılacak. Ancak şirket ya da yöneticileriyle ilgili verilmiş ve kesinleşen bir mahkeme kararı yok.

SAVUNMALARI BİLE ALINMADI

Şirketlerin ortakları hakkında açılan davalarda henüz savunmalar bile alınmazken şirketlerle ilgili bir müsadere ya da el koyma kararı da bulunmuyor. Naksan Holdinge ait 25 şirket var. Bunlardan 20’si aktif, 5’i ise tasfiye hâlinde. Ancak yargılanma dosyasında şirketle alakası olmayan 71 şirketle irtibatlandırılmaya çalışılıyor.

Şirket için biçilen değer 1,1 milyar lira. Ancak kayyımların rakamlarına göre bile şirket yılda 200 milyon lira kâr ediyor. Holdingin 5 yıllık kârı bile satış rakamına yakın. AKP rejimi, kayyımlar eliyle gasp ettiği Naksan’ı, şimdi de hukuku ayaklar altına alarak satmanın hesabını yapıyor.

Sektöründe en önde gelen firmalar arasında yer alan Naksan Holding’e ait Naksan Plastik Ticari ve İktisadi Bütünlüğü, Nakpilsa Plastik Ticari ve İktisadi Bütünlüğü, Royal ve Atlas Halı Ticari ve İktisadi Bütünlüğü, (Royal) BCF-1 Ticari ve İktisadi Bütünlükleri TMSF’nin kararı ile satışa çıkarıldı.

Daha önce 6 Ekim ve 20 Ekim 2020 tarihlerinde alıcı çıkmadığı için ihaleler iptal edilmişti.

TMSF’YE İTİRAZ EDİLDİ

AKP’nin eski Beyoğlu Belediye Meclis Üyesi Muhiddin Gülal’ın başkanlık koltuğunda oturduğu TMSF’nin şirketler ile ilgili satış kararı 26 Ekim 2020 tarihli gazetede yayımlandı. İlana göre şirketlerin satışı 18 Aralık 2020 tarihinde ve ilanda belirtilen usule göre yapılacak.

Şirket ortakları, satışın durdurulması için satış kararı alan TMSF’ye itiraz etti. Satışın durdurulması talep edildi. Ancak şu ana kadar TMSF tarafından satışın durdurulması ve iptaline dair ortaklara ulaşan bir TMSF kararı olmadı.

TMSF’nin satışla ilgili bir karar vermemesi karşısında şirket ortakları TMSF’nin satış kararının iptali için İdare Mahkemesine itirazda bulunmak suretiyle dava açtı.

İtiraz dilekçesinde “satışın kanunsuz olduğu ve telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracağı” uyarısında bulunuldu. Zira şirketler 2016’dan bu yana kayyımlar tarafından yönetiliyor. Ancak şirket ortaklarına hiç bir şekilde bilgi verilmiyor. Satış kararının gerekçesi bilinmediği gibi kar eden bir şirketin neden satıldığı da açıklanmıyor.

Şirket hakkında kesinleşmiş bir müsadere veya el koyma kararı da yok. Şirket ortaklarıyla ilgili yargılamalarda da kesinleşmiş bir karar yok. Bazı ortakların savunması bile alınmış değil.

TELAFİSİ MÜMKÜN DEĞİL

Mahkemeye verilen itiraz dilekçesinde bütün bu noktalar ayrıntılı olarak anlatılıyor. Kesinleşmiş el koyma veya müsadere kararlarının olmamasına rağmen satış yapıldığı takdirde ileride mahkemelerin, şirketlerin sahiplerine iadesi kararı vermesi ihtimali de dikkate alındığında, gerek alıcılar gerekse şirket sahipleri bakımından geri dönülemez ve telafi edilemez zararların oluşacağı’ belirtiliyor.

