Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Erdoğan’ın Kabil Havalimanı planı suya düştü: Türkiye ne yapacak?

Kabil Uluslararası Havalimanı’nın güvenliği ve işletmesine talip olan AKP iktidarının planları suya düştü. ABD ile müzakereler daha tamamlanmadan Taliban güçleri, Kabil’e girdi. Peki Türkiye bu durumda ne yapacak?

BOLD – AKP iktidarı, Haziran ayında gerçekleştirilen NATO Zirvesi öncesi Kabil Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı’nın güvenliğini sağlama ve işletme önerisi ile bir anda gündem oldu.

ABD ile bozulan ilişkileri tamir etmek, S-400’ler ve PYD’ye destek gibi diğer anlaşmazlık alanlarında da mesafe kat edebilmek için AKP yönetimi, Kabil Havalimanı’nın güvenliğini üstlenmeye hazır olduğunu NATO ve ABD’ye iletti.

Türkiye’nin bu görevi üstlenmek için öne sürdüğü şartlar dolayısıyla Haziran ayından beri ABD ile müzakereler yürütülüyordu.

Afganistan’da Taliban’ın hızla ilerlemesi ve başkent Kabil’i tehdit etmesi durumunda denize kıyısı olmayan ülkenin dış dünyaya açılan tek kapısı konumundaki Kabil Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı’nın açık tutulması ülkedeki diplomatik misyonlar, uluslararası yardım kuruluşu çalışanları ve yabancılar için hayatı konumda olacaktı.

ABD istihbaratının geçen yıl hazırladığı raporlara göre Afgan Ordusu, Taliban’a karşı bir yıl dayanabilirdi. Ancak Afganistan’da yaşanan sürpriz, bütün dünyayı hayretler içinde bıraktı.

ABD ve NATO askerlerinin çekilmeye başladığı Mayıs ayında kırsaldaki ilçelere saldırı başlatan Taliban, Ağustos ayından itibaren vilayet merkezlerine saldırmaya başladı.

6 Ağustos’ta Nimruz vilayetinin merkezi Zaranc’ı alan Taliban, saldırılarının 10. gününde başkent Kabil’e girdi.

MÜZAKERELER TAMAMLANMADAN TALİBAN KABİL’E GİRDİ

Kabil Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı’nın güvenliği konusundaki müzakereler ABD ile Türkiye arasında 3 aydır sürüyordu. Bu dönemde ABD’den gelen teknik bir heyet Milli Savunma Bakanlığı’nda toplantılar da gerçekleştirdi.

Ancak AKP yönetiminin yoğun talepleri nedeniyle müzakerelerde nihai bir sonuca varılmadan Kabil düştü.

Kabil’deki ABD ve Almanya büyükelçiliği dahil batılı ülkeler diplomatik misyonlarına kilit vurup bayraklarını indirerek diplomatlarını Kabil Uluslararası Havalimanı’na taşıdılar.

Danimarka ve Norveç ise büyükelçiliklerini tümüyle kapatacaklarını, personellerini tahliye edeceklerini açıkladılar.

Sadece Türkiye ve Rusya, Kabil’deki elçiliklerini açık tutmaya devam edeceklerini açıkladı.

TÜRKİYE NASIL BİR YOL İZLEYECEK?

Taliban’ın Kabil’i ele geçirmesiyle birlikte Türkiye’nin Kabil Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı’nda üstleneceği güvenliği sağlama göreviyle ilgili de soru işaretleri oluştu.

Bir anlamda bu görevin varlık sebebi ortadan kalkmış oldu. Çünkü görevle hedeflenen Taliban’ın Kabil’e saldırısı durumunda başkentin dış dünyayla bağlantısını sağlamaktı.

Bu noktadan sonra Kabil konusunda karar verecek olan Afgan hükumeti ve ABD değil, Taliban olacak.

BBC Türkçe’ye bilgi veren bir Türk güvenlik yetkilisi de son gelişmeler ışığında, artık Türkiye’nin Kabil Havalimanı’nda güvenliği üstlenme planının, Taliban’a rağmen yapılmasının mümkün olmadığını söyledi.

EGEMENLİK VE İÇ İŞLERİNE KARIŞMAMA VURGUSU

Kabil’i kontrolü altına alan Taliban’dan yapılan ilk açıklamalar örgütün Türkiye’nin Kabil Havalimanı’nı işletme teklifine pek sıcak bakacağını göstermiyor.

