Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Erdoğan’ın kayyum rektör atamasına iptal davası: OHAL KHK’sıyla atama yapılamaz

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Melih Bulu’yu Boğaziçi Üniversitesine rektör olarak ataması yargıya taşındı. Danıştay’a açılan iptal davasında Erdoğan’ın OHAL KHK’sı ile rektör atamasının Anayasa’ya aykırı olduğu belirtildi.

BOLD – Günlerdir tartışılan kayyum rektör atamasında dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Avukat Figen Albuga Figen Çalıkuşu, Cumhurbaşkanının Kanun Hükmünde Kararname ile üniversiteye rektör atamasının Anayasa’ya aykırı olduğunu belirterek Danıştay’da yürütmeyi durdurma ve iptal davası açtı.

“YÖK KANUNU VAR, OHAL KARARNANESİ İLE ATAMA YAPILAMAZ”

T24’ten Gökçer Tahincioğlu’nun özel haberine göre avukat Çalıkuşu münhasıran kanunla düzenlenen konularda Cumhurbaşkanı’nın kararname çıkartamayacağını, YÖK Kanununda OHAL KHK’sı ile de olsa Cumhurbaşkanı kararnamesi ile değişiklik yapılamayacağını belirterek, konuyu yargıya taşıdı.

ANAYASAYA AYKIRILIK İDDİASI

Çalıkuşu, dilekçesinde, “OHAL döneminde olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılabilir. Rektör ataması, OHAL döneminde olağanüstü halin gerekli kıldığı konulardan değildir. OHAL döneminde TBMM’de karara bağlanmayan OHAL Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kendiliğinden kalkar” iddialarında bulundu. Çalıkuşu, atama işleminin iptalini, Cumhurbaşkanlığı’ndan yanıt beklenmeksizin yürütmesinin durdurulmasını ve ilgili işleme dayanak oluşturan kararnamenin anayasaya aykırılık iddiasının değerlendirilmesini talep etti.

Çalıkuşu dava dilekçesinde ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğunu ve bunu düzenleyen anayasanın ülke insanlarının toplumsal sözleşmesi olma özelliğini taşıdığını vurguladı. Dilekçede, şöyle denildi:

“Bu ülkenin bir bireyi ve aynı zamanda bir hukuk insanı sıfatımla, anayasa gereği hukuk devleti olduğu kabul edilen yaşadığım ülkemde, devletin yükümlülüklerini anayasa ve hukuka bağlı olarak yerine getirmesini beklemek, istemek ve takipçisi olmak hakkımdır.

2 Ocak 2021 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan, 1 Ocak 2021 tarihli, 2021/16 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör atanması, anayasaya ve YÖK Kanuna aykırıdır. Bu nedenle iptal istemli bu davayı açmaktayım.”

Çalıkuşu, dilekçesinde, anayasaya aykırılık iddialarını şöyle sıraladı:

1- Anayasa’nın 104.maddesinde Cumhurbaşkanı’nın görevleri belirlenmiştir ve Anayasa’nın uygulanmasını, Devletin organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözeteceği de hüküm altına alınmıştır.

2- Anayasa’nın 104.maddesinde “Anayasa’da münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi çıkarılamaz” düzenlemesi vardır.

3- Anayasa’nın 130.maddesinde ise, “Kanunun belirlediği usul ve esaslara göre; rektörler Cumhurbaşkanınca, dekanlar ise Yükseköğretim Kurulunca seçilir ve atanır” düzenlemesi vardır.

4- Anayasa’nın bağlayıcı bu hükümleri gereği üniversitelere rektör ataması özel kanunun belirlediği usule göre yapılacaktır. Bu kanunun adı YÖK Kanunudur. Rektör ataması usulü YÖK Kanununun 13.maddesinde belirlenmiştir.

5- Gene Anayasa’nın bağlayıcı “münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi düzenlenemez” hükmü ve “ Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi çıkarılamaz’ hükmü gereği YÖK Kanununa dair düzenleme hakkında da Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi düzenlenemez, Cumhurbaşkanlığı Kararı ile rektör ataması yapılamaz.

6- Ancak görevi Anayasa’nın uygulanmasını sağlamak olan Cumhurbaşkanı tarafından, OHAL Kararnamesi ile YÖK Kanunu’nun 13.maddesinde değişiklik yapıldığı görülmektedir. Bu kararname 09.07.2018 tarihli 703 sayılı OHAL KHK’dır.

7- 09.07.2018 tarihli, 703 Sayılı OHAL KHK sı ile YÖK Kanununun 13. Maddesinde yapılan değişikliğe göre “Devlet ve vakıf üniversitelerine rektör, Cumhurbaşkanınca atanır” düzenlemesi yapılmıştır. Bu OHAL KHK’sının kanunlaşması ise yapılmamıştır.

