Bizimle iletişime geçiniz

Genel

Boğaz sıkma olayında adı geçen Nuray Mert: O tıynette biri olsam …

Boğaz sıkma olayını iddia edildiği gibi normal karşılayacak tıynette olmadığını belirten Nurat Mert, aksi durumda “Mevcut iktidarla hoş geçinir, başıma bunca sorun açmazdım” dedi.

BOLD – Gazeteci Serdar Akinan ‘Hayatımın Haberi’ başlıklı kitabında dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın “Aileme neden küfrettiriyorsun” diyerek boğazını sıktığını iddia etti.

Akinan, daha sonra bu olayı anlattığı gazeteci Nuray Mert’in kendisine “Bunlar senin kötü niyetli olduğunu düşünüyor olabilir” deyip Yeni Şafak gazetesi yazarları Akif Beki ve Mustafa Karaalioğlu ile görüşmesini tavsiye ettiğini ileri sürdü.

BAŞIMA BUNCA SORUN AÇMAZDIM

Nuray Mert bugünkü yazısında Akinan’ın iddialarına yanıt verdi. Mert, bir başbakanın bir gazetecinin boğazını sıkmasını, Akinan’ın iddia ettiği gibi normal karşılayacak tıynette olmadığını belirterek, “Böyle yadırgatıcı bir olayı, eş dost muhabbeti içinde geçiştirecek tıynette olsam, kendi adıma da böyle davranır, mevcut iktidar ile hoş geçinir, başıma bunca sorun açmazdım” ifadelerini kullandı.

Mert’in konuyla ilgili yazısı şöyle: “Gazeteci Aytunç Erkin, 5 Ocak tarihinde, Sözcü gazetesindeki köşesinde, ‘Erdoğan hangi gazetecinin boynunu sıktı?’ başlığı altında, benim de adımın geçtiği bir ‘hatıra’ya yer vermiş.

Söz konusu hatıra gazeteci Serdar Akinan’ın ‘Hayatımın Haberi’ başlıklı kitabından alınmış. Akinan, gerçekten de herkesin dikkatini çekecek bir olayı anlatmış, olay şuymuş; 6 Ocak 2005 tarihinde, o zaman Başbakan olan Tayyip Erdoğan, bir dış gezi esnasında, bir ara Akinan’ı köşeye çekip, tarizde bulunmuş ve ‘boğazını sıkmış’.

Sonra Serdar Akinan benimle dertleşmiş, ben ‘bir akşam’ ona, ‘bunlar senin kötü niyetli olduğunu düşünüyor olabilir’ deyip, ‘o zaman yakın olduğum’ Yeni Şafak gazetesi yazarları Akif Beki ve Mustafa Karaalioğlu ile görüşmesini tavsiye etmişim.

Serdar Akinan, eski bir arkadaşımdır, pek çok konuda sohbetimiz olmuştur. Diğer taraftan, Yeni Şafak yazarları arasında pek çok arkadaşım vardı, zaman içinde gazeteci arkadaşlar arasında pek çok buluşmaya vesile oldum, dahası siyasi olarak önemli olduğunu düşündüğüm konularda farklı çevreler arasında iletişim kurma çabası içinde oldum.

Bunlardan en önemlisi, 2005 Temmuz ayında Başbakan Erdoğan ile sol muhalif çevrelerden bir grubun Kürt meselesi konusunda gerçekleşen buluşmasıdır.

Gerekirse, o olayın detaylarını da izah ederim. Ancak asıl önemlisi, Yeni Şafak ve AK Parti’ye mensup pek çok arkadaşım olmasına rağmen hiçbir dönem, bu çevre ile siyasi fikir birliği içinde olmamış olduğumdur.

O dönem Radikal gazetesinde köşe yazarıydım ve siyasi görüşlerimi açıkça dile getiriyordum. Bu görüşler içinde, Kasım 2009 tarihinde ‘sivil dikta’ tehlikesine dikkat çekmiş olmam da vardır.

Farklı siyasi görüşte olanların dost ve arkadaşlığı imkansız hale getirdiği süreç içinde, doğal olarak benim de bu çevre ile kişisel arkadaşlık ilişkilerim son buldu.

Serdar’a hangi dönemde ne tavsiye ettiğimi gerçekten hatırlamıyorum, ancak ‘Başbakan’ın boğazını sıkmış olduğunu’ duyduğumda, bunu sıradan bir olay gibi görüp, aracılık edecek, ‘sen en iyisi bu arkadaşlarla konuş’ diyecek tıynette biri olmadığımı söylemeyi zul sayarım.