Taliban’ın politbüro sözcüsü Muhammed Naim, El Cezire televizyonuna yaptığı açıklamada, içişlerine karışmamaya yönelik karşılıklılık ilkesine dayalı bir uluslararası politika izleyeceklerini belirtti.

Naim, “Başkalarının işlerine karışmayacağız ve kendi işlerimize müdahaleye de izin vermeyeceğiz.” dedi.

YABANCI GÜÇLERİN ÇEKİLMESİ ŞARTI

Taliban, düne kadar Türkiye’nin Kabil Havalimanı’nın güvenliğini sağlamasına sıcak bakmadığını her platformda ifade etmiş ve Türk askerlerine yabancı askeri güç gözüyle bakılacağını açıkça belirtmişti.

Kabil’i kontrolü altına alan Taliban aynı tavrını sürdürdü.

Reuters haber ajansına konuşan bir Taliban yöneticisi, yeni yönetim yapısı oluşturulmadan önce yabancı güçlerin ülkeyi terk etmesini beklediklerini kaydetti.

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabil misyonu için Taliban lideri ile görüşebileceğini ifade etmişti. İslamabad’a geçen hafta içerisinde bir ziyaret gerçekleştiren Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da örgüt üzerinde büyük etkisi olan Pakistan’la görüşmüştü.

Pakistan’ın Türkiye ile Taliban arasında üst düzey yüzyüze görüşmeler gerçekleştirilmesi için çalışmalar başlattığı ifade ediliyor. Ancak Pakistan’ın başlattığı girişimler dışında Türkiye’nin Katar’da Taliban ile doğrudan bazı görüşmeler yürüttüğü anlaşılıyor.

Ankara’daki üst düzey diplomatik kaynaklar, Katar’ın başkenti Doha’da Afgan hükumeti ile görüşmeler yürüten Taliban heyetinin daha Kabil düşmeden Türkiye’ye “Ülkede büyükelçiliğinizi koruma görevi dışında asker bulundurmaya devam ederseniz, işgal gücü sayarız” dediğini kaydetti. Yani Taliban, sadece basın önünde değil doğrudan görüşmelerde de tavrını net olarak Türkiye’ye iletmiş.

ANKARA HALA UMUTLU

BBC Türkçe’ye değerlendirmelerde bulunan üst düzey bir Türk güvenlik yetkilisine göre “Taliban’ın birçok ülkeyle doğrudan temas kurmuş olması, uluslararası sisteme entegre olma çabası ve izole olmamak için attığı adımlar göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye ile uzlaşması hâlâ olası. Yani Taliban’la görüşerek Kabil Havalimanı’na görev alma ihtimali yüksek.”

Aynı yetkiliye göre ABD’nin ve Avrupa ülkelerinin büyükelçiliklerini tamamen kapatmamış olması, Rusya’nın da diplomatik temsilciğinin açık kalacağını açıklaması, Kabil Havalimanı’na duyulan ihtiyacın devam ettiğini gösteriyor.

İngiliz Savunma Bakanı Ben Wallace’ın, “Afganistan’da hükümette kim olursa olsun, belirli uluslararası normları karşılıyorsa, İngiltere o hükümetle çalışacaktır” açıklamasını hatırlatan yetkiliye göre, Taliban’la bu ülkelerin temasının devam ettiği düşünüldüğünde, Ankara için “Taliban’la ipleri koparmak makul görünmüyor”:

“Kabil Havalimanı’nda planlanan görevin amacı Taliban’ın Kabil’i ele geçirmesini engellemek ya da Taliban’la savaşmak değil. İhtiyaç devam ettiği sürece uluslararası hava güvenliğini sağlamak. Taliban ülkede sağlık, ekonomi, eğitim sistemlerini oturtması, ticaret yapması için havayoluna ihtiyaç duyacak. Diğer ülkelerin oradaki varlığına da ihtiyaç duyacak. Böyle bir durumda, Taliban’la görüşmelerin gidişatına bağlı olarak havalimanını koruma görevini üstlenebiliriz.