8- Bu davada iptalini talep ettiğim 01.01.2021 tarih, 2021/16 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile yapılan Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör ataması da 09.07.2018 tarihli 703 Sayılı OHAL KHK’sı ile yapılan değişikliğe göre gerçekleşmiştir. Ancak bu dayanak Anayasa’ya aykırı olduğu gibi, hali hazırda yürürlükten kalkmış olmalıdır.

9-  Anayasa’nın 120. Maddesine göre;

“Olağanüstü hallerde Cumhurbaşkanı, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, 104 üncü maddenin onyedinci fıkrasının ikinci cümlesinde belirtilen sınırlamalara tabi olmaksızın Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir. Kanun hükmündeki bu kararnameler Resmî Gazetede yayımlanır, aynı gün Meclis onayına sunulur.

Savaş ve mücbir sebeplerle Türkiye Büyük Millet Meclisinin toplanamaması hâli hariç olmak üzere; olağanüstü hal sırasında çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri üç ay içinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülür ve karara bağlanır. Aksi halde olağanüstü hallerde çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi kendiliğinden yürürlükten kalkar.”

10- Bu durumda özetle Anayasa ve YÖK Kanunu hükümlerine; Münhasıran kanunla düzenlenen konularda Cumhurbaşkanı kararname çıkaramaz. YÖK Kanununda OHAL KHK sı ile de olsa Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile değişiklik yapılamaz. OHAL döneminde olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi çıkarılabilir. Rektör ataması, OHAL döneminde olağanüstü halin gerekli kıldığı konulardan değildir. OHAL döneminde TBMM’de karara bağlanmayan OHAL Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kendiliğinden kalkar.

Özünde 09.07.2018 tarihli 703 sayılı OHAL KHK’sı ile YÖK Kanununda değişiklik yapılamaz ise de YÖK Kanunu 13.maddesini değiştiren 09.07.2018 tarihli 703 sayılı OHAL Cumhurbaşkanlığı KHK’sı, OHAL döneminin sona ermesi ile kendiliğinden kalkmıştır. Eş anlatımla iptalini dava ettiğim 01.01.2021 tarihli 2021/16 sayılı Cumhurbaşkanlığı Atama Kararı’na dayanak olan, YÖK Kanunu’nun 13. Maddesini değiştiren 703 sayılı OHAL Cumhurbaşkanlığı KHK’sı yürürlükten kalkmıştır.

11-Anayasa ve YÖK Kanunu hükümlerine açık aykırı olan, yasal hiç bir dayanağı bulunmayan 01.01.2021 tarih, 2021/16 sayılı Cumhurbaşkanlığı Atama Kararı’nın iptali gerekir.

12- Açık hukuka aykırılık hali ile birlikte bu ağır hukuk kırımı, kamuoyunda yaşanan infiale göre telafisi imkansız zararların meydana gelmesi şartı da gerçekleşmiş olmakla 01.01.2021 tarih, 2021/16 sayılı Sayılı Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör atanmasına dair Cumhurbaşkanlığı kararının, cevap süresi de beklenmesizin yürütmesinin durdurulmasına da karar verilmesini talep ediyorum.

13- Devamla; Yukarıda ayrıntılı izah ettiğim üzere 09.07.2018 tarih 703 sayılı OHAL KHK’sının YÖK Kanunun 13.maddesini kaldıran ve değiştiren hükümleri, anayasaya aykırı olduğundan, Anayasa’nın 152.maddesine göre ‘Anayasaya aykırılık iddasında’ da bulunmaktayım. Takdir ve değerlendirme şüphesiz Sayın Daire’ye ait olacaktır.”

Çalıkuşu, dilekçesinin sonunda, rektör atamasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararının iptalini, Cumhurbaşkanlığı’nın yanıtı beklenmeksizin yürütmesinin durdurulmasını, anayasaya aykırılık iddiasının değerlendirilmesini talep etti.

Gündem

Devlet-mafya-medya üçgeni: Hadi Özışık, Soylu ve Peker arasında böyle aracılık yaptı

Sedat Peker, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu arasında aracılık yaptığı iddialarını “Söyleyen şerefsizdir” diyerek yalanlayan Hadi Özışık’la ilgili 2 video paylaştı. Peker-Özışık telefon görüşmelerinin yer aldığı videolarda devlet-mafya ilişkisinin medya ayağı da gözler önüne seriliyor.

