Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Korkutan rakam: Kasımda 29 kadın öldürüldü, 10 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformunun (KCDP), Kasım 2020 Raporu kadına yönelik şiddetin boyutlarını ortaya koydu. Rapora göre sadece kasım ayında 29 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 10 kadın şüpheli şekilde hayatını kaybetti. Cinayeti işleyen erkeklerin ise kadınların yakını olduğu anlaşıldı.

BOLD – KCDP’nin hazırladığı Kasım 2020 Raporu’nda dikkat çeken istatistikler yayınlandı. Verilere göre geçtiğimiz ay erkekler tarafından 29 kadın cinayeti işlendi. 10 kadın ise şüpheli bir şekilde ölü bulundu.

KADINA YÖNELİK ŞİDDET DURMUYOR

Evrensel’de yer alan habere göre öldürülen 29 kadından 15’inin hangi sebeple öldürüldüğü tespit edilemedi. Kadınlardan 1’i ekonomik sebeplerle, 13’ü de boşanmak istemek, barışmayı reddetmek, evlenmeyi reddetmek, ilişkiyi reddetmek gibi kendi hayatına dair karar almak isterken öldürüldü. 15 kadının hangi bahaneyle öldürüldüğünün tespit edilemedi.

Verileri değerlendiren KCDP, “Kadınların kim tarafından, neden öldürüldüğü tespit edilmedikçe; adil yargılama yapılmayıp şüpheli, sanık ve katiller caydırıcı cezalar almadıkça, önleyici tedbirler uygulanmadıkça şiddet boyut değiştirerek sürmeye devam ediyor” denildi.

KADINLARI TANIDIKLARI ERKEKLER ÖLDÜRÜYOR

Hazırlanan rapora göre kadınlar genelde tanıdığı ve yakın olduğu erkekler tarafından öldürüldü. Öldürülen 29 kadının 10’u kocası, 5’i birlikte olduğu erkek, 1’i eskiden birlikte olduğu erkek, 4’ü eskiden evli olduğu erkek, 2’si akraba, 2’si babası, 1’i kardeşi, 1’i oğlu, 2’si tanıdık birisi tarafından öldürüldü. 1 kadının ölümüne sebep olan kişilerin yakınlık durumu ise tespit edilemedi.

Diğer yandan raporda AKP’li Özlem Zengin’in “kadın cinayetlerini tespit etmenin zor olduğu” açıklamasına değinilerek 6284 sayılı kanunun etkin olarak uygulanması ve İstanbul Sözleşmesi’nin önemine vurgu yapıldı. Kasım ayında öldürülen kadınların 25’inin koruma kararının olup olmadığı bilinmediği, yalnızca 8 kadının polis şikayeti, boşanma başvurusu, uzaklaştırma veya koruma kararı gibi adli başvurusu olduğunun bilindiği belirtildi.

Gündem

Akit yazarı yabancı dil barajını komploya bağladı: Sınavı geçenler ya batıcı ya FETÖ’cü

Yüksek Öğretim Kurulu’nun (YÖK) doktora için aranan dil puanını yükseltme çalışmalarına Akit yazarı Fatma Gülşen Koçak’tan tartışılacak bir itiraz geldi. Koçak “Dil barajını geçenler ya batıcı ya FETÖ’cü” dedi.

BOLD – Doktora için aranan dil puanını yükseltmek için kolları sıvayan YÖK’e ilginç bir tepki geldi. Dil puanının yükseltilmesini AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a şikayet eden Yeni Akit yazarı Fatma Gülşen Koçak, sınavı geçenleri “batıcı ya da FETÖ’cü” sözleriyle suçladı.

“YABANCI DİL BARAJI İLE YİNE İNSANIMIZ DOĞRANIYOR”

Sosyal medya hesabından açıklama yapan YÖK Başkanı Yekta Saraç, doktora eğitimine başlamak için aranan asgari 55 olan yabancı dil barajını yükseltmek istediklerini ve çalışmalara başladıklarını açıkladı. Dil puanının yükseltilmek istenmesine karşı çıkan Fatma Gülşen Koçak, “Dil barajlarını geçenler ya batıcı ya FETÖ’cü. Yabancı dil barajı ile yine insanımız doğranıyor. Reise rağmen bu yapılıyor üstelik” dedi.

