Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Antony Blinken’in yakından tanıdığı Türkiye’ye bakışı nasıl olacak

Antony Blinken

ABD’nin yeni Dışişleri Bakanı Antony Blinken oldu. Senato‘da yapılan oylamada, Antony Blinken’ın ataması 22’ye karşı 78 oyla onaylandı. Antony Blinken, uzun yıllar Demokrat Partili yönetimlerde Dışişleri Bakanlığı ve Ulusal Güvenlik Konseyi’nde önemli görevler üstlendi. Türkiye’yi de yakından tanıyan bir isim.

BOLD –  Antony Blinken ABD’nin yeni Dışileri Bakanı oldu. ABD Senatosu, Başkan Joe Biden’ın Dışişleri Bakanlığı’na aday gösterdiği Antony Blinken’ı  78’e karşı 22 oyla seçti.

Blinken Twitter’da paylaştığı mesajında da kariyerinin başladığı yere dönmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Blinken, ”1993’te Dışişleri Bakanlığı’nda göreve başlamıştım. Bugün bakanlığın kadınlarına ve erkeklerine 71’inci Dışişleri Bakanı olarak liderlik etmek hayatımın onuru” ifadelerini kullandı.

ABD’nin 71. Dışişleri Bakanı Antony Blinken yemin ederek görevine başladı. Blinken’in yemin törenini bakanlığın yönetim müsteşarlığına vekalet eden Carol Perez yönetti

Akşam saatlerinde Dışişleri Bakanlığı’na gelen Blinken, ABD Anayasası’na el basarak yemin etti. Yemin törenini bakanlığın yönetim müsteşarlığına vekalet eden Carol Perez yönetti.

Antony Blinken uzun zamandır Biden’a yakın bir diplomat. Blinken, Biden başkan yardımcısıyken Barack Obama yönetiminde 2015-2017 yılları arasında Dışişleri Bakan yardımcılığı yapmıştı.

Blinken, 2013-2015 yılları arasında ise Barack Obama’nın ulusal güvenlik danışman yardımcısı ve Joe Biden’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak görev almıştı.

Demokrat Parti içindeki dış politika çevrelerinde 30 yıldır politika yapıcı bir isim olan Blinken, uzun zamandır Biden’ın dış politika danışmanlığını yapıyor.

EĞİTİMİ

58 yaşındaki ABD’nin 71. Dışişleri Bakanı Antony Blinken, 16 Nisan 1962’de Yahudi bir ailenin (Judith ve Donald M. Blinken) çocuğu olarak New York’ta dünyaya geldi.

Babası Donald M. Blinken, Bill Clinton döneminde 1994-1997 yılları arasında ABD’nin Macaristan Büyükelçisi olarak görev yaptı. Antony Blinken’ın amcası Alan Blinken ise aynı dönemde ve aynı yıllar arasında ABD’nin Belçika Büyükelçisi olarak görev aldı.

New York ve Paris’te ilk ve orta eğitimini tamamlayan Antony Blinken, 1984 yılında Harvard Üniversitesi’nden lisans derecesini, 1988 yılında Columbia Hukuk Fakültesi’nden doktora derecesini aldı ve bir süre avukatlık yaptı.

CLINTON VE BUSH YÖNETİMLERİ

Blinken, yirmi yıldan fazla 3 yönetimde üst düzey dış politika pozisyonlarında bulundu. 1994-2001 yılları arasında Beyaz Saray’da Birleşik Devletler Ulusal Güvenlik Konseyi (NSC) kadrosunda görev yaptı. 1994’ten 1998’e kadar Blinken, Başkan Bill Clinton’ın Özel Asistanı ve Stratejik Planlama Kıdemli Direktörü ve NSC’nin Konuşma Yazımı Kıdemli Direktörü idi. 1999’dan 2001’e kadar Başkan’ın Özel Asistanı ve Avrupa ve Kanada İşlerinden Sorumlu Kıdemli Direktör oldu.

