Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Adil Öksüz’ü bırakan hakim konuştu: Bundan sonra susmak yok

15 Temmuz’da Adil Öksüz’ü serbest bırakan Hakim Köksal Çelik, “Aradan 5 yıl geçti kendimi savunamadım, bundan sonra susmak yok” dedi. Bir devlet büyüğünün isteği üzerine kendini savunduğunu açıkladı.

BOLD – Hakim Köksal Çelik, 15 Temmuz hadisesinden 5 yıl sonra Adil Öksüz’ü serbest bırakan kararıyla ilgili ilk kez açıklama yaptı. Cumhuriyet’ten Barış Terkoğlu’na konuşan Çelik, Öksüz’ün 16 Temmuz’da kim olduğunun öğrenildiğini, ancak ne jandarma ne de Emniyet’in bilgi vermediğini söyledi. Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından meslekten ihraç edilen Çelik, “Bir iki devlet büyüğümüz, ‘Çık kendini savun’ dediği için sizi aradım” ifadesini kullandı.

Çelik, Adil Öksüz’ün sorgusuyla ilgili ise “Tavırları korkak ve çekingendi. Bitkin bir hali vardı. İşkenceye uğradığını iddia etti. Konuşmamak için gayret ediyordu. Ben daha çok konuşturmak için uğraştım” dedi. Adil Öksüz’ü tutuklamaya sevk eden Savcı Cihan Ergün’ü suçlayan Çelik, “Üssün içinde değil, dışarıda yakalanmış ve sivil gözüküyor. Şüphe var ama ben o şüpheyi savcıya sorup gidereyim dedim. Aradım, o da Adil Öksüz’ü somut delille değil, bir ayet manası sorarak çözmüş. Aradığımda ayetle çözdüğünü de bana söylemedi” dedi.

Barış Terkoğlu’nun Köksal Çelik’in açıklamalarıyla ilgili yazısı şöyle:

BİR DEVLET BÜYÜĞÜMÜZ ‘ÇIK KENDİNİ SAVUN’ DEDİ

“Aradan beş yıl geçti kendimi savunamadım, bundan sonra susmak yok.” Telefondaki hâkim, daha doğrusu eski hâkim böyle söylüyordu. “Bir iki devlet büyüğümüz, ‘Çık kendini savun’ dediği için sizi aradım” diye devam etti.

Geçen hafta 15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümünde darbenin kritik ismi olan Adil Öksüz’ün “yakalanamama” hikâyesini yazmıştım. Savcı Cihan Ergün, Öksüz’ü 18 Temmuz günü tutuklamaya sevk ettiği halde, hâkim Köksal Çelik tarafından serbest bırakılmıştı. Ergün, itiraz edip yeniden tutuklama talep etti. Çelik, kararında ısrar etti. Dosya bu kez hâkim Çetin Sönmez’e gitti. O da tutuklama talebini reddetti. Öksüz, böylece elini kolunu sallayarak çekip gitti. İşte beni arayan Öksüz’ü o gün serbest bırakan hâkim Köksal Çelik’ti.

Önce durumunu sordum. Anlattığına göre olayın ardından açığa alınmıştı. Hakkında FETÖ soruşturması açılmış ancak FETÖ ile irtibatı bulunamamıştı. Yine de 2018 yılına kadar açıkta tutulduktan sonra, “memuriyet itibarını bozduğu” gerekçesiyle hâkimlikten atıldı. Adil Öksüz’ü serbest bırakma kararı, hâkimlik kariyerinin sonu olmuştu. İşin ilginci, savcı Cihan Ergün’ü eleştirmekle birlikte bir sözüne katılıyordu: “FETÖ hâlâ devlette etkin.”

TAVRI KORKAK VE ÇEKİNGENDİ

O gün neler yaşandı? Adil Öksüz, hâkim Köksal Çelik’in karşısına nasıl çıktı?

