Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Taliban geçici kabinesini açıkladı: Kapsayıcılıktan uzak, ikisi ABD’nin arananlar listesinde

Taliban, iktidarı ele geçirdiği Afganistan’ın geçici hükümetini açıkladı ve ülkenin bir ‘İslam Emirliği’ olduğunu ilan etti. Daha önce kapsayıcı bir hükumet kurulacağını açıklayan Taliban’ın kabinesindeki isimlerin tamamı örgüt yöneticilerinden oluştu. Başbakan ve İçişleri Bakanı ise ABD’nin arananlar listesinde. ABD Dışişleri Bakanlığı, ‘durumu not ettiğini’ ifade etti.

BOLD ANALİZ – Taliban sözcüsü Zabihullah Mücahid, Afganistan’ın yeni geçici hükümetini açıkladı. Hükümetin başına 2013 yılında ölen örgütün kurucusu Molla Ömer’e yakın isimlerden Molla Hasan Ahund’u getiren Taliban, kabineye seçtiği isimlerle uluslararası toplumun çağrılarına kulak asmadığını gösterdi.

ABD tarafından terör örgütü olarak tanımlanan Hakkani örgütünün kurucusunun oğlu Siraceddin Hakkani’nin içişleri bakanlığına getirildiği açıklandı. Yıllardır Afganistan’da büyük saldırılar düzenleyen ve Taliban içinde bir yapılanma olan Hakkani örgütü, Taliban’ın aksine ABD tarafından ‘terör örgütleri’ listesine alınmıştı.

Başbakan Molla Ahund ve İçişleri Bakanı Hakkani, Amerikan Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI) arananlar listesinde bulunuyor.

Kabinede hiç kadın bakan da yer almıyor.

BAŞBAKAN YARDIMCILARI VE DİĞER BAKANLAR

Başbakan yardımcılıklarına ise örgütün kurucularından ve siyasi ofisinin başındaki Molla Abdülgani Baradar ve Maulvi Abdüsselam Hanefi üstlenecek.

Baradar, ABD’nin Afganistan’dan çekilmesine yönelik anlaşmayı imzalayan isimdi.

Baradar 2020’de dönemin ABD Başkanı Trump ile telefonda konuşarak, bir ABD başkanıyla konuştuğu bilinen ilk Taliban üyesi olmuştu.

Örgütün kurucusu Molla Ömer’in oğlu Molla Muhammed Yakub Savunma Bakanı ve Molla Fazıl Ahun Genelkurmay Başkanı olarak atandı. Dışişleri Bakanlığı’na da Emir Han Muttaki getirildi.

Yakup Taliban’ın siyasi kanadının liderliğini yapmış, ABD ile geçen yıl imzalanan çekilme anlaşmasının müzakerelerinde yer almıştı.

Maliye Bakanı Molla Hidayet Bedri, Adalet Bakanı ise Abdül Hakim İshakzai olarak açıklandı.

Kabinede bir Kadın Bakanlığı bulunmuyor. Taliban’ın üst düzey yöneticilerinden, Kültür Komisyonu Başkanı Ahmedullah Vasik, neden hiç kadın bakan olmadığı sorusuna “Bu henüz nihai Kabine değil” yanıtını verdi.

Taliban sözcüsü Mücahid de tüm atamaların vekaleten yapıldığını söyledi ancak geçici hükümetin ne kadar görev yapacağını belirtmedi.

Uluslararası toplum, kurulacak hükümette Taliban dışı isimlerin de olması için çağrı yapıyordu. Ancak açıklanan isimler, Taliban’ın bu yönde bir taviz vermediğini ortaya koydu.

ÖRGÜT LİDERİ KABİNEDE YER ALMADI, MESAJ YAYINLADI

Taliban’ın lideri konumundaki Heybetullah Ahundzade ise Kabine’de bir rol üstlenmemiş gözüküyor.

Ahundzade hükümetin açıklanmasının ardından yaptığı bir yazılı açıklama ile, yeni iktidarın İslami kurallara ve şeriata uyması gerektiğini söyledi.

