Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Bir yıl önce oğlunu kaybeden KHK’lı akademisyen İsmail Şahin’in acısı hala taze

KHK’lı akademisyenler Havva Nur-İsmail Şahin çiftinin oğlu Harun Esat’ın ölümünün üzerinden bir yıl geçti. Evladının acısını hala atlatamayan İsmail Şahin, yapılanları ne çocuklarının ne de kendisinin unutamadığını söyledi.

BOLD – Havva Nur-İsmail Şahin çifti, 15 Temmuz sonrası ilan edilen OHAL ile büyük acılar yaşadı. En büyük acı ise evlatlarını kaybetmeleri oldu. Önce Çanakkale 18 Mart Üniversitesi’nde görev yapan Dr. İsmail Şahin ihraç oldu, sonrasında cezaevine gönderildi. 23 ay 11 gün hapis yattı. Kendisi gibi akademisyen eşi Hava Nur Şahin de önce açığa alındı.

Cezaevinden çıktıktan sonra çocuklarıyla zaman geçiren ve özellikle vefat eden oğlu Harun Esat ile hayallerini gerçekleştiren baba İsmail Şahin büyük oğlu Harun Esat’ı bir kazada kaybetti. Dedesiyle evin bahçesine çıkan 11 yaşındaki Harun Esat, bahçe korkuluklarında oynadığı sırada elektrik çarpması sonucu kalbi durdu.

“OĞLUM BU ZULMÜ YAPANLARI AFFETMİYORDU”

KHK TV’den Tuba Demir’e konuşan İsmail Şahin “Oğlumuzdan ayrı kalmak bizi inanılmaz üzüyor” ifadelerini kullandı. 2 yıl cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edilen baba İsmail Şahin oğlu Harun Esat’ın her şeyin farkında olduğunu ve bunların onu çok yıprattığını söylüyor. “Harun Esat bize yapılan zulümleri, atılan iftiraları kabullenemiyordu. Oğlum bize bu zulmü yaşatanları affetmiyordu. Hakkını helal etmediğini bana defalarca söylemişti” diyen baba Şahin oğlunun her ne kadar kendilerine hissettirmese de bu olaylardan çok etkilendiğini ifade ediyor.

“HARUN GİBİ BİRÇOK ÇOCUK ANNE-BABASINA HASRET”

Çanakkale Cezaevinde 23 ay 11 gün kalan akademisyen İsmail Şahin, çocuklarıyla birlikte bir görüş gününde, 2018. Harun Esat ortada, abisi İshak en sağda, en küçükleri İlyas Latif annesinin kucağında.

Oğlum nasıl sürekli beni ziyarete geliyorsa ben de hemen hemen her gün oğlumun mezarına geliyorum diyen Şahin, bu şekilde teselli aradığını vurguluyor. İsmail Şahin sözlerine şöyle devam ediyor:

“Allah kimseyi sahipsiz bırakmadığı gibi oğlumu da sahipsiz bırakmadı. Oğlumun bedenini aldı ama ruhunu güzelliklere mazhar kıldı. Cenab-ı Allah bize dünyada iken cennete açılan bir kapı nasip etti. Bizim ailecek en büyük hedefimiz iman ile kabre girmektir. Bu yolda çektiğimiz sıkıntılar Allah’ın rızasını bize kazandıracaksa her şeye değer. Harun ve onun gibi olan birçok çocuk annesine ve babasına hasret kalarak bu süreci yaşadılar. ”

“KİMSEYİ AİLESİNDEN KOPARMADIK”

“Biz mağduruz biz haklıyız. Kimseye zulmetmedik, kimseyi ailelerinden koparmadık. Tek tesellimiz Allah’ın bu zulümleri görüyor, biliyor olması. Hiçbir zulüm ilelebet devam etmez elbet bir gün son bulacaktır. Bu ülke birçok badire atlattı bunu da atlatacaktır. Hukuk çerçevesinde mücadelemiz devam edecektir. Bize bu zulmü reva görenler bilmelidir ki, kabrini daha dünyada iken almış insanlar için çok büyük bir anlam ifade etmez. Önemli olan kalp ve gönül yüceliğidir, vicdanının rahat olmasıdır. Bizim tek tesellimiz diğer dünyada oğlumuza kavuşacak olmamız. ”

“HUKUK ÇERÇEVESİNDE MÜCADELE EDECECEĞİZ”

Cezaevlerinde bebekler çocuklar yaşlılar hastalar var. Onların yeri cezaevleri değil ailelerinin yanıdır. Yaşadığımız sürece mağduriyetlerin giderilmesi için hukuk çerçevesinde mücadeleye devam edeceğiz. Bugün bize yaşanılanların kayıt altına alınması için susmamayı, konuşmayı tercih ettim. Sesimize ses olan herkese sonsuz teşekkürler.”