Blinken, 2002 yılından 2008 yılına kadar ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Joe Biden’ın personel müdürü olarak görev yaptı. Aynı zamanda Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nde kıdemli araştırmacı olarak görev yaptı.

Bu dönemde ABD’nin 2003 yılında Irak’ın işgali politikasını destekledi ve Joe Biden’ın da bu yönde görüş beyan etmesinde etkili oldu.

2008’de Blinken, Joe Biden’in başkanlık kampanyası için çalıştı ve Obama-Biden başkanlık geçiş ekibinin üyesi oldu.

OBAMA YÖNETİMİ

Dönemin ABD Başkanı Barack Obama ve Antony Blinken

2009-2013 yılları arasında Başkan Barack Obama için ‘danışman yardımcılığı’ ve Başkan Yardımcısı Joe Biden için Ulusal Güvenlik Danışmanlığı görevlerinde bulundu. Bu pozisyonda Afganistan, Pakistan ve İran’ın nükleer programına ilişkin ABD politikasının oluşturulmasına yardımcı oldu.

DIŞİŞLERİ BAKAN YARDIMCISI

7 Kasım 2014’te Başkan Obama, William Joseph Burns’ün yerine Blinken’i Dışişleri Bakan Yardımcısı görevine aday göstereceğini açıkladı. Senato, 16 Aralık 2014’te 55’e 38 oyla Blinken’in Dışişleri Bakan Yardımcılığı görevini onayladı.

Blinken, o dönemde ABD’nin Libya’ya askeri müdahalesini destekledi ve Suriyeli muhalif gruplara silah verilmesi yönünde görüş bildirdi.

BIDEN YÖNETİMİ

Blinken, 2020 başkanlık kampanyası sırasında Demokrat aday Joe Biden’ın dış politika danışmanlığını yaptı. 22 Kasım 2020’de Biden’ın Blinken’i Dışişleri Bakanı adayı olarak seçtiği bildirildi.

KİŞİSEL HAYAT

Blinken, 2002 yılında,  Evan Ryan ile Washington’daki Holy Trinity Katolik Kilisesi’nde bir haham ve bir rahip tarafından düzenlenen bir törenle evlendi.

YENİ YÖNETİMİN DIŞ POLİTİKADAKİ EN ÖNEMLİ İSMİ

Blinken’ın Başkan Joe Biden’ın dış politika konusundaki en kritik isimlerden birisi olması bekleniyor.

Biden yönetiminin, eski Başkan Donald Trump’ın ABD’yi dünyanın geri kalanından uzaklaştırma siyasetinin aksine uluslararası kurumlara önem veren, müttefiklerle yakın ilişkiler kuran ve askeri müdahaleler konusunda temkinli davranan bir yaklaşım benimseyeceği öngörülüyor.

Blinken, Kongre oturumları sırasında önceliğinin ABD’nin güvenilir bir müttefik olarak dünya sahnesindeki yerini sağlamlaştırmak olacağını belirtti.

Yeni dışişleri bakanı, ABD Senatosu’nda onay süreci sırasında yaptığı açıklamalarda Çin’in Sincan Özerk Bölgesi’nde Uygurlara ve diğer dini azınlıklara karşı giriştiklerini “soykırım ve insanlığa karşı suç” olarak tanımladı.

Antony Blinken, ABD eski Başkanı Donald Trump’ın Suriye’nin kuzeyinden asker çekme kararını da eleştirdi.

ANTONY BLINKEN TÜRKİYE HAKKINDA NELER DÜŞÜNÜYOR?

ABD’nin yeni Dışişleri Bakanı Antony Blinken

Antony Blinken, esasında Türkiye’nin de çok yakından tanıdığı bir isim. Barack Obama döneminde özellikle Suriye, IŞİD ve Suriye Demokratik Güçleri üzerine yapılan müzakerelerde önemli roller aldı.

Blinken, Türkiye’de 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin yaşandığı dönemde, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısıydı.

