Bizimle iletişime geçiniz

Politika

Türkiye yine ‘parti kapatma’yı konuşuyor: Güçlenerek dönüyorlar!

HDP’nin kapatılması için harekete geçen Cumhur İttifakı, 2023 planını uygulamaya başladı. Çok partili döneme geçildiğinden bu yana komünizm, irtica, bölücülük gibi gerekçelerle sayısız partinin kapısına kilit vuruldu. Ancak önemli siyasi hareketler güçlenerek geri geldi.

BOLD – Cumhur İttifakı’nın HDP’nin kapatılmasına yönelik çağrıları küçük partilerin de desteğini aldı. Parti kapatma tartışması Türkiye gündemine bir kez daha oturdu. Cumhuriyet’ten Sefa Uyar’ın haberine göre, kapatılan partiler güçlenerek dönüyor.

Türkiye İkinci Dünya Savaşı’nın sonlanmasının ardından, Nuri Demirağ liderliğindeki Milli Kalkınma Partisi (MKP) ve CHP’den koparak kurulan Demokrat Parti ile birlikte çok partili siyasi yaşama adım attı. Daha önceki denemelere karşın başarılı olan bu süreçte, çok sayıda siyasi parti de kapatıldı.

KOMÜNİZM VE İRTİCA

27 Mayıs 1960 askeri müdahalesine kadarki süreçte, parti kapatmaların çoğunluğunun gerekçesini “komünizm propagandası yapmak” ve “irticayı teşvik etmek” oluşturdu. Bu kapsamda: İslam Koruma Partisi, 1946’da; İslam Demokrasi Partisi, 1952’de; Türk Muhafazakâr Partisi, 1953’te ve Millet Partisi 1954’te “dini siyasete alet etmek” gibi gerekçelerle kapatıldı. Çiftçi Köylü Partisi, 1946’da; Türk Sosyal Demokrat Partisi, Türkiye Sosyalist İşçi Partisi ile Türkiye Sosyalist Emekçi ve Köylü Partisi 1946’da; Türkiye Sosyalist Partisi, 1952’de ve Hikmet Kıvılcım liderliğinde 1954’te kurulan Vatan Partisi ise 1957’de “komünistlik” gibi suçlamalarla kapatılan partilerden bazılarını oluşturdu. Demokrat Parti (DP) ise bu süreçte kapatılan partiler arasında en bilineni oldu. DP, 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesinin ardından 29 Eylül 1960’ta, askeri mahkeme kararıyla kapatıldı.

ADALET PARTİSİNDEN DYP’YE

Kapatılan partilerin bazıları, farklı siyasi adlar ile siyasete devam etti. 1950 seçimlerinde yüzde 52.64 ile iktidara gelen, oy oranını 1954 seçimlerinde yüzde 57.61’e çıkaran ancak ekonomik sıkıntılar gibi nedenlerle halk desteğini yitirmeye başlayan DP, 1957 seçimlerinde 47.87’ye geriledi ve Meclis’te çok sayıda sandalye kaybetti. DP’nin kapatılmasının ardından başta Adalet Partisi olmak üzere bazı partiler, DP’nin mirasını taşıdığı iddiasıyla Türk siyasi sahnesinde yer aldı.

Demokrat adını andırdığı için Demir Kırat sloganını kullanan AP, 1960’taki askeri müdahalenin ardından yapılan ilk genel seçimlere katılarak yüzde 34.8 oy oranı ile sandıktan ikinci parti olarak çıktı ve sandıktan birinci çıkmasına karşın çoğunluğu bulamayan CHP ile koalisyon kurdu. Daha sonra partinin genel başkanlığına, sonraki yıllarda (1993) cumhurbaşkanı Süleyman Demirel geçti. Demirel liderliğindeki AP, 1965 seçimlerinde aldığı yüzde 52.87 oy ile birinci parti oldu. 12 Eylül askeri darbesi ile kapatılan siyasi partilerin 1983’te yeniden açılması ile birlikte AP’nin mirasçısı olarak değerlendirilen Doğru Yol Partisi (DYP) kuruldu.