Kim olursa olsun, bir Başbakan’ın bir gazetecinin ‘boğazını sıkması’ zamanında normal karşılanacak, sonra da unutulacak bir mevzu olamaz. Akinan’ın başına böyle bir olay geldi ise, en azından benim haberim olmamıştır.

Böyle yadırgatıcı bir olayı, eş dost muhabbeti içinde geçiştirecek tıynette olsam, kendi adıma da böyle davranır, mevcut iktidar ile hoş geçinir, başıma bunca sorun açmazdım.

Bu vesile ile bir hatırlatma yapayım, ben, Başbakan Erdoğan’ın Konya mitinginde, ‘namert’ diye itham etmesi üzerine ana akım medyadan kovulmuş ilk insanım.

O zaman, medya özgürlüğü adına bir satır yazmayan, böyle bir olay olmamış gibi davranan, maaşlarından olmamak için sinip oturanları, dahası iktidardan talimat veya korku ile işime son verildiğini bir telefonla bana bildiren arkadaşı dahi şimdilerde muhalif iddialı TV kanallarında medya özgürlüğü üzerine ahkam keserken izliyorum.

Otoriter bir düzende, ‘muhalefet’ eleştirisi yapmayı siyasi ahlaka aykırı bulduğum için, pek çok konuda sessiz kalmayı tercih ediyorum.

Hal böyle iken, ima üzerinden de olsa, ismimin ‘iktidar çevresine yakınlık’, ‘arabuluculuk’ çerçevesinde zikredilmiş olması sessiz kalabileceğim bir konu değildir.”

Tayyip Erdoğan hangi gazetecinin boğazını sıktı?

Genel

Ağzından kan gelen verem hastası Tenzile Acar hücrede tutuluyor

Cezaevinde verem teşhisi konulan 23 yaşındaki Tenzile Acar bir aydır hücrede tutuluyor. Acar’ın halası Nebiha Akay, yeğeninin ağzından kan geldiğini söyledi.

BOLD – Verem hastası bir insan hücrede tutuluyor. İstanbul’da 2017 yılında tutuklanıp Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’ne gönderilen 23 yaşındaki Tenzile Acar, cezaevine girdiği günden bu yana sağlık sorunları yaşıyor. Beş yıldır tedavi edilmeyi bekleyen Acar’a boğazından kan gelme şikayeti üzerine kaldırıldığı hastanede verem teşhisi konuldu.

Teşhis konulduktan sonra tek kişilik hücreye konulan Acar’ın en temel ihtiyacı olan suyun bile karşılanmadığını belirten halası Nebiha Akay, yeğeninin bir önce serbest bırakılmasını istedi.

“AĞZINDAN KAN GELİYOR VE YEMEK YİYEMİYOR”

Mezopotamya Ajansı’na konuşan Akay, yeğeninin bir aydır tek kişilik hücrede tutulduğunu belirterek şöyle dedi:

“Tenzile beş yıldır cezaevinde ve hasta. Tutuklandıktan sonra Tenzile’de hastalıklar baş gösterdi. Hastaneye elleri kelepçeli götürülüyor. Asker gözetiminde muayene edilmek isteniyor. Tenzile, bu uygulamaları reddettiği için tedavi edilmiyordu. Fakat bu duruma karşı doktorların cevabı ise, ‘Tedavi olmak istiyorsan bu uygulamaları kabul etmen gerekiyor’ oldu. Tenzile de o dönem bu uygulamaları kabul etmedi. Bu nedenle her geçen gün hastalığı da ağırlaştı. Şimdi de verem teşhisi konuldu. Ağzından kan geliyor ve yemek yiyemiyor. Bir aydır tek kişilik hücrede tutuluyor. İhtiyaçları hiçbir şekilde karşılanmıyor. Zaten hastalığı nedeniyle de tek başına ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Durumu çok ağır ve kritik.”

