Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

ABD’de savcılık SBK’nın mal varlıklarına el konulmasını istedi: Verdiği rüşvetler de gündeme gelebilir

ABD’de savcılık, Avusturya’da gözaltına alınan Sezgin Baran Korkmaz’ın Türkiye’deki mal varlıklarına el konulmasını istedi. Bu arada Korkmaz’ın ABD’deki davasında Türkiye’de dağıttığı rüşvetlerin de gündeme gelebileceği belirtiliyor.

BOLD – ABD’nin talebiyle Avusturya’da gözaltına alınan SBK Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sezgin Baran Kormaz’ın karapara akladığı, Amerika’dan Türkiye’ye aktarılan kara parayla satın aldığı çeşitli mülkler ve yaptığı muhtelif yatırımların listesi Utah Başsavcılığı tarafından, Kingston kardeşler ve Lev Aslan Dermen’in devam eden dava dosyasına konuldu.

ABD’de Utah Başsavcılığı, ‘dolandırıcılık ve kara para aklama’ davasında bu listelediği malvarlıklarına el konulmasını istedi.

“DOLANDIRICILIK VE KARA PARA AKLAMA İLE ELDE EDİLDİ”

Utah’ta yürütülen soruşturmada, “Amerikan Vergi Dairesi’ni (IRS) dolandırmak ve dolandırıcılık yoluyla elde edilen paraları aklamakla suçlanan” Kingston kardeşler ve Lev Aslan Dermen’in (Levon Termendzhyan) vergi bağlantıları ve paraları nasıl akladıkları inceleniyor.

Savcılık, 17 Haziran 2021’de söz konusu dava dosyasındaki baş sanık Dermen’in, Sezgin Baran Korkmaz ile ortak olduğu SBK USA Inc şirketinin tüm malvarlıklarına el konulmasını istedi.

Savcılık talebinde, “listelediği tüm mülklerin ve varlıkların, dolandırıcılık ve kara para aklama yoluyla elde edildiğini ispat edebileceğini” iddia etti.

Utah Mahkemesi’nin savcılığın el koyma talebini önümüzdeki aylarda karara bağlaması bekleniyor.

MAHKEME SAVCILIKTAN TALEP ETMİŞTİ

Davanın görüldüğü Utah Bölge Mahkemesi hakimi Jill N. Parish, 10 Haziran 2021 tarihinde başsavcılktan, ABD’nin kara para aklamaktan jüri tarafından suçlu bulunan Lev Aslan Dermen’in Amerikan Vergi Dairesi’ni (IRS) dolandırıp elde ettiği parayı nerede akladığı ve federal hükümetin el koymak istediği mal varlıkları ve transfer edilen paraların listesini istedi.

Utah eyalet başsavcısı Andrea T. Martinez de 17 Haziran 2021’de Adalet Bakanlığı’na bağlı elektronik işlem sistemi aracılığıyla Lev Aslan Dermen ve Sezgin Baran Korkmaz’ın el konulması gereken mal varlıklarının 7 sayfalık listesini yayınladı.

Mahkeme hakimine sunulan dilekçede, savcılığın yayınladığı listedeki tüm malların kara para aklanarak elde edildiği, savcılığın mal varlıklarının Amerikan hazinesine devriyle ilgili yapılacak duruşmada tüm iddialarını ispat etmeye hazır oldukları belirtildi.

Savcılığın mahkemeye sunduğu dilekçede, Sezgin Baran Korkmaz’a ve şirketine ait el konulması talep edilen mal varlıkları arasında, Komak Isı Yalıtım Sistemleri Sanayi’ne gönderilen yaklaşık 8 milyon dolar, SBK Holding AŞ ve sanıklar veya SBK Holding kontrolü altındaki kuruluşlar tarafından devredilen tüm mülkler, SBK Holdins USA Inc tarafından devredilen onlarca milyon dolar, Bodrum’daki Kervansaray Hotels, Sezgin Baran Korkmaz’a ait TC-YYA kuyruk numaralı Bombardier Global özel jeti, Setap (Blane) Teknoloji’ye ait Beylerbeyi, Ortaköy ve Kuruçeşme’deki arsalar, SBK’ya ait bir yat da var.

