Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Orman yangınlarında medeniyet farkı: Ankara suçlu aradı, Atina sorumluluk aldı

Türkiye’de çıkan orman yangınlarında sorumluluğu üstlenmeyen Erdoğan yönetimi, yangınların çıkması konusunda PKK’yı suçladı. Yangınların söndürülememesi konusundaki suçu ise Türk Hava Kurumu’na yükledi. Yunanistan’da ise Başbakan Kiryakos Miçotakis, yangınla mücadeledeki başarısızlığı üzerine aldı ve özür diledi. Yunan Kara Havacılık Komutanı da istifa etti.

BOLD ANALİZ – Türkiye’de Antalya ve Muğla’da çıkan ve uzun süre söndürülemeyen orman yangınlarında AKP yönetimi, sorumluluğu üstlenmek yerine suçlu arayışına girişti.

“YANGINLARIN BAŞLAMASINDA SUÇ PKK’YE ATILDI”

Ortada hiçbir somut delil ve veri olmamasına rağmen ormanları PKK’nın yaktığı tezi iktidar tarafından dile getirildi. Yandaş medya ve sosyal medya trolleri, PKK terör örgütünün geçmişte de orman yaktığını belirterek ‘fail PKK’ tezini savundu. Hatta ‘Ateşin Çocukları’ adlı PKK’dan ayrılan bir grubun 2019 yılında çektiği ve yayınladığı bir video yeniden dolaşıma sokuldu.

Öyle bir ortam oluşturuldu ki bölgede yakalanan ve yangını söndürmeye giden 2 genç, linç edilmekten jandarmanın gayretleriyle kurtuldu. Daha sonra bu gençleri İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, kabul ederek özür dilemek zorunda kaldı.

Bölgedeki vatandaşların yollara inerek kimlik kontrolü yaptığı ve yabancı plakalı araçların geçişine izin vermediği ortamda tatile gitmeyi planlayan Kürt kökenli vatandaşlar, orman yangınlarının sürdüğü Antalya ve Muğla gibi şehirlere gitme konusunda yaşadıkları korkuyu sosyal medyada ifade ettiler.

YANGINLARI SÖNDÜRMEMENİN SORUMLULUĞU THK’YA YÜKLENDİ

Anayasa’nın 169. maddesinde “Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir.” denilmesine ve ormanları koruma sorumluluğu tamamen Tarım ve Orman Bakanlığı’nın olmasına rağmen yangınların genişlemesi ve söndürülememesinden Türk Hava Kurumu (THK) sorumlu tutuldu.

Orman yangınlarıyla mücadele için alınacak veya kiralanacak hava ve kara araçlarından Orman Bakanlığı sorumlu iken, bu ihaleye özel şirketler gibi aynı şartlarda giren THK, yangın söndürme uçakları hazır etmemekten dolayı sorumlu tutuldu.

Türk havacılığını geliştirmek için kurulan THK, mevzuata göre orman yangınlarının söndürülmesi ve söndürme için uçakların hazır edilmesi noktasında hiçbir sorumluluğu bulunmamasına rağmen hedefe kondu.

THK’ya 2018 yılında AKP yönetimi tarafından kayyum atandığını ve THK’nın onursal başkanının da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunu da hatırlatmakta yarar var.

AKP yönetimi böylece basın ve sosyal medya aracılığıyla bir anda hedef saptırdı. Orman Bakanlığı ve AKP hükumetinin başarısızlığı tartışılması gerekirken kamuoyu günlerce THK’nın uçaklarını tartıştı.

Muhalefet bile AKP yönetimi tarafından çizilen bu çerçevenin dışına çıkamadı.

MİÇOTAKİS, SORUMLU BENİM DEDİ VE HALKTAN ÖZÜR DİLEDİ

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis

Orman yangınlarıyla mücadelede yetersiz kalan bir diğer ülke ise Yunanistan. 20 civarında yangın söndürme uçağını hazır tutan ve başta Avrupa ülkeleri olmak üzere birçok ülkeden destek alan Yunanistan’da da yangının tahribatı büyük oldu.

Ülkede orman yangınları 7 günü tamamlarken, zarar gören ormanlık alanların 650 bin dönümden fazla olacağı belirtiliyor.

