Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Kovid’den vefat eden eski Hakim Mehmet Dölen’in son sözü: Bir kişiye hakkımı helal etmiyorum

26 ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye olan eski Hakim Mehmet Dölen, yakalandığı Kovid-19 hastalığı nedeniyle hayatını kaybetti. Dölen, memleketinde toprağa verildi.

BOLD – 15 Temmuz’un ardından mesleğinden ihraç edilen eski hakim Mehmet Dölen, koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti.

26 ay tutuklu yargılanan Dölen, 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Tahliye edildikten sonra koronavirüse yakalanan Dölen’un durumu ağırlaşınca kaldırıldığı hastanede vefat etti. Dölen, memleketinde defnedildi.

Avukat Ömer Turanlı, eski hakim Dölen’in hukuk fakültesinden arkadaşı olduğunu belirterek, Dölen’in vefat etmeden önce tutuklanmasına sebep olanlara hakkını helal etmediğini yazdı. Turanlı, sosyal medya hesabından şu mesajları paylaştı: “Çok ağladım ama çok şükrettim böyle dostlarım var diye. Bu dünyada da ötede de bu dostlardan Allah bizleri ayırmasın. Sizlerden 27 senelik arkadaşım (İstanbul Üniversitesi Hukuk Fak 1. Sınıftan beri) bir dönem avukatlık son dönemlerinde de hakimlik yapan ve 2 gün önce Kovid’den kaybettiğimiz Mehmet Dölen kardeşimden bahsedeceğim. Maalesef cadı avından bu dostum da nasibini aldı uzun zaman cezaevinde kaldı ve tahliye oldu.

BİR KİŞİYE HAKKIMI HELAL ETMİYORUM

Kovid hastalığını büyük ölçüde yenmişti, doktorlar iyileşti diye taburcu edeceği zaman ayağı kalkıp babasına “…babacığım ver elini öpeyim hakkını helal et, bana bildirildi benim bu dünyada günlerim çok az kaldı , hazırlığını yap dediler…” diye söylüyor. Doktorlara da “..verin kağıt imzalayayım bütün sorumluluk bende benimle uğraşmayın…” diye söylüyor. Doktorlar kan değerlerinin iyi olduğunu ve büyük ölçüde iyileştiğini söylüyorlar şaşkınlıkla ama rahmetli ısrar ediyor beni rahat bırakın diye. Babasına en son şunu söylüyor; “…babacığım herkese hakkımı helal ediyorum ama tek bir kişiye helal etmiyorum, 27 senelik arkadaşım olan S.Y’ ye helal etmiyorum, Mahkeme-i Kübra’da onu bekleyeceğim ve onunla hesaplaşacağım…” diyerek huzurla bu dünyadan göçüp gidiyor… Tek tek söyleyip cemaatçi diye ihbar ediyor. Hey gidi S.Y değdi mi? Ey S.Y çok tövbe et çok… Ruhun şad olsun Mehmed’im , canım kardeşim.”

KHK’lı komiser yardımcısı Mehmet Harun Yılmaz hayatını kaybetti

Gündem

Adli Tıp pudra şekerini yalanladı

Skandal görüntülerin ardından “Burnuma pudra şekeri çektim” diyerek serbest kalan AKP’li Kürşat Ayvatoğlu’nun Adli Tıp’a gönderilen kan kıl ve doku örneklerinde uyuşturucu kalıntılarına rastlandı.

BOLD – AKP Genel Merkezi Çalışanı Kürşat Ayvatoğlu’nun lüks bir araç içerisinde arkadaşlarıyla birlikte kokain kullandığı görüntüler sosyal medyaya yansımıştı. Mart ayına damgasını vuran olay sonrası Ayvatoğlu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla gözaltına alındı.

Ayvatoğlu’nun alınan ilk ifadesinde “Bu madde pudra şekeridir. Biz zaten arkadaş ortamında yabanca müzik dinlerken şaka, taklit amaçlı sanki uyuşturucu madde kullanıyormuşuz gibi yaparak eğleniyorduk. Ben kesinlikle hayatım boyunca kokain maddesi kullanmadım” diyerek serbest kalması büyük tepki topladı.

