Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Tarihte ilk kez Papa Irak’ta

Tarihte ilk kez bir Katolik Kilisesi lideri Irak’ı ziyaret ediyor. Papa Francesco’nun bugün başlayan üç günlük Irak ziyaretinin sloganı “Hepiniz kardeşsiniz!”

BOLD – Katolik dünyasının ruhani lideri Papa Francesco, Kovid-19 salgını ve güvenlik sorunlarına rağmen üç günlük resmi ziyaret için Irak’a gitti. Tarihte ilk kez bir Katolik Kilisesi lideri Irak’ı ziyaret etmiş oldu.

Papa Francesco’dan önceki Hristiyan liderler 2. Jean Paul ve 16. Benedikt, hep çok eski Hristiyan toplulukların yaşadığı Irak’ı ziyaret etmek istemiş, ancak savaş ve çatışma ortamı nedeniyle bunu gerçekleştirememişti.

Irak ziyareti, Papa Francesco’nun, 2013’te bu göreve gelmesinden bu yana 33’üncü, koronavirüs kısıtlamaları nedeniyle ise 15 aydır yaptığı ilk yurt dışı gezisi.

Irak Cumhurbaşkanı Berham Salih, ülkenin yıllarca süren çatışmalardan sonra iyileşmesine yardımcı olacağını umarak, Temmuz 2019’da Papa Francesco’yu Irak’a davet etmişti.

Papa Francesco’yu Bağdat’ta havaalanında Başbakan Mustafa El Kazımi karşıladı

ZİYARETİN SLOGANI ‘HEPİNİZ KARDEŞSİNİZ’

Ziyaretin sloganı, İncil’den alıntıyla ‘Hepiniz kardeşsiniz’ olarak belirlendi.

Papa Francesco, Irak Cumhurbaşkanı Berham Salih ile yaptığı açıklamada, “Silahlar sussun, şiddet dursun, şahsi menfaatler sone ersin” dedi.

Papa Francesco, Bağdat’ta Başbakan Mustafa El Kazımi ile de bir araya geldi.

“MESAJINA SELAMÜN ALEYKÜM DİYEREK BAŞLADI”

Gezi öncesi Vatikan tarafından dün dağıtılan videoda Papa, Irak halkına seslenerek, “Irak’taki sevgili kardeşlerim, selamun aleyküm! Birkaç gün sonra nihayet aranızda olacağım” dedi.

Papa, yıllar süren savaş ve terörizmin ardından Tanrı’dan af ve uzlaşı dilemek için Irak’a gittiğini söyledi ve “Müslümanları, Yahudileri ve Hristiyanları tek bir ailede birleştiren İbrahim babanın adına, diğer dini geleneklerden kız ve erkek kardeşlerimizle de birlikte dua etmek ve birlikte yürümek arzusuyla geliyorum” diye konuştu.

Vatikan tarafından Irak gezisiyle ilgili hazırlanan belge ve açıklamalarda da sıklıkla, Irak’ın ‘tek tanrılı üç dinin babası İbrahim’in toprakları’ olduğuna vurgu yapılıyor. Papa’nın gezi boyunca bu dinlerin ortak bir aileye ait olduğu ve tüm inananların kardeş olduğu mesajı vermesi bekleniyor.

Irak gezisi, Hristiyanlar ve Müslümanlar arasında dinler arası diyaloğu artırma çabasının devamı olarak görülüyor.

IRAK’TAKİ HRİSTİYANLARA MORAL DESTEĞİ

Gezi ayrıca, Irak’ta 2003’ten bu yana sayıları çok azalan Hristiyan nüfus özelinde Ortadoğu’daki Hristiyanlara moral desteği olarak da değerlendiriliyor.

Net sayılar kesin olarak bilinmese de Katolik Kilisesi vakıflarının verilerine göre Irak’taki Hristiyan nüfusun 2003’ten bu yana 1-1,4 milyondan 300-400 bine indiği hesaplanıyor. Bazı kilise yetkilileri, azınlıkta olan Hıristiyan inancının Irak’tan kaybolma tehlikesi altında olduğuna inanıyor.

GEZİ PROGRAMINDA NELER VAR?

Papa Francesco’nun Irak’ta Bağdat, Necef, Ur Ovası, Erbil, Musul ve Karakuş’u ziyaret etmesi planlanıyor.