İngilizce yayınlanan mesajda yöneticilerin ülke çıkarlarını korumasını, ‘barış, refah ve gelişmenin’ güvence altına alınmasını istedi. Bu, Ahundzade’nin Taliban iktidarındaki ilk mesajı oldu.

BAŞBAKAN MOLLA HASAN AHUND

Molla Muhammed Hasan Ahund, Taliban’ın güçlü karar alma organı olan Rehberlik Şurası’nın (Liderlik Konseyi) uzun zamandır başkanlığını yapıyor. 1996 ile 2001 yılları arasında Taliban’ın son yönetimi sırasında önce dışişleri bakanı, ardından başbakan yardımcısı olarak görev yaptı.

Taliban liderliğindeki birçok kişi gibi, Ahund da hareketin münzevi ilk lideri Molla Muhammed Ömer’e yakınlığıyla biliniyor. Reuters haber ajansına bilgi veren bir Taliban kaynağı, Ahund’un hareket içinde, özellikle de dini lideri Heybetullah Ahundzade tarafından büyük saygı gördüğünü söyledi.

Bazı gözlemciler, 60’lı yaşlarının ortalarında olduğuna inanılan Ahund’u, dini bir liderden çok politik bir isim olarak görüyor. Liderlik Konseyi üzerindeki kontrolu da Ahund’a askeri konularda söz hakkı veriyor.

Başbakan Molla Ahund, Amerikan Federal Soruşturma Bürosu’nun arananlar listesinde bulunuyor. Ahund aynı zamanda Birleşmiş Milletler’in yaptırım listesinde de yer alıyor.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BARADAR

Başbakan yardımcısı olarak atanan Molla Abdülgani Baradar, Taliban’ın kurucularından biri. Baradar 2001’de Pakistan’a kaçmış, 2010’da ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) ve Pakistan terörle mücadele güçlerinin ortak düzenlediği baskında Karaçi kentinde yakalanmıştı.

Eski Başkan Donald Trump yönetimi 2018’de Taleban’la barış görüşmeleri yürütürken Pakistan’ı Baradar’ı serbest bırakması için ikna etmişti. Katar’ın başkenti Doha’daki görüşmeler sırasında Taliban’ın müzakere heyetinin başında olan Baradar, 2020 yılı Eylül ayında o dönemde ABD Dışişleri Bakanı olan Mike Pompeo’yla da görüşmüştü.

2020’de ABD Başkanı Donald Trump’la yaptığı telefon görüşmesi ise bir Taliban yöneticisinin bir ABD başkanıyla bilinen doğrudan ilk temasıydı.

Örgütün kurucusu Molla Ömer’in bacanağı ve en yakın arkadaşı olması hasebiyle kurucu lider kendisine ‘baradar’ yani ‘kardeş’ diye hitap etti. Bu nedenle ‘Molla Baradar’ lakabıyla anıldı.

Yeni kurulacak hükümetin başına getirilmesi bekleniyordu ancak başbakan yardımcılığına atanması şaşkınlıkla karşılandı.

ABD NE DEDİ?

3 haftadır beklenen kabinenin açıklanması sonrası ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Açıklanan listedeki isimlerin tümünün istisnasız Taliban üyeleri ya da onlara yakın kişiler olduğunu ve kabinede hiçbir kadın bulunmadığını not ettik” denildi.

Açıklamada ayrıca, “Listedeki bazı şahısların ilişkileri ve geçmişleri de bizi kaygılandırıyor” ifadesi yer aldı.

ABD’nin Taliban’ı, “sözleriyle değil icraatıyla değerlendireceğinin” de altı çizildi.

Washington, Taliban’dan, yabancı uyruklu kişiler ve gereken belgeleri almış Afgan vatandaşlarının ülkeyi güvenle terk etmesine imkan verme sözünü tutmasını bekliyor.

ABD, Afganistan’ın yeni yönetiminin diğer uluslararası radikal gruplarla ilişkilerini de yakından izleyecek.