DAHA SONRA İTİRAF ETTİ

Kamuoyunun tepkisi üzerine yeniden gözaltına alınan Ayvatoğlu 2. ifadesinde kokain kullandığını kabul etti. Ayvatoğlu, yakın dönemde uyuşturucu kullanmadığını, görüntülerin 2 yıl öncesine ait olduğunu savundu. Ev hapsi kararı verilen savcılık Ayvatoğlu’nun kan, kıl ve idrar örneklerini Adli Tıp Kurumuna gönderdi.

İnceleme sonunda Ayvatoğlu’ndan alınan örneklerde son 6 ay içinde uyuşturucu madde kullandığına dair bulgular elde edildi. Rapor, soruşturmayı yürüten savcılığa gönderildi.

DW’den Alican Uludağ’ın haberine göre, raporu dosyaya delil olarak koyan savcılık, Ayvatoğlu hakkında dava açmaya hazırlanıyor. İddianamenin yazımına başlayan savcılığın Ayvatoğlu hakkında uyuşturucu madde kullanmak ve uyuşturucu madde kullanılmasını özendirmek suçlarından 7 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası isteyeceği belirtildi.

“Susma anlat KHK’lı”

Okumaya devam et

Gündem

“Susma anlat KHK’lı”

15 Temmuz sonrası çıkarılan KHK’larla sayıları milyonu aşan KHK mağdurları sosyal medyada 5 yılda neler yaşadıklarını aktardı. İşleri, eğitim hakları hatta özgürlükleri ellerinden alınan KHK’lılar maruz bırakıldıkları sosyal ölüme nasıl direndiklerini anlattı.

BOLD – 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen Olağanüstü Hal’in (OHAL) verdiği yetkilerle AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından onlarca Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkarıldı. İki yıl süren OHAL döneminde on binlerce kişi görevinden ihraç edildi, gözaltına alındı yahut tutuklandı ve on binlerin pasaportu iptal edildi. Birçok gencin eğitim hakkı elinden alındı.

Ocak 2020’de yayımlanan OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu Faaliyet Raporu’na göre, OHAL’de en az 125 bin 678 kamu görevlisi ihraç edildi, 270 kişinin öğrencilikle ilişiği kesildi. 2 bin 761 kurum ve kuruluş kapatıldı. 3 bin 213 personelin rütbesi alındı.

Raporda, okulları kapatılan, mezuniyetleri geçersiz sayılan, askeri okullardaki öğrenciler, polis okulları öğrencileri, diğer kamu ve özel kurumlarda KHK’larla mağdur edilenlerin sayıları da yukarıdaki rakamlara ilave edildiğinde, doğrudan mağdur olanlar 250 bini geçiyor. Rapora göre ayrıca, OHAL/KHK mağdur yakınları olan ikincil mağdurların sayısı 1 milyon 500 bine yaklaştı.

15 Temmuz sonrası Erdoğan’ın imzaladığı KHK’larla hayatları kararanlar sosyal medyada gündem olan “Susma Anlat KHK’lı” etiketine 5 yılda neler yaşadıklarını anlattı. Etikete on binlerce paylaşım yapıldı.

EĞİTİM HAKKI ALINDI

KHK ile kapatılan okullarda okuyan kızının eğitim hakkının gasp edildiğini söyleyen bir anne, “Yurtdışındaki Türk Okulları, KHK ile terörist ilan edilince, uluslararası sınav sonuçlarına rağmen, kızıma, Türkiye’de eğitim hakkı tanınmadı. 18 yaşına girer girmez, tek başına, mülteci olmak zorunda bırakıldı. Sadece bizlere değil, çocuk çoluğumuza zulmedildi” dedi.

ÖLMEDİK YAŞIYORUZ!

