Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Fotoğraflarla Cengiz Aytmatov ve kaçırılan eğitimci Orhan İnandı

Bişkek’te Hakan Fidan’ın başında olduğu MİT’in kaçırdığı eğitimci Orhan İnandı, 13 yıl önce hayatını kaybeden dünyaca ünlü Kırgız yazar Cengiz Aytmatov’un çok sevdiği ve değer verdiği bir dostuydu. Ona “Ey Orhan” diye hitap edecek kadar yakındılar. İşte fotoğraflarla İnandı ve Aytmatov Ailesi…

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Dünya edebiyatının önemli isimleri arasında bulunan Kırgız yazar Cengiz Aytmatov’un yarın ölüm yıldönümü. 13 yıl önce Almanya’nın Nünberg şehrindeki bir hastanede hayata veda eden Aytmatov, geriye Toprak Ana, Beyaz Gemi, Selvi Boylum Al Yazmalım, Gün Olur Asra Bedel, Gün Olur Yüzyıl Olur gibi çok değerli eserler bıraktı.

Aytmatov bugün eğer yaşasaydı, bir haftadır Kırgızistan’da asra bedel günler yaşandığını ifade eder, tıpkı oğlu Askar Aytmatov gibi meydanlara iner ve yakın dostu Orhan İnandı’nın bulunması için mücadele ederdi. Kırgızistan’ın ve Türk dünyasının içine düştüğü bu utançtan kurtulması için elinden geleni yapardı.

Kırgızistan’da bugünler Cengiz Aytmatov’un dediği gibi asra bedel. Günler yüzyıl olup uzuyor ve hala İnandı’nın başına ne geldiği bilinmiyor. Kırgız halkı, 9 gün önce MİT tarafından kaçırılan Kırgız vatandaşı Orhan İnandı ‘Bulunsun’ diye meydanlara iniyor. Sessiz çığlıklar atıyor ve resmi ziyarete bulunmak üzere şu anda Türkiye yolunda olan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’dan Aytmatov’un emanetine sahip çıkmasını istiyor.

Çünkü Kırgızistan meclisi, milletvekilleri, bürokratlar, Avrupalı Birliği parlamenterleri, uluslararası insan hakları örgütleri, haber ajansları ve gazeteciler de yasadışı yollarla yapılan bu kaçırmaya tepki göstermeye başladı. İkinci Cemal Kaşıkçı vakası diye nitelenen İnandı’nın kaçırılması artık dünyada bir kriz haline geldi.

EVLENDİKTEN BİRKAÇ AY SONRA BİŞKEK’E GÖÇ ETTİLER

Reyhan İnandı, eşi kaçırıldıktan sonra Cengiz Aytmatov’un oğlu, kızı ve torununun da kendisine destek olduğunu söylüyor.

29 Ocak 1995’te Reyhan İnandı ile evlendikten sonra 7 Eylül’de Kırgızistan’a göç eden Orhan İnandı, 26 senedir Kırgız eğitimine hizmet ediyor. İki ailenin dostluğu da çok eskiye dayanıyor. 1990’lı yıllarda Kırgızistan Dışişleri Bakanı olarak görev yapan Askar Aytmatov da üç gün önce hükümet meydanında yaptığı konuşmada bu dostluğa vurgu yapan bir açıklama yaptı.

Okul açmak için Türkiye’den gelen gönüllü eğitimcileri ilk karşılayanlar arasında olduğunu belirten Askar Aytmatov, onlara yardım ettiği için mutlu olduğunu, dostlarıyla gurur duyduğunu söyledi. Kırgızistan’daki en iyi okulların Sapat çatısı altındaki okullar olduğu belirtti. Üst seviyede eğitim verildiğini ifade etti. Sapat’ın öğretmenleri, memurları ve yönetiminin iyi niyetli olduğunu, Kırgız çocukları için çok fedakarlık yaptıklarını bir kez daha anlattı.

Cengiz Aytmatov’un oğlu Askar Aytmatov.