“DURUMU AĞIRLAŞIYOR, AYAKTA DURACAK HALİ YOK”

Akay, yeğeni için şu çağrıyı yaptı: “Cumhurbaşkanı Erdoğan ve insan hakları örgütlerine hasta tutuklulara sahip çıkın çağrısı yapıyoruz. Ya bu hasta tutukluları serbest bıraksınlar ya da tedavi etsinler. Tenzile’nin durumu her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Ayakta duracak hali yok. Pandemiden kaynaklı annesi de görüşüne gidemiyor. Sadece Tenzile değil, şu anda cezaevlerinde onun gibi binlerce hasta tutuklu var. Hasta tutukluları serbest bırakın. Bu insanları tutarak elinize ne geçecek? Eğer birazcık vicdanları varsa hasta tutukluları bırakırlar. Cezaevinden bir cenaze daha çıkmadan Tenzile’yi bıraksınlar. Bu tecride son versinler. Tenzile’nin başına bir şey gelirse sorumlusu başta Erdoğan sonra da devlettir.”

Okumaya devam et

Genel

Anayasa Mahkemesi İletişim Başkanlığının yetkisini tırpanladı

Anayasa Mahkemesi (AYM) Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının Anadolu Ajansı’nın (AA) “örgütlenme ve insan kaynakları yönetimi” ile “faaliyet” üzerindeki denetim yetkisini anayasaya aykırı bularak iptal etti.

BOLD – CHP’nin yaptığı başvuruyu değerlendiren AYM, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının Anadolu Ajansı üzerindeki bazı yetkilerini anayasaya aykırı bularak oy çokluğu ile iptal etti. AYM üyeleri Rıdvan Güleç ve Recai Akyel ise iptal kararına katılmayarak karşı oy kullandılar.

CHP’NİN İPTAL BAŞVURUSU KABUL GÖRDÜ

Cumhurbaşkanlığı’nın 33 No’lu kararnamesi ile 18 Nisan 2019’da İletişim Başkanlığı Teşkilatı Hakkında değişiklik yapıldı. CHP, AYM’ye başvurarak, kamu yardımı almasına rağmen özel şirket niteliği bulunan Anadolu Ajansı Türk Anonim Şirketi’nin denetimine dair kanunlarda düzenlemelerin bulunduğunu anımsattı. CHP başvurusunda, “Harcamaların yıllık bütçelerle yapılması nedeniyle Ajans ile sözleşme yapılmasını öngören kuralın kanunla düzenlenmesi gerektiği, ayrıca kararname ile İletişim Başkanlığı’na verilen denetim yetkisinin kurumun özerkliği ve tarafsızlığıyla bağdaşmadığı” gerekçesiyle iptali talep edildi.

2’YE KARŞI 13 OYLA İPTAL

Cumhuriyet gazetesinin haberine göre Anayasa Mahkemesi, 30 Aralık 2020 tarihinde CHP’nin başvurusunu görüşerek iptal yönünde karar aldı. AYM kararının gerekçesi bugünkü Resmi Gazete’de yayımlandı.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesinin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yayımlanan kararname ile İletişim Başkanlığı’nın yetkileri belirlendi. Kararnamenin 14. Maddesinde Anadolu Ajansı başlığı altında şu düzenleme getirildi:

“Bakanlık her yıl kendi bütçesinin Anadolu Ajansı bölümündeki ödeneği aşmamak üzere Anadolu Ajansı ile en çok 5 yıllık sözleşme yapmaya yetkili olup; Anadolu Ajansının faaliyet, bütçe, örgütlenme ve insan kaynakları yönetimi üzerinde denetime de sahiptir. Bu denetime ilişkin usul ve esaslar Başkanlıkça belirlenir. Yapılacak sözleşmede Anadolu Ajansı yöneticilerinin atanma yolları da belirlenir.”

İLETİŞİM BAŞKANLIĞI’NIN AA’YI DENETİM YETKİSİ ANAYASAYA AYKIRI BULUNDU

Yayımlanan gerekçeli kararla AYM, düzenlemedeki İletişim Başkanlığı’nın AA’nın “Faaliyet” ile “Örgütlenme ve insan kaynakları yönetimi” üzerinde “Denetim” yapma yetkisini anayasaya aykırı buldu. Kararda “CBK çıkarabilme yetkisinin bir sonucu olarak CBK ile düzenlenmesi gereken bir konuya ilişkin düzenleme yetkisinin Cumhurbaşkanı’nca CBK çıkarmak suretiyle kullanılması ve bu yetkinin idareye bırakılmaması gerekir.  Anayasa koyucu tarafından CBK’ya tanınan asli bir yetkinin, başka bir idari işleme bırakılması mümkün değildir” denildi.

