Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Akdeniz ülkelerinde kaç tane yangın söndürme uçağı var?

Türkiye’nin kaç yangın söndürme uçağı olduğu ve bunların akıbetine ilişkin birbiriyle tutarsız açıklamalar ve çelişkili bilgiler mevcut. THK 3 uçağımız var derken Erdoğan “Kullanılacak uçak yok” açıklaması yaptı. Türkiye’nin 6’da bir büyüklüğüne sahip Yunanistan’da ise 20 tane uçak bulunuyor.

BOLD ANALİZ – Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 2019 yılında Türkiye’nin elinde orman yangınlarıyla mücadele edecek bir uçak filosunun bulunmadığını açıklamış, Türk Hava Kurumu’nun elindeki CL-215 model 6 uçak olduğunu ve bunların üçünün faal olmadığını açıklamıştı.

Türkiye’de yangın söndürme uçağı ile ilgili haberlerin ardından yazılı bir açıklama yayımlayan Türk Hava Kurumu, “Şu anda Manavgat dahil ülkemizin çeşitli bölgelerinde 3 adet Beriev BE-200. 10 bin litre kapasiteli amfibik yangın söndürme uçağı, 15 adet Mİ-8 2.500 litre kapasiteli genel maksat helikopteri, 2 adet de 7,500 litre kapasiteli genel maksat ve yangın söndürme helikopteri CH-47 Chinook olmak üzere toplam 20 aracımız Manavgat’taki orman yangınları dahil, ülkemizin her bölgesinde devam eden yangınlara ara vermeden müdahale etmektedir.” dedi.

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise, “Türk Hava Kurumunun uçakları varmış da.. Neye göre söylüyorsun bunu? Neyi biliyorsun da söylüyorsun? Türk Hava Kurumunun şu anda elinde buralarda rahatlıkla kullanabilecek uçak falan yok.” açıklamasını yaptı.

Peki, Türkiye gibi Akdeniz’e kıyısı olan ve sıcak havaların da etkisiyle sık sık orman yangınlarıyla karşı karşıya kalan diğer ülkelerde durum nasıl?

BÖLGENİN EN GENİŞ YANGIN SÖNDÜRME FİLOSU YUNANİSTAN’A AİT

Türkiye’nin 6’da biri büyüklüğe sahip Yunanistan, yüzölçümüne göre bölgenin en geniş yangın söndürme uçak filolarından birine sahip.

Yunanistan’ın Kanadalı Bombardier (eski adıyla Canadair) şirketinden satın alınmış 13 CL-215 Scooper ile 9 CL-415 Superscooper’dan oluşan 22 uçaklık bir yangın söndürme filosu bulunuyordu.

Bombardier (Canadair) CL-215 yangın söndürme uçağı

İki adet CL-415 Superscooper kaza yaptığı için ancak şu an 13 CL-215 Scooper ile 9 CL-415 Superscooper’dan oluşan 20 uçaklık filo kullanılabiliyor.

Yunanistan’ın elinde ayrıca 18 adet Polonya yapımı Pezetel tipi yangın söndürme uçağı da bulunuyor. 1983’ten bu yana kullanılan bu küçük uçaklar özellikle yeni model Canadair CL-415’lerin gelmesinin ardından günümüzde devriye/kontrol görevlerine verilmiş durumda. Yakıt tanklarına yapılan modifikasyonlar ile 2,5 saatlik uçuş süreleri 4,5 saate çıkarılmış.

FRANSA’NIN ELİNDE 29 YANGIN SÖNDÜRME UÇAĞI VAR

Fransa Sivil Savunma bünyesinde yer alan yangın söndürme uçaklarının sayısı 29. Bunların içinde 12 adet Canadair CL415, 10 adet Grumman S-2 Tracker, 4 adet Dash-8 Q400 ve 3 adet Beechcraft King Air 200 var.

Filonun en eski uçakları olan ve 2019 yılı ağustos ayında yangın söndürme çalışmaları sırasında düşerek bir pilotun ölümüne neden olan Tracker’lar yerini 2020’de Dash model uçaklara bıraktı.

O dönem Fransa 6 adet daha Dash alacağını duyurdu. Yeni nesil yangın söndürme uçağı olarak tanıtılan Dash, 10 ton su taşıma kapasitesine sahip.

Beechcraft model uçaklar ise daha çok devriye görevleri için kullanılıyor.