IŞİD’in Avrupa’da düzenlediği en büyük terör saldırılarının davası başlıyor

Analiz

JP Morgan, kur sistemiyle ilgili uyardı: Enflasyonu artıracak, Hazine’ye yük getirecek

Uluslararası Yatırım Bankası JP Morgan, Erdoğan’ın kurtuluş reçetesi olarak sunduğu kur korumalı TL mevduat sisteminin risklerine dikkat çekti. Sistemin enflasyonu arttıracağını, kur farkını ödeyecek Hazine’nin de büyük bir yük altına gireceği uyarısı yaptı. Doları 10 liraya kadar düşüren sistem bir ay geçmeden etkisini yitirdi. Kur 13,60 liraya yükseldi. Peki bundan sonra ne olacak?

BOLD ANALİZ – JP Morgan’ın son Türkiye raporunda geçen yılın sonunda yaşanan döviz krizi ele alındı. Rapora göre geçtiğimiz haftalarda Türkiye’de yerleşiklerin döviz talebinin normalleştiğine işaret edildi.

Bunun arkasında kur korumalı TL mevduat uygulaması ve mevduat faizlerindeki yüksek para getirisinin olduğuna vurgu yapıldı. Merkez Bankası’nın rezervlerinin de istikrar kazandığı vurgulandı.

MERKEZ BANKASI FAİZ İNDİRİRSE

Merkez Bankası’nın politika faizinde indirimlere gitmesi halinde kur korumalı TL mevduat sisteminin büyük hasar göreceğine işaret eden JP Morgan, enflasyonda yeni sürpriz yaşanması halinde de vatandaşların yeniden dolar ve Euro’ya yöneleceğinin altını çizdi. Banka, “Enflasyonda yükseliş olmazsa ve Merkez Bankası yeni indirimler yapmazsa, siyasette olmadık olaylar yaşanmazsa yurtiçi yerleşiklerin döviz talebinin istikrarlı seyretmesini bekleriz.” değerlendirmesi yaptı.

KUR KORUMALI TL MEVDUAT SİSTEMİNE NEGATİF BAKIYORUZ

Raporunda “Kur korumalı TL Mevduat Sistemi konusunda negatifiz” yazan JP Morgan, kur korumalı TL mevduat sisteminde karşılaşılabilecek krizleri sıraladı: “Çünkü maliyet ve enflasyon riski içiriyor. Kur korumalı TL mevduat uygulaması Hazine ve Maliye’nin sırtında bir risk. Enflasyonu arttırabilecek yeni bir faktör. Bu sisteme şirketlerin ne kadar ilgi göstereceği bilinmiyor.”

SİSTEM ÇÖKERSE BANKALARDA 1 DOLAR KALMAYACAK

Aralık ayında döviz krizi yaşanırken vatandaşların bankacılık sisteminden çektikleri dövizi yastık altına taşıdıklarına vurgu yapan JP Morgan, kur korumalı TL mevduat sisteminin tutmaması halinde yastık altına kaçışların hızlanacağı uyarısı yaptı. Uluslararası yatırım bankasının raporunun satır aralarındaki gerçek ise büyük krizin habercisi. Erdoğan’ın yeni ekonomi modeli olarak sunduğu sistemin çatırdaması halinde Cumhuriyet tarihindeki krizlerin hepsinden büyük mali çöküş yaşanacak. Hazine garantisinin bile dövizdeki artışı durduramadığını gören vatandaşlar bankalardaki paralarını çekecek. Türk Lirasını dövize yatırma iştahı iyice katlanacak. Halk 1 dolarını bile bankada tutmaktan vazgeçecek.

DAHA BÜYÜK KRİZLER KAPIDA

Bu durumda ise bankacılık krizi kaçınılmaz olacak. Fatura yine Türkiye’de yaşayan 84 milyon insana kesilecek. Türk tipi başkanlık sisteminin geldiği 2018 yılından bu yana değersiz para, yüksek enflasyon her gün gelen zamlarla karşı karşıya kalan halk, daha büyük krizlerle boğuşmak zorunda kalacak.