KHK’lı kocasının yaşadıklarını paylaşan Özge Deniz, ” Bilgisayar şifresi ÖNCE VATAN olan kocamı terörist ilan edip 16 yıl ceza verdiniz. Sonra da şanıyla şerefiyle 13 yaşından beri taşıdığı üniformasını elinden aldınız.
Benim ve çocuklarımın elinden tüm sosyal haklarını aldınız, ölmedik, aç kalmadık, yaşıyoruz” diye konuştu.

KAÇIRILAN KHK’LILAR UNUTULMADI

KHK’lılar kaçırılan KHK’lı Yusuf Bilge Tunç ve Hüseyin Galip Küçüközyiğit’i de unutmadı. ‘Tunç ve Küçüközyiğit nerede?’ diye soruldu.

HAKİKATE İHANET ETME

KHK’lılara destek veren Ömer Faruk Gergerlioğlu da, “Susma anlat KHK’lı. Anlatmazsan zulüm ortaya çıkmaz, mazlumlar kurtulamaz. Korkma! Sen anlattıkça gerçekler ortaya çıkacak, hakikate ihanet etme!” ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

Gündem

Müebbet verilen askeri öğrencinin ailesi Alman televizyonunda

İki kez müebbet hapis cezasına çarptırılan Hava Harp Okulu 3. sınıf öğrencisi Selahattin Kılıç’ın annesi ve babası, Alman devlet televizyonu ARD’de de oğullarının maruz kaldığı hukuksuzluğu anlattı.

BOLD – Beş yıldır Silivri Cezaevinde tutuklu bulunan Harbiyeli Selahattin Kılıç’ın babası Veysel Kılıç ile annesi Makbule Kılıç, Alman devlet televizyonu ARD-das Erste‘ye konuk oldu.

Oğlunun 15 Temmuz’da komutanlarının emirlerini yerine getirdiğini söyleyen Veysel Kılıç, “Benim çocuğumun ne suçu vardı. Askerlikte emre itaat mutlaktır. Erdoğan, Gülen Hareketi’ni suçluyor ancak ispatı yok.” dedi.

OĞLU İÇİN SİLİVRİ’YE TAŞINDI

ARD’nin İstanbul muhabiri Oliver Mayer-Rüth‘in hazırladığı 6 dakikalık video haberde, oğullarını uzaktan da olsa görebilmek için İstanbul’dan Silivri’nin Çeltik Köyü’ne taşınan Kılıç ailesinin yaşamları anlatılıyor.

Her Anadolu insanı gibi bahçelerinde meyve sebze yetiştiren Veysel-Makbule Kılıç, cezaevini tepeden gören evlerinde cezaevine bakıp bakıp gün geçiriyor. Haftada bir de Türk bayrağı astıkları motorsikletleriyle oğullarını ziyarete gidiyor.

“Burada olmak bana çok iyi geldi. Ham bahçeyle uğraşıyorum hem de oğlumun kokusu bana geliyor” diyen Makbule Kılıç, oğullarının da aynı şekilde teselli olduğunu belirtiyor. Veysel Kılıç ise “Çocuğum bizim burada olduğumuzu biliyor. Yani böyle beraber burada yaşıyormuşuz gibi hissediyoruz. Sabah namaza giderim. Dönüşte o tepede Yasin okumadan eve girmem” diyor.

KILIÇDAROĞLU’NUN ADALET YÜRÜYÜŞÜNE KATILMIŞTI

Veysel Kılıç, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, milletvekili Enis Berberoğlu’nun 25 yıl hapis cezasına çarptırılması kararını protesto etmek için 2017’de Ankara Güvenpark’tan İstanbul’a başlattığı ‘Adalet Yürüyüşü’ne katılmıştı. Kılıçdaroğlu, kendisiyle birlikte 420 kilometre yol yürüyen 71 yaşındaki Veysel Kılıç’ı geçtiğimiz mart ayında da Silivri’deki evinde ziyaret etmişti.