SBK’NIN DAĞITTIĞI RÜŞVETLER GÜNDEME GELEBİLİR

Bu arada Korkmaz’ın ABD’li savcılarla anlaşma yoluna gidebileceği ve bunun için de Korkmaz’ın çaldığı bütün parayı iade etmesinin gerekebileceği belirtiliyor.

ABC Gazetesi’nin haberine göre, Sezgin Baran Korkmaz’ın Türkiye’de sadece bayramlarda emniyet müdürlerine verdiği rüşvetin 3 milyon doları bulduğu ifade edildi. ABD’deki yargılamada Amerikan hazinesinden çalınan paraların nereye harcandığı sorulduğunda Korkmaz’ın bunun hesabını vermesi gerekeceği ve bu rüşvetlerin de gündeme geleceği kaydedildi.

ABC Gazetesi’nde yer alan haberde şu ifadeler kullanıldı: “Özellikle İstanbul Emniyetinin içinde Korkmaz’dan büyük rüşvetler alındı. Bu rüşvetlerin içinde saat, bileklik, kolye gibi hediyeler bulunuyor. Korkmaz’ın ‘çok sevdiği’ gazetecilere ise altın kalem hediye ettiği iddia ediliyor.”

SEZGİN BARAN KORKMAZ VE SBK HOLDİNG

ABD’de Utah Federal Mahkemesi’nde görülen davada ABD’deki Kingston ailesi ile Lev Aslan Dermen’in “kara para aklaması, vergi bağlantıları ve paraların nerede aklandığı” soruşturuluyor.

Bu soruşturma kapsamında, Kingstonlar ve Dermen, ABD’deki şirketlerinin 2010-2016 yılları arasında “yenilenebilir biyoyakıt üretip sattığına” dair sahte belgeler düzenleyerek, ABD Milli Gelirler Vergi Dairesi’nin (IRS) sağladığı yaklaşık 511 milyon dolarlık vergi indiriminden haksız yere faydalanmakla suçlandı.

Türkiye’ye transfer edilen 134 milyon doların dökümü

Soruşturma belgelerinde “usulsüzlük yapılarak elde edilen teşviklerin 134 milyon dolarlık kısmının da, SBK’nın Türkiye’de bağlantılı olduğu şirketlere gönderildiği” belirtiliyor.

Kingston ailesi üyeleri ifadelerinde, 2014-2018 yılları arasında biyoyakıt dolandırıcılık ağı ile ABD Hazinesi’nden elde ettikleri gelirleri Sezgin Baran Korkmaz’ın Yönetim Kurulu Başkanı olduğu SBK Holding’in kontrolündeki inşaat, ilaç şirketleri ile gayrimenkul yatırımları aracılığıyla Türkiye’ye gönderdiklerini itiraf ettiler.

Kingston ailesinin dört üyesi (Jacob Ortell Kingston, Isaiah Kingston, Rachel A. Kingston, Sally Kingston) ve Lev Dermen (Levon Termendzhyan), sırasıyla 2019 ve 2020’de suçlu bulunup mahkum edilmişlerdi.

İtirafçı Kingston kardeşler hakim Jill B. Parrish’e sundukları 22 sayfalık dilekçede, Türk bankalarına yatırdıkları milyonlarca dolarla bazı şirketleri satın aldıklarını, gayrimenkul yatırımları yaptıklarını, bu işlerde Sezgin Baran Kormaz’ın aracı olduğunu itiraf etmişlerdi.

Sezgin Baran Korkmaz, Cumartesi günü Avusturya’da ABD’nin talebi üzerine gözaltına alınmıştı. ABD’nin Avusturya’dan Korkmaz’ı yargılamak üzere istediği iddia ediliyor.

Korkmaz’ın avukatları, gözaltının “ABD’de yeni açılan ama eski dava ile bağlantılı bir dava olduğunu” söyledi.