Bağdat’taki resmi görüşmelerinin ardından Papa, 2010’da IŞİD saldırısında 48 kişinin hayatını kaybettiği Sayidat El Nejat Katedrali’nde Hristiyan din adamlarıyla bir araya gelecek.

Papa’nın Irak’ta en merakla beklenen görüşmelerinden biri ise Cumartesi günü planlanıyor. Papa Cumartesi günü Necef’e geçerek Şii lider Ayetullah Ali el Sistani ile görüşecek.

Vatikan’a yakın kaynaklar bu görüşmede, Papa’nın daha önce Sünni İslam için önemli bir otorite kabul edilen Mısırlı El Ezher İmamı Ahmed El Tayyib’le yaptığı gibi kardeşlik mesajı verilen bir ortak belge imzalanmasının umulduğunu belirtiyor.

Ancak ortak bir metin yerine iki dini liderden sözlü bir açıklama gelmesi de muhtemel. Her halükarda bu görüşmenin tarihe geçeceği konusunda görüş birliği hakim.

DİNLER ARASI TOPLANTI

Papa Francesco, tarihi Ur şehrinde bulunan Ziggurat’ın önünde dua edecek

Papa bu görüşmenin ardından, Hz. İbrahim’in doğum yeri olduğuna inanılan Ur Ovası’na gidecek ve burada dinler arası bir toplantıya katılacak. Bu toplantıda ‘İbrahim’in çocukları’ adlı bir dua planlanıyor.

Pazar günü ise Papa Erbil’e geçerek Irak Kürdistan Özerk Bölgesi yönetimiyle bir araya gelecek.

Ardından Musul’da 2014-2017 arasında çeşitli saldırılarda yıkılan kiliselerin yer aldığı, ‘4 Kilise Meydanı’nda savaş mağdurları için dua edecek. Papa, Ezidilerle de bir araya gelecek.

Papa Musul’un ardından, ziyaretini Irak’ta Hristiyan nüfusun en yoğun olduğu ve 2014’te IŞİD tarafından yaklaşık iki yıl boyunca işgal edilen Karakuş kentinde tamamlayacak. Karakuş’ta IŞİD tarafından tahrip edildikten sonra onarılan El Tahira Katedrali’ni ziyaret edecek.

Papa’nın Irak gezisinin basına açık son etkinliği, Pazar günü Erbil’de Franso Hariri Stadyumu’ndaki ayin olacak. Ayine Kovid-19 tedbirleri gereği stadyum kapasitesinin altında katılımcı alınsa da bu etkinliğe yaklaşık 10 bin kişinin katılımı bekleniyor.

Papa Francesco’nun Irak gezisi, hem son haftalarda Bağdat ve Erbil gibi çeşitli kentlerde düzenlenen saldırılar hem de pandemi nedeniyle riskli olarak görülüyor.

Papa Francesco, Vatikan’da başlatılan aşı kampanyasında koronavirüse karşı aşı yaptırmıştı. Papa’ya Irak gezisinde eşlik edecek heyettekilere ve 75 kadar gazeteciye de aşı yapılması planlanıyordu.

Sisi’ye dostluk eli: Ankara ile Kahire arasındaki gerilim yumuşuyor

Dünya

İnsan Hakları İzleme Örgütü: Uygur bölgesinde insanlığa karşı suç işleniyor

İnsan Hakları İzleme Örgütü yeni hazırladığı raporda Çin’in Sincan’da Uygurlara yaptığı muamelenin ‘insanlığa karşı suç’ olduğunu belirtti. Örgüt, Birleşmiş Milletler’e araştırma komisyonu kurma çağrısı yaptı.

BOLD – İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve Stanford Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin hazırladığı ortak araştırma raporunda, Çin’in Uygurlara ve Sincan Özerk Bölgesi’ndeki diğer Müslümanlara yaptığı muamelenin insanlığa karşı suç olduğu kaydedildi.

Araştırma daha önce yayınlanan incelemelere, medyada yer alan haberlere, hükümet belgeleri ve Çin’den gelen diğer verilere dayanarak hazırlandı. Raporun sonuç kısmında, Pekin’in azınlık kültürüne karşı sistematik olarak, kitlesel hapsetme, işkence ve baskı uyguladığı sonucuna varıldı.

Rapor, Çin Hükümeti’ni insan öldürme, işkence, alıkoyma, bireysel özgürlüklerden mahrum bırakma, cinsel şiddet, fiziksel ve psikolojik eziyet, belli bir etnik/dini azınlığa yönelik işkence ve zorla kaybolma gibi Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü’nün 7’nci maddesinde listelenen hemen hemen tüm suçları işlemekten sorumlu tutuyor.

“ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURULMALI”

Raporun yazarları, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi’ne bölgede bir araştırma komisyonu kurma çağrısı yaptı. Raporda “Bu araştırma komisyonu gerçekleri tespit etme, faillerin kimliklerini ortaya koyma ve yaptıklarından sorumlu tutulmalarına ilişkin önerilerde bulunma yetkisine sahip olmalı” denildi. Söz konusu komisyonun uluslararası insani devletler hukuku ve insanlığa karşı suç, etnik ve dini azınlık hakları ve toplumsal cinsiyet alanında alanında uzmanlaşmış ve tanınmış kişilerden oluşturulması gerektiği belirtildi.

Raporda, Sincan’da olan bitenle ilgili güncel veriler de paylaşıldı. Buna göre 2017 yılından bu yana, bu amaçla oluşturulan 300 ila 400 tesiste yaklaşık bir milyon kişinin alıkonduğu belirtildi. Resmi istatistiklere göre, 2017 yılında Çin’de yapılan tutuklamaların yüzde 21’i ülke nüfusunun sadece yüzde 1,5’inin yaşadığı Sincan’da gerçekleşti.

BÖLGEDEKİ CAMİLERİN 3’TE İKİSİNE ZARAR VERİLDİ

Yapılan araştırmada Sincan bölgesinde yetkililerin çeşitli yöntemler kullanarak bölgedeki camilerin üçte ikisine zarar verdikleri öğrenildi. Rapora göre bölgede görevlilerin gözetleme amacıyla yaptığı eylemler, zorla azınlıkların evlerinde geceyi geçirme, aile üyelerinden DNA örnekleri, parmak izleri ve kan örnekleri alınması gibi uygulamaları kapsıyor. Rapor ayrıca, zorla çalıştırma ve çocukların ailelerinden zorla ayırılması gibi uygulamaları da belgeliyor.

ABD, KANADA VE HOLLANDA ‘SOYKIRIM’ DEDİ

Çin’in özellikle Müslüman Uygur Türklerine karşı uyguladığı insan hakları ihlalleri uluslararası saygınlığa sahip insan hakları kuruluşları ve BM’ye bağlı kuruluşlar tarafından defalarca raporlaştırıldı.

ABD’de Donald Trump yönetimi ve Biden yönetimi Çin’in Uygulara karşı politikalarını ‘soykırım’ olarak tanımladı. Kanada ve Hollanda parlamentoları da bu yönde karar aldılar.

ABD ve Avrupa Birliği dahil çok sayıda ülke Çin’e karşı yaptırım kararları aldılar.

Rabia unutuldu: AKP, Meclis’te Türkiye-Mısır dostluk grubu kurulması için teklif verdi

Okumaya devam et

Dünya

İstanbul’daki Afganistan Zirvesi ikinci kez ertelendi

Afganistan’daki barış sürecini desteklemek amacıyla önce 16 Nisan’da İstanbul’da yapılaması planlanan, ardından 24 Nisan- 4 Mayıs tarihleri arasına ertelenen zirve Taliban’ın katılmayacağını açıklamasının ardından ikinci kez ertelendi.

BOLD – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İstanbul’da 24 Nisan’da başlaması öngörülen Afganistan konferansının Ramazan ayı sonrasına ertelendiğini açıkladı.

Türkiye’nin ev sahipliğindeki Afganistan barış sürecine ilişkin toplantının ilk olarak 16 Nisan’da İstanbul’da başlaması öngörüldü. Taliban’ın itirazı üzerine 24 Nisan-4 Mayıs arasına ertelendi. Ancak özel bir televizyon kanalına konuşan Bakan Çavuşoğlu, bu toplantının ramazan ayı sonuna ertelendiğini duyurdu.

Çavuşoğlu, ‘‘NATO’nun kararlı destek misyonu ve ABD’nin çekilme kararından sonra acele etmeye gerek yok. Baktık ki ertelemek yararlı olacak. Katar, ABD ve BM ile istişareler yaptık’’ dedi. Çavuşoğlu Katar Dışişleri Bakanı ile görüşmesinin ardından konferansı Ramazan sonrasına ve bayram sonrasına erteleme kararı aldıklarını bildirdi. Çavuşoğlu, toplantıya 21 ülke ve 3 uluslararası örgütten temsilcilerin katılacağını söyledi.