TMSF’nin holding için belirlediği muhammen bedel 1 milyar 126 milyon lira. Ancak Naksan Plastik hakkında TMSF tarafından yapılan açıklamada, “2018 yılı kârı 140 milyon TL, 2019 yılı kârı ise 197 milyon TL” deniliyor.

Tr724’e mülakat veren bir şirket yöneticisi, söz konusu durumu, “Bu bile tek başına belirlenen muhammen bedelin ve satışın amacının doğru olmadığı noktasında yeterlidir” sözleriyle yorumluyor.

YARGILAMASI DEVAM EDEN ŞİRKET SATILAMAZ

TMSF’nin, yargılaması devam eden şirketleri satış yetkisinin bulunmadığı belirten şirket yöneticisi, “Mahkemeye sunduğumuz itiraz dilekçesinde bunu da belirtti. Satışın ulusal ve uluslararası hukuk kurallarına, Türk Ticaret Kanunu ve anayasaya açıkça aykırı olduğu, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini belirttik” ifadelerini kullandı.

Aynı kaynak, “Geçmiş dönemlerde benzer durumda yapılmış olan satışların yargı kararları ile iptal edildiğini ve bu suretle oluşan durum karşısında devletin yüksek bir tazminat ödemekle karşı karşıya kaldığını aktardık. Mahkemece öncelikle satışın tedbir kararı verilerek durdurulması ve sonrasında iptalini istedik. Satışın gerçekleşmesi durumunda adli, idari ve cezai yönleri ile ağır sonuçlar doğacağı gibi, telafisi güç ve hatta imkansız sonuçlar ortaya çıkacaktır” dedi.

Ekonomi

“Dükkanlar kapanmıyor” diyen Erdoğan’ı TOBB yalanladı: 24 bin 136 kepenk indirildi

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Dükkanlar kapanmıyor” açıklamasının gerçekleri yansıtmadığı ortaya çıktı. TOBB’un 2020 verilerine göre Türkiye’de geçen yıl 24 bin 136 gerçek kişi ticari işletme kapısına kilit vurdu.

BOLD – Ekonomik krizde esnafın kepenk kapattığı iddialarını yalanlayan AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın açıklamaları tartışmaları beraberinde getirdi.  Erdoğan “Dostlar ‘Dükkanlar kapanıyor’ diyor; öyle bir şey yok!” dedi. Buna karşın Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) rakamlarına göre geçen yıl 24 binden fazla esnaf kepenk indirdi.

‘KAPANAN DÜKKAN YOK’ İDDİASI

Tayyip Erdoğan, TÜGİK Genel Başkanı ve Kabulünde konuştu. Ekonomik krizde iş yerlerinin kepenk kapattığı iddialarını yalanlayan Erdoğan, “Bazı dostlar geldi, “Dükkanlar kapanıyor” dedi. İşte rakamlar ortada, kapanan falan yok. Bazı kimseler nemalanmak istiyorlar” iddiasında bulundu.

TOBB: 24 BİN 136 KEPENK İNDİRİLDİ

Ne var ki, TOBB’un verileri Erdoğan’ın açıklamalarının doğruları yansıtmadığını ortaya koydu. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’niin verilerine göre; 2020 yılında 24 bin 136 gerçek kişi ticari işletme kapısına kilit vurdu. Rakamlara göre kapanan şirket sayısı ise yüzde 16,44 artışla 15 bin 366 oldu.

“YÜKSEK FAİZE KESİNLİKLE KARŞIYIM”

Diğer yandan Erdoğan ekonomi değerlendirmesinde “Ekonomi ve hukuk alanındaki reform gündemimizle ilgili yoğun bir hazırlık dönemini geride bıraktık. Yakında kapsamlı reform paketini sunacağız. Kur istikrarı enflasyonla mücadelede önemli bir yer tutuyor. Yüksek faize kesinlikle karşıyım. Bu konuda sizlerin mesajları önem arz ediyor. Niye? Çünkü siz şu anda yatırımcı konumundasınız” ifadelerini kullandı.

