Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

AKP’nin dış politikasının maliyeti: Savunma sanayii ambargolarla eziliyor

AKP hükumetinin son yıllarda takip ettiği saldırgan ve hesapsız dış politikanın Türkiye’ye maliyeti gittikçe ağırlaşıyor. Birçok alanda sıkışan AKP dış politikasının ağır bedel ödettiği alanlardan birisi de Türk savunma sanayii.

BOLD – Suriye, Libya, Dağlık Karabağ ve S-400 hava savunma sistemi… Son 5 yılda Türk diplomasinin en çok uğraşmak zorunda kaldığı alanlar arasında öne çıkıyor. Bu alanlarda atılan hesapsız ve askeri güce dayalı adımlar Türk savunma sanayisine ambargo şeklinde geri dönüyor.

Ayrıca AKP Türkiye’sinin insan hakları karnesindeki kırık notlar da batılı ülkelerin silah ambargosu kararlarında etkili oluyor.

Türk savunma sanayisine birçok ülke tarafından uygulanan açık ve gizli ambargonun etkisi gün geçtikçe daha fazla hissedilmeye başlıyor.

Ambargonun etkisinin arttığının en önemli işaretlerinden birisi, bu konuda hükumet yetkililerinden duyulan şikayetlerin artması.

“AÇIK VE GİZLİ AMBARGOLAR…”

Salı günü AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Savunma Sanayii İcra Komitesi toplantısından sonra yapılan açıklamada da ambargolardan duyulan şikayet dile getirildi.

Açıklamada, Toplantıda, Türk savunma sanayiinin ‘açık veya gizli ambargolarla hedef alındığı’ ifade edildi.

ERDOĞAN: KAMERA İSTİYORUZ, KAMERA VERMİYOR

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan da Ocak ayında katıldığı bir toplantıda Türk savunma sanayiine yönelik ambargolardan şikayet etti ve damadı Selçuk Bayraktar’ın ürettiği Bayraktar İHA ve SİHA’larda hedefleme sistemlerinde kullanılan optik sistemlerini vermemesi dolayısıyla isim vermeden Kanada’yı eleştirdi.

23 Ocak’ta İstanbul Tersane Komutanlığında, MİLGEM Projesinin 5’inci gemisi olan İstanbul Fırkateyni’nin denize iniş töreninde konuşan Erdoğan, “Örneğin kamera, güya dostuz, NATO’da beraberiz. Kamera istiyoruz, kamera vermiyor. Niye, “Sen niye Ermenistan’la savaşıyorsun.” Ermenistan dostlarıma saldırıyor, elimizden gelen desteği vermek zorundayız. NATO’da beraber değil miyiz? Beraberiz. Niye böyle bir yaklaşım yapıyorsun” ifadelerini kullandı.

ALMANYA, DENİZ KUVVETLERİ DIŞINDA TÜRKİYE’YE SİLAH SATMIYOR

Alman Thyssenkrupp firması tarafından üretilen ve Türk Deniz Kuvvetleri tarafından da kullanılan HDW 214 denizaltı

Alman hükumeti, Ankara’nın 2015’de Güneydoğu illerinde başlattığı askeri operasyonlar ve 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sonrasında demokrasi ve insan hakları alanında yaşanan gerilemelere tepki olarak NATO müttefiki Türkiye’ye silah ihracatını sınırlandırma kararı almıştı.

Berlin ayrıca 2019 yılında Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde başlattığı Barış Pınarı Harekatı sonrasında adımlarını daha da sertleştirmiş, “Suriye’de kullanılabilecek savunma sanayi ürünlerinin ihracatına onay verilmeyeceğini” duyurmuştu.

Diplomatik kaynaklar, Türkiye’nin Almanya’dan son yıllarda mühimmat içeren hiçbir savunma sanayi ürünü alamadığını, savaş uçağı yedek parçalarının temininde bile zorluklar yaşandığını ifade ediyor.

Son yıllarda ihracat rakamlarının yüksek çıkmasında ise daha önceki yıllarda sözleşmesi imzalanmış denizaltı gibi alımların parasal olarak büyük miktarda olmasının etkili olduğu kaydediliyor.

Almanya’nın Türkiye silah ambargosu uygulamasının önemli nedenlerinden birisi de Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyi’nin kararlarına aykırı olarak Libya’ya silah göndermesi.

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, geçen yıl Şubat ayında BM ambargosunu ihlal ederek Libya’ya silah ve savaşçı göndermeyi sürdüren ülkelere hesap sorulacağını söylemişti. BM raporlarına göre, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri ve Ürdün Libya’ya silah gönderiyor.