Başkan Joe Biden geçen hafta tüm ABD askerlerinin 1 Mayıs’tan başlayarak 11 Eylül’e kadar Afganistan’dan çekileceklerini böylece ABD’nin en uzun savaşının sona ereceğini bildirmişti. Konferans bu gelişmenin ardından Afgan hükümetiyle Taliban arasında bir barış anlaşmasına varılması amacıyla düzenlenecekti.

ABD VE NATO AFGANİSTAN’DAN ÇEKİLDİKTEN SONRA NE OLACAK?

Taliban Afganistan’da 1996’dan ABD işgali ile devrildiği 2001 yılına kadar iktidardaydı. O tarihten bu yana ülkede geniş çaplı bir isyan hareketi yürüten grup, hala geniş bir bölgede kontrol sahibi.

ABD ve NATO güçlerinin ülkeden çekileceklerini açıklaması Afganistan’ın yeniden tam kapsamlı bir iç savaşın eşiğine gelebileceği ve El Kaide militanları için güvenli sığınak olabileceği endişesine neden olmuştu.

Ocak ayında Birleşmiş Milletler’in yayınladığı bir rapor Afganistan’da 500 kadar El Kaide savaşçısının bulunduğunu ve bunların İslamcı terörist gruplarla yakın ilişkiler içinde olduğunu bildirmişti. Taliban ise El Kaide’nin Afganistan’daki varlığını reddediyor.

Biden, Afganistan’dan asker çekme planını açıkladığı sırada ABD’nin tehditleri izleyeceğini, terörle mücadele kapasitesini yeniden organize edeceğini ve ABD’ye Afganistan’dan gelebilecek tehditleri önlemek için önemli kaynaklarını bölgede tutmaya devam edeceğini bildirmişti.

2 BİN KAYIP, TRİLYONLARCA DOLARLIK HARCAMA

ABD, 2001’den bu yana süren tarihinin en uzun süreli savaşında 2 bin askerini kaybetti ve trilyonlarca dolar harcadı.

Geçen yıl Şubat ayında imzalanan anlaşma, Taliban’ın sözlerini tutması halinde tüm askerlerin 14 ay içinde çekilmesini öngörüyordu. Taliban’ın taahhütleri arasında, El Kaide ve diğer militan grupların kontrolleri altındaki bölgede faaliyet göstermesine izin vermemek ve ulusal barış görüşmelerine devam etmek bulunuyordu.

Taliban ise Afgan hükumetiyle görüşmelere başlamak için, esir takası yapılmasını ve binlerce mensubunun serbest bırakılmasını istiyordu.

Eylül 2020’de Doha’da başlayan yüz yüze görüşmelerde önemli bir ilerleme sağlanamadı. Taliban, anlaşma uyarınca uluslararası güçlere saldırılarını durdursa da Afgan hükumetiyle savaşmaya devam etti. Taliban geçen ay, 1 Mayıs’a dek ABD askerleri çekilmezlerse yeniden yabancı güçlere saldıracakları tehdidinde bulunmuştu.

NATO misyonu kapsamında, ABD’nin Afganistan’da yaklaşık 2500 askeri bulunuyor.

ABD İSTİHBARAT RAPORU: TALİBAN TÜM ÜLKEDE İKTİDAR OLUR

Nihai bir anlaşmaya varılmadan yabancı güçlerin ülkeden çekilmesi halinde, Taliban’ın tüm ülkede iktidar olabileceğinden korkuluyor.

Washington’un çekilme planının açıklanması ABD istihbaratının Afganistan’da bu yıl bir barış anlaşması olasılığını düşük gördüğünü açıklamasının ardından geldi. Raporda ABD liderliğindeki koalisyonun desteğini çekmesi halinde Afgan hükumetinin Taliban şiddetiyle mücadele etmesinin zor olacağı uyarısında bulunuldu.

ABD istihbaratının Kongre’ye gönderdiği rapor, Kabil yönetiminin savaş alanında yenilgiye uğramayı sürdürdüğü ve Taliban’ın askeri zafer elde edeceğinden emin olduğu şeklinde tespitler içeriyor.

Biden’ın kararı eski Başkan Donald Trump döneminde asker çekmek için belirlenen 1 Mayıs tarihini geciktirmiş olacak. Taliban, ABD askerlerinin çekilmesinin gecikmesi durumunda şiddetin yeniden başlayacağı tehdidinde bulunmuştu.