Gündem

Anne ve babası tutuklu olan çocuklarla ilgili dikkat çeken uyarı

KHK’lı akademisyen Yasemin Ceylan, anne ve babası dini sebeplerle cezaevlerinde olan gençlerde inançsızlığın baş gösterdiğini ve beş yıl sonunda bazılarının intihar etmeye başladığını söyledi.

BOLD – Anadolu Üniversitesi’nden ihraç edilen sosyolog Yasemin Ceylan, annesi ve babası cezaevinde olan çocuklarda intihar eğiliminin arttığını söyledi. Beş yıldır anne-baba yolu gözleyen gençlerde inançsızlığın da ciddi bir şekilde baş gösterdiğini belirten Ceylan, “Çünkü bu çocuklar belli bir dindar çevreden geliyor. Aileleri dini gerekçelerle cezaevinde. Mesela suç gerekçelerinden biri dershanedeki öğretmenin dershane sonrasında Kuran-ı Kerim öğretmesi. Bunu gören çocuklar dinden soğuyor” dedi.

TV 5’te yayınlanan Mustafa Mehdigil’in sunduğu Haber Merkezi programının konuk olan Ceylan, “Öyle bir cendereye sokulmuş durumdayız ki, hiçbir noktadan nefes almamıza izin verilmiyor. O kadar sistematik bir işkence var ki ne tarafından tutup hangisine üzüleceğimizi bilmiyoruz.” diye konuştu.

“OĞLUM HALA PSİKOLOJİK TEDAVİ GÖRÜYOR”

Kendisinin ve ailesinin de bu hukuksuzluklardan etkilendiğini ifade eden Ceylan, 8 Mart 2017’de gözaltına alındı. Bir hafta nezarette kaldıktan sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan Ceylan’ın dosyası Yargıtay’da bulunuyor.

7 ve 3,5 yaşındaki iki çocuğu olduğunu söyleyen Ceylan, büyük oğluna Diyanet’in okulunda kendisi KHK’lı olduğu için mobing yapıldığını söyledi. Ceylan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eşim de 5,5 ay hapis yattı. Ben o sırada doğum yapmak üzereydim. O süreci hapishanelerde geçirdim, yüksek düşük riskiyle beraber. Feci bir hamilelik süreci yaşadım. Keza çocuğum ‘babam niye burada’ diye demirleri yumrukluyordu, bir çocuğa bunu nasıl açıklayabilirsiniz. O zaman 2,5 yaşındaydı. Hala psikolojik tedavi görüyor. Hala kaygı duyuyor. ‘Ya babamı bir sabah gelip alırlarsa’ diye. Oğlumu Diyanet’in sübyan mektebine gönderiyordum. Öğretmeni benim ihraç bir akademisyen olduğumu öğrenince çocuğuma mobing uygulayıp gitmesini sağladı. İstemiyoruz çocuğunuzu, dediler.”

6 aylık hamile tutuklu Arzu Nur Özkan: Her gün acile gidiyorum, tansiyonum 20!

Okumaya devam et

Gündem

“Ümit Dündar, askeri öğrencilerin infaz edilmesine göz yumdu”

15 Temmuz gecesi, 1. Ordu Komutanı Ümit Dündar ile yakın çalışan bir subay konuştu: “Dündar o gece köprünün dibindeydi. Halkın askerleri infaz etmesine göz yumdu.”

BOLD – 15 Temmuz gecesi Boğaziçi Köprüsü’nde darbe girişimini durdurmak için mücadele verdiğini söyleyen ve adının açıklanmasını istemeyen bir ihraç asker önemli açıklamalarda bulundu. Kronos’a konuşan ihraç albay, o dönemde İstanbul’da görev yaptığını ve 1. Ordu Komutanı Ümit Dündar’la yakın çalıştığını söyledi.