SELAHATTİN KILIÇ: “BİR EL BİLE ATEŞ ETMEDİM”

15 Temmuz’da 18 yaşında olan Selahattin Kılıç o gece Yalova’daki kamp yerinden Boğaziçi Köprüsü’ne götürülen askeri öğrencilerden biri. İkisi polis, 34 kişinin şehit olduğu Boğaziçi Köprüsü Davası’nda yargılanan Kılıç’a “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs”ten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Kılıç ayrıca, 14 kişiye karşı, “kasten öldürmeye teşebbüs”ten ise 198 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Selahattin Kılıç’ın iddianamede yer verilen ifadesinde ise bir kez bile ateş etmediğini ve emir komuta zinciri içerisinde ne olduğunu bilmeden tatbikat zannıyla komutanların verdiği emirleri uyguladığını söylemişti. Kılıç’ın ifadesi şöyle:

“Metin Kazancı yüzbaşımızın elinde bir liste vardı. O listeden isimlerimizi okudu, ellilik, onluk, otuzluk gruplar oluşturdu. Ben ellilik ilk gruptaydım. Diğer arkadaşları yatmaya gönderdi. Kampta bulunan otobüsler geldi, bizi otobüslere bindirdiler, Yüzbaşı Mesut Metin Kazancı bizim bulunduğumuz araca geldi, ‘Her zaman eğitimler haberli olur, bu eğitim habersiz olacak, askeriyeye olan itaatinizi ölçeceğiz, kimse araçtan inmesin’ dedi.

Herkese iki şarjör olacak şekilde kırkar adet mermi dağıtıldı. Yalova’dan yola çıktık, Osmangazi Köprüsü’nden para ödeyerek geçtik. İstanbul girişine geldiğimizde biraz ilerledikten sonra insan grupları görmeye başladık. Normalde araçlarla şehirden geçerken bizi gören insanlar alkışlıyordu, ancak bu kez karşılaştığımız insanlar bize taş atmaya başladılar. Köprüyü gördüğümüzde atılan taşlarla camların hepsini kırdılar. Köprüye geldiğimizde önümüze bir araç geldi, otobüs bir şeye çarpıp durdu. İnsanlar aşağıya inmemizi istiyordu. Aracı yumrukluyorlardı. Halktan insanlar aracın içine girmeye başladı. Komutanlar ve arkadaşlarım ön taraftan inmeye başladılar altı yedinci sırada ben de indim.

Önden inen komutanlardan ikisini halk darp etti, ben indiğimde beni de tuttular. Ben öğrenci olduğumu söyledim. Yan tarafta açılan boşluktan koşarak köprüye gittim. Arkamızdan komutanlar da geldi. Gazi Binbaşı, ‘Buradaki toplanan insanlar terörist. Bundan sonra Turgay yarbayın komutasındasınız’ dedi. Turgay yarbay benim de bulunduğum on kişiyi Anadolu yakasına doğru gönderdi. Koşarak ilerideki tankın arkasına geçtik.

Köprünün üstünde ikisi önde birisi arkada üç tank vardı. Ben öndeki iki tanktan birinin arkasında yere yatarak bekledim. Üzerimize çok sayıda kurşun gelmeye başlayınca ben köprüdeki yolun yan tarafındaki refüje indim. Tankın arkasında kaldım. Sabaha kadar orada bekledim. Yanımda iki öğrenci asker daha vardı. Sabah 07.30’a kadar burada bekledik. Komutanlarımız bizi görmediği için bize herhangi bir talimat vermediler.

Ben olay sırasında bana zimmetli G3 piyade tüfeğimle bir el bile ateş etmedim. Sabah yakalandığımızda el swaplarımız ve silahlarımız alındı. Hiçbir şekilde ateş etmediğimin tespit edileceğine inanıyorum. Köprü kameralarından da bulunduğum yer görülebilir. Emir komuta zinciri içerisinde ne olduğunu bilmeden tatbikat zannıyla komutanların verdiği emri uyguladım.”

Okumaya devam et

Popular

Shares