 

Okumaya devam et

Ekonomi

Yoksul sayısı 2 yılda yüzde 8.4 artarak yüzde 21.3’e yükseldi

AKP’nin aşırı yoksulluğu problem olmaktan çıkardığını açıklamasına karşın rakamlar Türkiye’de yoksulluğun arttığını ortaya koydu. DİSK’in raporuna göre sadece son iki yılda yüzde 8.4 oranında artan yoksul sayısı 17 milyon 207 bin kişiye çıktı.

BOLD – DİSK’in hazırladığı rapor Türkiye’de yoksulluğun tırmanışa geçtiğini ortaya koydu. Son iki yılda pandeminin de etkisiyle yükselen yoksulluk yüzde 8.4 artarak yüzde 21.3 oldu. Aile, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk Meclisteki bütçe görüşmeleri sırasında aşırı yoksulluğun problem olmaktan çıktığını ileri sürmüştü. Ancak rakamlara göre 2017’de 15 milyon 864 bin kişi olan yoksul sayısı ise 2019’da 1 milyon 343 bin artarak 17 milyon 207 bin kişiye çıktı.

Kronos’ta yer alan habere göre yoksulluk riski Türkiye’de diğer ülkelere göre yüksek durumda. Dünyada ‘çalışan yoksulluğu’ yüzde 9, Türkiye’de yüzde 14.4’ü buldu. Kadınların yoksulluk riski, erkeklerden fazlayken, her iki çocuktan biri de yoksulluk riski altında.

DİSK Genel-İş Sendikası, “Türkiye’de Gelir Eşitsizliği ve Yoksulluk” raporu hazırladı. Rapora göre, Avrupa ülkeleri içinde gelir eşitsizliğinin en çok olduğu ülke Türkiye oldu. Halk bir yılda 1500 dolar fakirleşti. Her 10 kişiden 7’si borçlu.

“Covid-19 Döneminde Gelir Eşitsizliği ve Yoksulluk” başlıklı raporda yer alan bilgiler şöyle:

– Türkiye, Avrupa’da en yoksul yüzde 20’lik kesim ile en zengin yüzde 20’lik kesim arasındaki gelir farkının en fazla olduğu ülke. Eurostat verilerine göre 2019’da Türkiye’de en zengin kesim en yoksul kesimden 8.3 kat daha fazla kazandı. Araştırmaya göre halk 1 yılda neredeyse 1500 dolar fakirleşti. Türkiye’de kişi başına Gayrisafi Milli Hasıla (GSMH) son bir yılda 1434 dolar azaldı.

– Kişi başına düşen milli gelir 2019’da 9 bin 150 dolar iken, 2020’de 7 bin 715 dolara indi. Bu rakam AB’de ortalama 43 bin 615 dolar. Gelişen ekonomiler ve gelişmekte olan Avrupa ülkeleri ortalaması ise 26 bin 25 dolar.

– Yoksul sayısı 2 yılda yüzde 8.4 arttı. 2017’de 15 milyon 864 bin kişi olan sayı, 2019’da 1 milyon 343 bin artarak 17 milyon 207 bin kişiye çıktı. Yoksulluk oranıysa yüzde 21.3’ü buldu.

– Dünyada çalışan yoksulluğu yüzde 9, Türkiye’de ise yüzde 14.4. Bu sayı 2019’da yarım milyon artarak 3 milyon 999 bin kişiye çıktı. Oran yüzde 14.4’ü buldu. Salgın nedeniyle kısa çalışma ve ücretsiz izin ödeneği alanlar da eklendiğinde sayı 7.7 milyonu aşıyor.

-Yoksul sayısı iki yılda yüzde 8.4 arttı, nüfusun yüzde 71’i borçlandı

– Sosyal korumanın yetersizliği salgın döneminde borçlanmayı artırdı. Her 10 kişiden 7’si borçlu. Gelir eşitsizliği ve yoksulluk nüfusun yüzde 71’ini borçlu hale getirdi. TÜİK verilerine göre Türkiye nüfusunun yalnızca yüzde 28.9’unun borcu yok.