Yangınların ormanlık alanlara en çok zarar verdiği yer olan Evia (Eğriboz) Adası’nda en az 250 bin dönüm ormanlık alanın kül olduğu ve özellikle adanın kuzey bölgelerindeki sayfiye yerlerinde, birçok ev, tarla ve çiftliğin yandığı bildiriliyor. Adadan yaklaşık 2 bin kişi tahliye edilmek zorunda kaldı.

Yunanistan’da Başbakanı Kiryakos Miçotakis, suçlu aramak yerine yangınla mücadelede gösterilen başarısızlıktan ötürü özür diledi, zararın telafisi için 500 milyon euro hacminde ek kaynak açıkladı.

“Yangınla mücadelede gösterilen başarısızlıktan dolayı özür diliyorum” diyen Mitsotakis, “Evlerini ve mülklerini yanarken gören vatandaşların acısını anlıyorum. Yapılan her yanlış tespit edilecek ve gerekli durumlarda sorumluluklar dağıtılacaktır” ifadelerini kullandı.

Başbakan, yanan ormanlık alanların yeniden canlandırılması ve oluşan zararların telafi edilmesi sözü de vererek “Yıkımın büyüklüğü kalbimizi karartıyor. Bütün kayıplar için özür dilerim. Evlerini ve mülklerini kaybedenlerin zararları karşılanacak. Yanan alanlar yeniden ağaçlandırılacak” diye konuştu.

YUNAN HAVA KUVVETLERİ KOMUTANI İSTİFA ETTİ

Orman yangınlarındaki başarısızlık nedeniyle Yunanistan’da Kara Havacılık Komutanı Giorgos Koumendakis de istifa etti.

Chinook tipi helikopterlerin bağlı bulunduğu Kara Havacılık Komutanı Koumendakis’in istifasında, askeri hava araçlarının yangın söndürme çalışmalarına yeterince katkı sağlamadığına ilişkin eleştiriler etkili oldu.

Yunan hükumetinin orduyu yangın söndürme çalışmalarında kullanmak istemesine rağmen, Yunan Kara Havacılık Komutanlığı’na ait 14 Chinook tipi helikopterden sadece 3’ü yangın söndürme çalışmalarına katılmıştı. Diğerleri ile ilgili bakım sorunları olduğu ifade edilmişti.

AKDENİZ HAVZASININ EN GENİŞ YANGIN SÖNDÜRME FİLOSU YUNANİSTAN’A AİT

Türkiye’nin 6’da biri büyüklüğe sahip Yunanistan, yüzölçümüne göre Akdeniz havzasının en geniş yangın söndürme uçak filolarından birine sahip.

Yunanistan’ın Kanadalı Bombardier (eski adıyla Canadair) şirketinden satın alınmış 13 CL-215 Scooper ile 9 CL-415 Superscooper’dan oluşan 22 uçaklık bir yangın söndürme filosu bulunuyor.

İki adet CL-415 Superscooper kaza yaptığı için ancak şu an 13 CL-215 Scooper ile 9 CL-415 Superscooper’dan oluşan 20 uçaklık filo kullanılabiliyor.

Yunanistan’ın elinde ayrıca 18 adet Polonya yapımı Pezetel tipi yangın söndürme uçağı da bulunuyor. 1983’ten bu yana kullanılan bu küçük uçaklar özellikle yeni model Canadair CL-415’lerin gelmesinin ardından günümüzde devriye/kontrol görevlerine verilmiş durumda. Yakıt tanklarına yapılan modifikasyonlar ile 2,5 saatlik uçuş süreleri 4,5 saate çıkarılmış.

Avrupa ve Amerika’daki yangınlar söndürülemiyor: Yeni sıcak hava dalgası geliyor

Analiz

Muhalefetten Erdoğan’ın başını döndüren taktik

Anketlerde Erdoğan’ı geri bırakan muhalif siyasi figürler ve yeni parti kuran AKP’nin eski kurmayları Erdoğan’ı zor durumda bırakıyor. Her birinin farklı konularda yaptığı etkili muhalif çıkışa Erdoğan yetişemiyor. Gündem belirlemenin çok uzağında bulunan Erdoğan, yetişemediği liderlere karş2ı zaman zaman yargı kozunu oynuyor.

BOLD – İktidar kanadı zamlar, yolsuzluk, ekonomik kriz, devlette kadrolaşma ve kayıp rezervler gibi konularında muhalefetin ağır eleştiri bombardımanı altında.