Çelik anlattı:

“Savcı, Adil Öksüz’ü, tutuklama talebiyle bana 18 Temmuz sabah saat 05.30’da gönderdi. Daha doğrusu sorgulamaya 05.30 başladım. Ben de 20 dakika sorguladım. Ağzından bir laf alamayınca ve sürekli savcılıkta verdiği ifadeyi tekrarlayınca, anlattıklarına tam inanmadığım için 05.51’de savcıyı aradım. Aradığımda odasında değildi. Evine gidiyordu. Onun için cep telefonunu aradım. ‘Dosyada bir şey yok, ben tutuklama değil, yurtdışına çıkış yasağı koymak şeklinde adli kontrol düşünüyorum’ dedim. 107 saniye konuşmuşuz. O da ‘Olabilir, sen bilirsin’ gibi şeyler dedi. Bir nevi istişare ile karar verdik. Saat 05.55 gibi kararımı açıkladım ve diğer şüphelilerin sorgusuna başladık. Basının yazdığı gibi bu hain (Adil Öksüz), yakalandıktan 21 dakika sonra değil, iki gün sonra sorguya çıkarıldı. Sorgu işlemi 21 dakika sürdüğü için basın biraz yanlış yazdı bu kısmı.”

Peki, Adil Öksüz’ün tavrı nasıldı?

Köksal Çelik anlattı:

“Tavırları korkak ve çekingendi. Bitkin bir hali vardı. İşkenceye uğradığını iddia etti. Konuşmamak için gayret ediyordu. Ben daha çok konuşturmak için uğraştım. Bir ara ‘Ortalık yanıyor, sen tarla bakmaya gelmişsin’ gibi bir şey söylemişim ama bu kayıtlarda yok. O gün sorguya çıkan kâtip Mehmet Ali Tuna’nın müfettişe verdiği ifadede var.”

BİZDEN BİLGİ SAKLANDI

Sohbet asıl konuya geldi. Adil Öksüz’ü nasıl oldu da serbest bıraktı? Böyle bir karar nasıl verilebilir?

Köksal Çelik, kendisinin hata yaptığını düşünmüyor:

“Benim sorgumdan bir buçuk gün önce, 16 Temmuz’da, bu hainin kim olduğu kışla karakolunda öğrenilmiş. Ama ne jandarma ne de Emniyet görevlileri bana ya da savcılığa bu durumu söyledi. Yani bizden bilgi saklandı. Bir de basının yazdığı gibi bu hain Akıncı Kışlası’nda değil, kışladan bir kilometre dışarıda bir yerde yakalanmış. Üzerinden çıkanlar bize getirilse ya da görevliler bize bunun kim olduğunu söylese ya da savcı hemen tutuklamaya sevk etmeyip dört günlük gözaltı süresini kullansa bu hata olmazdı.

Üssün içinde değil, dışarıda yakalanmış ve sivil gözüküyor. Şüphe var ama ben o şüpheyi savcıya sorup gidereyim dedim. Aradım, o da Adil Öksüz’ü somut delille değil, bir ayet manası sorarak çözmüş. Aradığımda ayetle çözdüğünü de bana söylemedi. Bu arada hayatımda ilk defa şahit oldum bir ayet manasıyla şüpheli çözen savcıya!

Yine bu hain yakalandıktan sonra kışla karakolunda hakkında hazırlanan mavi renkli dosya, bana ya da savcılığa getirilmemiş. Olaydan bir ay sonra HSK müfettişi soruşturma için karakola gittiğinde, tutulan tutanaklar, hainin çıplak resmi, HSK müfettişine veriliyor. Zaten üzerinden çıkan saat, GPRS aleti, cep telefonu vs… Biz hiçbir şey görmedik. Çünkü önümüze getirilmedi. Buna o gün görev yapan savcı, başsavcı ve vekilleri şahittir.

Bana dosya değil, sadece yarım santimetrelik bir üst yazı, bir de ifade ile tutuklanma isteği gönderildi. Buna şimdiki İstanbul Başsavcısı, o dönem aynı adliyede çalıştığımız Şaban Yılmaz şahittir. Delil olacak objeler ve tutanaklar bizden gizlendi, dosyaya konmadı, sonra basın bizi kamikazeci olarak gösterdi. Aynı basın bir zamanlar ‘hükümetin hâkimi’ diye haber yapıyordu.”

ADİL ÖKSÜZ’E YOL VERİLMİŞ

Peki, hata kimde? Öksüz’ün kaçışı sadece bir hâkimin sorunu mu?