CENGİZ AYTMATOV: “HAYATTA EN ZOR ŞEY HER GÜN İNSAN OLABİLMEK”

Bu başarılar için emek harcayanların başında ise arkadaşı Orhan İnandı’nın geldiğini söyledi. Sonra da babasının bir sözüne atıfta bulunarak “Cengiz Aytmatov’un ‘Hayatta en zor şey her gün insan olabilmektir.’ sözü vardır. Bu çok zor bir görevdir. İnsanların çoğu böyle zor bir sınavı geçemez. Fakat Orhan Bey, insan olabilmek sınavından onuruyla ve namusuyla başarılı bir şekilde geçiyor.” dedi.

Cengiz Aytmatov’un “Ey Orhan” diye hitap edecek kadar yakın gördüğü İnandı, Kırgızistan’da gerçekten çok sevilen ve değer verilen bir eğitimci. İşini çok severek yapıyordu. Kırgız devleti tarafından birçok kez şeref madalyasıyla onurlandırıldı. Okuldaki odası aldığı plaketler ve madalyalarla dolu.

Cengiz Aytmatov da onun eğitim konusundaki vizyonunu gördüğü için 20 küsur yılı aşan dostluklarında hep yanında oldu. 2001 yılında Sapat Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı olan Orhan İnandı ile her fırsatta bir araya geldiler. Neredeyse haftada bir görüşüyorlardı.

Sapat Eğitim Kurumları çatısı altındaki erkek lisesine 2002’de Bişkek Cengiz Aytmatov Lisesi adı verildi, adına kütüphane açıldı. Aytmatov liseyi ziyaret ederken. Orhan İnandı sağ tarafında.

Sapat’a bağlı Bişkek’teki Uluslararası Ala-Too Üniversitesi 2007’de Aytmatov’a fahri doktora unvanı verdi. Aytmatov, doktora unvanını üniversitenin o zamanki rektörü Prof. Dr. Erol Oral’ın elinden aldı. Özel teşekkür plaketini ise Orhan İnandı takdim etti.

Evi, Cumhurbaşkanlığı rezidans alanının içinde bulunan Cengiz Aytmatov, Sapat’ın kuruluşunun 10. yıl kutlamalarına da katıldı.

Fahri doktora töreni sonrasında Cengiz Aytmatov ve Orhan İnandı üniversiteden çıkarken.

Aytmatov’un arkasında görülen Orhan İnandı’nın Kırgızistan’a ilk geldiği yıllar… 1998-1999 eğitim yılı 8 Mart Dünya Kadınlar Günü.

Orhan İnandı 2012 yılında Kırgız vatandaşı oldu.

Orhan İnandı, Cengiz Aytamatov’a vefasını ölümünden sonra da gösterdi. Onunla ilgili tüm etkinlikleri takip etti, bizzat katıldı. Aytmatov’un doğumunun 90. yıldönümü kapsamında düzenlenen etkinliklere aktif katılım sağladığı için 10 Nisan 2018’de Aytmatov Kulübü tarafından özel madalyayla ödüllendirildi.

Orhan İnandı’ya 2003 yılındaki öğretmenler gününde Kırgızistan’ın birinci Cumhurbaşkanı Askar Akayev tarafından “Dank” madalyası verildi. Bir devlet nişanı olan Dank madalyası, eğitim, bilim, sanat, endüstri ve sosyal alanda başarılı isimlere veriliyor.

Orhan İnandı’nın okuldaki odası Kırgız devleti tarafından verilen şeref ve onur madalyalarıyla dolu. 2002 yılında Kırgız Cumhuriyeti eğitim sistemine yaptığı katkılardan dolayı kendisine “Kırgız Cumhuriyeti Eğitiminde Mükemmeliyet” ünvanlı Şeref Madalyası ve beraberinde Kırgız Cumhuriyeti Takdir Belgesi ve bir sonraki yıl 2003 yılında Onur Madalyası ile ödüllendirildi.

Cengiz Aytmatov ve Orhan İnandı, 1998-1999 eğitim yılı Öğretmenler Günü kutlamasında. Uluslararası Sapat Eğitim Kurumları bünyesinde 16 lise, 1 üniversite, 1 uluslararası okul, 9 ilkokul bulunuyor.