Bunların yanı sıra Fransa’nın anakarasında ve Korsika adasındaki 22 üssünde faaliyet gösteren 40 adet EC145 helikopterden oluşan bir filosu bulunuyor. Filonun arama kurtarma ve acil tıbbi müdahale görevleri yanında gerektiğinde havadan yangınlara müdahale görevi de var.

İSPANYA’NIN FİLOSUNDA 17 UÇAK VAR

Akdeniz ikliminin de etkisiyle sık sık orman yangınlarıyla mücadele eden İspanya’nın elinde 17 uçaktan oluşan bir Bombardier (Canadair) filosu bulunuyor (14 CL-215 ve 3 CL-415).

Bombardier (Canadair) CL-415 yangın söndürme uçağı

İspanya’da yangın söndürme uçakları hava kuvvetlerinin bünyesinde görev yapıyor.

Bunun yanı sıra Babcock adlı uluslararası bir firma İspanya’ya yangınlarda önemli destek sunuyor. İtalya’ya da aynı şekilde hizmet veren firmanın İspanya’da çeşitli türlerde 57 adet yangınla mücadele hava aracı bulunuyor.

İTALYA’NIN ELİNDE 19 UÇAK VAR

İtalya’nın yangın söndürme filosunda 16 CL-415 ile 3 CL-215’ten oluşan 19 uçaklık bir Bombardier ağırlığı dikkat çekiyor.

Babcock şirketinin yangınla mücadele için İtalya’da 100’ün üzerinde farklı türde hava aracı mevcut. Bunun içinde küçük, orta ve büyük boyutlarda helikopterler ve uçaklar var.

BOMBARDİER (CANADAİR) YANGIN SÖNDÜRME UÇAKLARI

CL-215 Scooper model uçaklar daha eski ve aldığı su kapasitesi daha düşük olanlar. CL-415 model uçaklar ise deniz veya göle indiklerinde 6 tondan fazla suyu (6 bin 137 litre) 12 saniye içerisinde doldurup yeniden havalanabiliyor. Su alabilmek için 1.5 km’lik bir su pistine ihtiyaçları olan bu uçaklar, su doldurma işlemini 130 kilometre hızla giderken yapabiliyor. Suyu aldıktan sonra istenirse içerisine yangın söndürme ve soğutmada kullanılan kimyasalları da katabiliyor. CL-415’ler 3 saat havada kalabiliyor.

1990’da üretimi durdurulan CL-215’ler ise daha az su taşıma kapasitesine sahip (4 bin 900 litre) ancak manevra kabiliyeti daha yüksek. Daha kısa su pistlerine ihtiyaç duyuyorlar.

Daha yüksek su alma kapasitesine sahip ve yeni olan Bombardier (Canadair) CL-415 uçakların yaklaşık maliyeti 35 milyon dolar değerinde.

Yani Erdoğan’ın Katar’dan 400 milyon dolara aldığı ultra lüks Boeing 747-800 tipi uçak alınmamış olsaydı yeni olan ve daha yüksek su taşıma kapasitesine sahip Bombardier CL-415 yangın söndürme uçaklarından 11 adet alınabilirdi.

Erdoğan’ın uçak filosu ABD Başkanında bile yok

Analiz

Saray’a bağlı yargıdan Adalet Bakanı Abdulhamit Gül de şikayetçi

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, “Yargıyı yargıya bırakacak bir hukuk kültürü oluşturmamız gerekiyor” dedi. Cumhuriyetin 100’üncü yılında yeni yüzyıla daha adil bir Türkiye, daha adil bir dünya anlamında önemli neticeleri hep birlikte gerçekleştireceklerini savundu.

BOLD ANALİZ – Bursa’da Adalet Bölge Değerlendirme Toplantısı’nda konuşan Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, “Yargıyı yargıya bırakacak bir hukuk kültürünü medyasıyla, siyasetiyle, akademi ve sivil toplum kuruluşlarıyla hep beraber oluşturmamız gerekiyor” dedi.

2023’E KADAR GERÇEKLEŞTİRMEK İSTİYORUZ

Bakan Gül, Bursa’da Adalet Bölge Değerlendirme Toplantısı’nda konuştu. İnsan Hakları Eylem Planı ile “özgür birey, güçlü toplum, daha demokratik bir Türkiye” hedeflerinin olduğunu belirten Gül, “Tüm bunları 2023’e kadar gerçekleştirme irademiz var. İnanıyoruz ki Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında yeni yüzyıla daha adil bir Türkiye, daha adil bir dünya anlamında önemli neticeleri hep birlikte gerçekleştireceğiz” dedi.