Türkiye’nin Viyana Büyükelçisi Ozan Ceyhun da, Korkmaz’ın iade işlemleri için sürecin 19 Haziran’da başlatıldığını duyurdu.

Türkiye, yurtdışı çıkış ve mallarına tedbiri kaldırdığı SBK’yı Avusturya’dan istedi

Dünya

Alman Gazeteciler Sendikası’ndan ‘infaz listesi’ çıkışı

Alman Gazeteciler Sendikası, Türkiyeli muhalifleri hedef alan 55 kişilik infaz listesi bulunduğunu belirterek Alman hükümetinden harekete geçmesini istedi.

BOLD – Alman Gazeteciler Sendikası (DJV), Almanya’da yaşayan Türkiyeli muhalif gazetecilere yönelik artan tehdit, taciz ve saldırılar karşısında Alman hükümetini harekete geçmeye çağırdı.

DJV Başkanı Frank Überall, polis kaynaklarından aldıkları bilgiye göre, Türkiyeli muhaliflerden oluşan ve aralarında gazetecilerin de bulunduğu 55 kişilik bir infaz listesi bulunduğunu kaydetti.

Dışişleri Bakanı Heiko Maas’a seslenen Überall, Türk Büyükelçi’nin Dışişleri Bakanlığı’na çağrılması gerektiğini belirterek “Heiko Maas’ın Türk Büyükelçi’ye bu noktada sınırın aşıldığını, Türkiye’deki baskıcı rejimden buraya sığınan gazetecilere yönelik tehdit ve şiddetin kabul edilemeyecek suç unsurları oluşturduğunu çok net bir şekilde söylemesi lazım” diye konuştu.

55 kişilik infaz listesinde iki isimle ilgili polisin harekete geçtiğini belirten Überall, söz konusu gazetecilere yönelik polisin koruma önlemlerini memnuniyetle karşıladıklarını ancak bunun yeterli olmadığını söyledi.

DJV Başkanı, gazeteci Erk Acarer’in evi önünde saldırıya uğramasını hatırlatarak “Hükümete eleştirel yaklaşan gazetecilerin Türkiye’de gazetecilik mesleğini artık icra edemiyor olması yeterince kötü. Sığındıkları Almanya’da hâlâ korku içinde yaşamak zorunda kalmaları ise hiçbir şekilde kabul edilemez” diye konuştu.

Son günlerde Alman polisinin infaz listesindeki gazetecileri ve aktivistleri tek tek ziyaret edip uyardığı basına yansımıştı.

Alman polisi, Erk Acarer’e saldırıda soruşturmayı genişletti

Okumaya devam et

Dünya

Afgan mültecilerin Avrupa’ya akınına karşı Pakistan, İran ve Türkiye tampon olacak

Suriyeli mültecilerin Avrupa’ya göçüne karşı tampon görevi gören Türkiye’ye, Avrupa Birliği Afgan göçmenler için de aynı misyonu uygun gördü. Avrupa Birliği’nin, Afganistan’dan yeni bir göç akınına karşı komşu ülkelere ve aralarında Türkiye’nin de bulunduğu ‘bölge’ ülkelerine bir mali yardım paketi hazırlığında olduğu bildirildi.

BOLD – Avrupa Birliği (AB), Taliban örgütünün baskısı ve ekonomik sebeplerle Afganistan’dan kaçan düzensiz göçmenleri durdurmak için Kabil hükümeti ve civardaki komşu ülkelere maddi destek sağlayacağını açıkladı.

Taliban’ın ilerleyişini sürdürdüğü Afganistan’dan kaçanların sayısı giderek artarken AB, yeni bir göç akınına karşı hazırlık yapıyor.

Reuters haber ajansı, AB’nin göç akınını sınırlandırabilmek üzere Afganistan ve Afganistan’a komşu ülkeler için yeni bir mali yardım paketi planladığını bildirdi.