BOLD – Türkiye’deki düşmanlarına tripodu ve kamerasıyla savaş açan Sedat Peker, bu kez devlet-mafya ilişkisinin medya ayağını deşifre etti. Peker, Süleyman Soylu ile kendi arasında aracılık yapan İnternetHaber sitesinin sahibi Hadi Özışık’la yaptığı görüşmenin videosunu paylaştı.

AĞAR’A HAKARET

İkilinin konuşmasında Hadi Özışık, Peker’e Mehmet Ağar’ı kastederek, “Bugünün en önemli olayı seninkinin kendi kendine harakiri yapmış olması. Aptal herif ‘biz olmasak buraya mafya çökerdi’ dedi” diye konuştu.

STRAATEJİ Mİ UYGULUYOR ANLAMADIM

Peker’in İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun kendi hakkında kullandığı ‘Pislik’ ifadesini hatırlatması üzerine Hadi Özışık, “Ben anlamamdım abi. Ben ona ‘niye sadece sen atlıyorsun hiç bir AKP’li konuşmuyor sen niye kendini ortaya artıyorsun’ dedim. Cevap vermedi. Burada bir strateji mi uyguluyor anlamadım” diye konuştu.

Soylu’ya 20 sene yatırım yaptığını belirten Peker, Berat Albayrak ile Soylu yüzünden düşman olduğunu söyledi.

SEN HAKLISIN

İkilinin arasında kaldığını söyleyen Hadi Özışık da, “Ben anlam veremiyorum. Ben çözemedim. Ben sana şöyle bir şey söyleyeyim sen haklısın” dedi.

Peker’in videolarını yayınlama konusunda siyasilerden uyarı aldıklarını fakat geri adım atmadıklarını söyleyen Hadi Özışık, cepheyi genişlememesi konusunda da Peker’e tavsiyeler de bulundu.

Peker’in paylaştığı 2. videoda ise Hadi Özışık arabuluculuk yaptığı bilgisini paylaşan Peker’e sitem ediyor. Adının geçmesinin sıkıntı yaratacağını söyleyen Hadi Özışık, Süleyman Soylu ile görüşmeye kardeşi Süleyman Özışık’ın gittiğini belirtiyor.

HİLE YAPMAM  REZİL DURUMUNA DÜŞMEM

İki videoyu peş peşe paylaşan Peker, “Kıymetli dostlarım, İnternethaber sitesinin sahibi olan Hadi Özışık – Süleyman Özışık kardeşler en yakınları olan Süleyman Soylu’yla benim aramda aracılık yaptıklarını yalanlamışlar. ‘Söyleyen şerefsizdir’ demişler. Ben kimseye hile yapmam, ancak kendimi de rezil duruma düşürmem” ifadelerini kullandı.

Peker’in resmi Twiter hesabından paylaştığı video kısa sürede 3 milyon izlenirken, ‘Yalancı Hadi Özışık’ etketi sosyal medyada gündem oldu.

 

Devlet Bahçeli’nin ‘tanımayız’ dediği mafya arşivi

Okumaya devam et

Gündem

Sosyetede Sedat Peker temizliği

Türkiye’nin gündemine oturan Sedat Peker videoları şarkıcıları ve ünlüleri telaşlandırdı. Peker ile fotoğraf paylaşan, Peker’i öven tweetler atan sanatçılar sosyal medya hesaplarını temizlemeye başladı.

BOLD – Yayınladığı 5 videoyla 15 milyondan fazla izlenen suç örgütü lideri Sedat Peker magazin dünyasında da sarsıntıya sebep oldu. Peker’le fotoğraflarını sosyal medya hesaplarına koyan ünlüler, paylaşımlarını silmeye başladı.

PEKER’İN YANINDA OLMAKLA ÖVÜNENLER

Peker’in, AKP ve Saray çevresiyle ilgili kirli ilişkileri açıklaması sonrası Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan çekinen ünlü isimler, ne yapacağını şaşırdı. Geçmişte Peker’i öve öve bitiremeyenler YouTube videolarının ardından sosyal medya temizliğine başladı.

BÜLENT SERTAÇ İLE TEKNEDE ŞARKI

Sanatçı Demet Akalın, “Reis diye yazılır adamı diye okunur. İyi ki doğdun can Reis” paylaşımı yapmış. Şarkıcı Gökhan Özen ise “Mangal yürekli adam” şarkısını Peker için yazdığı ortaya çıktı. Bülent Sertaç’ın da Peker ile teknede şarkı söylerken çekilmiş videoları yer alıyor.

İŞTE PEKER SEVER SANATÇILAR

Polis fezlekesinde Peker dostu sanatçılar olarak şu isimler sıralanıyor: Ebru Gündeş, Hande Yener, Emel Müftüoğlu, Elif Karlı, Seda Sayan, Davut Güloğlu, İsmail Türüt, Mehmet Ali Erbil, Stelyo Pipis, Bülent Serttaş, Demir Karahan ve Onur Sarıkaya.