MİLLİ GÖRÜŞ

Partilerinin kapatılmasına karşın farklı siyasi partiler kuran bir çizgi de Milli Görüş çizgisi. Necmettin Erbakan liderliğinde kurulan ve “laikliğe aykırı eylemleri” nedeniyle 1971’de kapatılan Milli Nizam Partisi’nin mirasçısı, 1972’de açılan Milli Selamet Partisi oldu. Kurulduktan bir yıl sonraki genel seçimlere katılan MSP, yüzde 11’lik oy oranı ile 48 milletvekili çıkardı ve 1974’teki koalisyonun ortağı oldu. 1977 genel seçimlerinde oy oranı yüzde 8.6’a düşen MSP, 1980’de “laikliğe aykırı eylemler” gerekçesi ile kapatıldı.

Milli Görüş çizgisi, 1983’te kurulan Refah Partisi (RP) adıyla siyasete devam etti. Kurulduktan sonraki ilk seçimlere katılamayan RP, 1986’daki ara seçimlere katıldı ancak oy oranı yüzde 4.76’da kaldı. 1994’teki yerel seçimlerde İstanbul ve Ankara belediye başkanlıklarını kazanan, 1995 genel seçimlerinde ise yüzde 21.38 oy ile sandıktan birinci çıkan RP, 1998’de “laikliğe aykırı eylemleri” nedeniyle kapatıldı.

ERDOĞAN GÖMLEK DEĞİŞTİRDİ

Milli Görüş çizgisi, RP’nin ardından Fazilet Partisi adıyla siyasete devam etti ancak Fazilet Partisi, 2001’de, RP’nin devamı olduğu ve “laikliğe aykırı eylemlerin odağı haline geldiği” gerekçesiyle kapatıldı. Fazilet Partisi’nin kapatılmasının ardından iki yeni parti siyasi yaşama katıldı: “Milli Görüş gömleğini” çıkaran ve Fazilet Partisi’ndeki yenilikçi kanadı oluşturan Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül ve Bülent Arınç gibi isimlerin liderliğindeki AKP ile Milli Görüş çizgisini devam ettiren gelenekçilerin kurduğu Saadet Partisi. 2001’de kurulan AKP, bir yıl sonra gerçekleştirilen seçimlerde aldığı yüzde 34.28 oy oranı ile sandıktan ilk parti olarak çıktı ve 19 yıllık iktidarını başlatmış oldu. Saadet Partisi ise yüzde 2.49 oy oranı ile Meclis dışında kaldı. AKP için de 2008’de “laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiği” gerekçesiyle kapatma davası açılsa da söz konusu dava, 6 AYM üyesinin aleyhte oy kullanması nedeniyle reddedildi.

KOMÜNİZMİN YERİNİ BÖLÜCÜLÜK ALDI

Parti kapatma davaları, 1961’de Anayasa Mahkemesinin kurulmasıyla birlikte AYM tarafından görülmeye başlandı. Günümüze kadar 25 siyasi parti AYM tarafından kapatıldı. Daha önce kapatma gerekçelerinden olan komünizm propagandası yapmanın yerini ise ‘bölücülük’ aldı. Bu kapsamda, kapatılan 25 siyasi partinin kapatılma gerekçelerini, bölücülük, laikliğe aykırı eylemler ve yasal zorunlulukları yerine getirmemek oluşturdu. Kapatılan partilerin 6’sı, 12 Eylül darbesi ile tüm siyasi partilerin faaliyetlerinin yasaklanması öncesinde, 19’u ise 1983’te siyasi partilerin faaliyetlerinin serbest bırakılmasının ardından günümüze kadar geçen süreçte kapatıldı. AYM tarafından kapatılan 25 siyasi parti ve kapatılış yılları şöyle:

İşçi-Çiftçi Partisi (1968), Türkiye İleri Ülkü Partisi (1971), Türkiye İşçi Partisi (1971), Milli Nizam Partisi (1972), Büyük Anadolu Partisi (19 Aralık 1972), Türkiye Emekçi Partisi (1980), Huzur Partisi (1983), Türkiye Birleşik Komünist Partisi (1991), Halk Partisi (1991), Sosyalist Parti (1992), Halkın Emek Partisi (1993), Özgürlük ve Demokrasi Partisi (1993), Sosyalist Türkiye Partisi (1993), Yeşiller Partisi (1994), Demokrasi Partisi (1994), Demokrat Parti (1994), Sosyalist Birlik Partisi (1995), Demokrasi ve Değişim Partisi (1996), Emek Partisi (1997), Diriliş Partisi (1997), Refah Partisi (1998), Demokratik Kitle Partisi (1999), Fazilet Partisi (2001), Halkın Demokrasi Partisi (2003), Demokratik Toplum Partisi (2009).