Köksal Çelik, o geceden daha büyük bir fotoğrafı işaret ediyor:

“Ben ‘yurtdışı çıkış yasağı’ şeklinde karar verip bırakınca, Aydın’dan aranmış, ‘Biz onu bir yıldan beri bir para trafiğinden dolayı arıyorduk’ diye. Üç kişilik bir suç örgütünü bile devlet görevlilerinin takip ettiği ülkemizde, devasa bir yapının bir elemanın takip edilmemesi hâkimin suçu mu? Bu hainin (Adil Öksüz) adı, darbeden önce açılan FETÖ Çatı İddianamesi’nde ‘Deniz Kuvvetleri İmamı’ olarak geçiyor. Orada şüpheli yapılsa ya da yakalama kararı çıkarılsa zaten bizim önümüze geldiğinde yakalama kararı infaz edilecek ve kimsenin hata yapma imkânı olmayacaktı. Ben o tarihte yılda dört bin karara imza atıyordum. Ankara’da yazılan bütün iddianameleri takip etme, okuma imkânım ve zamanım yok.”

OHAL olağanlaştı: AKP’nin OHAL yetkilerini bir yıl daha uzatan düzenleme meclisten geçti

Gündem

İşkencecilere Adli Tıp Kurumu eliyle cezasızlık kalkanı

Türkiye’deki işkenceler Avrupa’da kurulan Türkiye Tribünali’nde yargılanırken, avukat Eren Keskin, işkencecilerin Adli Tıp Kurumu eliyle nasıl cezasızlık kalkanına alındığını anlattı.

BOLD – Türkiye’de son beş yılda yapılan hukuksuzluk, işkence ve hak ihlalleri İsviçre’nin Cenevre kentinde kurulan Türkiye Tribünali (Turkey Tribunal) Mahkemesinde yargılanıyor.

İşkence iddialarının sınır ötesinde yargılanmasının en önemli nedenlerinden biri de AKP hükumetinin Türkiye’de yargı eliyle işkenceci memurları koruyor olması. Avukat Eren Keskin işkencecilerin siyasi erk tarafından nasıl himaye edildiğini anlattı.

ADLİ TIP ELİYLE İŞKENCECİLER KORUNUYOR HASTA MAHKUMLAR CEZAEVİNDE ÖLÜYOR

Adli Tıp Kurumunun bir devlet kuruluşu olduğunu ve siyasi erkin kontrolü altında bulunduğunu belirten avukat Eren Keskin, “Mahkemeler, siyasi baskıya boyun eğen adli tıp kurumunun dışında delil kabul etmiyor” dedi.

Yasalarda, işkencenin belgelenmesinde tek yetkinin adli tıpta olduğunun yazmadığını söyleyen Keskin, “Bağımsız hekim kararlarının delil olarak kabul edilmesi gerekiyor. Avrupa İnsan Haklarının Mahkemesinin vermiş olduğu çok önemli bir karar var. Buna rağmen mahkeme ve savcılıklar adli tıp dışında delil kabul edilmiyor” diye konuştu.

Keskin bu sorunun işkencenin belgelenmesinin dışında hasta mahkumlar ile ilgilide bir sorun olduğunu belirten Keskin, “Ölecek derecede hasta mahkumlar ‘adli tıp cezaevinde kalabilir’ raporu verdiği için cezaevinde” ifadelerini kullandı.

https://www.boldmedya.com/2021/09/20/erdogan-rejimi-yargilaniyor-ankaradaki-spor-salonu-guantanamo-gibiydi/

Okumaya devam et

Gündem

AKP dış cephe yenilemeyi 500 yıllık dış politika başarısı yaptı

Adalet Partisi döneminden beri Dışişlerine hizmet veren Türkevi’ni yenilenme çalışmalarını 500 yıllık başarı olarak yorumlayan AKP’li Özlem Zengin’e tepki yağdı.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, online yapılacak olmasına rağmen kalabalık bir heyetle Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu için ABD’nin New York kentinde bulunuyor.

Kentte çeşitli temaslarda bulunan Erdoğan, Türkevi’nin yeni binasının açılış töreninde konuştu. Erdoğan, “Burası BM nezdindeki daimi temsilciliğimize ve New York başkonsolosluğumuza ev sahipliği yapacak. BM binasının tam karşısında, bu denli önemli bir eseri hayata geçirmemiz ayrı bir anlam taşıyor” dedi. Erdoğan, Türkevi’nin kapılarının herkese açık olduğunu söyledi.

ERBAŞ DA DUA İÇİN ABD’DE

Erdoğan’ın ABD ziyaretine katılan ekipte yer alan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş da açılışta kürsüden dua okudu. Erdoğan’ın ABD gezisinin maliyetinin 10 milyon lirayı bulacağı belirtiliyor.