“YAŞANANLARI NORMAL BİR VATANDAŞ GİBİ İZLEDİ”

O gece İstanbul’un en yetkili komutanı 1. Ordu Komutanı Ümit Dündar paşanın olduğu belirten ihraç albay, “Şayet birileri köprüye ya da başka yere çıkmışsa bunu tek bir emirle geri getirebilirdi. Ama Ümit Dündar’la ilgili gecede çok karanlık noktalar var. Askerlerin birliklerine geri dönmeleri için hiçbir şey yapmamıştır. Tam aksine Boğaziçi Köprüsü’ne siyah sivil bir araçla gelmiş, yaşananları normal bir vatandaş gibi izlemiştir. Sonra da köprünün dibinde halkın askeri infaz etmesine göz yummuştur.” dedi.

15 Temmuz gecesi Orgeneral Ümit Dündar ile hem köprüde hem de köprünün ayağında aracında beklerken birkaç kez görüştüğünü kaydeden ihraç albay, buna karşın dönemin 1. Ordu Komutanı’nın kılını bir kıpırdatmadığını söyledi. “Komutanım bir emrinizle çocukları birliklerine geri gönderirsiniz. Aksi halde bu halk çocukları infaz edecek.” dediğini kaydeden albay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ne yazık ki Ümit Paşa, askerlerin halkın ayakları altında ezilmesine göz yumdu. Oralı dahi olmadı. ‘Hangi akılla darbe yapmaya kalkıştılar. Hesabını versinler paralel köpekler’ ifadesini kullandı. Ben ilk defa o zaman ‘fetö’ ve ‘paralel darbe’ ifadesini duydum.”

15 Temmuz gecesi kendisine bağlı birliklerden bir tek askerin sokağa çıkmadığını ve hiçbir faaliyetinin olmadığına dikkat çeken ihraç albay, buna rağmen ‘darbeye teşebbüs’ suçlamasıyla bir dönem tutuklu kaldığını belirtti. İhraç albay, görev yaptığı dönemde yazılı ya da sözlü olarak tarafına darbeye yönelik hiçbir çağrı yapıldığının altını çizdi.

“BİZLER DE ÇOK ŞAŞIRDIK”

İhraç albay, eski İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan’ın da darbe girişiminden haberdar olduğu imasında bulundu. O gece Çalışkan ile Ümit Dündar paşanın ile birlikte hareket ettikleri yönünde kendisinde bir intiba oluştuğunu söyleyen ihraç albay sözlerini şöyle noktaladı: “Bizler sivil halk ile asker arasında çevik kuvvet ekiplerini yerleştirdik. Sonra da askerleri ikna ettik. O çocuklar silahlarını indirdi. Kendilerini 1. Ordu Komutanlığı İnzibat ekiplerine teslim edecektik. Bu konuda Mustafa Çalışkan ve ekibiyle anlaştık. Ne hikmetse Çalışkan bir anda elindeki hoparlörden ‘çevik çekil’ şeklinde talimat verdi. Bizler de çok şaşırdık. Bir anda kızgın halkla askerler karşı karşıya geldi. Elinde kesici aletler olan sarıklı cübbeli tipler askerlerin arasına daldı. Bazı çocuklar gözlerimizin önünde infaz edildi. Bizler bir şey yapamadık. O çocukların acısını buralarda hala yaşıyorum.”

“BİR MİT MENSUBU VE İKİ GAZETECİ ARADI”

Adının açıklanmasını istemeyen ihraç tümgeneral de bazı askerlerin Boğaziçi Köprüsü’ne tankla çıkmasının ardından hükümete yakın bir ismin kendisini aradığını, darbeyi reddettiği ve hükümetin yanında yer aldığı yönünde basına demeç vermesini söylediğini belirtti. İhraç tümgeneral, yaşadıklarını şöyle özetledi:

“Ben kendisine izinli olduğumu, olayları basından duyduğumu aktardım. Konuya vakıf olmadığım için üstlerimden bilgi alıp değerlendireceğimi belirttim. Sonra beni birazdan bir MİT mensubu ile iki gazetecinin de arayacağını söyledi. Telefonu kapattıktan sonra Dündar paşayı aradım. Ne yazık ki telefonuma çıkmadı. Telefonlarıma çıkmayan Dündar Paşa ne hikmettir ki, başkaları ile sivil aracında uzun uzun görüşmeler yapıyormuş. Hem de görüşme yaparken yanına da kimseyi yaklaştırmıyormuş.”