BOLD ÖZEL

Hasta tutuklu Abbas Özdemir beyin MR’ı için üç aydır bekliyor

19 aydır hapiste olan Abbas Özdemir, beyin MR’ı için yaklaşık üç aydır bekletiliyor. Doğuştan kalbi sağ tarafta dünyaya gelen ve hapiste başka hastalıkları da ortaya çıkan Özdemir’in ailesi, “Biz de bu kadar hasta olduğunu bilmiyorduk, 20 kilo verdi, oranın şartlarında her gün yeni bir şey çıkıyor. Maddi manevi çok yıprandık.” dedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

İzmir Kırıklar F Tipi Cezaevinde tutuklu olan 37 yaşındaki Abbas Özdemir, beyin MR’ı için üç aydır hastaneye götürülmedi. Ailesinin verdiği bilgiye göre bir kere unutulduğu için, bir kez de başka bir nedenden dolayı MR randevusu aksatıldı. 9 aydır karantinadan çıkamayan Özdemir’in cezaevi-hastane sürecinde yaşadıkları tam bir kabus. Fiziksel ve psikolojik sağlığı iyice bozulmuş durumda.

GÖZÜNE PERDE İNDİ

Gözüne perde indiği için beş ay önce katarakt ameliyatı olan Abbas Özdemir, ameliyat sonrası karantina hücresinde mikrop kaptı ve baş ağrıları başladı. Doktor beyin MR’ı için hastaneye sevk etti ancak randevusuna götürülmedi. Özdemir’in hastalıkları sadece bu bu değil.

KALBİ SAĞ TARAFTA, HAYATİ RİSKİ VAR

Gözü için aylarca hastaneye git gel yapan Özdemir, doğuştan kalbi sağ tarafta dünyaya geldiği için hastaneye yatırıldı. Tıpta çok nadir görülen bu hastalık için doktorların tetkik etmek istediği Özdemir’in yapılan araştırma sonucunda başka organlarının da ters tarafta olduğu anlaşıldı. Nabzı çok düşük attığı tespit edilen Özdemir’e doktorlar bu durumun hayatı risk taşıdığını söyledi.

Tutuklanmadan önce ağır işlerde çalıştığı için belinde disk kayması olan Özdemir’in bel ağrıları da cezaevinde arttı. Hapiste vertigo hastalığına yakalandı, diş etlerinde çürüme meydana geldi, dişleri dökülmeye başladı. Doğuştan beri var olan Hepatit B  hastalığı için 6 ayda bir kontrole gitmesi gerekiyor. Aylardır hastaneden ve karantinadan çıkamayan Özdemir ne doğru dürüst tedavi olabildi ne de cezaevinde yaşadığı hak ihlallerine çözüm bulundu.

“BU KADAR HASTA OLDUĞUNU BİLMİYORDUK”

Özellikle karantina süreci nedeniyle maddi manevi çok yıprandıklarını söyleyen ailesi, “Hastalıkları küçük görünüyor ama cezaevi şartlarında büyük oluyor. Biz de bu kadar hasta olduğunu bilmiyorduk, oranın şartlarında her gün yeni bir şey çıkıyor. 14 gün karantinada kalıyor. Sonra başka bir koğuşa götürüyorlar. 2-3 gün ya da bir hafta o koğuşta kalıyor. Sonra tekrar hastaneye gidiyor. Tekrar karantina. Bu sefer karantinadan çıkınca başka bir koğuşa veriyorlar. Her seferinde hem karantina hücresi hem koğuşu değiştiriliyor. ‘Oraya buraya eşya taşımaktan, her gittiği koğuşu temizlemekten belinin mahvolduğunu söylüyor.” dedi.