1977’DEN BERİ HİZMET VERİYOR

Amerikan bilişim devi IBM’den 1977 yılında dönemin Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil’in katkılarıyla satın alınan, 2013 yılına kadar Türkiye’nin BM Daimi Temsilciliği ve New York Başkonsolosluğu olarak hizmet veren binanın yerine 35 katlı gökdelen inşa edildi.

Selçuklu olmak üzere geleneksel Türk mimari motifleri taşıyan, lale şeklinde gökyüzüne yükselen Türkevi Binası, Downtown Manhattan, East River ve Long Island City’den görülebiliyor.

500 YILLIK BAŞARI

Öte yandan açılıştan bir kare paylaşan AKP’li Özlem Zengin, yenilenen binayı Türk Dış Politikasının en önemli olaylarından biri olduğunu iddia etti. Zengin, “500 Yıllık Türk Dış politika tarihinin en önemli günlerinden bir tanesi” ifadelerini kullandı.

ÇILDIRMAMAK ELDE DEĞİL

Zengin’in ifadeleri siyaset bilimci Burak Yıldırım’ı çileden çıkardı. Binanın uzun yıllardan beri dış politikaya hizmet verdiğine atıfta bulunan Yıldırım, “Şaka gibi. Yıllar önce satın alınan bir binayı yenilerek açılış yapmak nasıl oluyor da 500 yıllık Türk Dış Politikasının en önemli günü oluyor. Bina açmayı Diplomatik başarı gibi lanse etmek. Çıldırmamak elde değil” dedi.

BU MUDUR?

Zengin’in sözlerine gazeteci Metin Cihan’dan da tepki geldi. Binanın eskiden de hizmet verdiğine dikkat çeken Cihan, Zengin’e “Mülkiyet 1977’den beri zaten Dışişleri Bakanlığına (kamuya) ait. Orada zaten Türkevi ve konsolosluğumuz vardı. Yıkım ve inşaat ihale maliyeti: 291 milyon dolar. Bu para devlet bütçesinden yandaş müteahhide aktarıldı. Sizce bu mudur 500 yılın dış politika hamlesi? diye sordu.

Yurtta israf cihanda israf!

 

Okumaya devam et

Gündem

Afrika’daki açlığı 30 bin euroluk saatiyle anlattı

Gezdiği 23 Afrika ülkesini kitaplaştıran Emine Erdoğan’ın tanıtım için kullandığı fotoğraflardan biri geleneği bozmadı. O kare Emine Erdoğan’ın kol saatinin de  fiyatını ortaya çıkardı.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın “Afrika Seyahatlerim” adlı kitabının duyurusu dün gerçekleştirildi. Eşi Erdoğan ile ABD’ye giden Emine Erdoğan, kitabının tanıtımını burada da yapacak. Yapılan tanıtım toplantısı için kullanılan fotoğraflardan biri Emine Erdoğan’ın lüks tutkusunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Emine Erdoğan’ın Etiyopya ziyareti sırasında çekilen fotoğrafındaki kol saatinin lüks marka Chopard olduğu ve fiyatının yaklaşık 30 bin euro olduğu iddia ediliyor.

Konuyla ilgili sosyal medya hesabından açıklama yapan İyi Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Ahmet Erozan, “Tayyip yazar da Emine hanım yazmaz mı..! Fotoğraflarla bezenmiş ‘Afrika’ya seyahatlerim’ kitabı piyasada…Chopard Happy Diamonds kol saati Afrika’nın yoksulluğu ile uyum halinde… Kol saati çakma değilse fiyatı 30.000 Euro’dan başlıyor…” ifadelerini kullandı.

TASARRUF TAVSİYELERİ ÇOK TARTIŞILDI

Kamuoyuna tasarruf yapmaları konusunda telkinlerde bulunan Emine Erdoğan’ın “Porsiyonları küçültün” tavsiyesi tartışma yarattı. Eşi Erdoğan ile sık sık yurtdışı gezilerine katılan Emine Erdoğan’ın 50 bin dolarlık Hermes marka çanta kullandığı ortaya çıkmıştı.

MUSLUĞU ALTIN KAPLAMA

Emine Erdoğan’ın Saray mutfağında verdiği poz da başına dert açtı. Emine Erdoğan’ın aşure günü dolayısıyla paylaştığı fotoğraftaki altın kaplama musluk bataryasının fiyatının 9 bin 640 lira olduğu ortaya çıktı.

Yurtta israf cihanda israf!

Okumaya devam et

Popular

Shares