Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Mumcu suikastında adı geçen Tevhid-Selam Kudüs Ordusu üyesi 3 sanık beraat etti

Tevhid-Selam Kudüs Ordusu üyesi olmakla suçlanan 3 sanığın beraat ettikleri ortaya çıktı. Sanıklar, Cumhuriyet Gazetesi yazarı Uğur Mumcu suikastı ile de suçlanıyordu. Ancak Mumcu’nun avukatlarının davaya müdahil olma talepleri kabul edilmedi.

BOLD – Gazeteci  ve yazar Uğur Mumcu’ya yönelik suikastta görev aldıkları gerekçesiyle yıllardır aranan 3 sanığın, 8 Aralık 2020’de beraat ettiği ortaya çıktı. Karara Uğur Mumcu’nun avukatından tepki geldi.

Cumhuriyet yazarı Uğur Mumcu, 28 yıl önce 24 Ocak 1993 tarihinde Ankara’daki evinin önünde bindiği arabasına yerleştirilen bombanın patlaması sonucunda hayatını kaybetti.  Mumcu’nun katledilmesine ilişkin soruşturmada uzun süre yol alınamazken 17 Ocak 2000 tarihinde Beykoz’da Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu’nun ölü olarak ele geçirildiği eve yapılan baskında bazı bilgisayar kayıtları ele geçirildi. Bu kayıtlar içerisinde örgüte özgeçmiş veren birisinin Uğur Mumcu cinayetinden de söz ettiği ortaya çıktı.  Ele geçen belge ve bilgilerden hareket eden Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcılığı Tevhit-Selam Örgütü / Kudüs Ordusu diye bir yapılanmaya ulaştı. Soruşturmanın genişletilmesiyle Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Muammer Aksoy ve Bahriye Üçok cinayetlerini de kapsayan ve “Umut davası” olarak isimlendirilen dava açıldı. Yargılama sonucu Mumcu cinayetine fiili olarak katıldığı belirlenen Ferhan Özmen, Nejdet Yüksel ve Rüştü Aytufan “idam cezası” ile cezalandırılmalarına karar verildi. 2005’te idam cezasına çarptırıldı. Daha sonra cezalar ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrildi.

ÖRGÜT DAVASINDAN BERAAT ETTİLER

Uğur’un arabasına bizzat bombayı koyduğu iddia edilen firari sanık Oğuz Demir’in dosyası ise ayrıldı. Süreç içerisinde ise bazı sanıklar hakkında yasadışı Tevhid-Selam Kudüs Ordusu terör örgütüne üye olmak suçundan yeni davalar açıldı. Bu kapsamda 18 Aralık 2008 tarihinde Ahmet Cansız, Selahattin Eş, Ali Akbulut, Aydın Koral hakkında yasadışı Tevhid-Selam Kudüs Ordusu örgütüne üye olmak suçundan dava açtı. İddianame, sanıklar “örgütte özel görevli olmak, sevk ve yönetiminde bulunmak, örgüte ait kaleşnikof tüfeği bulundurmakla” suçlandı. İddianamede, 1991-1998 yılları arasında İran’a giden sanıklara burada asker kıyafetli kişiler tarafından askeri ve siyasi eğitim verildiği, bomba yapımının öğretildiği iddia edildi. Sanıklar firari olduğu için haklarında kırmızı bülten çıkarıldı. Dava yıllarca sürdü.

‘BOMBACIYI TANIMIYORUM’

“tvhaberi.com” da yer alan habere göre; Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi avukatlarının talebi üzerine sanıklar Selahattin Eş, Ali Akbulut, Aydın Koral ve Ahmet Cansız’ın hakkındaki yakalama kararını “savunmalarını” yapmaları amacıyla kaldırdı. Bunun üzerine Ahmet Cansız dışındaki üç sanık, 2020 yılı içinde Türkiye’ye gelerek mahkemede savunma yaptı. Sanıklar haklarındaki suçlamaları reddetti. 20 Ekim 2020’deki duruşmada mahkemeye çıkan Aydın Koral, Uğur Mumcu’nun aracına bombayı yerleştiren isim olan Oğuz Demir’i tanımadığını savunarak, “En ufak bir örgütsel faaliyetimiz olmadı. Ben dini ve ilmi araştırmalarda bulundum” dedi.

Davanın 8 Aralık 2020’de görülen duruşmasında karar çıktı. Mahkeme, sanık savunmaları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle Selahattin Eş, Ali Akbulut ve Aydın Koral’ın beraatına karar verdi. Şüpheden sanık yararlanır ilkesine işaret edilen kararın gerekçesinde, sanıkların Selam gazetesinin yazarı ve muhabiri olduğu ifade edildi.

“Sanıkların dini inanç ve düşünceleri çerçevesinde Türkiye’de çalışırken 28 Şubat süreci ile birlikte kendilerini güvende hissetmediklerini düşünerek İran’a gittikleri” savunulan kararda “Sanıkların din ve vicdan, düşünce ve ifade hürriyeti çerçevesinde faaliyetlerini İran’da da yürüttükleri” belirtildi. Sanıkların İran’daki ziyaretinde kendisine eşlik ettikleri kişilerin örgüt üyesi olduklarını bilecek durumda olmadıkları ve örgüt üyesi olduklarına dair somut delil olmadığı savunuldu.