KANADA, İHA’LARDA KULLANILAN KRİTİK PARÇALARIN SATIŞINI DURDURDU

Bayraktar TB2 silahlı insansız hava aracı

Türkiye’ye son dönemde silah ambargosu uygulayan ülkelerden birisi de Kanada.

Türkiye’ye sattığı askeri teknolojilerin Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki savaşta Dağlık Karabağ’da kullanıldığı yönündeki iddialar üzerine Kanada hükumeti, Ekim ayında Türkiye’ye silah ihracatı izinlerini askıya almıştı.

Kanadalı şirketler, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı Selçuk Bayraktar’ın sahibi olduğu Baykar Makine yapımı insansız hava aracı (İHA) ve silahsız insansız hava araçlarında (SİHA) kullanılan çok kritik parçaları üretiyor.

Kanadalı merkezli Bombardier Recreational Products (BRP) şirketi, Bayraktar TB2 silahlı insansız hava araçlarında kullanılan ‘Rotax’ motorlarını üretiyor.

Yine Bayraktar TB2 silahlı insansız hava araçlarında kullanılan ‘WESCAM MX-15D’ optik sensör ve hedefleme sistemlerini de Kanada Ontario merkezli ‘L3 Harris WESCAM’ şirketi üretiyor.

Kanada hükumetinin, ihracat izinlerini askıya almasının ardından İHA ve SİHA’larda kullanılan bu kritik parçaların satışının durduğu biliniyor.

F-35’LER GİTTİ, S-400’LERİ DE KULLANAMIYORUZ

İngiliz Kraliyet Donanması’na ait HMS Queen Elizabeth uçak gemisinde konuşlu F-35B savaş uçağı

Türkiye’nin son dönemde en çok başını ağrıtan konu ise S-400 krizi oldu.

ABD’nin yıllarca yaptığı uyarılara rağmen Temmuz 2019’da Rus S-400 hava savunma sistemleri Ankara’daki Mürted Hava Üssü’ne getirilmeye başlandı. Alımla birlikte ABD’nin Türkiye’ye yönelik yaptırımları arka arkasına geldi.

S-400 kararı ile birlikte Türkiye 2030’lu yıllarda Türk Hava Kuvvetleri’nin yaşlanan F-16 filosunun yerini alması beklenen F-35 savaş uçaklarından oldu. Uçak projeleri ve üretimlerinin çok uzun sürmesi hesaba katıldığında Türkiye’nin bu açığını nasıl kapatacağı henüz netleşmiş değil.

ABD, bugüne kadar projeye milyarlarca dolar katkıda bulunan Türkiye’nin F-35 projesindeki katılımını askıya aldı. Türkiye’nin 1.2 milyar dolar ödediği ve ABD’de Türk pilotların ve teknik personelinin eğitimlerini devam ettirdiği 8 adet F-35 savaş uçağının Ankara’ya teslimatını durdurdu. Daha sonra da bu uçaklar ABD Hava Kuvvetleri’ne dahil edildi.

Türk pilotların ve teknik personelinin F-35 eğitimleri de ABD tarafından sonlandırıldı. Ayrıca F-35 için parça üreten Türk firmalarının 9 milyar dolarlık iş kaybı ortaya çıktı.

F-35’lerle Türk Hava Kuvvetleri’nin bölgenin en güçlü hava kuvvetlerinden birisi olacağı ifade ediliyordu. Türk Hava Kuvvetleri, proje kapsamında 30 adet F-35 savaş uçağının siparişini vermişti. Bu sayının 120’ye kadar yükseltilmesi planlanıyordu.

Ve S-400 krizinde gelinen nokta ise oldukça vahim. F-35’lerden olan Türkiye, Joe Biden yönetiminin tavizsiz tavrı nedeniyle Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemini  de depoya kaldırmayı kabullendi.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, S-400’ler için depoya kaldırma anlamına gelen ABD’ye ‘Girit Modeli’ni önerdi. ABD ise öneriyi görüşmeden reddetti.

CAATSA YAPTIRIMLARI

Ankara’nın s-400 alımı nedeniyle ABD’nin Türkiye’ye verdiği yanıtlardan birisi de CAATSA Yaptırımları oldu.