KÜRTÇE YEMİN KİRİZİ

Türkiye’de etnik kökene dayalı toplamda 9 Kürt partisi kuruldu. Söz konusu partilerden 5’i bölücülük gerekçesiyle kapatıldı. İlk partileri, Sosyaldemokrat Halkçı Parti’den 1989’da Paris’te düzenlenen “Kürt Ulusal Kimliği ve İnsan Hakları” konulu konferansa katıldığı gerekçesiyle ihraç edilenler ve buna tepki göstererek istifa edenler tarafından 1990’da kurulan Halkın Emek Partisi (HEP) oldu. 1991’deki seçimlere barajın aşılamayacağı gerekçesiyle SHP listesinden giren HEP’liler, Meclis’te 21 milletvekili ile temsil edildi. 1992’de, Meclis’in açılışında yaşanan “Kürtçe yemin krizi” nedeniyle kapatılma davası açılan HEP, 1993’te, “devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozma amacını taşımak” gerekçesiyle kapatıldı.

HEP’in kapatılması sürecinde Özgürlük ve Demokrasi Partisi (ÖZDEP) kurulsa da aynı yıl ÖZDEP de kapatıldı. Bu nedenle bazı HEP milletvekilleri, Demokrasi Partisi’ne (DEP) geçti. DEP de 1994’te AYM kararıyla kapatıldı. Aynı yıl, Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) kuruldu. 1995’teki genel seçimlere katılan ancak yüzde 10 barajını aşamayan HADEP, parti kongresinde terör örgütü PKK bayrakları ile PKK elebaşı Abdullah Öcalan posterlerinin açılması ve Türk bayrağının indirilmesi olayları ile gündeme geldi. HADEP de 2003’te, “yasa dışı faaliyetlerin merkezi” olduğu gerekçesi ile kapatıldı. Aynı siyasi gelenek içinde yer alan ve 1997’de kurulan Demokratik Halk Partisi (DEHAP) hakkında 2002’de kapatılma davası açılsa da DEHAP 2005’te kendini feshetti.

21 BAĞIMSIZ MİLLETVEKİLİ

HADEP ve ardından DEHAP’ın mirasçısı olarak ise Demokratik Toplum Partisi (DTP), 2005’te kuruldu. Seçim barajı nedeniyle 2007 seçimlerine “Bin Umut Adayları” adıyla bağımsız olarak seçime giren DTP, arasında Selahattin Demirtaş, Gültan Kışanak ve Leyla Zana gibi isimlerin de bulunduğu 21 milletvekili ile Meclis’te temsil edildi. “PKK’nin terör örgütü olmadığı” yönündeki açıklamaları ile tepki çeken DTP, 2009’da, “devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü aleyhine eylemlerin odağı haline gelmesi, terör örgütü tarafından kurulması ve Öcalan’dan talimat alması” gerekçeleri ile kapatıldı. Böylece DTP; HEP, DEP, ÖZDEP ve HADEP’in ardından bu siyasi çizgiden kapatılan 5. ve son siyasi parti oldu. DTP’liler ise 2008’de kurulan Barış ve Demokrasi Partisi’nde (BDP) siyasete devam etti. BDP, kapatılan 5 parti ve kendini fesheden bir partinin ardından bu siyasi çizgide kurulan 7. parti oldu. Ancak BDP, 2014’te adını Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) olarak değiştirdi ve milletvekilleri 2012’de kurulan Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) katıldı. HEP ile başlayan Kürt partileri, bugün 2 siyasi parti ile temsil ediliyor.