‘HUKUK SİSTEMİNİN FOTOĞRAFI’

Mumcu ailesinin avukatı Halil Sevinç, “Bizim bu davaya karşı diyeceğimiz bir şey yoktur çünkü Yargıtay bizi bu dosyada müdahil olarak kabul etmedi. Bu dava ve verilen karar Türk hukuk sisteminin fotoğrafı” dedi. Avukat Şenal Sarıhan ise “Uğur Mumcu’nun katledilişinin 28. Yılındayız. Gerek Mumcu, gerekse diğer aydın cinayetlerinde adil bir yargılama olduğundan söz etmek olanaksız. Katliamlara ilişkin hazırlık soruşturmasından başlayarak ciddi ihmaller yaşandı” ifadelerini kullandı.

Gündem

Gazetecilere sokak saldırıları bitmek bilmiyor: Levent Gültekin’i yerde tekmelediler

2019 yılından bu yana muhalif gazetecilere yönelik artan sokak saldırılarının son kurbanı gazeteci Levent Gültekin oldu. Kalabalık bir grubun saldırısına uğrayarak yerde tekmelenen Gültekin, canlı yayına çıkarak yaşadıklarını anlattı.

BOLD – Bakırköy’deki Halk Tv binasına doğru yürüyen akademisyen gazeteci Levent Gültekin saldırıya uğradı. Kalabalık bir grup tarafından tekme ve yumruklarla darp edilen Gültekin, vücudunun ve yüzünün çeşitli yerlerinden aldığı darbelerle yaralandı.

Katılacağı programı iptal etmeyen ve yaşadıklarını anlatan Gültekin: “Son açıklamamdan sonra sosyal medyadan çok tehdit aldım. İktidar ortağı partinin genel başkan yardımcıları sosyal medyadan tehdit, küfür, hakaret ediyorlar. Benden önce çok sayıda gazeteci, siyasetçi saldırıya uğradığı için tedirginliği vardı” dedi.

EŞKİYALIKTIR

Kendisini takip eden 15-20 kişilik bir grubun saldırısına maruz kaldığını söyleyen Gültekin şunları kaydetti: “Muhtemelen bu kişiler kendilerine delikanlı diye dolaşıyorlardır. Bir kişiye 25 kişi saldırmak ancak eşkıyalıktır. Kendilerine yakışacak en hafif tabir eşkıyalıktır. Hakaret etmedim, küfür etmedim, yaptıklarının yanlış olduğunu, izledikleri siyasetin yanlış olduğunu söyledim. 25 kişinin aynı anda tek bir kişiye saldırması yiğitlik değil korkaklıktır. Umut ediyorum ki aynaya baktıklarında bu utancı hep hissederler.”

KİMLİK SİYASETİ YAPILDI

Devletin bu tür saldırıları izlediğini söyleyen Gültekin: “Bu ülkenin 80 milyonun kimliği siyasetin malzemesi yapıldı. Yapılmadı ? Yalan mı söylüyorum? Toplumun yüzde 100’ünün değeri olabilecek bir değer, terim, siyasette ayrıştırıcı bir argüman haline getirilmedi mi? Türkeş’in buradan eleştirdim, yanlış yaptı dedim. Milliyetçilik yaparak ülkede siyaseti zehirledi. MHP’lilere şunu soruyorum: Doğru yaptıysanız ülke niye bu halde? Kim ülkeyi bu hale getirdi? Niye çocuklarımız birbirini öldürüyor?” diye sordu.

YENİÇAĞ YAZARINA SALDIRI

2019 yılından bu yana sokakta muhalif gazetecilere yönelik saldırılar arttı. Canlı yayında iktidarın yolsuzluklarını eleştiren Yeniçağ yazarı gazeteci Yavuz Selim Demirağ, evinin önünde kalabalık bir grubun saldırısına uğradı. Demirağ aldığı darbelerle hastanelik oldu. Aynı yıl gazeteciler Sabahattin Önkibar, Ahmet Takan ve Murat İde de yaptıkları haberler yüzünden saldırıya uğradı. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, 2019 yılında 34 basın çalışanının saldırıya uğradığını açıkladı.

17 GAZETECİYE SALDIRI

2020 yılında da toplan 17 basın çalışanı haberleri ve paylaşımları nedeniyle darp edildi ya da tehdit edildi.

2021 yılı da gazetecilere uğurlu gelmedi. Yılın ilk 15 gününde 5 gazeteci saldırıya maruz kaldı. O gazetecilerden biri de sokak ortasında darp edilen Yeniçağ Gazetesi Ankara Temsilcisi Orhan Uğuroğlu’ydu.

