Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

İran’ın yeni cumhurbaşkanı Reisi: Batı ile ilişkiler ve nükleer anlaşma ne olacak?

İran’da cumhurbaşkanlığı seçimlerini muhafazakar aday İbrahim Reisi, oyların yüzde 62’sini alarak ilk turda kazandı. Dini lider Hamaney’in adamı olarak görülen Reisi’nin seçilmesiyle ülkede dini liderlik ve devlet başkanlığı aynı çizgiye geldi. Peki, İran’ın batı ile ilişkileri ve nükleer anlaşmayı nasıl bir gelecek bekliyor?

BOLD – İran’daki cumhurbaşkanlığı seçimlerini dini lider Ayetullah Ali Hamaney’in yakın çevresinden muhafazakar aday İbrahim Reisi kazandı.

Resmi sonuçlara göre muhafazakar aday İbrahim Reisi,  oyların yaklaşık yüzde 62’sini (yaklaşık 17,8 milyon oy) aldı.

Yeni cumhurbaşkanının 3 Ağustos’ta göreve başlaması bekleniyor. İran’da cumhurbaşkanı, dini liderden sonra en yetkili ikinci kişi.

Reisi, 2017 yılında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de Hasan Ruhani’ye karşı yarışmış ve o dönem oyların yüzde 38’ini almaya başarmıştı. İki dönemdir cumhurbaşkanlığı görevini yürüten Ruhani ise bu kez cumhurbaşkanlığı seçiminde yasal engel sebebiyle (3. dönem aday olamama kuralı) aday olamadı.

SEÇİM BOYKOT EDİLDİ: REKOR DÜZEYDE DÜŞÜK KATILIM

Devlet televizyonuna konuşan İçişleri Bakanı Abdülrıza Rahmani Fazlı, 28,9 milyon oyun tamamen sayıldığını açıkladı. Toplam 59 milyon seçmenin bulunduğu İran’da Cuma günkü seçime katılma oranının yüzde 48,8’de kaldığı belirtildi.

2021 cumhurbaşkanlığı seçimleri böylece İran İslam Cumhuriyeti tarihinde katılımın en düşük olduğu cumhurbaşkanlığı seçimi olarak tarihe geçti.

Adaylar belirlenirken birçok isme izin çıkmaması, ardından seçime günler kala bazı adayların diskalifiye edilmesi, ülkede tartışmalara yol açmıştı.

Reisi’nin aslında rakipsiz yarıştırıldığını ifade eden muhalifler ve reform yanlıları, seçimi boykot çağrıları yapmıştı.

Ekonomik gidişatın da seçmenlerin boykot kararı üzerinde etkili olduğu kaydediliyor.

İBRAHİM REİSİ KİMDİR?

14 Kasım 1960’ta İran’ın kuzey doğusundaki Meşhed kentinde doğan Seyyid İbrahim Reisi, eğitimini Şii İslam’ın entellektüel merkezi kabul edilen Kum’da tamamladı. Reisi, televizyonda yapılan tartışmalarda hukuk alanında doktorası olduğunu vurguladı.

1975’te Şah Rıza Pehlevi’nin yönetimine karşı hoşnutsuzluğun arttığı dönemlerde ülkenin önde gelen İran din alimleriyle bu kentte toplantılara katıldı, İran devriminin mimarı Humeyni’nin devrim fikri ve özellikle devlet politikası ve yönetiminin din alimlerinin gözetiminde olması gerektiği görüşünden etkilendi.

1979’daki devrimin ardından farklı bölgelerde savcı olarak görev yaptıktan sonra 1985 yılında savcı yardımcısı olarak başkent Tahran’a gönderildi.

Kariyerini iç muhalefetle mücadeleye adayan Reisi 1988 İran-Irak Savaşı’nın ardından Humeyni tarafından oluşturulan ve siyasi idamları gerçekleştiren ‘Ölüm Komitesi’nde yer aldı. Bu görevi nedeniyle muhalifler arasında “katliam ayetullahı” olarak anılmaya başlandı.