ABD’NİN EN UZUN SAVAŞI

Taliban’ın El Kaide ile bağlantıları 11 Eylül saldırılarının ardından ABD’nin 2001 yılındaki işgalinin esas nedeniydi. El Kaideli teröristler 9 Eylül 2001’de kaçırdıkları uçaklarla New York’taki Dünya Ticaret Merkezi ikiz kulelerini ve başkent Washington dışındaki Pentagon binasını hedef alarak yaklaşık 3 bin kişinin ölümüne neden olmuştu.

Afganistan’da şu an 2 bin 500 kadar ABD askeri bulunuyor. 2011’de ülkedeki ABD askerlerinin sayısı 100 bin ile en yüksek seviyesine çıkmıştı. Afganistan’daki savaşta 2 bin 400 ABD askeri bugüne kadar hayatını kaybetti ve binlercesiyse yaralandı.

ABD’nin mali kaybının ise trilyonlarca dolar olduğu belirtiliyor.

Rabia unutuldu: AKP, Meclis’te Türkiye-Mısır dostluk grubu kurulması için teklif verdi

Okumaya devam et

Dünya

Yunanistan, Suudi Arabistan’a Patriot hava savunma sistemi gönderiyor

Yunanistan, Suudi Arabistan’daki kritik enerji kaynaklarının korunması amacıyla Riyad yönetimi ile Patriot hava savunma sistemi anlaşması imzalandığını açıkladı. Anlaşma kapsamında bir Patriot bataryası Suudi Arabistan’a konuşlandırılacak.

BOLD – Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias ve Savunma Bakanı Nikos Panagiotopoulos, Suudi Dışişleri Bakanı Faysal bin Farhan ile Riyad’da bir araya geldi.

Dendias, görüşme sonrası yapılan basın açıklamasında anlaşmayı, “Bir Patriot bataryasını buraya, Suudi Arabistan’a taşımak için anlaşma imzaladık” sözleriyle duyurdu.

Yunan Dışişleri Bakanı, “Bu anlaşma, Körfez ülkeleriyle iş birliği açısından ülkemiz için büyük bir adım ve aynı zamanda Batı’nın enerji kaynaklarının güvenliği için bir katkıdır” ifadelerini kullandı.

Yemen’deki iç savaşta Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ile savaşan İran destekli Husi güçleri, son zamanlarda Körfez ülkesindeki petrol rafinelerine sık sık drone saldırıları düzenliyordu.

YUNANİSTAN’DA ÇOK ULUSLU ASKERİ TATBİKAT

Yunanistan’da ABD, Fransa, Birleşik Arap Emirlikleri, İspanya, Kanada, İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Kesiminin katılımıyla çok uluslu ‘İniohos 21’ askeri tatbikatı düzenleniyor. Korfu Adası’ndan (Kerkira) Meis’e ve Trakya’dan Girit’e kadar tüm Atina FIR hattı içerisinde icra edilen tatbikatta Yunanistan’ın kara, hava ve deniz kuvvetleri unsurları yer alıyor.

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, ülkede her yıl gerçekleştirilen çok uluslu “İniohos 21” askeri tatbikatının, Yunanistan’ın Akdeniz havzası bölgesindeki stratejik konumunu ve bölgedeki birçok ülkeyle sıkı iş birliğini yansıttığını belirtti

12 Nisan’da başlayan ve 22 Nisan’a kadar sürecek tatbikata ABD’den F-16 uçakları, MQ-9 İHA’lar ve bir KC-135 tanker uçağı, Fransa’dan Rafale ve Mirage savaş uçakları, BAE’den F-16’lar, İspanya’dan F/A 18 Hornet savaş uçakları, İsrail’den F-15 ile F-16’lar, Kanada’dan CGI- Air Weapon Managers sistemi ve Rum kesimi AW 139 tipi bir helikopter ile katılıyor.

Miçotakis, Yunanistan’ın yer aldığı bölgenin gittikçe istikrarsızlaştığını ifade ederek, “Yunanistan savunma imkanlarını güçlendirmeye ve silahlı kuvvetlerini yükseltmeye devam edecektir.” diye konuştu.

Ukrayna Gerilimi: Rus savaş gemileri Karadeniz’de tatbikatta, ABD Büyükelçisi ülkesine dönüyor

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0