Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Peker’i almak için Fas’a insansız hava araçları yarı fiyatının altında verilmiş

AKP’ hükumetinin Sedat Peker’i Fas’tan almak için Bayraktar TB2 silahlı insansız hava araçlarını (SİHA) yarı fiyatına verdiği ortaya çıktı. Ukrayna’ya 6 adet SİHA’yı 69 milyon dolara satan AKP, Fas’a 13 SİHA’yı 70 milyon dolara satmış.

BOLD – Organize suç çetesi lideri Sedat Peker yayınladığı yedinci videosunda pek çok sarsıcı bilgi paylaştı. Ayrıca kendisinin Birleşik Arap Emirlikleri’ne gidişinin hemen öncesinde kaldığı Fas ile ilgili de ilginç bir iddia ortaya attı ve AKP yönetiminin kendisini Fas’tan almak için Rabat yönetimine silahlı insansız hava araçları hibe ediliğini veya çok düşük fiyata verildiğini söyledi.

Sedat Peker’in Fas’ta olduğunu ilk olarak Bold Medya 15 Nisan tarihinde gazeteci Cevheri Güven’in videosuyla duyurmuştu.

Bir gün sonra ise hükümete yakınlığı ile bilinen Yeni Şafak gazetesi, Fas’ın 13 adet Bayraktar TB2 silahlı insansız hava aracı (SİHA) siparişi verdiğini okuyucularına duyurdu.

Ne var ki Yeni Şafak gazetesi sipariş için ne kadar fiyata anlaşıldığını haberinde açıklamadı. Bunun yerine Bayraktan TB2’nin özelliklerini ve nerelerde kullanıldığını yazdı.

FAS’TAN 13 BAYRAKTAR TB2 İÇİN 70 MİLYON DOLAR

Fas Silahlı Kuvvetleri’nin Facebook hesabından bu sipariş duyruldu. Morocco World News sitesi de siparişin detaylarına haberinde yer verdi.

16 Nisan tarihli habere göre Rabat yönetimi, 13 adet Bayraktar TB2 için 70 milyon dolar (626 milyon Fas dirhemi) ödeyecek ve teslimat bir yıl içinde gerçekleştirilecek. Bu noktada birim fiyat 5 milyon doların biraz üstünde gerçekleşti.

Anlaşma çerçevesinde Fas, dört yer istasyonu, SİHA’ları kullanmak için yapılandırılabilir bir simülasyon sistemi ve bilgileri izlemek ve depolamak için bir dijital sistem alacak. Fas hava üslerinde bir drone operasyon merkezi kurulması, Fas askeri personelinin eğitimin yanı sıra lojistik ve teknik destek sağlanması da anlaşma çerçevesinde kararlaştırıldı.

UKRAYNA’DAN 6 BAYRAKTAR TB2 İÇİN 70 MİLYON DOLAR

Fas’tan 13 adet Bayraktar TB2 için 70 milyon dolar istenirken, 2019’da Ukrayna ile yapılan 6 adet SİHA için 69 milyon dolar istenmişti. Birim maliyet Fas için 5 milyon doların üzerindeyken Ukrayna’dan 11 milyon dolardan fazla bir fiyat talep edildi.

2013 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine giren 12 adet Bayraktar TB2 için ise 47 milyon dolar ödenmişti. Bu noktada birim maliyet 4 milyon dolardan az olmuştu.

SEDAT PEKER NE DEMİŞTİ?

Son videosunda Sedat Peker, “Fas’a insansız hava aracı hibe edilmiş mi, gazeteciler araştırsanıza veya çok çok düşük paralarla verilmiş mi? Sizin namusunuz maaşınız kadar. Temiz toplumcular, ortalığı velveleye verdiniz, Aydın Doğan indirsin milyar dolarlık işleri, Dinç Bilgin indirsin. Sizin temiz toplumunuz bu… Gerçek hümanist insanları sarıp sarmalamalıyız. Süslü sülü devamlı temiz toplum diyor ya, devam indiriyor (parayı kastediyor)… İndir sülü indir. Baktım iş işler Fas’ta da karıştı, tam uçuş izni aldık, iptal uçuş izni bir anda, ben tabi uçağa binmeyip yürüdüm insanların arasında. Neyse sonunda geldik buraya (Birleşik Arap Emirlikleri)… Gidecek ülke bırakmadılar.” ifadelerini kullanmıştı.

