Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Mahkum sayısının bazı parti seçmen sayılarını geçtiği Türkiye’den cezaevi manzaraları

Türkiye nüfusa oranla mahkum sayısında Rusya’yı da geride bırakarak birinci oldu. Avrupa’nın en kalabalık cezaevi nüfusuna sahip ülkesi olan Türkiye’de mahkum sayıları bazı siyasi parti seçmenlerini de geride bıraktı. Türkiye’nin kalabalık cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri hemen hergün basına yansıyor.

BOLD – Türkiye’de her 100 bin kişiye oranla cezaevlerinde bulunan tutuklu sayısı 357 olarak kayıtlara geçti. Türkiye bu istatistikle, Avrupa’nın “cezaevlerinde en fazla mahkum bulunan” ülkesi oldu. Avrupa’da mahkumiyet oranı en yüksek olan ülke Türkiye, Rusya’yı da geride bıraktı.

Türkiye ve Rusya’nın (356) ardından, sıralamada Gürcistan üçüncü (264), Litvanya (220) dördüncü ve Azerbaycan (209) beşinci sırada yer aldı.

Türkiye’de nüfusa oranla 0,35 olan mahkum sayısı bazı siyasi partilerin oy yüzdelerini geride bıraktı. Akademisyen Nezih Okur Türkiye’deki mahkum sayısının, 0,22 oy oranına sahip Vatan Partisini geçtiğini söyledi.

Türkiye’deki özellikle siyasi mahkum sayısında 15 Temmuz’dan sonra belirgin bir artış var. Hatta kapasitenin mahkum sayısını karşılamadığı defalarca basına yansıdı.

FOREİGN POLİCY YENİ CEZA EVLERİNİ YAZDI

Erdoğan’ın inşa ettirdiği cezaevlerini muhaliflerle doldurduğunu yazan Foreign Policy, Türkiye’de inşaatı devam eden cezaevlerinin uydu fotoğraflarını paylaştı. Fotoğraflarda, 2016 Temmuz ile 2021 Mart’ı arasında 131 cezaevi inşaatının devamını gösterdiği belirtildi.

Toplu tutuklamalar ve siyasi mahkumiyetlerin 15 Temmuz’dan önceki 4 yılda da olduğunu belirten dergi, uydu fotoğraflarına dayanarak 15 Temmuz’dan sonraki cezaevi inşa faaliyetinin 2012-2016 döneminin 2 katına çıktığını belirtti.

Cezaevi ve mahkum sayısında 15 Temmuz’dan bu yana büyük artış yaşanan Türkiye’de hemen her gün hak ihlalleri haberi geliyor. Sadece bugün cezaevlerinde yaşanan 3 hak ihlali basına sızdı.

AFYON’DA PSİKOLOJİK ŞİDDET

Afyonkarahisar 1 Nolu T Tipi Cezaevinde mülakat adı altında hukuksuz sorgulama yapılıyor. Beş yıl hapis yatan mahpusların tekrar ifadeleri alınıyor. Cevapları beğenilmeyenlerin denetimli serbestlik hakkı verilmiyor.

KORONAVİRÜS İLAÇLARI VERİLMİYOR

MİT’in Malezya’da kaçırarak Türkiye’ye getirdiği ve cezaevinde koronavirüse yakalanan eğitimci İsmet Özçelik’e 20 gündür ilaçlarının verilmediği öğrenildi. Birleşmiş Milletler kararına rağmen tahliye edilmeyen ağır kalp ve şeker hastası olan 62 yaşındaki Özçelik 4 yıldır hapiste bulunuyor.

KOLUNU KULLANAMIYOR

31 Mayıs’ta Kırgızistan’dan kaçırılıarak Türkiye’ye getirilen Orhan İnandı’nın gördüğü işkenceler nedeniyle kolunda 3 kırık oluştuğu ortaya çıktı. İnandı’nın tedavisinin cezaevinde geciktirildiğini söyleyen eşi Reyhan İnandı, “Ameliyat olması gerekiyordu. Kırıkların kaynaması sonucu ameliyat olmadı. İki aydır sağ kolunu kullanamıyor” dedi.

İşkence gören Orhan İnandı’nın kolunda 3 kırık var: İki aydır sağ kolunu kullanamıyor

Analiz

“Her yerdeyiz” diyen TÜGVA’lılar haklı çıktı: Mahkemeden sonra TBMM de kalkan oldu

Kurumlara torpilli atamaları ifşa olan Türkiye Gençlik Vakfı ile ilgili skandalların ardı arkası kesilmiyor. TÜGVA’lı hakimin vakıf lehine erişim engeli kararı sonrası TÜGVA eğitimcisi olan TBMM Başkanı Şentop da muhalefetin TÜGVA önerisini reddetti.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın kurucusu ve yöneticilerinden olduğu Türkiye Gençlik Vakfı’nın (TÜGVA), MİT, ordu, emniyet ve yargı başta olmak üzere devlet kurumlarında kadrolaştığı ortaya çıktı.