“SÖZLEŞME İLE YÖNETİCİ ATAMAK ÖZERKLİĞİ ANLAMSIZ KILAR”

Anayasanın 133. Maddesinin 3. Fıkrasında düzenlenen haber ajanslarının özerkliğinin, Ajansın kendi yönetim ve örgütlenmesine ilişkin kararları alma ve uygulama konusunda gerekli yetkiyle donatılmış olmasını ve Ajansın dış etkilere karşı korunmasını güvence altına aldığına işaret edilen kararda, “Bu itibarla Ajansın yöneticilerinin atama yollarının her yıl yenilenen sözleşme ile belirlenmesi, Ajansın, Anayasa’nın anılan maddesi gereğince sahip olduğu özerkliği anlamsız kılmaktadır” denildi.

Okumaya devam et

Genel

Ahmet Taşgetiren’den Özlem Zengin analizi: Şimdi güçlüler safındalar, çok kötü yargılıyorlar

Yazar Ahmet Taşgetiren, TBMM’de yaptığı çıplak arama konuşmasıyla tekrar gündeme gelen Özlem Zengin’in şimdi güçlüler safında olduğunu ve insanları çok kötü yargılandığını yazdı.

BOLD – Karar gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren, HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun onaylanan hapis cezası üzerine yazdığı bugünkü yazısında AKP Grup Başkan Vekili Özlem Zengin’i hakkında tespitlerde bulundu. Türkiye’de insan hakları savunucusu olmanın zorluklarına değinen Taşgetiren, “Bir dönem Özlem Zengin olmak zordu, Leyla Şahin olmak zordu. Akın Birdal olmak zordu. Mustafa Yeneroğlu olmak zordur, Ömer Faruk Gergerlioğlu olmak zordur. Özlem Zengin, Leyla Şahin Usta bugün güçlüler safında, yargılayanlar safında. Çok da kötü yargılıyorlar.” dedi.

“BANA GELEN MEKTUPLAR MECLİS’E GELMİYOR OLABİLİR Mİ?”

Cezaevlerinde Cemaat mensubu birçok kadın bulunduğunu ve onlardan mektuplar aldığını belirten Taşgetiren, Özlem Zengin ve Leyla Şahin’in Meclis’te olacaklarsa, mesela insan haklarını araştırmak gibi bir yapının içinde olmalarını daha doğru bulduğunu ifade etti. Cezaevlerine gidip kadınları dinlemelerini ve hak ihlallerine çözüm bulmalarını önerdi.

Taşgetiren, “Acaba nasıl bir hayatları var cezaevinde? Bana veya başka gazetecilere gelen mektuplar Meclis’e gelmiyor olabilir mi? 15 kişinin kalması gereken yerde 30 kişinin kalıyor olmasından mesela Ak Parti grubu haberdar olmamış olabilir mi? Mesela Mustafa Yeneroğlu’nun duyduklarını Özlem Zengin duymamış olabilir mi? Hak ihlalleri ile karşılaşıp karşılaşmadıkları bir yana, sırf bunca kadın nasıl bir tecrübe yaşayarak cezaevine düşmüş oldular, bu merak etmeye değmez mi?” diye yazdı.

“HERKES HAKLI OLARAK CEZAEVİNE DÜŞMÜYOR”

Türkiye’de herkesin haklı olarak cezaevine düşmediğini vurgulayan Taşgetiren şöyle devam etti: “Siyasetin içindesiniz, gidip dinleseniz ya onları, cezaevlerindeler, Türkiye’de herkes haklı olarak cezaevine düşmüyor bir kere, idam hükmü verilenlerin beraat ettikleri çok oluyor, aylarca – bazen yıllarca tutuklu kalıp beraat edenler çok. Bir dinleseniz ya… Belki derdini anlatamayan birisine rastlarsınız, derdine derman olursunuz.”

“NE YAPTI BU ADAM? GİDİP ARAŞTIRSANIZ YA”

Taşgetiren, Gergerlioğlu’nun hapis kararıyla ilgili ise “Bakar mısınız şu işe? Ne yaptı adam? “Çıplak arama var” dedi. İşte onlarca tanıklık çıkıyor ortaya. Gidip araştırsanız ya. Gözaltında tutsanız ya cezaevlerinin girişlerini. Nezarethanelerde gözünüz olsa ya.” ifadelerini kullandı.

AHMET TAŞGETİREN’İN YAZISININ TAMAMI

 

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0