Sedat Peker: Kokainin yeni rotası için Venezuela’ya Binali Yıldırım’ın oğlu gitti

Dünya

Merkel, askeri törenle uğurlandı: Veda için seçtiği ‘punk’ şarkı şaşırttı

Almanya Başbakanı Angela Merkel için Perşembe akşamı geleneksel askeri veda töreni düzenlendi. 16 yıl Almanya Başbakanlığı yapan Merkel’in tören için seçtiği müzik eserleri şaşırttı. Seçtiği şarkılardaki sözler ‘Merkel ne mesaj vermek istiyor?’ sorusunu akıllara getirdi.

BOLD – Almanya’da 26 Eylül’de yapılan seçimlerin ardından 16 yıllık Başbakanlık görevini yeni koalisyon hükümeti kurulana dek sürdürecek olan Merkel için perşembe akşamı başkent Berlin’de Alman ordusu Bundeswehr tarafından geleneksel uğurlama seramonisi gerçekleştirildi.

Almanca “Grosser Zapfenstreich” olarak adlandırılan seramoni, ülkenin en yüksek derecedeki askeri töreni anlamına geliyor. Alman ordusu bu töreni görevine veda eden Cumhurbaşkanları, Başbakanlar ve Savunma Bakanları için düzenliyor. Törende ellerinde meşaleler taşıyan üniformalı, savaş miğferli askerler, komandolar ve özel hareket birlikleri adeta bir saat hassasiyetinde işleyen koreografi eşliğinde gösteri gerçekleştiriyor.

BİR İLAHİ, İKİ ŞARKI SEÇTİ

Geçmişi 16’ncı yüzyıla dayanan askeri uğurlama töreninin bir özelliği de uğurlanacak olan devlet görevlisinin seramoni sırasında askeri bando tarafından çalınacak müzik eserlerini önceden belirleyebilmesi.

Angela Merkel’in seramonide çalınmasını istediği “istek parçalar” da bu bağlamda askeri yetkililere iletildi. Ancak Başbakanın istek parçalarının neler olduğu duyanların yüzlerinde bir tebessüm oluşturdu.

67 yaşındaki siyasetçi bir ilahi ve 2 de şarkı seçti. 16 yıl boyunca başbakanlık görevini yürüten deneyimli siyasetçinin seçtiği şarkılar ise dikkat çekti.

TATMİN OLAMIYORUM, HALA KAZANMAK İSTİYORUM

Merkel ekümenik bir ilahi olan “Großer Gott, wir loben Dich” (Büyük Tanrı, seni övüyoruz) adlı eserin yanı sıra, 2002’de vefat eden ünlü şarkıcı ve aktrist Hildegard Knef‘ten de “Für mich solls rote Rosen regnen” (Benim için kırmızı güller yağsın) parçasının çalınmasını istedi.

Başbakan, Knef’in “16 yaşında, sessizce dedim ki / istiyorum, her şeyi ya da hiçbir şeyi” dizeleriyle başlayan şarkıyla kendi yaşamına göndermede mi bulunmak istedi?

Merkel yaşamında elde ettiği birçok başarının ardından 16 yıl boyunca Almanya’nın en güçlü kadını olmayı başardı. Ülkenin ilk kadın başbakanıydı, tüm dünyada saygı ve takdir gördü.

Ve o şarkı şöyle devam ediyor:

“Tatmin olamıyorum

Hala kazanmak istiyorum

Ya her şeyi, ya hiçbir şeyi.