Özellikle 1989 yılında Hamaney’in İran’ın dini lideri olmasının ardından Reisi’nin yargı kanadındaki yükselişi hızlandı. Reisi, 1990-1994 yıllarında Tahran Cumhuriyet Başsavcılığı görevine atandı.

1994 yılında Devlet Denetleme Kurumu Başkanlığına atanan Reisi, 10 yıl boyunca bu görevde kaldı. 2004-2014 tarihleri arasında da Yargıtay Birinci Hakimi olarak görev yaptı.

Reisi, 2009 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından yaşanan eylemlerin bastırılmasında önemli rol oynadı.

Reisi 2016 yılında Ayetullah Hamaney tarafından ülkenin en büyük vakfı olan Astan-ı Kuds-i Rezerv’inin başına getirildi. Reisi’ye önemli nüfuz kazandıran bu görevde milyarlarca dolarlık servetin yönetimini üstlendi.

Ülke yönetimindeki yüksek kademesine rağmen yolsuzlukla mücadele konusunda sert çıkışlar yapan Reisi 2017’deki cumhurbaşkanlığı seçiminde Hasan Ruhani’ye karşı aday oldu ancak seçimi kaybetti.

Reisi, kendisinden önceki Yargı Erki Başkanı Ayetullah Amuli Sadık Laricani’nin, Hamaney tarafından görevden alınarak Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi başkanlığına atanmasının ardından Mart 2019’da boşalan Yargı Erki Başkanlığı’na getirildi.

Laricani’nin görev yaptığı dönemle ilgili üst düzey yargı yetkililerine yönelik “yargıda yolsuzluk” soruşturmalarını başlatan Reisi, görev yaptığı süre boyunca sık sık ülkenin en büyük sorunlarından sayılan yolsuzlukların üzerine gitme vurgusu yaptı.

Haziran ayında katıldığı bir televizyon programında Reisi, ekonomik krize dikkati çekerek yolsuzlukla mücadele sözü verdi.

Reisi, “Enflasyon insanların en önemli sorunlarından biri, bazı kamu görevlilerinin dürüst olmaması da aynı şekilde büyük bir sorun” dedi.

Devrim Muhafızları Ordusu tarafından da desteklendiği öne sürülen İbrahim Reisi’nin ismi, Hamaney sonrasında ülke liderliği makamına oturması muhtemel adaylar arasında geçiyor.

3 BİN KİŞİNİN İDAM KARARINDAKİ ROLÜ NEDİR?

Reisi’nin seçilmesinin ardından Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), İran devrim lideri Humeyni’nin talimatıyla 1988 yılında hapisteki rejim muhaliflerinin idam kararını veren komitede yer alan Reisi’nin uluslararası hukuk kapsamında sorumluluğunun soruşturulması yolunda daha önce yaptığı çağrıyı tekrarladı.

Rejim muhalifleri tarafından ‘ölüm komitesi’ olarak adlandırılan 4 kişilik heyette yer alan Reisi, muhaliflerce “katliam ayetullahı” olarak adlandırılıyor. O dönem yaklaşık 3 bin kişinin idam edildiği öne sürülüyor.

Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard, yaptığı yazılı açıklamada, “Kurbanların akıbeti ve cesetlerinin nerede olduğu konusu bugüne kadar İran makamları tarafından sistematik olarak gizlendi. Bu geçmişte yapılanlar, devam eden ihlallerle birlikte insanlığa karşı suç teşkil ediyor. Reisi’nin, evrensel yargı yetkisini kullanan devletler de dahil olmak üzere, uluslararası hukuk kapsamında geçmişteki ve şu anda devam eden suçlara karışması nedeniyle soruşturulması için çağrıda bulunmaya devam ediyoruz, ” ifadesini kullandı.