YARGIYI YARGIYA BIRAKACAK BİR KÜLTÜR OLUŞTURMALIYIZ

Yargının ancak delille karar vereceğini belirten Bakan Gül, yargı mensuplarının hedefe konulmasını eleştirdi. Yargının işini yapması için yargıya bırakılması gerektiğini belirten Gül, “Yargısız infaza herkes için karşı çıktığımız gibi yargının da yargısız infazını asla kabul etmiyoruz. Yargıyı yargıya bırakacak bir hukuk kültürünü medyasıyla, siyasetiyle, akademi ve sivil toplum kuruluşlarıyla hep beraber oluşturmamız gerekmektedir”

HAKİM KARAR ALMADAN SARAY’I ARADI

Bakan Gül, yargının yargıya bırakılması gerektiğini belirtirken, yakın dönemde mahkemelerin karar almadan Saray’la görüştüğü de medyaya yansıdı. Gazeteci Müyesser Yıldız, 15 Temmuz yargılamaları sırasında açık unutulan mikrofondan iki üye hakimin geciken Mahkeme Başkanı için, “Başkan Cumhurbaşkanı danışmanıyla görüşüyor” ifadelerini kullandığını köşesine taşıdı. Ayrıca AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yaptığı konuşmalarda başta Selahattin Demirtaş olmak üzere gazeteci Deniz Yücel, ABD uyruklu rahip Andrew Craig Brunson, iş insanı Osman Kavala’nın tutukluluklarının sürmesi için yargıya talimat vermişti. Erdoğan, yüksek yargı mensuplarıyla çay toplaması, Yargıtay başkanının Erdoğan’ın önünde düğmesiz cübbesini iliklemeye çalışması tepki çekmişti.

 

Öğretmen Mehmet Alp TEM’deki işkenceyi anlattı: Kafama silah dayayıp ‘yaşamak istiyorsan kabul edeceksin’ dediler

Okumaya devam et

Analiz

Erdoğan online zirveye çıkarma yaptı: Maliyeti 10 milyon lirayı geçecek

Online yapılacak BM Genel Kurulu için ABD’ye giden AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı daha önce ABD’ye giden Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu karşıladı. Erdoğan’ın bu ziyareti için milletin cebinden milyonlarca lira çıkacak.

BOLD ANALİZ – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na katılmak için kalabalık bir heyetle ABD’ye gitti. Erdoğan’ı havalimanında Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu karşıladı.

KALABALIK BİR HEYETLE GİTTİ

Erdoğan, New York’taki BM 76. Genel Kurulu’na katılmak üzere “TC-TRK” uçağıyla ABD’ye gitti. Erdoğan’ı, John F. Kennedy Uluslararası Havalimanı’nda (JFK) Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Hasan Murat Mercan ile diğer yetkililer karşıladı. Erdoğan’ın yanında eşi Emine Erdoğan, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Ticaret Bakanı Mehmet Muş, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, AKP Genel Başkanvekili Binali Yıldırım, iş insanları ve gazetecilerden oluşan kalabalık bir heyet bulunuyor.

LİDERLER ONLİNE OLARAK KATILACAK

Koronavirüs salgını nedeniyle zirve geçen yıl olduğu gibi bu yıl da online olarak yapılacak. Zirvenin online olarak yapılacak olması nedeniyle liderler ABD’ye çağrılmadı. Online zirveye Erdoğan’ın kalabalık heyetle gitmesi, “Erdoğan Amerika’ya var olan bir problemi çözmeye mi gidiyor?” algısına yol açtı. Bu nedenle yabancı yatırımcıların Türkiye’den çıkması nedeniyle dolar 6.40 lira seviyelerinden 6.70 seviyelerinin üzerine çıktı.