Okumaya devam et

Gündem

Ankara 22. Ağır Ceza ‘çeviride sahtecilik’ yaparak Demirtaş’ı tahliye etmedi

Kobani Davası’nda ilk tutukluluk incelemesinde bir skandal yaşandı. Mahkeme, AİHM Büyük Dairesi’nin Selahattin Demirtaş kararını yanlış tercüme etti. Ardından da hatalı çeviriyi gerekçe göstererek tutukluluk halinin devamına hükmetti.

BOLD – Halkların Demokratik Partisi (HDP) yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 28’i tutuklu 108 siyasetçinin yargılandığı Kobani Davası’nın ikinci duruşması sürüyor. Duruşmada, mahkeme heyetinin ilk tutukluluk incelemesinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi tarafından 22 Aralık 2020’de HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında verdiği tahliye kararını yanlış çevirdiği ortaya çıktı.

Davaya bakan Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi, avukatların ve Demirtaş’ın tüm ısrarlarına rağmen AİHM Büyük Daire’nin “tahliye” kararının çevirisini “Bizi bağlamıyor” diyerek, dosyaya almamıştı. Ancak mahkeme heyetinin Kobani Davası’nda tutuklu bulunan kişiler hakkında yaptığı ilk tutukluluk incelemesinde, AİHM kararını yanlış çevirerek, tutukluluk halinin devamına gerekçe olarak sunmuştu.

Mahkeme, AİHM kararında geçen “Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı dosyasına atfen” denilen bölümü yanlış çevirerek, AİHM kararının “sadece Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı dosyasına ilişkin” olduğuna dair ibareyle tutukluk halinin devamına karar verdi. Mahkeme, AİHM kararını hangi kaynaktan çeviri yaptığına dair bilgi yer almazken, Demirtaş Kobani Davası’nın görülen 2’inci duruşmasında “Kaynak AKP-MHP” dedi.

ÇEVİRİDE SAHTECİLİK

Konuyu duruşmada gündeme getiren Demirtaş, mahkeme heyetinin AİHM kararının çevirisinde sahtecilik yaptığını belirtti ve “Mahkeme heyeti sadece korsan çeviri yapmakla yetinmemiş çeviride sahtecilik yapmış. AİHM kararını aleyhime kullanabilmek için hile yapmış, AİHM kararındaki en kritik cümle tutanağa yanlış geçmiş. Bu ağır bir suçtur ve belgelerle kesinleşmiştir” ifadelerini kullandı.

Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 8 Şubat’ta yapılan tutukluluk incelemesinde, Demirtaş’ın bahsettiği “kasıtlı çeviri” şu şekilde yer almıştı:

“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Selahattin Demirtaş Türkiye Davası kararında 63. paragrafta Selahattin Demirtaş hakkında Diyarbakır Savcılığının 39 ayrı ceza soruşturmasını tek bir dosyada birleştirdiğini, hali hazır yerel mahkemeler önünde başvurucu hakkında yedi ayrı ceza davasının devam ettiğini, söz konusu soruşturmalar ve kovuşturmaların bu başvurunun konusunu oluşturmadığını belirterek verdiği kararın Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma ile ilgili olacağını belirtmiştir. AİHM aynı kararda 4 Kasım 2016 tarihi sonrasında 12 HDP milletvekiline yapılan operasyon sonucunda sanığın yakalandığını, Diyarbakır 2. Sulh Ceza Mahkemesinin kararıyla tutuklandığını, itirazın 3. Sulh Ceza Hakimliği tarafından reddedildiğini belirtmiştir. AİHM başvurucu hakkında yukarıda belirtilen inceleme konusu tutukluluğu ile ilgili karardan sonra başvurucunun 20 Eylül 2019 tarihinde hükmedilen ve halen devam eden ikinci tutukluluğu (Mahkememiz dosyasındaki tutuklanması) değil 4 Kasım 2016’dan 7 Aralık 2018’e kadar devam eden tutukluluğunun inceleme konusu olmadığını, ilk tutukluluğunun inceleme konusu olduğunu belirtmiştir. Söz konusu mahkememizdeki tutuklulukla ilgili Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru halen derdesttir. Dolayısıyla mahkememiz dosyasında mevcut olan tutuklulukla ilgili herhangi bir inceleme yapılmamış olduğundan ve bu durum da AİHM tarafından teyit edildiğinden bahsi geçen kararın mahkememiz yönünden bağlayıcılığı bulunmamaktadır.”

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0