Konuşmalarında Suriye’de IŞİD’le mücadele ve mülteciler konularında NATO müttefiki Türkiye ile işbirliğinin önemini vurguluyor ama bir yandan da insan hakları, şeffaflık ve demokrasi vurgusunu dile getiriyordu.

2016 sonbaharında Türk Amerikan ilişkileri yıllık konferansında yaptığı bir konuşmada “Evet farklılıklarımız var ama onları açık, doğrudan ve dürüst bir şekilde dostlar ve ortaklar olarak konuşuyoruz. NATO müttefiki ve dostumuz Türkiye’nin demokratik ilkeler ve terörle mücadelede yanındayız. Aynı zamanda Türkiye hükümetini hukukun üstünlüğü ve temel özgürlüklerin korunmasına teşvik ediyoruz. Bunlar bir ulusun gücü ve sağlıklı bir iş ortamı bakımından temel faktörlerdir” demişti.

15 TEMMUZ 2016 DARBE GİRİŞİMİ

15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni birkaç ay sonra ziyaret eden Blinken, daha sonra Amerikan yönetimi adına özeleştiri yapmasıyla hatırlanıyor.

Blinken “Aslına bakarsanız bir çoğumuzun Temmuz olayları sırasında Türkiye’deki duyguların derinliğini anladığımızı, ya da belki anladığımızı ifade edebildiğimizi sanmıyorum. Bu Türk devletinin ve Türk halkının kalbine saplanan bir hançerdi” demişti.

Blinken, 15 Temmuz sonrası yaşanan tasfiyeleri ise eleştirdi.

ABD’nin yeni Dışişleri Bakanı Antony Blinken

SDG’NİN SİLAHLANDIRILMASINI DESTEKLEDİ

Blinken, 2017 yılında New York Times’a yazdığı makalede, Trump yönetiminin Suriye’den çekilmesine karşı çıkmış, IŞİD’in yenilgiye uğratılabilmesi için ABD’nin Suriyeli Kürtleri silahlandırması gerektiğini savunmuştu. Makalede şu ifadeleri kullanmıştı:

“Dışişleri bakanı yardımcısı olarak, SDG’ye olan Amerikan desteğini sürdürmek adına Türk meslektaşlarımla bir ‘modus vivendi'(fiili uzlaşı) bulmak için saatler geçirdik. Suriye’nin kuzeydoğusunda Menbiç’in kurtarılmasından Rakka’nın izolasyonuna kadar, her önemli kavşakta öfkeyle protesto ettiler, uluslararası koalisyonun İncirlik hava üssüne erişimini engellemek ve terörle mücadele iş birliğini yavaşlatmak da dahil olmak üzere, girişimleri tehdit ettiler. Türk medyasında Amerikan karşıtı söylemler yükseldi. Her seferinde Obama’nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile doğrudan iletişime geçmesi gerekiyordu. Başkan Trump, Pentagon’un SDG’yi silahlandırma tavsiyesini uygularsa, Erdoğan’ı gemide tutmak, onun diplomatik becerileri için son derece önemli bir test olacak.”

AYASOFYA’NIN CAMİYE ÇEVRİLMESİNE KARŞI ÇIKTI

Blinken, Temmuz ayında sosyal medyadan yaptığı paylaşımda Ayasofya’nın camiye çevrilmesine karşı çıktı ve bu tarihi yapının her dinin kullanımına açık olması gerektiğini ifade etti.

Blinken, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Joe Biden uzun zamandır kültürel ve dini alanların korunmasına kendini adamıştır. Ayasofya bir dünya mirası alanıdır ve birçok inançtan insan için paylaşılan kutsal bir alandır, bu nedenle tüm ziyaretçiler için sürekli erişim sağlamak çok önemlidir” ifadelerini kullandı.

