Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Tutsak KHK’lı Nazan Bozkurt: Nazım şiiri okumuşum ne büyük suç!

Altı aydır Gebze Kadın Kapalı Cezaevinde tutuklu olan KHK’lı Nazan Bozkurt, Aralık 2020’de mahkemede yaptığı savunmasında hakkındaki iddialara cevap verdi. Bozkurt, “Nazım Hikmet şiirini okumuşum. Ne büyük suç” dedi.

SEVİNÇ ÖZARSAN | BOLD ÖZEL

Ankara Çankaya’da nüfus memur olarak çalışırken 23 Ocak 2017’de çıkarılan KHK ile 10 yıllık kamu görevinden ihraç edilen ve Ağustos 2020’de tutuklanıp Gebze Kadın Kapalı Cezaevine gönderilen Nazan Bozkurt, HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na yazdığı mektupla birlikte savunmasının özetini gönderdi.

Nazan Bozkurt, Çav Bella şarkısını söylediği, Nazım Hikmet’in şiirini okuduğu, ablasına 50 TL para gönderdiği, göz kemiğini kıran polislere karşı çıktığı ve Berkin Elvan’ın gaz fişeğiyle öldürüldüğünü söylediği için örgüt üyesi olmakla itham ediliyor.

Savunmasına, iddianameye dayanak olan fezlekeyi kimlerin hazırladığını anlatarak Bozkurt, ev aramasında, gözaltında ve cezaevinde erkek polisler tarafından uğradığı tacizleri anlattı. Nazan Bozkurt, “Ev aramasında ben üzerimi soyunduğum esnada odamın camından beni izleyen erkek polisler… Kendi evimin tuvaletinde tuvaletimi yaparken pat diye kapıyı açıp giren erkek polis… Nezarette biz türkü söylerken araya girip ‘Soyun da gir koynuma, tenim ilaçtır benim’ diye türkünün sadece bu kısmını söyleyen polis… Arama odasında Alev Şahin’i sırt üstü yere yatırıp da cinsel organını cinsel organına denk getirip bastırarak üstüne oturan kadın polis… ‘Hepinizin ağzına s..çacağız, o..pular, arkamızda saray var’ diyen kadın polis… Bu iddianameyi işte bu polisler hazırladı” dedi.

Altı ay önce tutuklanan Yüksel Direnişçileri Acun Karadağ ve Alev Şahin Kayseri Bünyan Cezaevinde, Nazan Bozkurt Gebze Kadın Kapalı Cezaevinde, Nuriye Gülmen Silivri’de, Mehmet Dersulu ise Bolu Cezaevinde tutuklu. “İşimizi geri istiyoruz” eylemleri yapan bu isimlerin tamamı örgüt üyesi olmakla itham ediliyorlar. Hepsi Kasım 2016’dan bu yana devam eden Yüksel Direnişi sırasında onlarca kez gözaltına alındı. Bir polis Nazan Bozkurt’un elmacık kemiğini kırdı. Acun Karadağ’ın kalbine pil takıldı, polis memuru Sezgin S. herkesin gözü önünde Merve Demirel’i taciz etti. 65 yaşındaki, astım ve diyabet hastası Mahmut Konuk’u tartakladılar.

Nazan Bozkurt’un Yüksek eylemleri sırasında polis müdahalesi sonucu gözaltı kemiği kırılmıştı.

“40 BİN POLİSİ İHRAÇ EDEREK TÜRK POLİSİNİ SİZ HEDEF GÖSTERDİNİZ”

Örgüt üyesi olmadığının kanıtı aslında savcının hazırladığı iddianame olduğunu ifade eden Bozkurt, “Türk polisini aşağılayıp hedef gösterme derken kimlik numarasını internette yayınlayıp da 40 bin polisi ‘terörist’ diye ihraç eden ben değilim. Dolayısıyla Türk polis hedef gösteren de ben değilim. Göz kemiğimi kıran polise laf söylemişim. Azcık beni kör ediyordu da! Teşekkür mü etmeliydim? Öbür yanağımı mı çevirmeliydim!” ifadelerini kullandı.