DAVETSİZ ZİYARETİN MİLLETE MALİYETİ 10 MİLYON LİRAYI GEÇECEK

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın davet edilmemesine karşın kalabalık bir heyetle ABD’ye yaptığı ziyaretin faturası 10 milyon lirayı bulacak. Sadece uçağın benzin ve iniş, kalkış, uçağın gecelemesi, bakımı, temizliği, merdiveni, kılavuzluk hizmeti gibi masraflarına yaklaşık 500 bin dolar ödenecek. Konaklayacakları süit oda, yeme içme, kiralık araç ve diğer harcamaları da millet karşılayacak. Bunların hepsinin maliyetinin 10 milyon lirayı geçmesi bekleniyor.

Türkiye’de işkencenin raporu açıklanıyor: Hukukçular ve hak savunucuları İsviçre’de toplandı

Okumaya devam et

Analiz

İşte böyle bir döneme denk geldik!

15 Temmuz sonrası AKP,  Gülen Hareketi mensupları başta olmak üzere birçok etnik ve siyasi gruba yönelik tarihte eşine az rastlanır bir soykırım politikası yürüttü. Devlet kurumlarının karıştığı işkence, tecavüz, adam kaçırma, çıplak arama gibi skandallar kayıtlara geçti. İşkenceler, tutuklananlar için cezaevinde de devam etti. Bir çok mahkumun sağlam girdiği cezaevlerinden cenazesi çıktı. Yaşanan binlerce hak ihlali ve hukuksuzluklardan, basına yansıyan birkaçı bile vicdan sahiplerini rahatsız ediyor. İş insanı Akın İpek’in “Bu dönemi tarif et deseniz” diye başlayan paylaşımı büyük beğeni topladı.

BOLD – 15 Temmuz sonrası Türkiye’de yürekleri burkan insan hakları ihlalleri ve hukuksuzluklar yaşandı. Darbe girişiminin yaşandığı 2016 ile 2020 arasında cumhuriyet savcılıkları, TCK’nın 314’ncü maddesinde yer alan silahlı terör örgütü üyeliği iddiasıyla 1 milyon 576 bin 566 soruşturma başlattığı ortaya çıktı.

ONBİNLERCE OPERASYON YÜZBİNLERCE GÖZALTI VE TUTUKLAMA

15 Temmuz’un 5. yıldönümünde konuşan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, sadece Gülen Hareketi mensuplarına yönelik 135 bin 916 operasyon gerçekleştirildiğini, 312 bin 121 gözaltı ile adli makamların kararıyla 99 bin 123 tutuklama yapıldığını açıkladı.

ÇIPLAK ARAMA REZALETİ

Gözaltına alınan ve tutuklanan Gülen Hareketi mensuplarına, polis merkezlerinde ve cezaevlerinde de insanlık dışı muamele devam etti. Uşak’ta gözaltına alınan üniversiteli kız öğrenciler polis merkezinde keyfi olarak çıplak aramaya maruz kaldı. AKP’li Özlem Zengin ise keyfi çıplak arama yapalar yerine bunu ifşa edenler öğrencileri ahlaksızlıkla suçladı.

PLASTİK SANDALYEDE ÖLÜM

KHK’lı polis Mustafa Kabakçıoğlu, tutuklu bulunduğu Gümüşhane Cezaevindeki 29 Ağustos 2020’de karantina hücresinde hayatını kaybetti. Kabakçıoğlu’nun plastik sandalye üzerinde hayatını kaybetti yapılan incelemenin ardından polis kayıtlarına girdi. Gazeteci Sevinç Özarslan, Kabakçıoğlu’nun yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle cezaevi yönetimine defalarca dilekçe yazdığını, ancak sonuç alamadığını ortaya çıkardı.

CEZAEVİNDE BEBEĞİNİ KAYBEDEN KANSERLİ ANNE YENİDEN TUTUKLANDI

Üç ay kaldığı Bandırma M Tipi Cezaevinde 7 haftalık bebeğini kaybeden Gülden Aşık, 15 Eylül’de yeniden tutuklandı. Bir süredir tutuksuz yargılanan ve cezaevindeyken ilk biyopsisi yapılan üç çocuk annesi Aşık, iki yıldır tiroit kanseriyle mücadele ediyor.

HELİKOPTERDEN ATILAN KÖYLÜLER

Van’ın Çatak ilçesinde 11 Eylül 2020’de gözaltına alınan Osman Şiban ve Servet Turgut’un  helikopterden atıldıkları ortaya çıktı. Osman Şiban ağır yaralanırken Servet Turgut hayatını kaybetmişti.  Olay uzun süre kamuoyundan gizlenmeye  çalışılsa da hastane raporları basına sızdı. Haberi yapan Kürk gazeteciler de tutuklanırken, habere erişim engeli getirildi.