– 2019’da nüfusun yüzde 33.6’sı iki günde bir et, tavuk veya balık içeren yemek ihtiyacını karşılayamadı. Nüfusun yüzde 29.7’si beklenmedik harcamaları için kaynak ayıramadı. Yüzde 19.2’si de ev içinde ısınma ihtiyaçlarını gideremedi.

Okumaya devam et

Ekonomi

Memur-Sen gerçeği gördü: Hayalleri değil gerçekleri konuşalım

AKP hükumetine yakınlığı ile bilinen Memur-Sen Konfederasyonu’nun Genel Başkanı Ali Yalçın, seyyanen zam talebini yineledi. Hükumetin enflasyon hedefinin 10 yıl boyunca tutmadığını hatırlatan Yalçın, “Hayalleri değil, gerçekleri konuşalım” dedi. 

BOLD – Memur-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Ali Yalçın, memurlara seyyanen zam yapılması çağrısını yineleyerek bu iyileştirmenin Ağustos ayındaki Toplu Sözleşme’den önce yapılması gerektiğini ifade etti. Yalçın, son toplu sözleşmeden bu yana döviz kuru ve gıda fiyatlarındaki artışlara dikkat çekerek memurların alım gücünün düştüğünü kaydetti.

ENFLASYON HEDEFLERİ TUTMADI

Medyascope kanalında Okan Yücel’in sorularını yanıtlayan Yalçın, hedeflenen enflasyon rakamları ile gerçekleşen rakamlar arasındaki farka dikkat çekerek, bu farkın da memurları mağdur ettiğini ve maaşlarda kayba neden olduğunu söyledi. Yalçın, “Hem birinci altı aylık dönemde hem ikinci altı aylık dönemde hükumetin enflasyon tahminleri tutmadı. Aslında biz bunu daha önce de çok net olarak ifade ettik. Merkez Bankası enflasyon hedefleri üzerinden gidiyorsunuz ama bizi o hedefler üzerinden değerlendiriyorsunuz ama Merkez Bankasının hedefleri tutmuyor. En azından beklenti anketi rakamları üzerinden konuşalım demiştik” ifadelerini kullandı.

HAYALLERİ DEĞİL, GERÇEKLERİ KONUŞALIM

Enflasyon hedeflerinin uzun süreden beri gerçeklerden uzak olduğunun altını çizen Yalçın, “Enflasyon hedefi diye ifade ettiği şeyler 10 yıl boyunca tutmadı. Onun için biz de hayalleri değil gerçekleri konuşalım, enflasyonu ezen bir rakam olsun dedik. Geldiğimiz noktada neden itiraz ettiğimiz neden imzalamadığımız görülmüş oldu” dedi.

YÜZDE 10 İYİLEŞTİRME YAPILMALI

2 yıl önce gerçekleştirilen Toplu Sözleşme’den bu yana ekonomideki dengelerin değiştiğine işaret eden Yalçın, “Memurun alım gücünün düşmesi söz konusu, bunu görmek gerekiyor. Toplu sözleşmeden bu yana dolar kuru artışı yüzde 40’tan fazla. Gıda enflasyonunda açıklanan rakamlar yüzde 19-20 arası. Bu noktada en düşük memur maaşı olan rakamın yüzde 10’u kadar bir seyyanen iyileştirmenin yapılmasını istiyoruz. Enflasyon rakamları arasında fark var. Hedef enflasyon ile gerçek enflasyon tutmuyor bunun faturasını emekçi kesim ödememeli. Memur maaşlarının açlık ve yoksulluk rakamlarının üzerine çıkması gerekiyor” dedi.

Bir kaçırılma vakası daha: Devlet var diyorlar hani ya devlet

Okumaya devam et

Popular