“YERDE YATMAK ZORUNDA KALDI”

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 5 Haziran 2020’de tutuklanan Abbas Özdemir, kapatılan bir dernekte çalıştığı için, Bank Asya hesabı, tanık ifadeleri ve Bylock kullandığı iddiasıyla 6 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası Yargıtay tarafından onaylanan Abbas Özdemir’in ailesinin Bold Medya’ya yaptığı açıklamalar şöyle:

“İşsiz kaldıktan sonra banyo ürünleri satan dükkanda çalışmaya başladı. Orada ağır şeyler kaldırdığı için elinde disk kayması oldu. Hapse girmeden önce bir ay felçli gibi yattı. Sonra düzeldi. İçeri girdiğinde üç kişilik odada beş kişinin kalması, ranza olmaması, yerde yatmasından dolayı hastalığı tekrar arttı. Hala bu hastalığı devam ediyor. Çok ciddi ağrıları oluyor.

“SÖZDE TEDAVİ EDİYORLAR AMA…”

Diş etlerinde çürüme başladı, yiyecek, içecek şartlarından dolayı. Diş ağrılarına sebep oldu. En son diş doktoruna da götüreceklerdi götürmediler. Sürekli erteliyorlardı. Sözde tedavi ediyorlar ama bir şey olmuyor. Getirip götürüyorlar, karantinada sıkıntı çekiyor. İyileşeceği varsa da araya başka bir hastalık giriyor.

“GÖZÜNE PERDE İNDİ”

Hapiste gözüne perde gibi bir şey indi. Gözünde ve kulağında ağrı olunca hastaneye götürdüler. Birçok kez hastaneye git gel yaptıktan sonra 5 ay önce katarakt ameliyatı oldu. Ameliyattan sonra karantina hücresinde gözünden mikrop kaptı. Başı çok ağırdı. Bu sefer nörolojiye götürülecek, beyin MR’ı çekilecek dediler, ama iki defadır MR’ı erteleniyor, bir memur unutmuş bir de başka bir sebepten…

“NABZI ÇOK DÜŞÜK, HAYATİ RİSKİ VAR”

Kalbi sağda tarafta dünyaya geldi. Doktor bundan da korkuyor. Bu normalde riskliymiş. Kontrol amaçlı doktor bir gün boyunca holter diye bir cihaza bağladılar. Nabzının çok düşük olduğunu ve bunun da hayatı açısından risk taşıdığını söylediler. Sonra hastane eşimin durumunu araştırmak istedi. Başka organlarının da ters olduğu ortaya çıktı.

Bir de vertigodan şüpheleniliyor. Geceleri kulağında bir ses, çınlama bir ağrıyla kalkıyor. Onun için ayrı hastaneye gitti. Hijyen olmadığı için ayağındaki mantar hastalığı arttı ve tüm bunların akabinde 20 kilo verdi. Maddi, manevi, ailevi olarak çok yıprandık.

“OĞLU İÇİN YIKIM OLUYOR”

Sabah görüşe gidiyoruz ama bazen saat 3-4’e kadar bekliyoruz. Doktora gitmiş oluyor. Güvenlik nedeniyle hastanede mi değil mi bilgi veremiyoruz diyorlar. Oğlu için de yıkım oluyor. Babamı göreceğim diye yola çıkıyor, göremeden dönüyor. Telefonla görüş saatini de düşürdüler.”

80 yaşındaki hasta tutuklu Gürbüz Dönmez: İleri derece kanser hastasıyım, ameliyat olamıyorum

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Ankara TEM’de işkence iddiası: Oğlumun hayatından endişe ediyorum

Ankara Başsavcılığı’nın başlattığı operasyonlarda gözaltına alınan bir grup ev hanımı, hukukçu ve askere, Ankara Emniyeti’nde işkence yapıldığı iddia edildi. Oğlunun da gözaltında olduğunu söyleyen bir baba, Ankara Barosu’na başvurdu. Adının açıklanmasını istemeyen baba, “Bu işkenceci ekip daha önce de adı işkenceye karışmış kirli polislerden oluşuyor. Oğlumun hayatından endişe ediyorum.” dedi.

BOLD ÖZEL – Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde isimleri daha önce defalarca işkenceye karışmış bir ekibin, aralarında ev hanımları, hukukçular ve askerlerin bulunduğu kalabalık bir gruba işkence yaptığı iddia edildi.