Eski Başkan Donald Trump, ABD Senatosu’nun baskısına rağmen uzun süre Türkiye’ye CAATSA Yaptırımlarını devreye sokmadı. Ancak 2021 yılı ABD Savunma Bakanlığı Bütçe Yasası’nın getirdiği yasal zorunluluk gereği Trump, Aralık ayında görevi bırakmasına günler kala yaptırımları uygulamaya soktu.

2017 yılında ABD Kongresi tarafından kabul edilen ve Başkan Donald Trump tarafından imzalanan ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA), Rusya ile savunma ve istihbarat alanında önemli düzeyde alışveriş yapan ülkelere 12 yaptırım seçeneğinden en az beşinin uygulanmasını öngörüyordu.

Trump’ın seçtiği beş yaptırım seçeneği ise şu maddelerden oluşuyordu:

  1. Savunma Sanayii Başkanlığı’na mal ve teknoloji transferi için ihracat lisansı verilmesi yasağı,
  2. Savunma Sanayii Başkanlığı’na 12 aylık bir süre içinde miktarı 10 milyon doları geçecek şekilde ABD mali kurumları tarafından kredi verilmesi yasağı,
  3. Savunma Sanayii Başkanlığı’na ihracat konusunda ABD İhracat-İthalat Bankası desteğinin yasaklanması,
  4. ABD’nin Savunma Sanayii Başkanlığı’na yarar sağlayacak kredilere karşı çıkma zorunluluğu,
  5. Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir, başkan yardımcısı Faruk Yiğit, SSB Hava Savunma ve Uzay Departmanı Başkanı Serhat Gençoğlu ve SSB Bölgesel Hava Savunma Sistemleri Direktörlüğü Program Müdürü Mustafa Alper Deniz’e vize yasağı getirilmesi. Yaptırım kapsamına alınan yetkililerin ABD’deki malvarlıklarının da dondurulması öngörülüyor.

Alınan yaptırım kararları içerisindeki mal ve teknoloji transferine ilişkin yasaklar ile kredi yasakları Türk savunma sanayiini önemüzdeki dönemde ciddi anlamda etkileyebilir.

TÜRKİYE’NİN 3. ÜLKELERE SİLAH SATIŞI

T-129 Atak helikopteri

Washington’un Türk Savunma Sanayisi’nin önüne çıkardığı engellerden birisi de Türkiye’nin üçüncü ülkelere yapacağı savunma sanayii satışlarında görülüyor.

Washington, içerisinde ABD yapımı parça kullanılan Savunma Sanayii ürünlerinin Türkiye tarafından üçüncü ülkelere satışını engelliyor.

Bunun en bariz örneği T-129 Atak helikopterlerinin Pakistan’a satışı meselesinde görüldü.

İtalyan Agusta/Westland lisansı ile Ankara’da TAI’de üretilen T-129 Atak helikopterlerinde kullanılan ‘LHTEC T800’ motorlarını İngiliz Rolls-Royce ve Amerikan Honeywell şirketlerinin ortak girişimi olan LHTEC (Light Helicopter Turbine Engine Company) firması ABD’de üretiyor.

Türkiye, İslamabad ile yürüttüğü görüşmeler neticesinde Pakistan’a 1,5 milyar dolar karşılığında 30 adet T-129 Atak helikopteri satmayı planlıyordu. Ancak ABD, helikopterlerin Pakistan’a satışına taş koydu. Satılacak helikopterlerde ABD yapımı motorların kullanılamayacağını Ankara’ya iletti.

“Biden terörle mücadele söylemini kötüye kullanan Erdoğan’ı neden durdurmalı?”

Dünya

İnsan Hakları İzleme Örgütü: Uygur bölgesinde insanlığa karşı suç işleniyor

İnsan Hakları İzleme Örgütü yeni hazırladığı raporda Çin’in Sincan’da Uygurlara yaptığı muamelenin ‘insanlığa karşı suç’ olduğunu belirtti. Örgüt, Birleşmiş Milletler’e araştırma komisyonu kurma çağrısı yaptı.

BOLD – İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve Stanford Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin hazırladığı ortak araştırma raporunda, Çin’in Uygurlara ve Sincan Özerk Bölgesi’ndeki diğer Müslümanlara yaptığı muamelenin insanlığa karşı suç olduğu kaydedildi.

Araştırma daha önce yayınlanan incelemelere, medyada yer alan haberlere, hükümet belgeleri ve Çin’den gelen diğer verilere dayanarak hazırlandı. Raporun sonuç kısmında, Pekin’in azınlık kültürüne karşı sistematik olarak, kitlesel hapsetme, işkence ve baskı uyguladığı sonucuna varıldı.