Callamard, Reisi’nin İran’da son yıllardaki insan hakları ihlallerinden de sorumlu tutulması gerektiği görüşünü dile getirdi.

İran, siyasi mahkumların kitlesel bir şekilde infaz edildikleri yolundaki suçlamaları şu ana kadar hiçbir zaman kabul etmedi. Reisi, kendisine yönelik suçlamalara hiçbir zaman yanıt vermedi.

İnsan hakları aktivistleri tarafından ‘karanlık bir geçmişi olduğu’ düşünülen Reisi, 1988’de siyasi tutukluların idam edilmesinde ve 2009’daki cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası gösterilerin bastırılmasında oynadığı rol nedeniyle Kasım 2019’da ABD tarafından yaptırım listesine alındı.

İRAN’I NASIL BİR DÖNEM BEKLİYOR?

Reisi’nin yönetimi altında İran’da muhafazakarların sosyal etkinlikler üzerinde daha fazla baskı kurma, kadınların özgürlüklerini daha çok kısıtlama ve sosyal medya ile basın üzerindeki kontrolü sıkılaştırma arayışında olacağı belirtiliyor.

Ilımlı cumhurbaşkanı Hasan Ruhani döneminde İran’ın batı ile ilişkilerinde önemli ilerlemeler kaydedildi ve Ruhani 2013 yılı Eylül ayında New York’taki BM Genel Kurul toplantılarına katıldı. 2013 yılında Tahran’ın nükleer programı ile görüşmelerde İran-ABD dışişleri bakanları görüşmeler sırasında bir araya gelmiş ve Ruhani dönemin ABD Başkanı Barack Obama ile telefonda görüşmüştü.

Obama-Ruhani telefon konuşması, 1979 yılındaki İran Devrimi ve ABD Konsolosluğu’nun basılması olayları sonrasında ABD ile İran arasındaki en üst düzeyli görüşme olarak kayıtlara geçmişti.

Ruhani döneminde imzalanan 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşma ile ABD’nin ve Batı’nın uzun yıllardır İran’a uyguladığı yaptırımların kararlaştırıldı. Anlaşma İran’ın Batı ile ilişkilerinin gelişmesinin yolunu açtı.

Her ne kadar Donald Trump döneminde nükleer anlaşma rafa kaldırılsa ve İran’ın batı ve ABD ile ilişkileri bozulsa da Joe Biden yönetimi ile birlikte 2015 yılındaki nükleer anlaşmanın canlandırılması yönündeki görüşmeler yeniden başladı.

Batıyla ilişkiler konusunda mesafeli olsalar da hem Reisi hem de dini lider Hamaney’in nükleer anlaşmaya geri dönme yanlısı olduğu düşünülüyor.

Reisi, nükleer anlaşmayı bir devlet sözleşmesi olarak devam ettireceğini belirtiyor; ancak doğru bir yönde ilerlemesi için güçlü bir devletin gerekliliğine de inanıyor.

2015 yılındaki nükleer anlaşmaya dönülmemesi, İran için BM yaptırımlarının yeniden başlamasına ve büyük ekonomik zorluklara neden olabilir. Koronavirüs pandemisi ile ekonomisi daha da kötüleşen İran’ın yeniden BM yaptırımlarını göze alabilmesi oldukça zor görünüyor.

REİSİ BM GENEL KURULUNA KATILAMAYABİLİR

Reisi’yi önümüzdeki dönemde bir zorluk daha bekliyor. Daha önceki cumhurbaşkanları Ahmedinecad ve Ruhani, New York’taki BM Genel Kurul toplantılarına zaman zaman katılmıştı. Joe Biden yönetimi ayrıca geçtiğimiz aylarda New York’ta BM Genel Merkezi’nde görevli İranlı diplomatlara yönelik Trump yönetiminin aldığı kısıtlama kararlarını da kaldırmıştı.