17 Ocak’ta gözaltına alınan H.Y.’nin babası, Ankara Barosu’na yaptığı başvuruda, “Bu işkenceci ekip daha önce de adı işkenceye karışmış kirli polislerden oluşmaktadır. Örneğin milletvekili sn. Ömer Faruk Gergerlioğlu’na kötü muamelede bulunan polis memuru Abdulkadir Türkyılmaz bugün TEM’de icra edilen bu aşağılık fiillerin de baş aktörlerinden biridir. Oğlumun hayatından endişe duymaktayım.” dedi.

“ÇIRILÇIPLAK SOYMA, COB…”

Oğlunun Ankara 22. Ağır Mahkemesi’nde yargılamasının devam ettiğini belirten söyleyen baba, “Onlarca kişi ülkenin değişik kentlerinde göz altına alınarak Ankara TEM’de toplanmıştır. Bu kişiler şu an Ankara TEM’de gözaltında olup öncelikle CMK’da ve ilgili yönetmeliklerin hiçbirinde yeri olmayan mülakat adı altında müdafi olmaksızın baskı ve sindirmeye maruz bırakılarak itirafçı olmaya zorlanmakta, bunu kabul etmeyenlere de darp cebir uygulamak, çırılçıplak soyup soğuk suyla ıslatıp şişeye oturtmaya çalışmak, makata cop sokmaya çalışmak gibi en aşağılık yöntemlerle işkence edilmekte olduğunu duydum.” ifadelerini kullandı.

Ankara Barosu’ndan adli yardım talep eden baba şöyle devam etti: “İşkence bir insanlık suçu olup zamanaşımına tabi değildir. Bu aşağılık suçları icra eden kolluk ve amirleri hakkında şikayetçiyim. Aynı zamanda oğlumun hayatından endişe duymaktayım. Ankara Barosu olarak sizden adli yardım talebinde bulunuyorum.”

Tutuklu askeri öğrenci Furkan Deniz: Vicdan kırıntısı olsa bize yeter

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

80 yaşındaki hasta tutuklu Gürbüz Dönmez: İleri derece kanser hastasıyım, ameliyat olamıyorum

“Cezaevinde kalabilir” raporu verilen Gürbüz Dönmez, “İleri derece kanser hastasıyım. Doktor acil ameliyat olmamı önerdi. Bulunduğum şartlar ve hastanede Kovid-19 riskinden dolayı henüz ameliyat olamadım. Sağlık görevlileri infaz erteleme raporu vermeye çekiniyor.” dedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Beş yıldır İzmir Şakran Cezaevinde tutuklu olan 80 yaşındaki Gürbüz Dönmez, prostat kanseri olduğunu ama koronavirüs riskinden dolayı bir yıldır ameliyat olamadığını, birçok sağlık sorunuyla birlikte ölüme terk edildiğini söyledi.

“ÖMRÜMÜN SON DEMLERİ HAPİSHANE KÖŞESİNDE GEÇİYOR”

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında tutuklandığı için sağlık görevlilerinin infaz erteleme raporu vermeye çekindiğini ifade eden Gürbüz, şu anda 8 kişilik koğuşta 13 kişiyle birlikte kalıyor. Ayakta durmakta zorlanıyor, kişisel ihtiyaçlarını tek başına karşılayamıyor ve başkalarının yardımıyla lavaboya gidebiliyor.

HDP Kocaeli Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na 24 Aralık 2021’de bir mektup gönderen Gürbüz “80 yaşında ömrünün son dönemlerini bir hapishane köşesinde geçiriyorum. 60 yıldır KOAH hastasıyım. Kalabalık koğuş çok sağlıksız, üst kata yardımsız çıkamıyorum, prostat kanseriyim. Kovid riskinden ameliyat olamadım. Hayatım koğuş, WC arasında geçiyor. Ömrümün son demi bir hapishane köşesinde geçmekte. Ceza infazının ertelenmesini talep etmekteyim.” dedi.

GÜNDE 10’DAN FAZLA İLAÇ KULLANIYOR

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 19 Nisan 2017’de tutuklanan Gürbüz Dönmez, İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 10 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası Yargıtay tarafından onaylanan Dönmez, hapse girdiğinden beri birçok hastalıkla mücadele ediyor.