ERDOĞAN’A YÖK’Ü ŞİKAYET ETTİ: ANADOLULU AKADEMİSYENLERİN ÖNÜ KESİLECEK

Cumhuriyet’in haberine göre YÖK’ü AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’a şikayet eden Koçak, “YÖK ne yapmak istiyor? Dün gece bütün öğretim elemanlarına gönderilen yabancı dil barajının yükseltilme isteği ne anlama geliyor? Bu barajı REİS düşürdü. Yeniden yükselterek 28 Şubat’da ezilen Anadolulu akademisyenlerin önü kesilecek” iddiasında bulundu.

Akit yazarı Koçak, açıklamalarının devamında şu ifadeleri kullandı:

“Yabancı dil elbette bilinmeli. Ama bu baraj şimdiki olduğu şekilde korunmalı. Daha yabancı dil bile yazamayanların barajı yükseltmek isteği gerçekten ironik. 2005 yılından 2014 yılına kadar soruların çalındığı itiraf edildi. Hakkıyla geçenlere değil sözümüz. Ama pek çok vatan evladının onlarca yıl hakkı yendi. Reis bu oyunu gördü ve dil barajını düşürdü. Bunu nasıl göremiyorsunuz?”

Okumaya devam et

Gündem

18 yıllık işkence raporu: 27 bin 493 işkence vakası 86 ölü

18 yıllık AKP iktidarında işkence vakaları raporlaştırıldı. Bugüne kadar 27 bin 493 kişi işkence gördü, 86 kişi işkenceden öldü. 2016-2020 yılları arasında kaçırılan 24 kişi de aylarca süren ağır işkenceye maruz kaldı.

BOLD – TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanvekili, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, 2002-2020 yılları AKP hükümetleri İşkence ve Kötü Muamele Raporu’nu açıkladı. Buna göre AKP’nin iktidar olduğu 18 yılda 27 bin 493 kişi işkenceye maruz kaldı. 86 kişi işkence nedeniyle hayatını kaybetti. 201-2020 arasında kaçırılan 24 kişi yoğun işkence gördü. 2002 yılında 988 işkence olayı yaşanırken, bu sayı 2020 yılında 3 bin 534’e yükseldi. En fazla işkence olayı 2015 yılında yaşandı, bu yılda 5 bin 671 işkence olayı kayıtlara geçti.

“İŞKENCE GÖRDÜĞÜNÜ SAKLAYANLAR VAR”

Dün yaptığı basın toplantısında konuşan Sezgin Tanrıkulu, Tanrıkulu, işkence gördüğü halde açıklamayan, suç duyurusunda bulunmayanlar ile toplantı ve gösterilerde işkenceye maruz kalanlar dikkate alındığında gerçek sayının bunun çok üzerinde olduğunu vurguladı.

 

 

“İŞKENCENİN ARTMA NEDENİ CEZASIZLIK”

Artan işkence ve kötü muamele olaylarında cezasızlığın rolüne vurgu yapan Tanrıkulu raporda şunları belirtti:

“Cezasızlık, en yalın ifadeyle yaşanan bir hak ihlalinin soruşturmasının, faillerinin bulunmasının, yargılanmasının ve cezalandırılmasının, suçtan mağdur olanların tazmin edilmesinin söz konusu olmamasıdır. Burada altı çizilen konu devletin sorumluluğudur. 2020 Yılı mayıs ayında kovid-19 salgını gerekçesiyle gündeme gelen sokağa çıkma yasağı/kısıtlamalarına uymayan (ya da uymadığı iddia edilen) kişilerin kolluk güçlerinin fiziksel şiddetine maruz kaldığı çok sayıda olay yaşandı. İşkence/darp olaylarındaki artışın Türkiye’de artık iyice yerleşen cezasızlık olgusundan kaynaklandığı ortadadır. İşkence ve hatta yaralama/öldürme suçu işleyen kolluk görevlilerinin adil ve etkili bir biçimde soruşturulmadığını, yargılanmadığını birçok olay göstermiştir.”