ABD yönetiminin 1988 ve 2009’da aldığı yaptırım karaları (vize yasağı) nedeniyle Reisi, İran Cumhurbaşkanı sıfatıyla her yıl Eylül ayında New York’ta düzenlenen BM Genel Kurul çalışmalarına katılamayabilir.

Rusya’dan Türkiye’ye: Azerbaycan’a üs kurarsanız…

Dünya

Gülen Hareketi gönüllülerinden Almanya’daki afet bölgesine yardım eli

Almanya’nın Rheinland-Pfalz, Kuzey-Ren Vestfalya ve Bavyera eyaletlerinde 176 kişinin hayatını kaybettiği sel felaketinin yaraları sarılıyor. Gülen Hareketi gönüllüleri, afetin yaşandığı Koblenz-Sinzig bölgesinde yardım faaliyetine katıldı.

BOLD – Almanya’da Rheinland-Pfalz, Kuzey-Ren Vestfalya ve Bavyera eyaletlerinde etkili olan aşırı yağışların oluşturduğu selde hayatını kaybedenlerin sayısı 176’ya yükseldi. Sel felaketinde halen 155 kişinin arandığı ifade edildi.

Gülen Hareketi gönüllüleri, selden büyük zarar gören, evleri yıkılan afet bölgelerine yardımda bulunuyor. Time to Help ve Merida e.V Derneğinin işbirliğindeki gönüllüler, Koblenz-Sinzig afet bölgesinde temizlik çalışmalarına destek verdi. Rüsselsheim Mozaik Derneği, Mainz, Bingen, Kassel, Wiesbaden, Darmstadt ve Dillenburg şehirlerindeki gönüllüler de yardım ve destekte bulundular.

Gönüllüler afet bölgesinde 10 gündür yardım faaliyetinde bulunuyor. Dernek ve gönüllüler aracılığıyla toplanan kıyafet, yiyecek, içecek ve hijyen malzemeleri sahada ihtiyaç sahiplerine ulaştırılıyor. Gönüllüler, şimdiye kadar 50 den fazla ev, okul, dernek ve işyerinde temizleme çalışmalarında yer aldı. Yardım çalışmalarına çok sayıda kişi katıldı.

Akın İpek: Hayatımın en güzel bayram hediyesi

Okumaya devam et

Dünya

Alman Gazeteciler Sendikası’ndan ‘infaz listesi’ çıkışı

Alman Gazeteciler Sendikası, Türkiyeli muhalifleri hedef alan 55 kişilik infaz listesi bulunduğunu belirterek Alman hükümetinden harekete geçmesini istedi.

BOLD – Alman Gazeteciler Sendikası (DJV), Almanya’da yaşayan Türkiyeli muhalif gazetecilere yönelik artan tehdit, taciz ve saldırılar karşısında Alman hükümetini harekete geçmeye çağırdı.

DJV Başkanı Frank Überall, polis kaynaklarından aldıkları bilgiye göre, Türkiyeli muhaliflerden oluşan ve aralarında gazetecilerin de bulunduğu 55 kişilik bir infaz listesi bulunduğunu kaydetti.

Dışişleri Bakanı Heiko Maas’a seslenen Überall, Türk Büyükelçi’nin Dışişleri Bakanlığı’na çağrılması gerektiğini belirterek “Heiko Maas’ın Türk Büyükelçi’ye bu noktada sınırın aşıldığını, Türkiye’deki baskıcı rejimden buraya sığınan gazetecilere yönelik tehdit ve şiddetin kabul edilemeyecek suç unsurları oluşturduğunu çok net bir şekilde söylemesi lazım” diye konuştu.

55 kişilik infaz listesinde iki isimle ilgili polisin harekete geçtiğini belirten Überall, söz konusu gazetecilere yönelik polisin koruma önlemlerini memnuniyetle karşıladıklarını ancak bunun yeterli olmadığını söyledi.