Uzun yıllardır KOAH hastası olan Gürbüz, üç kere anjio oldu, iki kere belinden ameliyat geçirdi ve iki kere de verem atlattı. Tüm bu rahatsızlıklarıyla ilgili günde 10’dan fazla ilaç kullanan Dönmez’in hapse girmeden önce yakalandığı prostat kanseri ilerledi. Doktor geçen yıl kendisine acil ameliyat olması gerektiğini söyledi ancak koronavirüs salgını nedeniyle tedavisi aksatılıyor.

“SAĞLIK GÖREVLİLERİ RAPOR VERMEYE ÇEKİNİYOR”

Dönmez mektubunda Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında tutuklandığı için sağlık görevlilerinin infaz erteleme sürecini başlatacak olan raporu kendisine vermekten çekindikleri de ekledi. İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulu Gürbüz Dönmez’e 30 Haziran 2021’de ‘Cezaevinde kalabilir’ raporu vermişti.

“KALP KRİZİ GEÇİRMEKTEN KORKUYORUM”

Mektubunu koğuş arkadaşlarının yardımıyla yazan Dönmez, hastalıklarını şöyle sıraladı:

“Yaklaşık 60 yıldır kronik KOAH ve bronşit hastası olup çok ciddi nefes darlığı problemi yaşamaktayım. Bulunduğum cezaevi ortamında hayatımı sağlıklı bir şekilde idame ettirecek hijyenik bir ortamdan çok uzaktayım. Kapasitenin üstünde koğuşta kalıyor olmam da bu rahatsızlığımı tetikliyor. 25 yıldır kalbimde ritim bozukluğu var. 3 defa anjiyo oldum. Yaşadığım stresten dolayı kalbim sürekli sıkışıyor. Bir kriz daha yaşamaktan açıkçası korkuyorum.

İki defa bel fıtığı rahatsızlığından ameliyat olmuştum. Doktor raporlarına da yansıdığı üzere ayakta durmakta zorlanıyorum. Bulunduğum koğuş ortamında onar basamaklı iki merdiven inip çıkmak zorunda kalıyorum. Her seferinde birilerinin yardımıyla ancak inip çıkabiliyorum.

“HAYATIM YATAĞIM İLE TUVALET ARASINDA GEÇİYOR”

Aynı zamanda ileri seviyede prostat hastasıyım. Daha önce prostat kanseri başlangıcı tespiti konmuştu. Buradaki doktorlar da acil ameliyat olmamı önerdiler. Fakat bulunduğum şartlar ve hastanede Covid-19 riskinden dolayı henüz ameliyat olamadım. Şu an koğuşta hayatım yatağım ile tuvalet arasında geçiyor. Her seferinde birinin yardımına muhtaç bir şekilde inip-çıkıyorum. Bu da koğuştaki diğer sakinlerine ayrı bir külfet oluyor. Bu da benim psikolojimi ayrıca bozuyor. Daha önce iki defa verem teşhisi konuldu. İzmir’deki Dispanseri’nde kayıtları mevcuttur.”

Birçok sağlık sorunuyla birlikte sivil ölüme terk edildiğini ve infaz erteleme talebi istediği söyleyen Gürbüz Dönmez’in Gergerlioğlu’na gönderdiği mektubu:

Gürbüz Dönmez’in HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’na gönderdiği mektubu şöyle:

Sayın Vekilim ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU,

Öncelikle geçmiş olsun dileklerimi iletir, saygılarımı sunarım. İnsan hakları konusunda vermiş olduğu mücadeleci tavrı dikkate alarak halen yaşamakta olduğum mahrumiyetleri sizinle paylaşmak istedim. Yardımcı olmanız temennisiyle…
12 Şubat 1942 doğumluyum, 75 yaşında iken 19 Nisan 2017 tarihinde FETÖ/PYD şüphelisi olarak tutuklandım. Yaklaşık 5 yıldır cezaevinde bulunmaktayım. Şu an için atılı suçtan örgüt üyeliği suçlamasıyla hükümlüyüm. Yaşım 80 oldu. Yakın zamanda yapılan infaz kanunu düzenlemeleriyle Covid-19 pandemisi nedeniyle kronik rahatsızlığı olan 65 yaş ve üzeri için ceza infazının ertelenmesi öngörüldü. Aşağıda sıralayacağım sağlık sorunlarım olmasına rağmen hüküm giymiş olduğum suç tipine kategorik olarak yaklaşan sağlık görevlileri ilgili infaz erteleme sürecini başlatacak olan raporu vermekten çekiniyorlar. Haliyle birçok sağlık sorunumla birlikte 80 yaşında olan biri olarak hapishanede sivil ölüme terkedilmiş bulunmaktayım.

Sağlık sorunlarım:

– Yaklaşık 60 yıldır kronik KOAH ve bronşit hastası olup çok ciddi nefes darlığı problemi yaşamaktayım. Bulunduğum cezaevi ortamında hayatımı sağlıklı bir şekilde idame ettirecek hijyenik bir ortamdan çok uzaktayım. Kapasitenin üstünde koğuşta kalıyor olmam da bu rahatsızlığımı tetikliyor.
– 25 yıldır kalbimde ritim bozukluğu var. 3 defa anjiyo oldum. Yaşadığım stresten dolayı kalbim sürekli sıkışıyor. Bir kriz daha yaşamaktan açıkçası korkuyorum.

İki defa bel fıtığı rahatsızlığından ameliyat olmuştum. Doktor raporlarına da yansıdığı üzere ayakta durmakta zorlanıyorum. Bulunduğum koğuş ortamında onar basamaklı iki merdiven inip çıkmak zorunda kalıyorum. Her seferinde birilerinin yardımıyla ancak inip çıkabiliyorum.
– Aynı zamanda ileri seviyede prostat hastasıyım. Daha önce prostat kanseri başlangıcı tespiti konmuştu. Buradaki doktorlar da acil ameliyat olmamı önerdiler. Fakat bulunduğum şartlar ve hastanede Covid-19 riskinden dolayı henüz ameliyat olamadım. Şu an koğuşta hayatım yatağım ile tuvalet arasında geçiyor. Her seferinde birinin yardımına muhtaç bir şekilde inip-çıkıyorum. Bu da koğuştaki diğer sakinlerine ayrı bir külfet oluyor. Bu da benim psikolojimi ayrıca bozuyor.
– Daha önce iki defa Verem teşhisi konuldu. İzmir’deki Disponseri’de kayıtları mevcuttur.
– Tüm bu saydığım hastalıklara bağlı olarak günlük ondan fazla ilaç içiyorum. Yaşadığım sağlık sorunlarına ilişkin kayıtlar ile kullandığım ilaçlara ilişkin bilgiler e-nabızdan teyit edilebilir.
– Ayrıca, dışarıda hayatını akrabaların sadakalarıyla idame ettirmeye çalışan, çok ciddi maddi sıkıntı çeken ve kiralık evde kalan 76 yaşında eşim hem benzer sağlık sorunları yaşamakta hem de bakıma muhtaç bir halde yaşamaya çalışmaktadır. Hiç çocuğum olmadığından dolayı eşimin benden başka bakacak kimsesi yoktur. O, şu an, en az benim kadar mağdur durumdadır.

Sonuç olarak, yukarıda özlü bir şekilde saymaya çalıştığım, vaktinizi almak için daha saymadığım birçok rahatsızlığımla 80 yaşında ömrünün son dönemlerini bir hapishane köşesinde geçiriyorum. Pandemi şartlarında ilgili yasal mevzuat gereğince benden daha sağlıklı ve daha genç kişilere tanınmış olan ceza infazının ertelenmesi veya ev hapsi benzeri adli kontrol hükümleriyle kalan cezanın ertelenmesini talep etmekteyim. Bu konuda yardımlarınızı istirham ediyorum.
Gereğinin yapılması için saygılarımla arz ederim.

Kaymakam, kocası cezaevinde olan 75 yaşındaki kadını zorla evinden çıkartıyor

Okumaya devam et

Popular

Shares