Benim için kırmızı güller yağmalı

Yeni mucizelerle karşılaşmalıyım

Eski halimden uzaklaşıp, yenilenmeliyim.

Beklenenden fazlasına ulaşmalıyım.

İstiyorum, istiyorum.”

Angela Merkel siyasetten emekli olacak. Ancak seçtiği şarkının satırları arasına bakılırsa, 67 yaşındaki deneyimli siyasetçinin henüz arzu ve hayalleri bitmiş değil.

KLASİK MÜZİK HAYRANI MERKEL, PUNK MÜZİĞİ SEÇTİ

Angela Merkel’in seçtiği diğer şarkı da oldukça fazla mesajlar içeriyor. Merkel, Alman punk müzik şarkıcısı Nina Hagen’in “Du hast den Farbfilm vergessen” (Renkli filmi unuttun) şarkısını tercih etti.

Kendi deyimiyle “genelde klasik müzik seven” Merkel bir müzik tutkunu olarak biliniyor.

Merkel gibi bir Doğu Almanyalı olan Nina Hagen, şarkısında sosyalist Doğu Almanya’ya gönderme yaparak, “Artık kimse bize inanmayacak, burası ne kadar güzeldi, haha, haha” diyor.

Nina Hagen de Angela Merkel gibi Doğu Almanya kökenli. Hagen’in 1974’te seslendirdiği bu şarkı da Merkel’in gençlik yıllarına damgasını vurmuş olmalı. O dönemde Doğu Almanya vatandaşlarının neredeyse yarısı bu şarkıyı ezbere bilirdi.

Şarkının şu dizesi ise, “Burada ne kadar güzel olduğuna kimse inanmıyor, ha ha” oldukça dikkat çekici.

30 yıl önce Angela Merkel, o zamanlar Kadın ve Gençlik Bakanı olarak bir televizyon programında Nina Hagen ile karşılaşmıştı.

Programda Merkel ile Hagen, uyuşturucu bağımlılığı üzerine tartışmış, bunun üzerine Hagen Merkel’e “Sizin yalanlarınızdan, ikiyüzlülüğünüzden bıktım” diye çıkışmıştı. Anlaşılan Angela Merkel onu affetmiş.

MERKEL’DEN YENİ HÜKUMETE TAVSİYELER

Angela Merkel törende yaptığı kısa konuşmada, yeni Alman hükümetine ve başbakanı Olaf Scholz’a başarılar diledi.

“Eğer mutsuzluğa, kıskançlığa ve umutsuzluğa kapılmazsak geleceği iyi yapabileceğimize yürekten inanıyorum.” dEDİ.

IMF Başkanı uyardı: Bazı ülkelerde ekonomik çöküş görebiliriz

Okumaya devam et

Dünya

IMF Başkanı uyardı: Bazı ülkelerde ekonomik çöküş görebiliriz

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Georgieva, birçok ülkenin gelecek yıl korkunç bir krizle karşı karşıya kalacağını ve bazı ekonomilerin çökebileceği uyarısında bulundu.

BOLD – Uluslararası Para Fonu IMF’den ülke ekonomileri ile ilgili ürküten uyarı geldi. IMF Başkanı Kristalina Georgieva, birçok ülke ekonomisinin gelecek yıl batabileceği uyarısında bulundu.

BAZI ÜLKELERDE EKONOMİK ÇÖKÜŞ GÖRÜLEBİLİR

Düşük gelirli ülkelerin yaklaşık yüzde 60’ının yüksek risk altında veya borç sıkıntısı içinde olduğuna dikkat çeken Georgieva, “G20 kreditörleri, borç yeniden yapılandırmalarını hızlandırmayı kabul etmedikçe bazı ülkelerde ekonomik çöküş görebiliriz” dedi. Georgieva, G20’deki gelişmiş ekonomileri borç kurtarma girişimlerini genişletmeye ve iyileştirmeye çağırdı.