DJV Başkanı, gazeteci Erk Acarer’in evi önünde saldırıya uğramasını hatırlatarak “Hükümete eleştirel yaklaşan gazetecilerin Türkiye’de gazetecilik mesleğini artık icra edemiyor olması yeterince kötü. Sığındıkları Almanya’da hâlâ korku içinde yaşamak zorunda kalmaları ise hiçbir şekilde kabul edilemez” diye konuştu.

Son günlerde Alman polisinin infaz listesindeki gazetecileri ve aktivistleri tek tek ziyaret edip uyardığı basına yansımıştı.

Alman polisi, Erk Acarer’e saldırıda soruşturmayı genişletti

Okumaya devam et

Dünya

Afgan mültecilerin Avrupa’ya akınına karşı Pakistan, İran ve Türkiye tampon olacak

Suriyeli mültecilerin Avrupa’ya göçüne karşı tampon görevi gören Türkiye’ye, Avrupa Birliği Afgan göçmenler için de aynı misyonu uygun gördü. Avrupa Birliği’nin, Afganistan’dan yeni bir göç akınına karşı komşu ülkelere ve aralarında Türkiye’nin de bulunduğu ‘bölge’ ülkelerine bir mali yardım paketi hazırlığında olduğu bildirildi.

BOLD – Avrupa Birliği (AB), Taliban örgütünün baskısı ve ekonomik sebeplerle Afganistan’dan kaçan düzensiz göçmenleri durdurmak için Kabil hükümeti ve civardaki komşu ülkelere maddi destek sağlayacağını açıkladı.

Taliban’ın ilerleyişini sürdürdüğü Afganistan’dan kaçanların sayısı giderek artarken AB, yeni bir göç akınına karşı hazırlık yapıyor.

Reuters haber ajansı, AB’nin göç akınını sınırlandırabilmek üzere Afganistan ve Afganistan’a komşu ülkeler için yeni bir mali yardım paketi planladığını bildirdi.

Konuyla ilgili Reuters haber ajansına konuşan iki AB yetkilisi ve bir diplomat, henüz düzenlenme aşamasındaki maddi yardım paketinin öncelikli olarak Afganistan ve komşu ülkeler Pakistan ile İran’a verileceğini söyledi.

İran ve Pakistan’da halihazırda 6,5 milyon Afgan yaşıyor.

TÜRKİYE DE GÜNDEMDE

AB Komisyonu konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçınırken, mali yardımdaki amacın memleketlerinde yaşamaya devam eden ve yasa dışı yollarla başka ülkelere göç etmeyi düşünen Afganistan ve komşu ülke vatandaşlarını ikamet ettikleri bölgede tutmak olduğu kaydedildi.

AB yetkilileri, 2016’daki mülteci mutabakatıyla Suriyeli sığınmacıları barındıran Türkiye’nin Afgan sığınmacı ve göçmenlerin barındırılmasında da rol oynayabileceği üzerinde durulduğunu kaydetti. AB’nin Suriyeli mülteciler için Türkiye’ye 2024 yılına kadar ödenmek üzere ek 3,5 milyar euro kaynak ayırdığına işaret eden AB kaynakları, Afganistan için yeni bir mali yardımın mevcut paketten ayrı olacağını belirtti.

HEDEF AVRUPA’YA AKINI ÖNLEMEK

AB kaynakları, Afganistan ve bölge ülkelere mali yardımla Avrupa’ya yeni bir sığınmacı akınının önüne geçilmesinin hedeflendiğini ifade etti.

Plan çerçevesinde AB Komisyonu’nun Afganistan’a bu yıl içinde 57 milyon euroluk insani yardım yapmayı öngördüğü belirtildi. Önümüzdeki yıllar için mali yardım miktarının ise AB hükümetleri ve parlamentolarının onayını gerektirdiği için ancak sonbahardan sonra belirleneceği kaydedildi.

Taliban’dan yeni tehdit: Türk birliklerinin Afganistan’a girmesine izin vermeyiz

Okumaya devam et

Popular

Shares