“Ama Taliban’ın havalimanını ben kontrol edeceğim, burada hiçbir ülkeye ihtiyacım yok demesi halinde, tüm diğer ülkelerin büyükelçiliklerini kapatıp gitmesi halinde, zaten kullanılmayacak bir havalimanını Taliban’a rağmen neden koruyalım?”

Kabil, Taliban ve kaos: Büyük kaçıştan trajik manzaralar

Analiz

S-400’ün faturası kabarıyor: ABD, Yunanistan’a 1200 zırhlı araç hibe edecek

Türkiye’nin Rusya’ya yaklaşması ve bu ülkeden S-400 alımının Türkiye’ye faturası gittikçe ağırlaşıyor. Türkiye’ye silah alımlarında büyük zorluklar çıkarmaya başlayan ABD, Ege ve Balkanlar’da Yunanistan’ı stratejik ortak ve üs konumuna getirmeye başladı. Washington, ayrıca Atina’ya yaklaşık 1 milyar dolar değerinde bin 200 adet zırhlı araç hibe edecek.

BOLD ANALİZ – 2. Dünya Savaşı’nın sona ermesinden beri Ege’de denge siyaseti izleyen ABD, bu siyaseti son yıllarda terk etmeye başladı. Bu kararında Türkiye’nin Rusya’ya yaklaşarak bu ülkeden S-400 alımı ve NATO içerisinde ‘yaramaz çocuk’ konumuna gelmesi de etkili.

ABD Ordusu, başta Dedeağaç olmak üzere Türkiye’nin ‘burnunun dibinde’ denilebilecek Batı Trakya’daki askeri havaalanlarını ve limanları ‘stratejik askeri üs’ olarak kullanmaya başladı. ABD, Girit’teki Suda Deniz Üssü’ne de büyük önem veriyor.

NATO’nun dev askeri tatbikatı ‘Defender Europe 2021’ için bahar aylarında Dedeağaç’a yüzlerce tank ve binlerce askeri araç getiren ABD Ordusu, bu kez de ‘Atlantic Resolve’ operasyonu için Dedeağaç’a yine binlerce askeri araç, tank ve helikopter yığdı. ABD, kullandığı hava ve deniz üslerinin modernizasyonuna da milyonlarca dolar yatırım yapıyor.

Ayrıca Atina’ya 1 milyar dolar değerinde 1 200 adet M1117 zırhlı araç hibe eden ABD, Yunan Ordusu ile askeri tatbikatları da son zamanlarda iyice sıklaştırdı.

‘DEFENDER EUROPE 2021’ TATBİKATI

NATO’nun, ABD, Balkan ülkeleri ve Doğu Avrupa ülkelerinin katılımıyla Baltık ülkelerinde gerçekleştirdiği ‘Defender Europe 2021’ tatbikatı bahar ve yaz aylarında icra edildi. ABD, tatbikat kapsamında bölgeye son yıllarda yaptığı en büyük yığınağını gerçekleştirdi.

Tatbikat kapsamında Batı Trakya’daki Dedeağaç’a ABD ordusuna ait 110 adet Black Hawk genel maksat helikopteri, 25 adet Apache tipi saldırı helikopteri, 10 adet Chinook ağır nakliye helikopteri ve 400’ü tank bin 800’den fazla askeri araç getirildi.

Tatbikat, doğrudan ABD’den Avrupa’ya konuşlandırılan 20 bin asker ile 1995 yılından beri ABD merkezli kuvvetlerin Avrupa’ya en büyük konuşlandırılması olarak tanımlandı.

Dedeağaç Limanına gelen Amerikan ordusuna ait birlikler, Yunan ordusuyla da ortak askeri tatbikatlar gerçekleştirdi.

‘ATLANTİC RESOLVE’ OPERASYONU

Moskova’ya bağlı güçlerin 2014’te Ukrayna’nın Donbas bölgesini işgal etmesinin ardından, ABD, NATO’nun doğu kanadını güçlendirmek ve caydırıcılığını arttırmak için bölgeye ek askeri birlikler gönderildi. ABD askeri birlikleri rotasyon kapsamında bölgeye konuşlandırılıyor; stratejik intikal ve lojistik faaliyetleri icra ediliyor.

Geçtiğimiz günlerde dev Amerikan kargo gemisi ARC Independence yüzlerce askeri aracı ve helikopteri Dedeağaç Limanı’na getirdi.