AKP-HDP ORTAK GİRİŞİMİ: ÇÖZÜM SÜRECİ

“Türkiyelileşme” politikası yürüttüğü iddiasıyla çıkan HDP, AKP ile yürütülen Çözüm Süreci’nde oy oranını artırdı. Terör örgütü PKK yöneticilerinden Cemil Bayık’ın da oy verilmesi çağrısında bulunduğu HDP, barajı geçen ilk Kürt partisi oldu ve Haziran 2015 seçimlerinde yüzde 13,12 oy alarak 80 milletvekili çıkardı. Ancak HDP, Kasım 2015 erken seçiminde oylarını koruyamadı ve yüzde 10.76’ya geriledi. HDP’nin oy kaybında, HDP’li milletvekillerinin PKK’li teröristlerin cenazelerine katılması ve “Çözüm Süreci”nde silah ve mühimmat depolayan PKK’ye karşı Güneydoğu’da yürütülen “Hendek Operasyonları” etkili oldu. Yaklaşık 6 ay süren operasyonlar sırasında, PKK tarafından belediye kontrolündeki yolların altına bomba döşenmesi ve binalar arasında tüneller oluşturulması kamuoyunun tepkisini çekerken, operasyonlar sırasında 800’ü aşkın asker, polis veya korucu şehit oldu.

Politika

Feyzioğlu’ndan Erdoğan’a övgü: Tayyip bey plastik değil gerçekten gülümsüyor

Çoklu baro yasasıyla koltuğunu garantiye alan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Fevzioğlu, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı öve öve bitiremedi. Danıştay töreninde kendisine “Yalan söylüyorsun edepsizlik yapıyorsun” tepkisi veren Erdoğan’la ilgili, “Tayyip bey gerçek bir insan. Plastik değil. Gerçekten öfkeleniyor, gerçekten gülümsüyor” dedi.

BOLD – TBB Başkanı Feyzioğlu’nun AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sevgisinin sınırları her geçen gün genişliyor. Erdoğan’ın açıkladığı ve kamuoyu tarafından eleştirilen hukuk reformunu “Yıldızlara çıkacağız” sözleriyle destekleyen Feyzioğlu, katıldığı bir programda Erdoğan’a “Tayyip bey gerçek bir insan” dedi.

Feyzioğlu, “Tayyip bey gerçek bir insan. Plastik değil. Bir siyasetçi tipi vardır. Öfkesi sevgisi duygulanması hep rol icabıdır. Tayyip bey gerçekten öfkeleniyor, gerçekten gözleri doluyor. Gerçekten gülüyor gülümsüyor. Bence çok önemli bir özellik bu siyasetçi için” ifadelerini kullandı. Feyzioğlu’nun sözleri üzerine sosyal medyada “Burhan Kuzu’nun veliahtı” yorumu yapıldı.

CUMHURBAŞKANI GÜL SAKİNLEŞTİREMEMİŞTİ

11 Mayıs 2014 tarihinde Danıştay’ın kuruluş yıldönümünde konuşan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun sözlerine sinirlenen Erdoğan, “Yalan söylüyorsun edepsizlik yapıyorsun” diyerek koltuğundan kalktı. Erdoğan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün kolundan tutup sakinleştirme çabalarına rağmen salonu terk etmişti. O günden sonra Feyzioğlu, Erdoğan’ın politikalarını desteklemeye başladı.

Sedat Peker’i öven TRT spikeri Ersoy Dede’nin zor anları

Okumaya devam et

Analiz

Davutoğlu’nun danışmanlığına getirilen ‘balıkçı’ İlhami Işık kimdir?

Geçmiş dönemlerde devletle PKK arasında arabuluculuk yapan gazeteci İlhami Işık, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun danışmanı oldu. Suriye’de PKK’nın uzantısı PYD’yi yakından takip eden İlhami Işık kimdir?

BOLD ANALİZ – ‘Balıkçı’ kod adıyla devletle 1990’larda görüşmeler yapan Işık, AKP’nin başlattığı çözüm sürecinde de ön plana çıktı. PKK’yı yakından takip eden gazeteci Işık, 8 yıl aradan sonra Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla görüşmesine izin verilmesinin yeni bir döneme işaret ettiğini açıklamıştı.