BATACAK ÜLKELERİN İSİMLERİN AÇIKLAMADI

Hangi ülkelerin krizle karşı karşıya olduğunu belirtmeyen Georgieva, sadece düşük gelirli ülkelerden söz etti. G20’deki gelişmiş ekonomiler, ‘yardım’ programını geçen yıl, yoksul ülkeleri borç ödeme sorunlarıyla karşı karşıya bırakan salgının ortasında açıkladı. G20, DSSI’nin süresini iki kez uzattı, ancak IMF ve Dünya Bankası, kreditörleri artan borç yüküne yardımcı olmak için daha fazlasını yapmaya çağırıyor. Program kapsamında yardım için uygun 73 ülke bulunuyor.

ÜLKELERİN BORÇ YÜKLERİ ARTTI

Dünya Bankası, yoksul ülkelerdeki borç yüklerinin 2020’de yüzde 12 artarak 860 milyar dolara yükseldiğini tahmin ediyor. Şu ana kadar yalnızca Çad, Etiyopya ve Zambiya borç erteleme programına başvurdu ancak onlar da “önemli gecikmelerle” karşı karşıya kaldı.

TÜRKİYE’NİN DE DURUMU PARLAK DEĞİL

Ekonomik olarak kriz yaşayan Türkiye’de değiştirilen Hazine ve Maliye Bakanları ile Merkez Bankaları Başkanları bu soruna çözüm olmadı. Son aylarda hızla artan dolar kuru AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın açıklamaları sonrası 14.05 lira ile rekor tazelerken, Merkez Bankası’ndan rezervleri kalmayan ve 450 milyar dolar borcu bulunan Türkiye’nin uluslararası risk priminin göstergesi olan 5 yıllık CDS’leri ise 525/535 baz puan ile Kasım 2020’den bu yana en yüksek seviyeyi gördü.

AKP’de ‘Arap Baharı’: Muhalefet fazla iyimser!

Okumaya devam et

Dünya

Yunan askerleri, AB için çalışan tercümanı dövdükten sonra Türk tarafına bıraktı

Yunanistan’ın ayrım gözetmeden bütün sığınmacıları acımasızca Türk tarafına geri ittiği bir kez daha kanıtlandı. Yunan güvenlik güçlerinin, göçmen zannettikleri ancak AB sınır teşkilatı Frontex için çalışan bir tercümanı dövdükten ve bütün eşyalarını aldıktan sonra sığınmacılarla birlikte Türk tarafına bıraktığı ortaya çıktı.

BOLD – Yunanistan, sığınmacılara yönelik geri-itme politikasını bir süredir neredeyse tavizsiz ve acımasızca uyguluyor. İnsan hakları kuruluşlarının ve uluslararası örgütlerin tepkisini çeken uygulamaya bir yenisi daha eklendi.

Yalnız bu kez durum biraz farklı. Bu kez itilen bir göçmen değil. Yunanistan’ın da üye olduğu Avrupa Birliği için çalışan bir tercüman.

Yunan güvenlik güçleri, Türkiye sınırında göçmen zannetikkleri ancak aslında Avrupa Birliği (AB) için çalışan bir tercümanı dövdükten sonra bir göçmen grubu ile birlikte Türk tarafına bırakmış. Eylül ayında yaşanan olay Yunan tarafının göçmenlere karşı geri itme politikasını acımasızca ve ayrım gözetmeden uyguladığını bir kez daha kanıtladı.

Göçmenlere yönelik hak ihlalleri ve geri-itme vakalarında hep Yunanistan’ın tarafından yer alan Avrupa Birliği’nin şimdi taraf olduğu bu rurum katrşısında ne yapacağı merakla bekleniyor.

FRONTEX ÇALIŞANI TERCÜMAN DURUMU AB YETKİLİLERİNE İLETTİ

Durumu Yunanistan için daha da karmaşık hale getiren ise Türk tarafına bırakılan kişinin Avrupa Birliği üyesi İtalya’da resmi olarak ikamet eden, Afgan asıllı bir kişi olması.