Gazeteci Metin Cihan’ın sosyal medya hesabından vakıf çalışanlarının gönderdiği belgeleri ifşasıyla ortaya çıkan skandallara her gün bir yenisi ekleniyor.

TÜGVA’LI HAKİMDEN ERİŞİM KARARI

Basına da yansıyan haberlere de TÜGVA kadrolarından hakim yapılan kişiler tarafından yayın yasağı getiriliyor.

İlerihaber.org’da yer alan TÜGVA ile ilgili bir haber “kişilik hakları ihlali” gerekçesiyle, Osmaniye 1. Sulh Ceza Hakimliği‘nin 15 Ekim 2021 tarih ve 2021/4983 sayılı kararı ile erişime engellendi.

Akademisyen Ayşe Aydoğdu ve gazeteci Canan Kaya sosyal medyadan kararı alan mahkeme ile ilgili çarpıcı bir bilgi paylaştı. Erişim engeli kararı alan 2. Sulh ceza hakimi Muhsin Kadir Yılmaz’ın da TÜGVA listelerinde adı olduğu iddia edildi.

ÖNEGEYE ŞENTOP ENGELİ

Konuyu Meclis’e taşımaya çalışan muhalefete ise bir TÜGVA eğitimcisi olan TBMM Başkanı Mustafa Şentop’tan izin çıkmadı.

CHP Mersin Milletvekili Alpay Antmen’in TÜGVA’nın torpil listeleriyle ilgili verdiği önerge, TBMM Başkanı Mustafa Şentop tarafından kabul edilmedi.

KİŞİSEL BİR KONU VAR

Şentop, iade yazısında “Kişisel görüş belirtildiğini” öne sürünce CHP’li Antmen’den yanıt gecikmedi. Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Antmen, “TBMM Başkanı Mustafa Şentop TÜGVA ile ilgili önergemi ‘Kişisel’ bularak iade etti. TÜGVA yeni bir paralel yapı mı? TÜGVA bugüne kadar hangi kamu kurumuna kaç kişiyi torpille soktu? sorularımın neresi kişisel? Ama kişisel bir konu var; o da Şentop’un TÜGVA Eğitimcisi olması!” ifadelerini kullandı.

Tarafsızlık adına Şentop’u TÜGVA’dan istifaya çağıran CHP’li Antmen, “TÜGVA’dan vazgeçemiyorsa Meclis Başkanlığından istifa etsin! Bir de TÜGVA’nın Mustafa Şentop ile ilgili sayfasında ‘şirket’ olarak TBMM gösterilmiş. Hem TÜGVA hem Şentop TBMM’yi şirketleri olarak görüyor!” dedi.

TÜGVA’LILAR: HER YERDEYİZ

Bilal Erdoğan’ın katıldığı bir toplantıda komando marşını değiştirerek TÜGVA’ya uyarlayan vakıf üyeleri “Her yerdeyiz” diyerek dün gövde gösterisi yaptı.  Üyeler ‘Başkomutan’ dedikleri Erdoğan’a da bağlılık yemini etti.

Olan Osman Kavala’ya oldu

 

Okumaya devam et

Analiz

TÜGVA’dan Hitler’in SS’lerini andıran yemin! Bilal Erdoğan’a böyle söz verdiler

TÜGVA’lılar bugün Bilal Erdoğan’ın karşısında ‘Komando Andı’nı değiştirerek yaptıkları ‘yemin’ ile gündemde. TÜGVA’lıların yemini dünyayı kana bulayan Nazilerin, Anayasa yerine Hitlere verdikleri kişisel sadakat sözünü hatırlattı. Birçok Nazi subayı bu yemini bahane ederek insanlığa karşı işlediği suçlardan affını istese de mahkemeler bunu kabul etmedi.

BOLD – Türkiye’nin gündemindeki Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) üyeleri, bugün Bilal Erdoğan’ın katıldığı bir toplantıda bir araya geldi. TÜGVA, ilk olarak İBB ile mahkemelik olduğu Büyükada İskelesi’ndeki kafeteryayı mahkeme kararına rağmen tahliye etmemesiyle gündeme geldi.

Vakıf, bu olaydan kısa bir süre sonra çalışanların sızdırdığı kadrolaşma belgeleriyle gündeme geldi. İki büyük skandalla Türkiye’nin gündemine oturan TÜGVA’nın bugün yaptığı toplantıya üyelerinin yaptığı yemin damga vurdu.

“TÜGVA’nın erleriz” diye başlayan yeminde skandal ifadeler yer alıyor. Bilal Erdoğan’ın da konuşma yapmak üzere kürsüye çıktığı sırada ayağa kalkan vakıf üyeleri, “TÜGVA’lıyım her yerde ben varım havada karada denizde. Allah, Kuran, Peygamber, Tekbir, Başkomutan Erdoğan” sözleriyle yemin etti. Yemin sırasında AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın kürsüde olduğu görüntülere yansıdı.