İhraç tümgeneralin verdiği bilgilere göre hükümete yakın kişinin telefonu kapatmasının hemen ardından üst düzey bir MİT mensubu kendisini aradı. Darbeye karşı olduğunu açıkça beyan etmesi telkininde bulundu. Aksi durumda darbenin bastırılmasından sonra mağdur olabileceği mesajını verdi. Tanıdığı iki gazetecinin de kendisinin selamıyla arayacağını söyledi. ,

MİT mensubu ile yaptığı görüşmenin ardından telefonu kapattı. MİT mensubundan sonra iki gazeteci peşi sıra aradı. Ümit Dündar paşaya ulaşamadığı için gelen çağrılara yanıt verdi. Darbenin karşısında olduğunu ifade etti. Ancak 15 Temmuz’un ardından, darbeye teşebbüs suçlamasıyla tutuklandı. Bu dönemde gözaltı ve tutuklanma aşamasında insanlık dışı muamelelere maruz kaldı. Birkaç yıl tutuklu kaldı. Halen TSK’da etkin pozisyonda bulunan bazı komutanların, “fetöcü değil” şeklindeki bilgilendirmeleri üzerine tahliye edildi.

Adil Öksüz videosu neden 5 yıl sonra servis edildi?

Okumaya devam et

Gündem

Time to Help’ten iyilik kervanı: 500 noktada kurban eti dağıtıldı

İnsani yardım kuruluşu “Time to Help” başta Afrika ülkeleri olmak üzere 16 ülkede, 500 farklı noktada kurban eti dağıttı.

BOLD – Time to Help’in Almanya şubesi bu yılki Kurban Bayramı’nda on binlerce ailenin yüzünü güldürdü. Dernek gönüllüleri, Kenya’dan Uganda’ya, Nijerya’dan Tanzanya’ya, Yemen’den Filipinler’e, Pakistan’dan Etiyopya’ya birçok ülkede mağdur insanlara umut oldu.

Kurban dağıtımı başta Afrika ülkeleri olmak üzere 16 ülkede yapıldı. Time to Help Almanya, 500’e yakın noktada yapılan kurban dağıtımını, bu ülkelerde bulunan partner kuruluşlar ile gerçekleştirdi. Önce vekaletler verildi, ardından tekbirler eşliğinde kesim yapıldı. Özenle paketlenen kurban etleri, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmak üzere araçlara yüklendi.

Kara ulaşımı mümkün olmayan bazı köylere teknelerle kurban eti götürüldü. İyilik kervanına çoğu farklı ülkelerden gelen 2 bine yakın gönüllü katıldı. Binlerce kilometre uzaktan mağdur coğrafyalara giden gönüllüler, yardımları en ücra köylere kadar ulaştırdı.

YILDA 1 KEZ ET YİYORLAR

Almanya’da bir kişi yılda ortalama 90 kilogram et tüketirken, bu oran Afrika ülkelerinde yıllık 10 kilograma düşüyor. Bu rakamlar ülkede yaşayan bütün insanların ortalaması. Yine istatistiklere göre gelir seviyesi düşük olan insanlar bir yılda 1-2 kg et ya yiyorlar ya da hiç yiyemiyorlar.

Yılda sadece bir kez et yiyebilen on binlerce insan olduğunu belirten Time to Help görevlileri, bu yüzden Kurban Bayramı’nın bu insanlar için çok daha değerli olduğuna dikkat çekiyor. Time to Help Almanya yetkilileri, bu yılki Kurban Kampanyası’nda hedeflenenden çok daha fazla kişiye yardım ulaştırdıklarını belirtti.

Almanya başta olmak üzere dünyanın farklı ülkelerinden gönderilen kurbanlar, yüzlerde tebessüm oldu. Yardım eli uzatılan binlerce ailenin sofrası bereketlendi, hanesi neşelendi.

Okumaya devam et

Popular

Shares