Ancak 2020 yılına kadar Baltık üzerinden yapılan faaliyetler son dönemde Yunanistan’ın Batı Trakya bölgesinde, Türkiye’nin Edirne sınırına 40 kilometre mesafedeki Dedeağaç’ta yoğunlaşmaya başladı.

Rotasyona tabi tutulan ve Doğu Avrupa ile Balkanlar’da görev yapacak Amerikan askeri birlikleri, ABD’den Dedeağaç Limanı’na ve buradan da ilgili ülkelere gönderiliyor. Bu yıl rotasyona tabi tutulan birlik sayısının geçtiğimiz yıllardan daha fazla olduğu; toplamda 120 helikopter ile aralarında tank, zırhlı araç ve obüslerin de bulunduğu yaklaşık 1 000 askeri aracın 20 Aralık’a kadar Dedeağaç Limanı’na geleceği açıklandı.

ERDOĞAN DEDEAĞAÇ İÇİN ‘CİDDİ MANADA RAHATSIZ EDİCİ’ DEDİ

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, G-20 Zirvesi dönüşü yaptığı açıklamada 30 Ekim’de Roma’da ABD Başkanı Joe Biden’la yaptığı görüşmede ABD’nin Yunanistan’ın Dedeağaç Limanı’nı kullanarak yaptığı askeri sevkiyat konusunu gündeme getirdiğini belirtmiş, “Dedik ki; bu Dedeağaç olayı nedir? Burada böyle bir üssün kurulması bizi, halkımızı ciddi manada rahatsız ediyor” ifadelerini kullanmıştı. Erdoğan, 11 Kasım’da konuyla ilgili bir soru üzerine ise “Aslında sadece Dedeağaç bir üs değil, Yunanistan’ın kendisi şu anda ABD’nin bir üssü durumuna gelmiştir.” diye konuşmuştu.

Erdoğan’ın “Ciddi manada rahatsız edici” açıklamasına karşın Milli Savunma Bakanlığı (MSB) geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, “Büyük bir yığınaklanma söz konusu değil, endişe edilecek bir durum yok” mesajı vermişti.

ABD, YUNAN ORDUSUNA 1 200 ZIRHLI ARAÇ HİBE ETTİ

ABD, Yunanistan’la imzaladığı askeri işbirliği anlaşması kapsamında Atina’ya 1 200 adet M1117 zırhlı askeri güvenlik aracı hibe etme kararı aldı. Zırhlı araçların ilk 44 adedi geçtiğimiz günlerde Yunanistan’a ulaştı.

Yunan Ordusu’na teslim edilen 44 adet M1117 askeri güvenlik aracının devir teslim törenine Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Panagiotopoulos ve ABD’nin Atina Büyükelçisi Geoffrey Pyatt da katıldı.

Zırhlı araçların 400 adedinin tesliminin gelecek yıl Şubat ayında tamamlanacağı belirtildi. ABD’nin Atina’ya teslim edeceği toplam 1 200 adet zırhlı aracın değerinin 9700 milyon dolar olduğu belirtildi.

Zırhlı araçların savaş alanlarında kullanılmamış ve mükemmel durumda oldukları, ABD’deki depolarda tutulan ihtiyaç fazlası askeri araçlar olduğu belirtildi.

 

1999 yılında kullanıma giren M1117 zırhlı güvenlik araçları ABD Ordusu tarafından da halen kullanılıyor.

Yüzde 60 eğimli arazide yol alabilen ve 1,5 metrelik engelleri aşabilen zırhlı araçların Ege’deki adalar için ideal olduğu ve Yunan Ordusu’nun harekat kabiliyetini ciddi biçimde artırabileceği belirtiliyor.

ABD-YUNANİSTAN ASKERİ YAKINLAŞMASI

ABD ve Yunanistan, 2019 yılı ekim ayında Savunma İşbirliği Anlaşması’nı genişleterek stratejik savunma ve güvenlik iş birliği alanlarında çalışma kararı almıştı. İki ülke arasındaki işbirliği anlaşması 2020 yılı Ocak ayında Yunanistan Parlamentosu’nda kabul edildi.