Konuyla ilgili Reuters haber ajansına konuşan iki AB yetkilisi ve bir diplomat, henüz düzenlenme aşamasındaki maddi yardım paketinin öncelikli olarak Afganistan ve komşu ülkeler Pakistan ile İran’a verileceğini söyledi.

İran ve Pakistan’da halihazırda 6,5 milyon Afgan yaşıyor.

TÜRKİYE DE GÜNDEMDE

AB Komisyonu konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçınırken, mali yardımdaki amacın memleketlerinde yaşamaya devam eden ve yasa dışı yollarla başka ülkelere göç etmeyi düşünen Afganistan ve komşu ülke vatandaşlarını ikamet ettikleri bölgede tutmak olduğu kaydedildi.

AB yetkilileri, 2016’daki mülteci mutabakatıyla Suriyeli sığınmacıları barındıran Türkiye’nin Afgan sığınmacı ve göçmenlerin barındırılmasında da rol oynayabileceği üzerinde durulduğunu kaydetti. AB’nin Suriyeli mülteciler için Türkiye’ye 2024 yılına kadar ödenmek üzere ek 3,5 milyar euro kaynak ayırdığına işaret eden AB kaynakları, Afganistan için yeni bir mali yardımın mevcut paketten ayrı olacağını belirtti.

HEDEF AVRUPA’YA AKINI ÖNLEMEK

AB kaynakları, Afganistan ve bölge ülkelere mali yardımla Avrupa’ya yeni bir sığınmacı akınının önüne geçilmesinin hedeflendiğini ifade etti.

Plan çerçevesinde AB Komisyonu’nun Afganistan’a bu yıl içinde 57 milyon euroluk insani yardım yapmayı öngördüğü belirtildi. Önümüzdeki yıllar için mali yardım miktarının ise AB hükümetleri ve parlamentolarının onayını gerektirdiği için ancak sonbahardan sonra belirleneceği kaydedildi.

Taliban’dan yeni tehdit: Türk birliklerinin Afganistan’a girmesine izin vermeyiz

Okumaya devam et

Dünya

İngiltere, Erdoğan’ın Maraş çıkışına karşı BM Güvenlik Konseyi’nde Kıbrıs tasarısı hazırladı

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne sunulan bir taslak metinde Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Yönetimi’nden tek taraflı aldığı Maraş’ın bir kısmını halka açma kararından geri dönmeleri isteniyor. İngiltere tarafından hazırlanan taslak metin 15 üyeli konseyde tartışılacak.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kıbrıs’ın Maraş bölgesinin yüzde 3,5’inin açılması ve adada iki devletli çözüm önerisine uluslararası tepkiler sürerken konunun Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’ne taşınmasıyla ilgili girişimler de sürüyor.

Güvenlik Konseyi’nin veto hakkı bulunan daimi üyeleri Fransa ve ABD’nin Türkiye’nin son açıklama kararına konseyde alınacak güçlü bir yanıt verme çağrısına ilk adım diğer daimi üye İngiltere’den geldi.

Maraş konusunda İngiltere tarafından hazırlanan karar tasarısı konusunda New York’ta yoğun bir diplomasi trafiği yaşanıyor. İngiltere’nin hazırladığı metni dün akşam konseyin diğer üye ülkeleriyle de paylaştığı, hazırlanan karar tasarısına diğer üyelerden herhangi bir itiraz gelmezse tasarının en yakın zamanda sunulacağı iddia edildi.

“GÜVENLİK KONSEYİ BAŞKANLIK AÇIKLAMASI OLARAK HAZIRLANIYOR”

İngiltere’nin BM Güvenlik Konseyi’ne Maraş konusunda Türkiye’nin son açıklamalarını kınayan, Türk hükümetinden Maraş bölgesinin kısmen yeniden açılması konusundaki kararından geri adım atmasını isteyen, bölünmüş adada gerilimi artırabilecek tek taraflı eylemlerden kaçınma çağrısında bulunan bir açıklama metni taslağı hazırladığı kaydedildi.