Rapor, Çin Hükümeti’ni insan öldürme, işkence, alıkoyma, bireysel özgürlüklerden mahrum bırakma, cinsel şiddet, fiziksel ve psikolojik eziyet, belli bir etnik/dini azınlığa yönelik işkence ve zorla kaybolma gibi Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü’nün 7’nci maddesinde listelenen hemen hemen tüm suçları işlemekten sorumlu tutuyor.

“ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURULMALI”

Raporun yazarları, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi’ne bölgede bir araştırma komisyonu kurma çağrısı yaptı. Raporda “Bu araştırma komisyonu gerçekleri tespit etme, faillerin kimliklerini ortaya koyma ve yaptıklarından sorumlu tutulmalarına ilişkin önerilerde bulunma yetkisine sahip olmalı” denildi. Söz konusu komisyonun uluslararası insani devletler hukuku ve insanlığa karşı suç, etnik ve dini azınlık hakları ve toplumsal cinsiyet alanında alanında uzmanlaşmış ve tanınmış kişilerden oluşturulması gerektiği belirtildi.

Raporda, Sincan’da olan bitenle ilgili güncel veriler de paylaşıldı. Buna göre 2017 yılından bu yana, bu amaçla oluşturulan 300 ila 400 tesiste yaklaşık bir milyon kişinin alıkonduğu belirtildi. Resmi istatistiklere göre, 2017 yılında Çin’de yapılan tutuklamaların yüzde 21’i ülke nüfusunun sadece yüzde 1,5’inin yaşadığı Sincan’da gerçekleşti.

BÖLGEDEKİ CAMİLERİN 3’TE İKİSİNE ZARAR VERİLDİ

Yapılan araştırmada Sincan bölgesinde yetkililerin çeşitli yöntemler kullanarak bölgedeki camilerin üçte ikisine zarar verdikleri öğrenildi. Rapora göre bölgede görevlilerin gözetleme amacıyla yaptığı eylemler, zorla azınlıkların evlerinde geceyi geçirme, aile üyelerinden DNA örnekleri, parmak izleri ve kan örnekleri alınması gibi uygulamaları kapsıyor. Rapor ayrıca, zorla çalıştırma ve çocukların ailelerinden zorla ayırılması gibi uygulamaları da belgeliyor.

ABD, KANADA VE HOLLANDA ‘SOYKIRIM’ DEDİ

Çin’in özellikle Müslüman Uygur Türklerine karşı uyguladığı insan hakları ihlalleri uluslararası saygınlığa sahip insan hakları kuruluşları ve BM’ye bağlı kuruluşlar tarafından defalarca raporlaştırıldı.

ABD’de Donald Trump yönetimi ve Biden yönetimi Çin’in Uygulara karşı politikalarını ‘soykırım’ olarak tanımladı. Kanada ve Hollanda parlamentoları da bu yönde karar aldılar.

ABD ve Avrupa Birliği dahil çok sayıda ülke Çin’e karşı yaptırım kararları aldılar.

Rabia unutuldu: AKP, Meclis’te Türkiye-Mısır dostluk grubu kurulması için teklif verdi

Okumaya devam et

Dünya

İstanbul’daki Afganistan Zirvesi ikinci kez ertelendi

Afganistan’daki barış sürecini desteklemek amacıyla önce 16 Nisan’da İstanbul’da yapılaması planlanan, ardından 24 Nisan- 4 Mayıs tarihleri arasına ertelenen zirve Taliban’ın katılmayacağını açıklamasının ardından ikinci kez ertelendi.

BOLD – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İstanbul’da 24 Nisan’da başlaması öngörülen Afganistan konferansının Ramazan ayı sonrasına ertelendiğini açıkladı.

Türkiye’nin ev sahipliğindeki Afganistan barış sürecine ilişkin toplantının ilk olarak 16 Nisan’da İstanbul’da başlaması öngörüldü. Taliban’ın itirazı üzerine 24 Nisan-4 Mayıs arasına ertelendi. Ancak özel bir televizyon kanalına konuşan Bakan Çavuşoğlu, bu toplantının ramazan ayı sonuna ertelendiğini duyurdu.

Çavuşoğlu, ‘‘NATO’nun kararlı destek misyonu ve ABD’nin çekilme kararından sonra acele etmeye gerek yok. Baktık ki ertelemek yararlı olacak. Katar, ABD ve BM ile istişareler yaptık’’ dedi. Çavuşoğlu Katar Dışişleri Bakanı ile görüşmesinin ardından konferansı Ramazan sonrasına ve bayram sonrasına erteleme kararı aldıklarını bildirdi. Çavuşoğlu, toplantıya 21 ülke ve 3 uluslararası örgütten temsilcilerin katılacağını söyledi.