Bu anlaşmanın kritik noktalarından birisi, Batı Trakya’daki Dedeağaç şehrinde bulunan askeri üssün ABD’ye tahsis edilmesiydi. Türkiye sınırına yaklaşık 40 kilometre uzaklıktaki Dedeağaç Limanı’nın, Amerikan güçleri tarafından kullanılması kapsamında, limanı 2010 yılından bu yana engelleyen batık bir mavnanın çıkarılması için ABD 2,3 milyon dolar mali yardım taahhüdünde bulunmuştu.

ABD ve Yunanistan tarafından gerçekleştirilen ortak tatbikatlar da son zamanlarda iyice artı

Ayrıca Yunanistan, bu anlaşma ile Larissa, Stefanovikio ve Dedeağaç’taki askeri üs ve tesislerin ABD ve NATO ile daha geniş kapsamlı şekilde kullanımına izin verdi.

ABD, bu kapsamda Larissa Hava Üssü’ne 33,5 milyon dolar yatırım yapacak. İki büyük hangar ve destek binaları inşa edilecek. Böylece üs ABD’nin Avrupa’da değişik görevler için askeri uçaklar bulundurduğu kalıcı ve önemli bir hava üssü konumuna gelecek.

Anlaşma çerçevesinde Girit adasının Suda Körfezi’nde yer alan Amerikan deniz üssündeki altyapı ve diğer imkanların ortak kullanımı da karara bağlandı.

Ayrıca Washington, Larissa’daki (Yenişehir) hava üssüne 14 milyon dolar, Marathi adasındaki üsse ise 6 milyon euro yatırım yapmayı kabul etti.

TRAKYA’DA KONUŞLU TSK’NIN TANK SAYISINDAN FAZLA

Pusula Güvenlik Araştırmaları Topluluğu (PUGAT) yazarı Ömer Dinç de ABD’nin sınırımıza yalnızca 40 kilometre uzaklıkta bulunan Dedeağaç bölgesine yaptığı yığınağın ‘neredeyse Yunan ordusunun envanterinde bulunan miktardaki kadar askeri malzeme’ içeridiğini belirtti.

Dinç, şöyle devam etti: “Mesela yakın zamanda 400 tank getirdiler. Konuyla ilgili olarak basında yer alan haberlerin devamında, bir kısmının diğer üslere kaydırıldığı yazılsa da sayı belirtilmiyor. 400 tank, herhalde Trakya’da konuşlu bulunan TSK’ya ait tank sayısından hem daha fazla hem de daha modern. 400 tankla kalmadılar aynı zamanda taarruz helikopterleri ve diğer zırhlı araçları da Dedeağaç’a getirdiler. Bu gelenlerin envanterini yayınlamayacaklar, ama bunların içerisinde nehir geçiş harekâtında kullanılan araçların olmadığını düşünmek hata olur. Zira Yunanistan’ın her bir yanı nehir! Mesela, Türkiye ile doğal sınırı oluşturan Meriç Nehri.”

Dinç, gelen askeri malzemeden daha önemlisinin de iki ülkenin gerçekleştirdiği ortak tatbikatlar olduğunu belirtti: “Ne kadar silah, araç ve gereç getirdikleri bir nebze önemli olsa da ondan daha önemlisi Yunanistan ile müşterek gerçekleştirilen tatbikatların sıklığı. Son bir yılda, NATO şemsiyesi altında o kadar çok tatbikat yaptılar ki, “Yahu yeter, yorulmadınız mı?” diye sorası geliyor insanın. Tatbikat; ortak veya en koordineli bir şekilde hareket edebilmek için yapılır, ama şimdiye kadar yaptıklarına bakılırsa, neredeyse “yekvücut” oldular.”

Yunan askerleri, AB için çalışan tercümanı dövdükten sonra Türk tarafına bıraktı

Okumaya devam et

Analiz

Instagram’dan istifa eden Damat Albayrak adamlarıyla geri döndü

128 milyar dolar tartışmasının ardından sosyal medya üzerinden istifa eden AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak, kendine yakın bürokratlarla geri döndü. Ekonominin en kilit kurumlarında bulunan Albayrak’ın adamları, Nureddin Nebati’nin bakan olmasıyla kabinedeki koltuk sayısını üçe yükseltti.