Nazan Bozkurt’un Yüksel eylemleri sırasında Nazım Hikmet’in ölüm yıldönümünde bir şiirini okuması da suç sayıldı. Bozkurt, iddianamede örgüt şarkısı olduğu iddia edilen “Çav Bella”nın yıllardır tüm dünya halkları tarafından söylenen İtalyan halka şarkısı olduğunu belirtti. Ayrıca Nazan Bozkurt’un ablası Gülnaz Bozkurt’a gönderdiği 50 TL’ye delil olarak yer verildi.

“İDDİANAME ÇELİŞKİLERLE DOLU”

Bozkurt’un “Berkin Elvan’ın polis tarafından öldürüldüğünü” söylemesi de iddianameye delil olarak girdi. Elvan’ın 2013 yılında meydana gelen Gezi Parkı olayları sırasında kafasına isabet eden gaz fişeğiyle öldürüldüğünü ifade eden Bozkurt, “İddia derken çocuk yaşıyor mu? Hayır. Kafasına isabet eden gaz fişeğiyle öldürüldü. Benim bildiğim kadarıyla gaz fişeği poliste var.” dedi. İddianamenin çelişkilerle dolu olduğunu vurgulayan Bozkurt savunmasını savcıya soru sorarak bitirdi:

“Çok büyük bir eylem hazırlığındaymışız. evet, paraşütle Yüksel’e atlayacaktık. Ama Yakalandık işte! İddianame çelişkilerle dolu. Kimi yerlerde ‘Yüksel eylemlerinin bir noktadan sonra masum hak arama eyleminden çıktığı’ kimi yerlerde ‘Yüksel eylemlerinin örgüt talimatıyla başlatıldığı’ yazılmış. Savcı bey bunların hangisini iddia ediyor?”

NAZAN BOZKURT’UN GERGERLİOĞLU’NA GÖNDERDİĞİ SAVUNMASI

“ÇOK ÖFKELİYİM”

Nazan Bozkurt, mektubunda ise dokunulmazlığı kaldırılsın diye Meclis’e fezlekesi gönderilen vekiller arasında bulunan Ömer Faruk Gergerlioğlu’na yapılanlara karşı çok öfkeli olduğunu belirtti. Zulme uğrayan herkesin yanında durmayı Gergerlioğlu’ndan öğrendiğini ifade eden Bozkurt şöyle devam etti:

“İşe bakın, halk seçiyor, vesayet makamı halkın seçtiğini, seçip gönderdiği yerden atıyor, atmaya kalkıyor. Çok öfkeliyim. Sonuç ne olursa olsun, bir KHK’lı olarak siz daima benim kalbimde vekilimsiniz, öyle de kalacaksınız. Zulme uğrayan mazlumun yanında dururken kimseyi ayırmadınız. ‘Benim mahallemden olmayan’ mazlumlara yapılanları da çoğu kez sizden öğrendim. Hapishaneden tedavisi engellendiği için hayatını kaybeden KHK’lıları, 19 aylık çocuğundan koparılan 4 aylık bebeğiyle tutuklanan anneyi, açlığa mahkum edilen KHK’lıların hayata tutunma çabasıyla girdikleri işlerde nasıl bir bir öldürüldüklerini bir bir sizden öğrendim. Hakkımı ararken yanımda hep sizi buldum.”

NAZAN BOZKURT’UN GERGERLİOĞLU’NA GÖNDERDİĞİ MEKTUP

Yüksel Direnişi 4 yaşında: “Mesele teslim olmamakta”

Yüksel direnişçisi Nazan Bozkurt: Hepimiz aynı taraftayız

 

BOLD ÖZEL

Anne öldü, baba 4 yıldır hapiste, geride ise 2 çocuk kaldı!

Dört  yıldır tutuklu olan edebiyat öğretmeni Yusuf Coşkun’un ALS hastası eşi Yeşim Coşkun, dün saat 15.00’te hayatını kaybetti. 18 ve 13 yaşında iki çocuk sahibi olan Yeşim Coşkun, bugün öğle vaktinde Ordu Yıldızlı Köyü’nde defnedildi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL 

Babaları yaklaşık 4,5 yıldır tutuklu olan Coşkun kardeşlerin annesi, ALS hastası Yeşim Coşkun hayatını kaybetti.