“BULUNAN KAYIPLARIN YOĞUN İŞKENCE GÖRDÜĞÜ BELİRLENDİ”

Raporda, 90’lı yıllarda sıkça karşılaşılan ve 2016 yılında OHAL’in ilanıyla birlikte yeniden gündeme gelen zorla kaybetmelere de yer verildi.

“Bugüne kadar zorla kaybetmeler ile ilgili cezalandırılan herhangi bir kamu görevlisi yoktur” diyen Tanrıkulu, İHD’nin verilerine göre, 2019 yılında 7 kişinin zorla kaçırıldığını, Hafıza Merkezinin verilerine göre de 1990’lardan bugüne gözaltına alındıktan sonra kaybolan insan sayısının bin 388’i bulduğunu aktardı. Çalışmalar sonucu 253 toplu mezar bulundu, bu mezarlarda 4 binden fazla kişinin gömülü olduğu tespit edildi.

Tanrıkulu, raporunda, “2000’li yıllarda azalan ve Cumartesi Anneleri’nin eylemlilikleri dışında kamuoyu gündeminden çıkan ‘zorla kaybetmeler’, 15 Temmuz’dan sonra yeniden başladı. OHAL sonrası dönemde (2016-2020 yılları arasında) çoğunluğu Cemaat operasyonları çerçevesinde kaybedilenlerden 24’ü daha sonra bulundu. Bu kişilerin kayıp oldukları dönemde yoğun işkence gördükleri belirlendi.

İŞKENCE VE KÖTÜ MUAMELE OLAYLARININ YILLARA GÖRE DAĞILIMI

GÖZALTINDA ÖLÜMLERİN YILLARA GÖRE DAĞILIMI

 

Kanser tedavisi gören eski Milletvekili Hatice Kocaman tutuklandı

Okumaya devam et

Gündem

AYM Enis Berberoğlu hakkında ikinci kez hak ihlali kararı verdi

Anayasa Mahkemesi, CHP’li Enis Berberoğlu’nun, milletvekili seçilmesine karşın yargılaması durdurulmayıp milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin başvurusunu ikinci kez görüştü. Yüksek Mahkeme oybirliği ile yine hak ihlali kararı verdi.

BOLD – Anayasa Mahkemesi (AYM), CHP’li Enis Berberoğlu’nun, AYM’nin hak ihlali kararının yerel mahkeme tarafından uygulanmaması üzerine yaptığı yeni başvuruyu görüştü. AYM, oy birliğiyle aldığı kararda yine ihlal bulunduğunu belirtti.

YEREL MAHKEME AYM’NİN KARARINI UYGULAMADI

Enis Berberoğlu, MİT TIR’ları görüntülerinin Can Dündar’a verdiği iddiasıyla 5 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dokunulmazlığının kaldırılmasının ardından yargılanan, ancak yeniden milletvekili seçilmesine karşın yargılaması durdurulmayan Berberoğlu’nun mahkumiyet kararı TBMM’de okununca milletvekilliği düşürüldü. Berberoğlu’nun başvurusu sonrası Yüksek Mahkeme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine 17 Eylül 2020’de karar verdi. Ancak yerel mahkeme AYM’nin kararını uygulamadı.

OYBİRLİĞİ İLE İHLAL KARARI VERİLDİ

Yerel mahkemenin kararı sonrası Berberoğlu’nun avukatı Yiğit Acar, yeniden AYM’nin kapısını çaldı. Anayasa Mahkemesi, başvuruyu yeniden gündeme aldı. Bugün yapılan görüşmede, Berberoğlu’nun “Anayasa Mahkemesi ihlal kararının gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği” iddiasını yeniden yerinde bularak bir kez daha oybirliğiyle ‘ihlal’ kararı aldı.

TÜİK’e göre gıda zamları rağmen halkın ekonomiye güveni artıyor

Okumaya devam et

Popular