Bir süredir Erdoğan’ın muhalefet liderlerine tek başına yetişmeye çalışmaktan yorgun düştüğü ve gündem belirlemekten çok uzak kaldığı haberleri basında yer alıyor.

Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı henüz belli olmamasına rağmen, İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, ABB Başkanı Mansur Yavaş ve CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan’ı anketlere göre geride bıraktığı görülüyor.

AKŞENER ESNAFIN YANINDA

Dört liderin birbirinden farklı konularda muhalefeti Erdoğan’ı zorda bırakıyor. Birden fazla siyasi figürle uğraşmak Erdoğan’ı yıpratıyor.

Meral Akşener ülkeyi il-il, ilçe-ilçe geziyor. Dertli esnafı dinleyen Akşener’in her durağı AKP muhaliflerinin toplanma yeri haline geliyor. Bu gezileriyle ekonomik krizin etkilerinden bunalanları gündeme taşıyan Akşener, Erdoğan’ı oldukça zor durumda bırakıyor.

İBB VE ABB YOLSUZLUKLARI

Son yerel seçimlerde Ankara ve İstanbul’u kaybeden AKP kabusu yaşıyor. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu geldiği günden bu yana AKP döneminde İBB’de yapılan yolsuzluklara dikkat çekiyor. Anketlere göre Erdoğan’ın en güçlü rakibi olarak görülen İmamoğlu’na medyanın da ilgisi oldukça fazla. İmamoğlu, AKP’nin vakıflar üzerinden yaptığı yolsuzlukları ortaya dökerek Erdoğan’ı en çok zorlayan isimlerden biri oldu. Mansur Yavaş da açıkladığı AKP’nin ABB’deki yolsuzluklarıyla cepheyi daha da genişletti.

ERDOĞAN’A YARGI DESTEĞİ

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ise bürokrasideki usulsüzlüklere değinerek AKP’ ve Erdoğan’ı köşeye sıkıştırıyor. Son olarak bürokratlara seslenen Kılıçdaroğlu’na Erdoğan sert bir dille cevap verdi. Hızını alamayan Erdoğan mahkemeye başvurdu. Erdoğan ile CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu arasında hafta sonu başlayan bürokrat kavgası sürüyor. Erdoğan tartışmayı siyaset alanının dışına çıkararak yargıya başvurdu. Erdoğan’ın avukatları, Kılıçdaroğlu’nun bürokratlarla ilgili açıklamasında Erdoğan’a hakaret içeren ifadelerin de yer aldığı gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu.

AKP’den ayrılarak yeni parti kuran Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu da Erdoğan’ı zorda bırakan çıkışlarla gündeme geliyor. Özellikle Babacan’ın KHK’lar için bakanların boş kağıda imza attıklarını açıklaması gündemi uzun süre meşgul etti.

Yargıtay, hukuku yok saydı: ‘Eşin KHK’lı’ diye işçisini çıkartan işvereni haklı buldu

Okumaya devam et

Analiz

Yargıtay, hukuku yok saydı: ‘Eşin KHK’lı’ diye işçisini çıkartan işvereni haklı buldu

AYM, MGK kararıyla hiçbir yapıya terör örgütü denemeyeceğine hükmetmesine rağmen Yargıtay, masumiyet karinesini ayaklar altına alan bir karar verdi. Yargıtay, eşi kamudan ihraç edilen çalışanını işten çıkaran işvereni haklı buldu.

BOLD ANALİZ – Anayasa Mahkemesi (AYM) 3 Haziran 2021 tarihli kararıyla bir yapıya, oluşuma ya da gruba salt Milli Güvenlik Kurulu’nun ‘tavsiye’ kararı dayanak yapılarak “terör örgütü” denilemeyeceği yönünde karar verdi. Yargıtay bu karar doğrultusunda düzeltme yapmak yerine yeni mağduriyetlerin oluşmasına devam ediyor.

YARGITAY ACİLEN YENİ İÇTİHAT OLUŞTURMALI

AYM’nin MGK kararı ile hiçbir yapıya terör örgütü denemeyeceği kararı sonrası gözler Yargıtay’a çevrildi. AYM’nin kararı sonrası, 15 Temmuz öncesinde MGK kararı dayanak yapılarak verilen ve bu doğrultuda Gülen Hareketi mensuplarına yönelik açılan 1 milyon 500 binden fazla soruşturmanın çöp hükmünde olduğu belirten hukukçular, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun acilen yeni bir içtihat oluşturması gerektiğine dikkat çekiyor.