1980’DE ÖCALAN İLE TANIŞTI

Balıkçının Feneri isimli bir kitabı bulunan Işık, 1959 Batman doğumludur. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni henüz 1. sınıftayken terk etti. Işık, 1980 darbesi öncesi İlerici Gençlik Derneği’nin Doğu ve Güneydoğu sorumlusu oldu ve PKK elebaşı Abdullah Öcalan ile tanıştı.

ÖZEL DÖNEMİNDE PKK İLE TEMAS KURDU

1990’larda Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın başlattığı PKK ile temaslarda görev aldığını saklamayan Işık, “Arabuluculuk dönemim devletin şiddetle problemi çözemeyeceğinin anlaşıldığı 24 Aralık 1995 seçim sonuçlarının ortaya çıkardığı tablo sonucu başladı. Devlet, Kürt meselesini şiddetle çözüleceğine o kadar kendisini inandırmıştı ki seçim sonuçları bunun tam tersini doğurdu. Bu tablo devlette bir anlayış değişikliği getirdi. Bugün itibariyle benim arabuluculuk yapmamın bir önemi kalmadı.” açıklaması yapmıştı.

SAADET PARTİSİ’NDEN BAŞKAN ADAYI OLMUŞTU

Çeşitli dergiler ve gazetelerde yazıları yayımlanan Işık, uzun süre tekstil sektöründe faaliyet gösterdi. Siyaset ile de yakından ilgili olan İlhami Işık’ın ismi kamuoyu tarafından “Çözüm Süreci”nde duyuldu. Işık, son yerel seçimlerde Saadet Partisinin Batman belediye başkan adayı olmuştu.

Sedat Peker’i öven TRT spikeri Ersoy Dede’nin zor anları

Okumaya devam et

Politika

“128 milyar dolar nerede?” afişine Erdoğan’a hakaretten soruşturma

Damat Berat Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanlığı döneminde Merkez Bankası’ndan buharlaşan 128 milyar doları soran CHP’nin afişleri toplatıldı. Mudanya’da CHP ilçe teşkilatının “128 milyar dolar nerede?” yazılı afişler hakkında ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ soruşturması başlatıldı.

BOLD – Bursa’nın Mudanya ilçesinde reklam panolarına verilen ‘128 milyar dolar nerede?’ ilanlarına ilişkin “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla res’en soruşturma başlatıldı. Afişler güvenlik güçleri tarafından kaldırıldı.

SARAY SİLÜETİ HAKARET SAYILDI

Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan açıklamada, Mudanya Belediyesi’ne ait reklam panolarındaki ilan sebebiyle Mudanya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla resen soruşturma başlatıldığı belirtildi. Açıklamada, gerekli işlemleri başsavcılıkça sürdürüldüğü kaydedildi. Bursa Valiliğince yapılan açıklamada da, “Mudanya Belediyesine ait 6 reklam panosuna asılan ‘128 milyar dolar nerede’ ve ‘CHP’ yazısı ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi silueti bulunan afişlere Mudanya Cumhuriyet Başsavcılığının el konulması talimatı üzerine, söz konusu afişler güvenlik güçleri marifetiyle kaldırılmıştır” ifadesi kullanıldı.

KILIÇADAROĞLU 128 MİLYAR DOLARI SORDU

Afişlerin kaldırılması sonrası sosyal medyada ‘128 milyar dolar nerede’  başlığıyla 100 bine yakın twit atıldı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Twitter hesabından “128 milyar dolar nerede?” ifadelerinin yer aldığı bir paylaşım yaptı. CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı da ‘128 milyar dolar nerede?’ sorusunun sorulduğu afişlerin kaldırılmasına tepki gösterdi. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Salıcı, “CHP Mudanya İlçe Başkanlığımızın yaptırdığı billboardlar gece operasyonuyla söküldü! Vatandaşın görmesini istemediğiniz soruyu en yüksek sesle sormaya devam edeceğiz. #128MilyarDolarNerede?” dedi. Kısa sürede Twitter’de Türkiye gündemine giren “128 Milyar dolar nerede?” başlığıyla 100 bine yakın mesaj paylaşıldı.

Gözaltındaki amiral Sadi Ünsal’ın eşi: Olayı işkenceye çevirdiler ölmelerini mi istiyorlar?

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0