YENİ DÖNEMİN ŞİFRELERİNİ ANLATTI

Blinken, 9 Temmuz 2020’de Hudson Enstitüsü’nde katıldığı bir söyleşide de, Biden’ın seçilmesi halinde Türkiye’ye dair nasıl bir siyaset izleyeceğinin şifrelerini vermişti. Blinken, “Türkiye ile ilişkiler sizce nereye gidiyor ve bir Biden yönetimi bu alanda ne arayacaktır?” sorusuna şu yanıtı vermişti:

“Bu çok zorlu bir mesele. Sizin de söylediğiniz gibi, Türkiye angajmanları, coğrafi konumu ve çıkarları açısından bir NATO müttefiki. Hayati derecede önemli bir ülke ve öyle ya da böyle, herhangi bir mesele, ihtilaf veya girişimde genellikle de temel bir şekilde önemli oluyor.

Elbette ki Türkiye ile daha yapıcı ve olumlu bir ilişkiye sahip olmanın yolunu bulmak istiyoruz fakat bu, bizzat Türkiye hükümetinin kendisinin de aynı şeyi istemesini gerektiriyor. Gerçek sorunların ve farklılıkların olduğu açık ama aynı zamanda iki tarafın da daha etkili bir şekilde birlikte çalışmasının gayet mantıklı olduğu alanlar var. Mesela Suriye bunlardan biti.

Bunu yapmanın yollarını bulabileceğimizi umuyorum fakat ilişkide karşılaştığımız bazı meydan okumaları küçümsemek de istemem. [Birlikte çalışmak] Bence, her şeyden önce son derece doğrudan ve açık bir konuşmayı gerektirecektir. Şunu söyleyebilirim ki, Biden’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile geçmişe dayanan bir ilişkisi var. Birbirlerini tanıyorlar. Birçok konuda geçmişte doğrudan temas kurdular ve bence, Türkiye’yle birlikte çalışırken şunu gördük ki, bu ilişki çok önemli. Biden’ın, birlikte ele almanın yollarını bulmamız gereken bir dizi sorunda Türk mevkidaşıyla yoğun bir görüşmeye gireceğini sanıyorum.”

KIBRIS’TA İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM ÖNERİSİNE KARŞI

Blinken , Türkiye’nin son dönemdeki Kıbrıs siyasetine yönelik Twitter hesabından eleştirilerde bulundu.

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı seçilen Ersin Tatar’ın ortak basın toplantılarında Kıbrıs için iki devletli bir çözüm önerisini dile getirmeleri ardından 27 Ekim tarihli mesajında Blinken, “… Kıbrıs için iki devletli bir çözüm çağrısını üzüntüyle karşılıyoruz. Joe Biden uzun zamandır bütün Kıbrıslıların barış ve gönencini güvence altına alacak iki bölgeli, iki toplumlu bir federasyon fikrini desteklediğini ifade ediyor” demişti.

DAĞLIK KARABAĞ GERİLİMİ

Dağlık Karabağ gerilimi sırasında, Biden yönetiminin Azerbaycan’a askeri ve güvenlik yardımlarını gözden geçireceğini belirtti ve Ermenistan’a güvenlik yardımı sağlanması gerektiğini belirtti.

TÜRKİYE’Yİ ‘SÖZDE MÜTTEFİK’ OLARAK TANIMLADI

ABD’nin yeni Dışişleri Bakanı Antony Blinken, geçen hafta ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi’ndeki adaylık oturumunda uluslararası sorunlara ilişkin görüşlerini paylaştı

Blinken, geçen hafta içerisinde Senato Dış İlişkiler Komitesi’nde katıldığı oturumda Türkiye’yi “sözde müttefik” olarak tanımladı ve Rusya’dan satın alınan S-400 füze savunma sistemi nedeniyle daha fazla yaptırım uygulanabileceğini söyledi.

Dışişleri Bakanı,“Stratejik -ya da sözde stratejik- bir ortağımızın en büyük stratejik rakiplerimizden biri Rusya ile yakın olması kabul edilemez” dedi.

Donald Trump yönetimi, Türkiye’ye Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi satın almasının ardından ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) kapsamında yaptırım uygulama kararı almıştı.