Başkan Joe Biden geçen hafta tüm ABD askerlerinin 1 Mayıs’tan başlayarak 11 Eylül’e kadar Afganistan’dan çekileceklerini böylece ABD’nin en uzun savaşının sona ereceğini bildirmişti. Konferans bu gelişmenin ardından Afgan hükümetiyle Taliban arasında bir barış anlaşmasına varılması amacıyla düzenlenecekti.

ABD VE NATO AFGANİSTAN’DAN ÇEKİLDİKTEN SONRA NE OLACAK?

Taliban Afganistan’da 1996’dan ABD işgali ile devrildiği 2001 yılına kadar iktidardaydı. O tarihten bu yana ülkede geniş çaplı bir isyan hareketi yürüten grup, hala geniş bir bölgede kontrol sahibi.

ABD ve NATO güçlerinin ülkeden çekileceklerini açıklaması Afganistan’ın yeniden tam kapsamlı bir iç savaşın eşiğine gelebileceği ve El Kaide militanları için güvenli sığınak olabileceği endişesine neden olmuştu.

Ocak ayında Birleşmiş Milletler’in yayınladığı bir rapor Afganistan’da 500 kadar El Kaide savaşçısının bulunduğunu ve bunların İslamcı terörist gruplarla yakın ilişkiler içinde olduğunu bildirmişti. Taliban ise El Kaide’nin Afganistan’daki varlığını reddediyor.

Biden, Afganistan’dan asker çekme planını açıkladığı sırada ABD’nin tehditleri izleyeceğini, terörle mücadele kapasitesini yeniden organize edeceğini ve ABD’ye Afganistan’dan gelebilecek tehditleri önlemek için önemli kaynaklarını bölgede tutmaya devam edeceğini bildirmişti.

2 BİN KAYIP, TRİLYONLARCA DOLARLIK HARCAMA

ABD, 2001’den bu yana süren tarihinin en uzun süreli savaşında 2 bin askerini kaybetti ve trilyonlarca dolar harcadı.

Geçen yıl Şubat ayında imzalanan anlaşma, Taliban’ın sözlerini tutması halinde tüm askerlerin 14 ay içinde çekilmesini öngörüyordu. Taliban’ın taahhütleri arasında, El Kaide ve diğer militan grupların kontrolleri altındaki bölgede faaliyet göstermesine izin vermemek ve ulusal barış görüşmelerine devam etmek bulunuyordu.

Taliban ise Afgan hükumetiyle görüşmelere başlamak için, esir takası yapılmasını ve binlerce mensubunun serbest bırakılmasını istiyordu.

Eylül 2020’de Doha’da başlayan yüz yüze görüşmelerde önemli bir ilerleme sağlanamadı. Taliban, anlaşma uyarınca uluslararası güçlere saldırılarını durdursa da Afgan hükumetiyle savaşmaya devam etti. Taliban geçen ay, 1 Mayıs’a dek ABD askerleri çekilmezlerse yeniden yabancı güçlere saldıracakları tehdidinde bulunmuştu.

NATO misyonu kapsamında, ABD’nin Afganistan’da yaklaşık 2500 askeri bulunuyor.

ABD İSTİHBARAT RAPORU: TALİBAN TÜM ÜLKEDE İKTİDAR OLUR

Nihai bir anlaşmaya varılmadan yabancı güçlerin ülkeden çekilmesi halinde, Taliban’ın tüm ülkede iktidar olabileceğinden korkuluyor.

Washington’un çekilme planının açıklanması ABD istihbaratının Afganistan’da bu yıl bir barış anlaşması olasılığını düşük gördüğünü açıklamasının ardından geldi. Raporda ABD liderliğindeki koalisyonun desteğini çekmesi halinde Afgan hükumetinin Taliban şiddetiyle mücadele etmesinin zor olacağı uyarısında bulunuldu.

ABD istihbaratının Kongre’ye gönderdiği rapor, Kabil yönetiminin savaş alanında yenilgiye uğramayı sürdürdüğü ve Taliban’ın askeri zafer elde edeceğinden emin olduğu şeklinde tespitler içeriyor.