İçişleri Bakanı gözaltındayken helikopterden atılan 2 köylüyü, mahkeme kararı olmadan teröristlere yardım ve yataklık yapmakla suçladı.

20 AYDIR HÜCREDE

Yasalara aykırı olmasına rağmen 20 aydır hücrede tutulan Akif Sarı felç geçirdi. İzmir Kırıklar 2 Nolu F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan Sarı’nın yüz felci geçirdiği öğrenildi. Hücrede kaldığı için halüsinasyon gören Sarı, şu anda sağ gözünü açamıyor, dilinin sağ tarafını ve parmaklarını hissetmiyor.

SOSYAL MEDYADA ADALET ARIYOR

Gülen Hareketine yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında tutuklanan ve aldığı 9,4 yıllık hapis cezası Yargıtay tarafından onaylanan kanser hastası Ayşe Özdoğan’ın, yeniden hapse girmesi gündemde. Cezaevine girmesi halinde doktorların 5 yıl ömür biçtiği Özdoğan, ceza infazının ertelenmesi için sosyal medyadan çağrı üstüne çağrı yapıyor.

Troliçe olarak da anılan Hilal Kaplan, sesini duyurmaya çalışan kanser hastası Ayşe Özdoğan’ı, hedef aldı. Kaplan, Özdağan’a muhafazakar camiadan destek açıklamalarına öfkelendi. Kaplan, “Mazlum” derken FETÖ yöneticiliğinden hüküm giydiğini belirtmemişsiniz. Kamuoyuna çağrı yaparken belirtilmesi gereken önemli bir ‘detay’ değil mi bu?” diyerek nefret suçu işledi.

POLİS MERKEZİNDE TECAVÜZ BELGELENDİ

Afyon TEM’de işkence gören ve tecavüze uğrayan A.A’nın 12 Haziran 2017’de Anayasa Mahkemesine yaptığı bireysel başvuru geçenlerde karara bağlandı. A.A’nın insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamelelere maruz kaldığına hükmeden yüksek mahkeme, işkenceci polisler hakkında yeniden soruşturma açılmasını istedi.

SEBEPSİZ ALIKOYMA VE İŞKENCE

İstanbul Başakşehir’de 20 Ocak günü kaçırılan elektrik işçisi sol görüşlü Gökhan Güneş , kendilerini polis olarak tanıtan kişilerin 138 saat boyunca işkencesine maruz kaldı. Günler sonra gözleri bağlı bir şekilde sokak ortasında bırakılan Güneş’in işkence sonucu yüzündeki darp izleri ve morluklar, başından geçenleri anlattığı basın açıklamasında kameralara yansımıştı.

ZAMAN ADALETSİLİĞE SON VERME ZAMANI

Basına da yansıyan bu olaylar, yaşanan binlerce işkence ve hak ihlalinden sadece  birkaç örnek. Devletin vatandaşıyla kavga ettiği söyleyen DEVA Partili Mustafa Yeneroğlu, “Düşman hukuku anlayışı ile yüzbinlerce masum insanın hayatı mahvedildi. Zaman adaletsizliklere son verme zamanıdır” dedi.

DÖNEMİ TARİF ET DESELER…

İş İnsanı Akın İpek ise yaşanan hukuksuzlar ve soykırımı şöyle ifade etti: “Bu dönemi tarif et deseniz; Meriç de vefat eden bebeklere, işkence ve tecavüze uğrayan gençlere, hapiste ölmemek için çırpınan kadına; ‘Ama onlar fitocu’ derlerdi derim… Daha beteri; Korkuydu, konuşmaya korkardı insanlar derim. Hitler’le tanıştık, Goebbels’i tanıdık; Ramses’i uzaktan, Yezit’i yakından gördük… Çocukların, gençlerin canlı canlı gömüldüğüne, anaların ‘bir deli’ gibi şehrin sokaklarında dolaştıklarına şahit olduk derim. Hakikat, kızgın bir demir gibi, tutanın elini yakıyor, bir avuç, yiğit evladı yiğit ten başkası, yanına dahi yaklaşamıyordu derim.”

Uşak’ta çıplak aranan kız öğrencilere ceza: Bu bir siyasi intikam operasyonu

Okumaya devam et

Popular

Shares