Anadolu Ajansı çalışanlarının ‘Stop Erdogan’ zorbalığı FBI’lık oldu

 

Okumaya devam et

Gündem

Savunma Bakanlığı: Helikopter kazasında kararı pilotlar verdi

afp-tatvan-bitlis-bingol-helikopter-kazasi

Milli Savunma Bakanlığı tarafından Bitlis Tatvan’da meydana gelen helikopter kazasına ilişkin yapılan yeni açıklamada “Bulut nedeniyle bir anda görüş alanı kaybedildi, pilotlar geri dönüş kararı verdi” denildi.

BOLD – Bitlis’te 11 askerin şehit olduğu helikopter kazasıyla ilgili açıklama yapan Milli Savunma Bakanlığı, olayın meydana gelmesinde helikopterden kaynaklanan bir neden olmadığını savundu. Helikopterin bakımının zamanında ve uygun olarak yapıldığını, helikoptere yönelik hava şartları dışında herhangi bir dış etkinin olmadığını bildirdi. Kazanın sebebinin, ani hava değişimi olduğu vurgulanarak şu bilgiler paylaşıldı: “Uçuşun son aşamasında hava koşullarının ani değişimi sonucunda ortaya çıkan olumsuz hava şartları nedeniyle helikopterin bulut içinde kalması ve bir anda yer görüş şartlarını kaybetmesi nedeniyle meydana geldiği değerlendirilmektedir.”

HELİKOPTERLER AKLANDI

Bakanlığın verdiği bilgiye göre TSK envanterine giren Cougar tipi 50 helikopterin, 30’u Kara Kuvvetleri Komutanlığı, 20’si ise Hava Kuvvetleri Komutanlığının kullanımına verildi. Cougar tipi helikopterler TSK envanterine girdiği 1995 yılından bugüne kadar her türlü hava ve arazi koşullarında yaklaşık 150 bin saat uçuş yaptı. Mevcut mevzuata göre Kara Kuvvetleri Komutanlığı envanterindeki helikopterlerin ortalama ömrü 40 yıl, ancak bu süre yenileştirme ve modernizasyon faaliyetleri ile uzatılabiliyor. Milli Savunma Bakanlığı, bugüne kadar Kara Kuvvetleri Komutanlığı envanterindeki Cougar helikopterleri ile dört adet can kayıplı olayın hiçbirinin helikopter kaynaklı olmadığını vurguladı.

Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kaza Kırım ekibinin bulgularıyla ilgili gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakanlık yetkilileri, bölgenin coğrafi yapısından dolayı ani hava değişikliklerinin yaşanabildiğini kaydetti. Yetkililer, helikopterin bir yere çarpmasının söz konusu olmadığını ve bulut içi oryantasyon kaybının yaşandığını belirtti.

BİLİNÇLERİ AÇIK DEĞİL

Kazada yaralanan personelin sağlık durumlarının iyi olduğu, ancak kazayla ilgili konuşmaya olanak verecek ölçüde bilinçlerinin açık olmadığı bilgisi de paylaşıldı.

Hava şartları uygun olmasa dahi komutanların emri ile helikopterlerin havalandırıp havalandırılmayacağına yönelik soruya da yetkililer, “Böyle bir şey kesinlikle söz konusu değil. Uçuş camiasında pilotun kararı esastır. Buna herhangi bir komutanın etki etmesi mümkün değil. Pilotun kendi kararına bırakılır. Komutan olarak rütbeli personel emir verebilir ama uçuş için bir emir verilmesi söz konusu değildir” yanıtını verdi.

Okumaya devam et

Gündem

10 aylık Saime bebeğin annesi Yasemin Melizci’ye 9 yıl ceza

Ankara Sincan Cezaevinde 21 Ocak’tan bu yana tutuklu bulunan Yasemin Melizci’ye örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 9 yıl hapis cezası verildi. Melizci, 1,5 aydır 10 aylık kızı Saime ile birlikte hapisteydi.

BOLD – Sütten kesilmemiş Saime bebeğin annesi 9 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bir bebek daha annesiyle cezaevinde yaşamaya mahkum edildi. Bugün saat 14.00’te Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne SEGBİS ile bağlanan 29 yaşındaki Melizci, 21 Ocak’ta eşi Kasım Melizci ile birlikte Ankara’da gözaltına alınmıştı.

Bylock kullandıkları ve tanık ifadelerine dayanılarak bir gün sonra tutuklanan Yasemin Melizci’nin karar duruşması için hakim karşısına çıktı. Hemşirelik mezunu olan Yasemin Melizci’ye örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 9 yıl hapis cezası verildi.

5275 Sayılı Ceza İnfaz Kanununa göre hamile ve bebekli anneler gözaltına alınamaz, tutuklanamaz. Kesinleşmiş bir ceza varsa bebek 18 aylık olana kadar ertelenmesi gerekiyor. Ancak bu kanun Cemaat ve Kürt soruşturmaları kapsamında tutuklanan annelere uygulanmıyor.

9 aylık Saime bebeğin annesi ve babası tutuklandı

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0