BOLD ANALİZ – “Ben dolara bakmıyorum”, “Dolarla mı maaş alıyorsun?” sözleriyle tarihe geçen damat Berat Albayrak’ın geri dönüşünde AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan etkili oldu. Peki, “Albayrak’ın kendisi yok ama gölgesi ekonominin başında” dedirten isimler kimler?

Ahmet Davutoğlu’nu AKP Genel Başkanlık  koltuğundan indiren Berat Albayrak ve Binali Yıldırım’ın kabinedeki etkisi hızla arttı. Yıldırım, AKP Genel Başkanvekilliğine getirildi, aynı zamanda Türk Dünyası Aksakallısı ilan edildi.

KIRILMA NOKTASI “BERAT BEY BAŞARILI” SÖZÜ

Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan istifası devlet krizine dönen damat Berat Albayrak’tan aylarca haber alınamadı. Hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından dövüldüğü, aralarının bozuk olduğu bile yazıldı. 22 Şubat 2021 tarihinde ise Erdoğan, Albayrak’a zeytin dalı uzattı. Albayrak hakkında yapılan eleştirilere cevap veren Erdoğan, “Karadeniz’deki doğalgaz keşfini yapan, sondaj gemilerimizin alınmasından madenciliğe kadar ülkemizin pek çok kazanımında Berat Bey’in imzası var. Bunu başardığı için kuduruyorlar, çıldırıyorlar. En büyük talihsizliği damat sıfatının bu alanlardaki birikimi, gayretinin önüne geçirilmiş olmasıdır.” dedi.

ALBAYRAK’IN İZİNİ ELVAN VE AĞBAL SİLEMEDİ

Bu söz sonrası bürokratlar yeniden Albayrak’a göre pozisyon almaya başladı. Albayrak sonrasında Hazine ve Maliye Bakanlığı görevine gelen Lütfi Elvan, kendi politikalarını uygulayamadı. Albayrak, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Nureddin Nebati üzerinden bakanlığı yönetmeyi sürdürdü. Merkez Bankası Başkanlığı’na atanan Naci Ağbal da piyasa gerçekleri doğrultusunda adımlar attı. Ancak kısa sürede görevden alındı.

İLK ADIM MERKEZ BANKASINDA

Erdoğan kabinesindeki bakanlar ‘affını’ isteyerek ayrılırken Berat Albayrak, Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan istifasını 6 Kasım 2020 tarihinde Instagram’dan duyurdu. Albayrak’ın gidişi sonrası kendisine yakın isim Murat Uysal, 7 Kasım 2020 tarihinde Merkez Bankası Başkanlığı’ndan alınıp yerine Naci Ağbal getirildi. Ağbay, piyasanın taleplerine göre hareket edip faizleri yüzde 19’a yükseltince Erdoğan kellesini aldı. Yerine de Albayrak’a yakın Şahap Kavcıoğlu getirildi.

KABİNEDE ÜÇ KOLTUK KAPTI

Siyasete Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak giriş yapan Albayrak’ın hala Enerji Bakanlığı’nı yönettiği biliniyor. Son iki değişiklikle de kabinede Albayrak’a yakın isimlerin sayısı üçe yükseldi. Devlet Planlama Teşkilatı kökenli deneyimli bürokrat Lütfi Elvan, Albayrak’ın koltuğunda 1 yıl durabildi. Yerine Albayrak’a yakın Nureddin Nebati getirildi. Ticaret Bakanlığı’nda da Albayrak’ın adamı olarak bilinen Mehmet Muş bulunuyor. Nebati değişikliği sonrası ekonomi yönetiminde Albayrak dönemi yeniden başlamış oldu.

TÜRKİYE VARLIK FONU VE BORSA İSTANBUL

Türkiye ekonomisinin dümenini bırakmak istemeyen Albayrak’ın kilit kurumları da adamları bulunuyor. Albayrak’ın doktora tezini yazan Erişah Arıcan’a hem Türkiye Varlık Fonu hem de Borsa İstanbul’un yönetiminde koltuk verildi. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Rekabet Kurumu’ndaki üst düzey bürokratların yanı sıra alt kadrolar da Albayrak döneminde atanan isimler bulunuyor.

Erdoğan’a bakan olacağına simit sat onurunla yaşa!

Okumaya devam et

Analiz

Erdoğan’a bakan olacağına simit sat onurunla yaşa!