Aynı zamanda bu kişi göçmen akınını denetlemek ve hak ihlallerini önlemek için bölgeye yerleştirilen AB’nin sınır teşkilatı Frontex için bölgede görev yapıyordu.

Tercüman, yaşadığı olayla ile ilgili delilleri Avrupa Birliği yetkililerine de sunmuş.

AB GÖÇ KOMİSERİ: ANLATTIKLARINDAN SON DERECE ENDİŞELENDİM

Durum Avrupa Birliği yetkililerine iletilince AB Komisyonu’nun İçişleri ve Göç’ten Sorumlu Üyesi Ylva Johansson, geçen hafta Cuma günü tercümanla bizzat görüşmüş.

Görüşmeden sonra açıklamalarda bulunan Johansson, “25 Kasım’da (bu) kişiyle doğrudan, derinlemesine yaptığım görüşmeden sonra, anlattıklarımdan son derece endişelendim” dedi.

Tercümanın kendisine sınırdan itilen ve bazen de hırpalanan en az 100 göçmene tanık olduğunu anlattığını söyleyen Johansson, “Kişisel hikayesine ek olarak, bunun münferit bir vaka olmadığı iddiası ciddi bir meseledir” ifadelerini kullandı.

AB Göç Komiseri Johansson, konuyu pazartesi günü de Yunan Vatandaş Güvenliği Bakanı Takis Theodorikakos ile görüşmüş ve Yunan bakan iddiaları araştırma sözü vermiş.

AB, ŞİKAYETİNİ İNANDIRICI BULDU

The New York Times’a konuşan tercüman, Frontex’e yaşadıkları ile ilgili bir şikayette bulunduğunu ve Avrupa Birliği yetkililerinin “bulunduğu pozisyon, sunduğu belgeler, görüntülü ve sesli kayıtlar” dolayısıyla şikayetinin inandırıcı ve güvenilir olduğunu kendisine ilettiklerini söyledi.

DÖVÜLDÜ, ELBİSELERİ ÇIKARILDI, BELGELERİ VE PARASI ALINDI

Türkiye ile Yunanistan arasındaki sınırı belirleyen Meriç Nehri civarında Frontex için çalışan tercüman, Selanik’e gitmek için yola çıkmış. Mola verdiği sırada Yunan güvenlik güçleri, Frontex tercümanını göçmenlerle birlikte bir otobüsün içine zorla bindirmiş.

Tercüman, kendisinin ve birçok göçmenin dövüldüğünü ve elbiselerinin çıkarıldığını; polisin telefonlarını, paralarını ve belgelerini ellerinden aldığını söyledi.

Kendisinin kim olduğunu anlattığında polis tercümanının açıklamalarına gülerek inanmamış ve bir kez daha dövmüş. Ardından içinde çocukların ve kadınların da bulunduğu 100 göçmenle birlikte bir depoya götürülen Frontex tercümanı, botlara bindirilerek Meriç Nehri üzerinden Türk tarafına itilmiş.

Türk tarafına itilen tercüman, daha sonra İstanbul’a ve İtalyan başkonsolosluğuna ulaşmış. İtalyan konsolosluğunun sağladığı belgelerle de 18 Eylül’de ikamet ettiği İtalya’ya varmış.

“BU POLİTİKANIN BAŞARISIZLIĞI DEĞİL, BİZZAT BİR POLİTİKA”

Avrupa Parlamentosu milletvekili Hollandalı siyasetçi Sophie in ‘t Veld’e göre, tercümanın anlatımları, göçmenlere ve sığınmacılara yönelik Avrupa Birliği’nin hızla şiddetlenen gaddarca siyasetinin bir parçası.

Hollandalı siyasetçi, durumu şöyle özetliyor: “Bu politikada yaşanan bir başarısızlık değil. Bizzat politikanın bir parçası.”

Meriç’i geçip mahsur kalan 17 kişi donmamak için acil yardım istedi

Okumaya devam et

Popular

Shares