MGK KARARLARI DAYANAK YAPILDI

Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı Yargıtay 16. Ceza Dairesi tarafından 2017 yılında verilen 2015/3 E. ve 2017/3 K. sayılı kararını da tartışmaya açtı. Yargıtay kararında 3 MGK kararı dayanak yapılırken, 30 Ekim 2014 tarihli MGK kararında Gülen Hareketi, ‘kamu düzenini bozan iç ve dış legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten paralel yapılanmalar’ olarak nitelendiriliyor. 29 Nisan 2015 tarihli kararda ‘milli güvenliği tehdit eden paralel devlet yapılanması’ ifadesi kullanılırken, 26 Mayıs 2016 tarihli kararda ise ‘milli güvenliğimizi tehdit eden ve bir terör örgütü olan paralel devlet yapılanması’ şeklinde nitelendiriliyor.

İŞTEN ÇIKARMAK İÇİN EŞİNİN KHK İLE ATILMASI YETERLİ SEBEP SAYILDI

Yargıtay, AYM kararı sonrası yüzbinlerce kişiyi mağdur eden kararı ile ilgili yeni içtihat oluşturmak yerine yeni mağduriyetlere sebep olacak kararlara imza atıyor. Son olarak Yargıtay, eşi Gülen Hareketi mensubu olması nedeniyle kamudan ihraç edilmiş ve halen tutuklu bulunan çalışanını “şüphe feshi” ile işten çıkaran işvereni haklı buldu. Bir kişi, eşinin kamudan ihraç edilip tutuklandığını gizlediği gerekçesiyle çalıştığı işyerinden çıkarıldı. Mahkeme, işe iade davasını reddetti. Temyiz üzerine dosyaya bakan Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, mahkemenin somut ve objektif olguları araştırmadığı gerekçesiyle kararı bozdu. Ankara 10. İş Mahkemesi, bozma sonrası çalışanın işe iadesine hükmetti. Kararın işveren tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, davaya baktı. Daire, çalışan hakkında terör örgütü üyeliğinden soruşturma açıldığını ve takipsizlik kararı verildiğini, bu durumun şüpheye dayalı fesih için yeterli olduğuna karar verdi. Kararda, “Davacının çalıştığı kurumun konumu, stratejik yapısı ve davacının görevi, davacının eşinin terör örgütü ile bağlantısı sebebiyle mesleğinden ihraç edilmiş ve tutuklu olması da dikkate alındığında, davalı işverenin şüpheyi haklı kılan ciddi, önemli ve somut vakıaların varlığını ispat ettiği kabul edilmelidir.” denildi.

Siyasetin emrindeki HSK’da organize işler: Bahçeli istifa ettirdi, Şentop hakime kefil oldu

Okumaya devam et

Analiz

Siyasetin emrindeki HSK’da organize işler: Bahçeli istifa ettirdi, Şentop hakime kefil oldu

MHP kontenjanından Hakimler ve Savcılar Kurulu(HSK) üyesi olan Devlet Bahçeli’nin eski avukatı Hamit Kocabey’in istifa süreci yargıdaki çürümeyi gözler önüne serdi. Kocabey’in MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin “İstifa edin” isteğini “Başüstüne” diyerek yerine getirdiği, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un da sulh ceza hakiminin ihracını ‘bilgi verdiği’ gerekçesiyle önlediği anlaşıldı.

BOLD ANALİZ – AKP’nin başkanlık sistemiyle Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun yapısını değiştirmesi sonrası iktidarın emrine giren yargıdan pis kokular yükseliyor.

HSK üyesi avukat Hamit Kocabey’in geçtiğimiz hafta Kurul’dan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin isteğiyle istifa etmesi sonrası ortaya atılan iddialara bugün yenisi eklendi. Gazeteci İsmail Saymaz, HSK’ya MHP’nin kontenjanından atanan Kocabey, avukatı olduğu Devlet Bahçeli’nin talimatı üzerine “Başüstüne” diyerek 5’nci ayı dolmadan istifa ettiğini yazdı.