İngiltere’nin konsey başkanlık açıklaması olarak hazırladığı taslak metinde, Maraş bölgesinin BM yönetimine devredilmesi de dahil olmak üzere Güvenlik Konseyi kararlarına uyulmasının önemini vurgulandığı da belirtildi.

İngiltere’nin hazırladığı taslak metinde ayrıca BM Güvenlik Konseyi’nin Kıbrıs halkının isteklerine uygun, iki toplumlu, iki bölgeli ve siyasi eşitliğe dayalı federasyon temelinde, kalıcı, kapsamlı ve adil bir çözüme yönelik kararlılığının yeniden teyit edileceği bildiriliyor.

Taslak metin Birleşmiş Milletler Özel Temsilcisi’nin Güvenlik Konseyi üyelerini Kıbrıs’la ilgili son gelişmeler ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı (KKTC) Ersin Tatar’ın açıklamaları hakkında bilgilendirilmesi sonrası sunuldu.

RUSYA’DAN ERDOĞAN’IN ÇIKIŞINA TEPKİ

Bu arada Rusya Dışişleri Bakanlığı, BM Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı biçimde atılan ve müzakerelerin yeniden başlatılmasını zorlaştıran tek taraflı adımların tamamının kabul edilemez olduğunu bildirdi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, Maraş’ın bir kısmının açılması tartışmalarına ilişkin soru karşısında, söz konusu bölgenin statüsünün tek taraflı olarak değiştirilmesini desteklemediklerini söyledi.

Sözcü Zaharova, “Bölgenin statüsünün değiştirilmeye devam etmesinin endişe yaratmaması beklenemez. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı olacak biçimde gerçekleştirilen ve müzakereleri yeniden başlatılmasını zorlaştıran tek taraflı eylemlerin tamamını kabul edilemez buluyoruz. Eskiden beri olduğu gibi, Kıbrıs sorununun, belirlenmiş olan uluslararası hukuk çerçevesi temelinde çözümlenmesini destekliyoruz” dedi.

MARAŞ’A İLİŞKİN BM KARARLARI

Maraş’ın bir bölümünün yeniden açılmasına yapılan itirazların temelini BM Güvenlik Konseyi’nin 11 Mayıs 1984 tarihli bir kararı oluşturuyor. Karar, Maraş’ın herhangi bir bölümünün, asıl sakinleri dışındakiler tarafından yerleşime açılmasına yönelik her türlü girişimi ‘kabul edilemez’ olarak değerlendiriyor.

Güvenlik Konseyi kararı, olası bir yerleşim girişiminde ise bölgenin BM yönetimine devredilmesi gerektiğini belirtiyor. Maraş konusunda BM Güvenlik Konseyi’nde 14 Eylül 1992 tarihinde alınan diğer bir kararda da 1984 tarihli kararın uygulaması için adada 1964’ten bu yana görev yapan Barış Gücü birliklerinin denetimi altındaki bölgenin Maraş’ı da kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğini yineleniyor.

KAPALI MARAŞ BÖLGESİ

Gazimağusa’ya bağlı bir semt olan Maraş, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı öncesi adanın en popüler turizm noktalarından biriydi. Harekat sırasında yaklaşık 15 bin Rum’un Maraş’ı terketmesinin ardından bölge tellerle çevrilerek ‘askeri bölge’ ilan edildi ve terkedilmiş halde bırakıldı.

Dünyanın en güzel sahillerinden birine sahip, 1974 öncesi Ada’nın turizm gelirlerinin yüzde 53’ünün geldiği Maraş bölgesi, 46 yıldır kapalıydı.

Kapalı Maraş’ın sahildeki yaklaşık 2 kilometrelik kısmı ve sahilin arka caddesi olan Demokrasi Caddesi, 8 Ekim 2020’de, polis ve asker kontrolünde yaya geçişleri için açıldı.

Türk tarafı, Maraş’ı müzakerelerde güçlü bir pazarlık kozu olarak elinde bulunduruyor.

Erdoğan’ın kapalı Maraş çıkışı BM Güvenlik Konseyi’ne taşınıyor

Okumaya devam et

Popular

Shares