Türkiye’ye yeni yaptırımların gündeme gelebileceğini belirten Blinken, “Mevcut yaptırımların yarattığı etkiye bir bakıp görmemiz ve daha sonra da daha fazlasına gerek olup olmadığına karar vermemiz gerekiyor” dedi.

Blinken, “Türkiye müttefik bir ülke ve birçok açıdan… bir müttefikmiş gibi davranmıyor ve bu durum bizim için çok ama çok büyük bir sıkıntı yaratıyor. Bu durumun çok farkındayız” diye konuştu.

ABD Dışişleri Bakanı adayı Blinken’dan Türkiye’ye daha fazla yaptırım sinyali

Dünya

Libya’da ele geçirilen Rus hava savunma sistemi ABD iş birliğiyle Türkiye’ye getirildi

Libya’da Ulusal Mutabakat Hükumeti’ne (UMH) bağlı güçlerin, 2020 yılında Vatiyye Hava Üssü’nde ele geçirdiği Rus hava savunma sistemi Pantsir-S1’in, ABD ile işbirliği içerisinde Türkiye’ye getirilerek incelendiği iddia edildi.

BOLD – Mayıs 2020’de Hafter güçlerinden alınan Vatiyye Askeri Hava Üssü’nde ele geçirilen Pantsir-S1 hava savunma sisteminin istihbari bilgi toplanması için Türkiye’ye getirildiği ve operasyona ABD’nin destek verdiği iddia edildi.

The Africa Report’un haberine göre, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından General Hafter güçlerine sağlanan Rus hava savunma sisteminin, ABD ordusuna ait bir kargo uçağıyla incelenmek üzere Türkiye’ye getirildi.

SİSTEM ABD VE TÜRK UZMANLAR TARAFINDAN PARÇA PARÇA İNCELENDİ

Habere göre, Vatiyye’de ele geçirilen Pantsir-S1 hava savunma sistemini üsse ilk olarak giren Libyalı milis gruplar Trablus’un batısındaki Zaviya’ya götürdü, daha sonra sistem Trablus’taki Mitiga havaalanına getirildi.

Görüşmelere tanıklık eden bir yetkiliye dayandırılan haberde, ABD Hava Kuvvetleri’nin Almanya’nın Ramstein kentindeki Afrika Komutanlığı Hava Üssü’nden 3 Haziran 2020’de havalanan bir C-17 Globemaster III nakliye uçağının Trablus’a uçtuğu ve bir gün sonra 4 Haziran’da da Almanya’ya geri döndüğü kaydedildi.

Amerikan askeri kargo uçağının 5 Haziran’da yeniden Trablus’a uçtuğu ve oradan sistemi alarak Ankara’ya götürdüğü belirtildi. Sistemin Ankara’da Amerikan ve Tür uzmanlar tarafından parça parça incelendiği ifade edildi.

Cenevre Güvenlik Yönetimi Merkezi’nin (DCAF) Libya danışmanı Emadeddin Badi, operasyondaki iki ülke işbirliğinin, Libya sahasındaki bir taktiksel anlaşmanın ötesinde Türk silahlı insansız hava araçlarının (SİHA) Rus hava savunma sistemleri üzerinde üstünlük sağlayacak şekilde geliştirilmesini amaçladığını söyledi.

RUS UZMANLARA GÖRE ABD’NİN SİTEMİ İNCELEMESİ ÖNEMSİZ

Siteye görüş belirten Rus uzmanlar, Pantsir hava savunma sistemlerinin ABD’li uzmanlar tarafından incelenmesini önemsemediler.

ABD’li uzmanların Washington’un yakın müttefiki Birleşik Arap Emirlikleri’nde bulunan Pantsir hava savunma sistemlerini daha önce de inceleme imkanı olduğunu belirten Rus uzmanlar, BAE’ye satılan Pantsir hava savunma sistemlerinin ‘ihracat modeli’ olduğunu ve bu modellerde Rusya’ya ait kritik bazı bilgilerin bulunmadığını vurguladılar.