TÜGVA’lı gençlerin yemini, Almanya’da 1930-1940’lı yıllara damga vuran Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi lideri Adolf Hitleri destekleyen partililerin yaptığı yemini andırıyor.

HİTLER YEMİNİ

Hitler Yemini ve Askerin Yemini olarak anılan yeminde Alman Silahlı Kuvvetlerinin subay ve askerleri ile Nazi Almanyası memurlarının Hitlere bağlılıklarını bildiriyor.

Bu yeminle Almanlar ülkenin anayasasına bağlılık yerine Adolf Hitler’e kişisel sadakat sözü vermiş oldu. Tarihçiler bu kişisel yemini savaş suçları, zulüm ve soykırım işlemek için verilen emirlere uymak için önemli bir psikolojik unsur olarak görüyorlar. Nazilerin yargılandığı Nürnberg mahkemelerinde birçok Alman subay ettikleri yemini savaş suçları ve insanlığa karşı suçlara karşı savunma olarak kullanmaya çalıştı. Fakat çabaları başarısız oldu.

Bu gidişle seçim 2023’e kalmaz! İşte yeni seçim hesapları

 

Okumaya devam et

Analiz

Erdoğan’ın yeni ‘Papaz’ tuzağı

2018 yılında yaşanan Rahip Brunson krizinin büyümesine izin vererek doların 8,5 TL’ye tırmanmasına sebep olan Erdoğan, yüksek kur, faiz ve enflasyonla halkını zor durumda bıraktı. O günlerde Merkez Bankasının ihalesiz dolar satışları ve ucuzdan dolar alan şirketler çok tartışıldı. 10 büyükelçi tartışmasından da kötü kokular alan muhalefet, Erdoğan’ın niyetini sorguluyor.

BOLD – Eskişehir’de Millet Bahçesi açılışında konuşan Tayyip Erdoğan, Osman Kavala açıklaması yapan 10 Büyükelçi için istenmeyen adam ilan edilmesi talimatını verdiğini duyurdu. Erdoğan, “Ben Dışişleri Bakanıma talimatı verdim, ne yapması gerektiğini söyledim. Bunların bir an önce istenmeyen adam ilan edilmesini halledeceksiniz dedim. Bunlar Türkiye’yi anlayacak, bilecek. Anlamadıkları gün burayı terk edecekler” dedi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Erdoğan’ın talimatını yerine getirmesi sonrası büyük bir diplomatik kriz yaşanacak. Dünyanın en önemli 10 ülkesinin büyükelçileri Türkiye’den ayrılmak zorunda kalacak. Zaten yükselen dolar ve eurodaki artışın hızlanmasından endişe ediliyor.

2018 yılında ABD ile yaşanan Rahip Brunson krizinde de döviz kurunda benzer bir kırılma noktası meydana geldi. ABD’den gelen yaptırım tehdidi sonrası dolar 8,50 TL’ye ulaştı. Kriz Erdoğan’ın geri adım atması sonrası bitti. Erdoğan’ın krizi tırmandırdıktan sonra geri adım atması ise Merkez Bankasının ihalesiz dolar satışını ve bu dolarları ucuzdan alan şirketleri gündeme getirdi.

BU BİR GÖREV İHMALİ

Merkez Bankasının kayıp 28 milyar dolar rezervi ile ilgili en hararetli tartışmaların yaşandığı geçen Mayıs ayında çarpıcı bir gerçek ortaya çıktı. Ekonomi yazarı Alaattin Aktaş, “Hazine ile 2017’de imzalandığı belirtilen protokol bu şekilde döviz satışına olanak veriyorduysa 2018’de Rahip Brunson krizi sırasında kur fırlayıp giderken bu protokol devreye sokularak niye satış yapılmadı da doların 8.50’yi aşmasına göz yumuldu? Bu bir görev ihmali, hatta görevi kötüye kullanma değil mi” diye sordu.

DIŞ GÜÇLER YÜKSELTİ DEME

Şimdi yaşanan büyükelçi krizinden de muhalefet kötü kokular alıyor. İyi Partili Ümit Dikbayır, “Sayın Erdoğan, senin yanlış ekonomi yönetimin ve iş bilmezliğin sonucu dolar bugün 10 TL. Baştan söyleyeyim; Büyükelçiler üzerinden uluslararası kriz çıkartıp, bunu siyaseten fırsata çevirmeye çalışıp; yarın, dövizi ben değil dış güçler yükseltti diye vatandaşın karşısına çıkma!” dedi.

Aynı fikirleri paylaşan ekonomi yazarı Uğur Gürse de, “Döviz kurunu 8.28’den 9.60’a getiren neden, Merkez Bankası’nda siyasi direktifle faiz indirim süreci ve oradaki görevden almalar oldu. Şimdi kimse çıkıp da “10 Büyükelçi krizi nedeniyle oldu” demesin. Henüz bunu görmedik, ama pazartesinden itibaren bunu da göreceğiz” diye konuştu.

Erdoğan 10 büyükelçiyi istenmeyen adam ilan etti, şimdi ne olacak?

Okumaya devam et

Popular

Shares