Erdoğan’ın bugün bakan olarak atadığı Nureddin Nebati’nin görev ömrü için bahisler açıldı… Bakanlarıyla ilişkilerinde sorunlar yaşayan Erdoğan’ın kimi zaman onları dövdüğü kimi zaman da korumalarına dövdürdüğü iddia ediliyordu. Erdoğan’ın,  son günlerinde Lütfü Elvan çektirdikleri,  gazeteciler önünde Fahrettin Koca’ya karşı üslubu onun bakan seçimindeki kriterleri hakkında da ipuçları veriyor.

BOLD – Tayyip Erdoğan’ın bakanlarına karşı tavrı kulislerde uzun süredir konuşuluyor. Bazı bakanlarını dövdüğü bazılarını da korumalarına dövdürdüğü yıllardır söyleniyor.

Hatta bakanlığı döneminde damadı Berat Albayrak’ı yeğeni olan korumasına dövdürdüğü, bu yüzden Albayrak’ın günlerce evden çıkamadığı da çok konuşulmuştu.

Bakanlarını çoğu zaman kalkan olarak kullanan Erdoğan, olumlu gelişmeleri üzerine alırken, olumsuzları da bakanların sırtına yüklemeyi ihmal etmiyor.

Yolsuzlukla suçlanan eski bakanlardan Erdoğan Bayraktar’ın “Her şeyi Erdoğan’ın talimatıyla yaptım” itirafı buna en bariz örneklerden biri. Türkiye tarihini en büyük yolsuzluk operasyonda ihale Erdoğan’ın 4 bakanına kaldı.

ELVAN’IN İSYANI

Bugün görevi Nureddin Nebati’ye devreden Lütfü Elvan’ın Hazine ve Maliye Bakanlığı döneminde yaşadıkları da yenilir yutulur cinsten değil.

Berat Albayrak’ın ani istifası sonrası göreve getirilen Elvan, ekonomideki tüm olumsuzlukların günah keçisi ilan edilmek istendi. Son AKP grup toplantısında kürsüye çıkan Erdoğan, Elvan’ı faiz kararı hakkındaki görüşleri yüzünden partililerin önünde rencide edecek açıklamalarda bulundu.

Erdoğan’ın hedefindeki ismin kendisi olduğunu anlayan Elvan, diğer partililerin aksine Erdoğan’ın konuşmasını alkışlamadı. Objektiflere yansıyan bu görüntü Elvan’ın görevden alınacağının ilk sinyalini verdi.

SİZ İZİN VERMEDEN SÖYLER MİYİM EFENDİM

AKP’nin son grup toplantısı sonrası Meclis’te gazetecilere konuşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yanına, konuşmanın sonrasına doğru Erdoğan geldi. Erdoğan, Koca’nın ne söylediğini gazetecilere sordu.

PARA PUL SÖYLEDİ Mİ?

Gazetecilerin hekimlerle ilgili düzenlemeye ilişkin açıklama yaptığını belirtmesi üzerine Erdoğan, “Para pul söylemedi mi” diye sordu. Bakan Koca da detay vermediğini ifade ederek, ” Söyler miyim efendim Siz izin vermeden ben söyler miyim?” dedi. Koca’nın tavrı gazetecileri bile güldürdü.

TUVALETE BİLE GİTMEZLER

Koca’nın hali sosyal medya kullanıcılarının da tepkisini çekti. Bu görüntüleri paylaşan KHK’lı akademisyen Vedat Demir, “Böyle bakan olmaya onurumla KHK’lı bir akademisyen olmayı bin kere tercih ederim” ifadelerini kullandı.

Akademisyen Mehmet Efe Çaman, “Ezik, silik, karaktersiz, berbat tipler bunlar” diyerek tepkisini dile getirirken Cansu adlı bir kullanıcı da, “Erdoğan’ın kameralar önünde Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya yaptığı muameleye bakın. Simit sat onurunla yaşa daha iyi” dedi.

TİP Milletvekili Barış Atay da görüntüleri şu notla paylaştı, “Siz izin vermeden tuvalete bile gitmezler efendisi.”

Bakanıyla Erdoğan’ın garip diyaloğu: Ne söyledi, para pul söyledi mi? Söyler miyim efendim!

Okumaya devam et

Popular

Shares