Uzmanlara göre örneğin bu modellerde Rusya Hava Kuvvetleri’nin ‘dost-düşman tanımlama sistemine’ ait uçak kodları bulunmuyor.

VATİYYE ASKERİ ÜSSÜ

Türkiye’nin de desteklediği UMH’ye bağlı birlikler, 18 Mayıs 2020’de stratejik Vatiyye Askeri Üssü’nü Halife Hafter’e bağlı güçlerden geri almıştı.

Libya Ordusu’nun yürüttüğü ‘Öfke Volkanı Operasyonu’ Sözcüsü, operasyonda Libya ordusuna ait silahlı insansız hava araçlarının (SİHA), Birleşik Arap Emirlikleri’nin temin ettiği Rus yapımı Pantsir hava savunma sistemini imha ettiğini söylemişti.

Rusya yarı resmi haber ajansı Tass, Haziran 2020’de Pantsir-SM hava savunma sistemlerine bütün drone’ları vurabilecek kapasitede olan füzeler yerleştirildiğini ve vuruş menzilinin 30 kilometreye çıkarıldığını duyurmuştu.

Türkiye destekli Libya Ulusal Mutabakat Hükumeti güçleri, Vatiyye Askeri Üssü’nü ele geçirdi

Okumaya devam et

Dünya

Arjantin’de ‘VIP aşı’ skandalı halkı sokaklara döktü

Arjantin’de hükümete yakın kişilere ‘iltimaslı’ Kovid-19 aşısı yapılması halkı ayaklandırdı. Arjantin genelinde binlerce kişi skandalı protesto etmek için sokağa indi.

BOLD – Latin Amerika ülkesi Arjantin’de halk, siyasilere yakın bazı kişilere sırası gelmeden Kovid-19 aşısı uygulanması nedeniyle hükümete kızgın. Başta başkent Buenos Aires olmak üzere çeşitli kentlerde toplanan binlerce kişi, ‘VIP aşı’ skandalını protesto etti.

19 Şubat’ta ortaya çıkan skandal sonrası eski Sağlık Bakanı Gines Gonzalez Garcia, Cumhurbaşkanının talebi üzerine istifa etmişti.

Hükümete yakınlığıyla bilinen ünlü gazeteci Horacio Vertbisky’nin, katıldığı bir radyo programında, arkadaşı olan eski Sağlık Bakanı Gines Gonzalez Garcia aracılığıyla, Sağlık Bakanlığında kendisine Kovid-19 aşısı yapıldığını duyurması ülke gündemine oturdu.

Garcia’nın istifasına yol açan aşı skandalında aralarında eski Devlet Başkanı Eduardo Duhalde, bazı siyasiler ve hükümete yakın kişilerin bulunduğu 70 kişiye aşı yapıldığı ortaya çıktı.

ARJANTİN’DE AŞILAMA ÇALIŞMALARI

Ülkeye şu ana kadar Sputnik V aşısından 1 milyon 240 bin doz, Hindistan’da üretilen Covishield aşısından 580 bin doz, Çin’de üretilen Sinopharm aşısından da 1 milyon doz getirilmişti.

Ülkede bugüne kadar yaklaşık 1 milyon doz Covid-19 aşısı uygulandı.

Yaklaşık 45 milyon nüfuslu Arjantin’de yaklaşık 52 bin kişinin ölümüne sebep olan Kovid-19, bugüne kadar 2 milyondan fazla kişide görüldü.

İltimaslı bir şekilde Kovid-19 aşısı yapılması skandalı Arjantin’in yanı sıra Peru ve Ekvador’da da ortaya çıkmıştı. Ekvador’da Sağlık Bakanı, Peru’da ise hem sağlık bakanı hem de dışişleri bakanı istifa etmişti.

Peru’da aşı programı başlamadan aşı yaptıran Dışişleri Bakanı istifa etti

Okumaya devam et

Dünya

Yunanistan, mülteci kampındaki 13 Afgan’ı zorla bota bindirip Türkiye’ye geri itti

Yunanistan’ın Midilli Adası’ndaki 13 kişilik 3 Afgan aileyi koronavirüs testi yaptırılacağı bahanesiyle kaldıkları sığınmacı kampından alarak lastik botla zorla Türkiye’ye geri ittiği iddia edildi. Olayı Türk Dışişleri Bakanlığı da doğruladı.