KOMADAYKEN ZİYARET EDEBİLDİ

Eşi hapse girdikten sonra Als hastalığına yakalanan 44 yaşındaki Yeşim Coşkun, uzun zamandır tedavi görüyordu. Tekerlekli sandalyeye mahkum olduktan sonra ‘Eşim beni bu halde görmesin’ diye hapisteki kocasını ziyarete gidemeyen Coşkun, 4-5 ay önce beyin kanaması geçirdi ve komaya girdi. Yusuf Coşkun, savcılığın özel izniyle eşini en son o zaman görebildi. Anneleri ölen, babaları da hapiste olan Coşkun çiftinin çocukları köyde artık anneanneleriyle yaşıyor.

Cemaat soruşturmaları kapsamında Ocak 2017’de tutuklanan Yusuf Coşkun (45) önce Bitlis Cezaevine gönderildi. Bir buçuk yıldır Diyarbakır Cezaevinde kalan Yusuf Coşkun, en son Bitlis Yavuz Sultan Selim Eğitim Kurumları’nda yöneticilik yapıyordu. 13 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılan Coşkun’un Dosyası Yargıtay’da bulunuyor.

 

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

İşkencecilere hapiste bile boyun eğmeyen Şeref hoca koronavirüse yenildi

Koronavirüs vakalarıyla anılan 2 bin mahpusun kaldığı Kocaeli 2 Nolu T Tipi Cezaevinde kalan Bilgisayar öğretmeni 2 çocuk babası Şerif Vatansever 47 yaşında koronavirüsten yaşamını yitirdi. Koğuş arkadaşının, onun vefatı sonrası paylaştıklarıysa Şeref Vatansever’in maruz kaldığı işkenceyi gözler önüne serdi.

BOLD – Kocaeli Cezaevinde yakalandığı koronavirüs yüzünden kaldırıldığı hastanede tedavi gören bilgisayar öğretmeni Şeref Vatansever hayatını kaybetti.

47 yaşında hayatını kaybeden Vatansever’in kaldığı koğuşta mahkumların tamamının koronavirüse yakalandığı öğrenildi.

TABUTTA TAHLİYEYE SON

Cezaevleri İhlalleri adlı sosyal medya hesabı Vatansever’in vefat haberini şöyle duyurdu: “Kocaeli 2 Nolu T Tipi Cezaevi’nde Bilgisayar öğretmeni Şerif Vatansever koronadan 47 yaşında yaşamını yitirdi. Koğuşunun hepsi korona olan Şerif Vatansever bir haftadır tedavi gördüğü hastanede vefat etti. Tabutta tahliyeye son verin!”

GECELER BUNA ŞAHİT

Vefat haberine gelen yorumlardan biri de Vatansever ile birlikte hapis yatan Cihat adlı kullanıcıdan geldi. Vatansever’in cezaevinde kaldığı süre boyunca da işkence gördüğünü anlatan koğuş arkadaşı şunları söyledi: “Kardeşim, Allah’ın huzuruna alnın ak yüzün pak olarak çıkacaksın. Beraber yattığımız 42 ay bunun şahididir… Mahkeme devam ederken koğuştan götürüldüğün ve bir hafta boyunca polisin elinde işkenceye maruz kaldığın o gün ve geceler buna şahittir. Bize de şefaatçi ol nolursun.”

Koronavirüsle anılan Kocaeli 2 Nolu T Tipi Cezaevinde bilanço ağırlaşıyor. Cezaevinde koronavirüs testi pozitif çıkan çok sayıda tutuklu olduğu öğrenildi. Bir aile yakınının iddiasına göre 300 kişi koronavirüs kaptı. Durumları ağır olan mahpuslar Kocaeli Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.

“NE HASTANE NE CEZAEVİ SAĞLIKLI BİLGİ VERMİYOR”

Ağustos 2020’den beri Kocaeli 2 Nolu T Tipi Cezaevinde bulunan ve adının açıklanmasını istemeyen başka bir aile yakını, eşine 16 Nisan’da yapılan testin pozitif çıktığını söyledi.