Saymaz, Kocabey’in avukat oğlu Nizamettin Kocabey’in Bataklık Operasyonu’nda Uğur Şener’in yakalama kararının kaldırılması için Ankara 8. Sulh Ceza Hakimi E.Ş. üzerinden devreye girdiğini, dönemin Ankara Başsavcısı Yüksel Kocaman’ın hakim E.Ş.’ye “Bu dosya için 300 bin dolar alınmış. Sakın ha!” uyarısında bulunduğunu yazdı. Avukat Kocabey’in, Başsavcı Kocaman’ın söylediklerine sinirlendiği ve “Bunu Kocaman’ın yanına bırakmam” dediğini aktaran gazeteci Saymaz, şüpheli Şener’e dava bile açılmadığını belirtti.

Bu gelişmelerin ardından HSK üyesi olmayı bekleyen Başsavcı Kocaman’ın Yargıtay’a üye atanmasında Hamit Kocabey’in etkisi olduğunu kaydeden Saymaz, Kocabey’in hakim E.Ş. hakkında Gülen Cemaati ile bağlantısı olduğu gerekçesiyle soruşturma başlatıldığını, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un Hakim E.Ş.’ye 2012’den itibaren cemaat ile ilgili ‘yararlı bilgiler vererek’ ihracına engel olduğunu kaydetti.

Saymaz’ın aktardığına göre, HSK’da şunlar yaşandı: “Son hafta, ihraç edilecek ve açığa alınacak olan hakim ve savcılar görüşülecekti. Hakim E.Ş. de listedeydi.

Şentop, ihraç çıkmaması için Bahçeli ile görüştü. Kocabey’e “Oylamaya katılma” önerisinde bulunuldu.

Kocabey, her hafta olduğu üzere pazartesi günü Bahçeli’nin makamına gitti. Sohbette “AK Parti gidiyor, bizi de beraberinde götürüyor, bir çare bulmak lazım” dedi.

Bahçeli yanıt vermedi.

Bahçeli: İstifa edin
Geçen perşembe sabahı Hamit Kocabey’in telefonu çaldı.

MHP’den aranıyordu.

Derhal genel merkeze gitti.

Bahçeli, baş başa görüştüğü Kocabey’e şöyle dedi:

“Bir karar verdim. Bu kararı çok zor verdim. 24 saat düşündüm. Hareketimizin selameti için sizden bir şey rica ediyorum. Çok büyük hizmetler ettiniz. Bir dik duruş daha bekliyorum sizden.”

Kocabey, “Emredin” dedi.

Bahçeli, “İstifa edin” diye ekledi.

Kocabey, “Başüstüne efendim” şeklinde karşılık verdi.

Dilekçesini yazdı ve aynı gün Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e verdi.”

Saymaz’ın yazısındaki iddialar yargının siyasetin emrine girdiğini, HSK üyesinin Devlet Bahçeli’den talimat aldığını, hakim ve savcıların ihracında da yine siyasetçilerin belirleyeci olduğunu gösteriyor.

PERİNÇEK’İN ‘SİYASETİN KÖPEĞİ’ DEDİĞİ YARGIDA PİS KOKULAR

Doğu Perinçek’in “siyasetin köpeği” diyerek aşağıladığı yargıda organize işler, pis kokular gelmeye devam ediyor. Yargının siyasetin kuklasına dönüşmesinin nedenlerinden bir tanesi de HSK’nın üyelerinin belirlenmesinden kaynaklanıyor. AKP ve MHP’nin 2017’de yaptığı anayasa değişikliğiyle HSK’nın üyelerinin Cumhurbaşkanı ve TBMM’deki siyasi partiler tarafından seçen sistem getirildi. Buna göre HSK’nın Adalet Bakanı ve müsteşarının dışında kalan 4 üyeyi Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 üyesini ise TBMM’nin belirliyor. TBMM’de seçilen üyeler ise iktidar ve muhalefet partileri arasında bölüşülerek yapıldı. Böylece bağımsız ve tarafsız olması gereken yargı tam anlamıyla siyasetin emrine girdi.

Erdoğan, 2001’de Kılıçdaroğlu gibi uyarmış: Ülkemizde kadınlar, çocuklar adeta rehin alınıyor, devletin bürokratlarına suç işlettiriliyor

Okumaya devam et

Popular

Shares