Bu kez Minik Serçe avladı: Erdoğan’ın çarklarına kimse yetişemiyor

Okumaya devam et

Analiz

Bu kez Minik Serçe avladı: Erdoğan’ın çarklarına kimse yetişemiyor

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinden yaptığı geri dönüşlere ünlü sanatçı Sezen Aksu’yu da ekledi. Cami kürsüsünden Sezen Aksu’yu hedef alarak ‘Dillerini kopartırız’ diyen Erdoğan, kamuoyunun tepkisi üzerine geri vitese attı. Erdoğan, daha önce de ‘One minute’, çözüm süreci ve Mavi Marmara açıklamalarından çark etmişti.

BOLD ANALİZ – Erdoğan, Minik Serçe lakabıyla ünlenen ünlü şarkıcı Sezen Aksu’yu hedef alan sözlerinden geri adım attı. AKP içinden gelen tepkiler sonrası Aksu’yu kastetmediğini söyleyen Erdoğan, NTV yayınında “Benim oradaki hitabımın muhatabı Sezen Aksu değildir. Aksu, Türk müziğinin önemli bir ismidir, insanımızın duygularına tercüman olmuş bir sanatçımızdır.” dedi.

Erdoğan’ın 2002 yılında iktidara geldiği günden bu yana yaptığı birbirini yalanlayan çok sayıda açıklaması bulunuyor. İsrail, Mavi Marmara, PKK ile yürütülen çözüm süreci, ABD ile Brunson tartışması, Rusya ile uçak krizi konularında yaptığı tarihi çarklar arşivlerde duruyor.

İşte Erdoğan’ın tarihi geri viteslerinden bazıları:

PKK İLE GÖRÜŞEN ŞEREFSİZDİR

23 Ağustos 2010 tarihinde “PKK ile görüşen şerefsizdir bunu herkes bilsin” diyen Erdoğan, Oslo görüşmelerinin sızması sonrası geri vites yaptı. 27 Eylül 2012 tarihinde “PKK ile görüşme talimatını ben verdim” dedi.

HDP İLE YAPILAN DOLMABAHÇE MUTABAKATI

PKK ile yürütülen Çözüm Süreci’nde bakanlarına Dolmabahçe görüşmesi talimatı veren Erdoğan, kamuoyunun tepkisi üzerine U dönüşü yaptı. HDP’li milletvekilleri ile AKP’li bakanların ortak mutabakat açıklamasının üzerinden 20 gün geçince Erdoğan, “Dolmabahçe mutabakatını doğru bulmuyorum” dedi.

MAVİ MARMARAYI BANA MI SORDUNUZ

Erdoğan, İsrail’e insani yardım götüren Mavi Marmara gemisinin İsrail askerleri tarafından baskına uğraması üzerine İsrail’e tepki gösterdi. Önce Mavi Marmara gemisi organizasyonunu düzenleyenlere sahip çıkan ve “Otorite biziz ve bizden izin aldılar” diyen Erdoğan, İsrail ile yakınlaşmak için geri U dönüşü yaptı. “O gemiyi götürürken bana mı sordunuz?” açıklamasıyla önceki sözlerini yalanlayan Erdoğan, Mavi Marmara mağdurlarının açtığı davaları kapattı.

RUS UÇAĞINI DÜŞÜRDÜK

27 Ekim 2015 tarihindeki mitingde Suriye’de düşürülen Rus savaş uçağının sınır ihlali yaptığı için düşürüldüğünü söyledi. Aradan bir yıl geçmeden Rusya Devlet Başkanı Putin’in ayağına giderek özür diledi.

BU FAKİR BRUNSON’U VERMEZ

“Kusura bakma bu fakir görevde olduğu sürece Brunson’u alamazsın” diyen Erdoğan, ABD Başkanı Trump’un “Aptal olma” başlıklı mektubunun ardından geri adım attı. Erdoğan’ın talimatıyla Rahip Brunson serbest bırakılıp ABD’ye döndü.