Tüm koğuşun karantinaya alındığı belirten eş, “Ne hastane ne cezaevi sağlıklı bilgi vermiyor. Mektuplarım ulaşıyor mu onu dahi bilemiyorum. Eşimden gelen mektup belli ki hastalık öncesi tarihten ve eşimle ilgili haberleri yan koğuşlarında bulunan tanımadığım insanların yakınlarından almaya çalışıyorum. Her birimiz apayrı mağduriyet içerisindeyiz. 16.04.2021 tarihinden beri cezaevinin genelleme yaparak verdiği bilgiler dışında bir bilgi alamıyor, aksine telefonlar yüzümüze kapanıyor. 2000 kişiyi aşkın cezaevinde bu ne salgın, bu ne sorumsuzluk, tutuklu yakınlarına bu ne saygısızlık.” dedi.

17 GÜNLÜK EVLİYDİ

Eşi tutuklandığında henüz 17 günlük evli olduğunu söyleyen eş, “Bir gece gözaltı sonrası mahkeme denetimli serbestlik verdi. 4 saat sonrası evimize ve ailelerimizin evlerine eş zamanlı yapılan operasyon ile savcının kararı bozduğunu ve tutuklanma talebiyle cezaevine götürüldü. İlk mahkemede hüküm belli denerek 8 yıl 9 ay karar verildi. İstinaf direkt onayladı. Dosyamız Yargıtay’da.” ifadelerini kullandı.

Koronavirüs Kocaeli 2 Nolu T Tipi Cezaevinde

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Evindeki kitaplar suç sayıldı eşi ikiz bebeğini düşürdü

Öğretmen Sefa Gökalp, 17 -25 Aralık yolsuzluk operasyonları sonrası Hizmet Hareketi mensuplarına yönelik cadı avının ilk kurbanlarından. Devlet memuru değildi ancak zimmet suçlamasıyla tutuklandı. Evindeki kitaplar örgüt üyeliğine delil sayıldı. Tutuklandığında eşi yaşadığı üzüntüyle ikiz çocuklarından birini düşürdü.

BOLD ÖZEL – 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmasının ardından Hizmet Hareketi mensuplarına yönelik başlatılan cadı avının ilk mağdurlarından Sefa Gökalp hukuksuz şekilde tutuklandı.

Gökalp ailesi 17-25 Aralık’la başlayan hukuksuz sürecin ilk kurbanlardan. Dershanede öğretmen olarak görev yapan Sefa Gökalp, devlet memuru olmamasına rağmen haksız bir şekilde zimmetine para geçirmekle suçlandı. Evinde arama yapıldı. Polisler evinde buldukları Fethullah Gülen’in kitaplarını terör örgütü üyeliğine delil saydı. Tutuklandı ancak delil yetersizliği sebebiyle 27 gün sonra tahliye edildi. Eşi, o tutuklandığı dönemde ikiz çocuklarına hamileydi. Yaşadığı üzüntünün etkisiyle ikiz çocuklarından birini düşürdü. İkinci çocuğu da erken doğumla hayata tutunabildi.

Sefa Gökalp, eşi ve çocuklarıyla.

KARDEŞİ DE DÜĞÜN GÜNÜ TUTUKLANDI

Cadı avı Sefa Gökalp ile sınırlı kalmadı. Hukuksuz gözaltı ve tutuklamalar tüm aileye sıçradı. Gökalp’in babası işten çıkarıldı. Eşinin ailesinden 2 kişi daha tutuklandı. Eşinin kız kardeşiyle evlenen Sefa Gökalp’in erkek kardeşi düğün sırasında tutuklanarak hapse konuldu.

YENİ BİR HAYATA TUTUNMAYA ÇALIŞIYORLAR

Eşi hakkında da yakalama kararı çıkarılınca Gökalp ailesi zor bir karar alarak çok sevdikleri vatanlarını terk etmek zorunda kaldılar. 2 çocuğuyla İsviçre’ye gelen Gökalp ailesi yeni bir hayata ‘merhaba’ dedi. Şimdi yeni bir düzen kurmaya çalışıyorlar.

En fazla KHK’lıyı bağrından çıkaran Kavşut Köyü belgesel oldu

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0