Biden’ın kararı eski Başkan Donald Trump döneminde asker çekmek için belirlenen 1 Mayıs tarihini geciktirmiş olacak. Taliban, ABD askerlerinin çekilmesinin gecikmesi durumunda şiddetin yeniden başlayacağı tehdidinde bulunmuştu.

ABD’NİN EN UZUN SAVAŞI

Taliban’ın El Kaide ile bağlantıları 11 Eylül saldırılarının ardından ABD’nin 2001 yılındaki işgalinin esas nedeniydi. El Kaideli teröristler 9 Eylül 2001’de kaçırdıkları uçaklarla New York’taki Dünya Ticaret Merkezi ikiz kulelerini ve başkent Washington dışındaki Pentagon binasını hedef alarak yaklaşık 3 bin kişinin ölümüne neden olmuştu.

Afganistan’da şu an 2 bin 500 kadar ABD askeri bulunuyor. 2011’de ülkedeki ABD askerlerinin sayısı 100 bin ile en yüksek seviyesine çıkmıştı. Afganistan’daki savaşta 2 bin 400 ABD askeri bugüne kadar hayatını kaybetti ve binlercesiyse yaralandı.

ABD’nin mali kaybının ise trilyonlarca dolar olduğu belirtiliyor.

Rabia unutuldu: AKP, Meclis’te Türkiye-Mısır dostluk grubu kurulması için teklif verdi

Okumaya devam et

Dünya

Yunanistan, Suudi Arabistan’a Patriot hava savunma sistemi gönderiyor

Yunanistan, Suudi Arabistan’daki kritik enerji kaynaklarının korunması amacıyla Riyad yönetimi ile Patriot hava savunma sistemi anlaşması imzalandığını açıkladı. Anlaşma kapsamında bir Patriot bataryası Suudi Arabistan’a konuşlandırılacak.

BOLD – Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias ve Savunma Bakanı Nikos Panagiotopoulos, Suudi Dışişleri Bakanı Faysal bin Farhan ile Riyad’da bir araya geldi.

Dendias, görüşme sonrası yapılan basın açıklamasında anlaşmayı, “Bir Patriot bataryasını buraya, Suudi Arabistan’a taşımak için anlaşma imzaladık” sözleriyle duyurdu.

Yunan Dışişleri Bakanı, “Bu anlaşma, Körfez ülkeleriyle iş birliği açısından ülkemiz için büyük bir adım ve aynı zamanda Batı’nın enerji kaynaklarının güvenliği için bir katkıdır” ifadelerini kullandı.

Yemen’deki iç savaşta Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ile savaşan İran destekli Husi güçleri, son zamanlarda Körfez ülkesindeki petrol rafinelerine sık sık drone saldırıları düzenliyordu.

YUNANİSTAN’DA ÇOK ULUSLU ASKERİ TATBİKAT

Yunanistan’da ABD, Fransa, Birleşik Arap Emirlikleri, İspanya, Kanada, İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Kesiminin katılımıyla çok uluslu ‘İniohos 21’ askeri tatbikatı düzenleniyor. Korfu Adası’ndan (Kerkira) Meis’e ve Trakya’dan Girit’e kadar tüm Atina FIR hattı içerisinde icra edilen tatbikatta Yunanistan’ın kara, hava ve deniz kuvvetleri unsurları yer alıyor.

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, ülkede her yıl gerçekleştirilen çok uluslu “İniohos 21” askeri tatbikatının, Yunanistan’ın Akdeniz havzası bölgesindeki stratejik konumunu ve bölgedeki birçok ülkeyle sıkı iş birliğini yansıttığını belirtti

12 Nisan’da başlayan ve 22 Nisan’a kadar sürecek tatbikata ABD’den F-16 uçakları, MQ-9 İHA’lar ve bir KC-135 tanker uçağı, Fransa’dan Rafale ve Mirage savaş uçakları, BAE’den F-16’lar, İspanya’dan F/A 18 Hornet savaş uçakları, İsrail’den F-15 ile F-16’lar, Kanada’dan CGI- Air Weapon Managers sistemi ve Rum kesimi AW 139 tipi bir helikopter ile katılıyor.

Miçotakis, Yunanistan’ın yer aldığı bölgenin gittikçe istikrarsızlaştığını ifade ederek, “Yunanistan savunma imkanlarını güçlendirmeye ve silahlı kuvvetlerini yükseltmeye devam edecektir.” diye konuştu.

Ukrayna Gerilimi: Rus savaş gemileri Karadeniz’de tatbikatta, ABD Büyükelçisi ülkesine dönüyor

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0