BOLD – Ege’deki sığınmacı trafiğini takip eden Norveç merkezli sivil toplum kuruluşu Aegean Boat Report, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 13 kişilik 3 Afgan ailenin, Yunan resmi görevliler tarafından Midilli adasında kaldıkları sığınmacı kampından Kovid-19 testi yaptırılacağı bahanesiyle alındığını belirtti.

Sivil toplum kuruluşu, ailelerin Yunan görevliler tarafından defalarca şiddete maruz bırakıldığını, üzerlerindeki eşyaların gasp edildiğini ve lastik bota bindirilerek Türkiye tarafına itildiklerini duyurdu. Aileler, zorla bindirildikleri lastik botta kendilerine can yeleği dahi giydirilmediğini iddia etti.

Zorla geri itilenler arasında 8 aylık, doğumu yaklaşmış hamile bir kadın ve 5 ve 2 yaşında 2 küçük çocuğun da bulunduğu kaydedildi.

Lastik botla geri itilen sığınmacı ailelerinin, Türk Sahil Güvenlik makamları tarafından tespit edildiği ve Ayvacık’tan karaya çıktığı dile getirildi.

Aegean Boat Report, ailenin Yunanistan’ın Midilli adasına 17 Şubat saat 19.00 sularında vardığını, ailelerin burada Yunan Göç Bakanlığı tarafından işletilen Megala Therma Karantina Kampı’na götürüldüğünü ve bir kamp görevlisinin ailelere Kovid-19 testi yapılması gerektiğini söylediğini aktardı.

Afgan aileler, Yunanistan’ın Midilli adasından geri itilme sırasında yaşadıkları bazı anları kaydetti (Kaynak: Aegean Boat Report tarafından EU Observer’a sağlanan fotoğraflar)

Karantina kampında bir konteyner içine alınan aileler, burada yüzleri maskeli görevliler tarafından dövülmeye başlandı. Ardından telefonları alınan aileler, sahildeki bir lastik bota bindirilerek Türkiye’ye geri itildi. Gruptaki bir kişinin telefonunu saklamayı başardığı ve yaşadıklarını kısmen kayda aldığı bildirildi.

Aegean Boat Report, Ege’de sığınmacı botlarını Türk tarafına geri ittiği defalarca belgelenen Yunan makamlarının, bu olayla ilk defa sığınmacıları kamptan alarak zorla Türkiye’ye yolladığının altı çizdi.

TÜRK DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI DA DOĞRULADI

Türk Dışişleri Bakanlığı’ndan konuya ilişkin yapılan açıklamada, “18 Şubat 2021’de yine Yunan güvenlik güçleri tarafından, Midilli Adası’ndaki mülteci kampından Kovid-19 testi gerekçesiyle çıkarılan, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 13 kişilik Afgan sığınmacı grubu, darp edildikten, değerli eşyaları, paraları alındıktan sonra ülkemize geri itilmiştir.” bilgisi paylaşıldı.

Dışişleri Bakanlığı, açıklamasında “Son 4 yılda 80 binden fazla sığınmacı ülkemize geri itilmiştir. Yunan hükümetini ve geri itmelere dahil olan tüm unsurları, uluslararası hukukun, AB hukukunun ve 18 Mart Mutabakatı’nın yasakladığı geri itmelere, insanlık onuruna aykırı muamelelere ve insan hakları ihlallerine son vermeye çağırıyoruz. AB’yi de AB hukukunu ve AB Temel Haklar Şartı’nı, insan onurunu esas alacak şekilde üye devletlerde uygulanmasını gözetmeye davet ediyoruz.” ifadeleri kullanıldı.

Türkiye’nin sınır ötesi operasyonları: İran’ın Ankara Büyükelçisi Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0