DENİZ YÜCEL ÖZEL UÇAKLA GÖNDERİLDİ

Alman vatandaşı tutuklu gazeteci Deniz Yücel’i “Bu can bu bedende olduğu müddetçe vermeyeceğiz” açıklaması yapan Erdoğan, Almanya Başbakanı Merkel’in bastırmasıyla geri adım attı. Deniz Yücel tahliye edildi ve aynı gece özel uçakla Almanya’ya döndü.

IMF BİZDEN BORÇ İSTEDİ SONRA VAZGEÇTİ

“IMF bizden borç istedi” diyen Erdoğan, dünya basınının konuyu gündeme getirmesi üzerine “IMF bizden borç almaktan vazgeçti” açıklaması yaptı.

ERMENİ SOYKIRIMINI BİDEN’E SORACAĞIM

13 Haziran 2021 tarihinde ABD Başkanı Biden ile görüşmede ABD’nin 1915 olaylarını Ermeni soykırımı olarak tanıması meselesini gündeme getireceğini söyleyen Erdoğan, 1 gün sonra çark etti. Görüşme sonrası yapılan basın toplantısında “Hamdolsun Ermeni soykırımı meselesi gündeme gelmedi” dedi.

Erdoğan bir imzayla çetesine 6 milyar TL daha kazandırdı

Okumaya devam et

Analiz

Muhalefet, Ankara’nın göbeğindeki işkenceye sessiz: Vaatler sözde kaldı

Başta toplumun tüm kesimleriyle helalleşme çağrısında bulunan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu olmak üzere muhalefet parti liderleri, Ankara Emniyet’inde yaşanan işkenceyi görmezden geliyor. Parti liderleri, Ankara Emniyet’e kendileri gitmediği gibi partileri adına bir heyet de göndermedi.

BOLD ANALİZ – Her seçim döneminde veya işkence sonrası yaşanan ölümlerde işkenceyi lanetleyen ve işkencecilerin cezalandırılmaları ile ilgili nutuklar atan muhalefet parti liderleri, Ankara Barosu İnsan Hakları Merkezi’nin de doğruladığı Ankara Emniyetindeki işkenceyi görmezden geliyor.

Yaklaşık on gündür Ankara Emniyet’te birçok işkenceden geçirilen Gülen Hareketi mensuplarına yapılanlarla ilgili muhalefet parti liderlerinden herhangi bir açıklama gelmedi.

İŞKENCE ORTAYA ÇIKARILDI

Gülen Hareketi mensuplarına yönelik ‘yeniden yapılanma’ soruşturmaları kapsamında gözaltına alınanlar on gündür Ankara Emniyeti Terörle Mücadele Şubesinde sorgulanıyor. Ev hanımı, hukukçu, öğrenci, polis ve askerlerden oluşan gruba işkence yapıldığı ortaya çıktı. İşkenceyi Ankara Barosu da hazırladığı raporla teyit etti. Baro işkence ile ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunacak.

PARTİLERDEN SES YOK

Ankara Emniyet Müdürlüğü’ndeki işkencelere, HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu dışında siyasilerden ses yok. Sık sık işkence raporu yayınlayan CHP ve diğer muhalefet partileri, genel merkezlerine birkaç dakika mesafedeki Ankara Emniyet’e işkencelerin son bulması için heyet dahi göndermiyor.

KILIÇDAROĞLU, HELALLEŞMEK İÇİN ÖLMELERİNİ Mİ BEKLİYOR?

Seçim beyannamesinde “yurttaşlara dönük işkenceye varan şiddeti, eziyeti ve onur zedeleyici tüm uygulamaları sonlandırma” sözü veren CHP, yapılan bu işkencelere sessiz. Geçen aylarda helalleşme çağrısı da yapan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Helalleşme yüzleşmek, barışabilmek, devam edebilmek demektir. Bunu yarası olan topluluklarla yapacağız” deyip, helalleşecekleri arasında başta devlet tarafından hapishanelerde işkence görenler olmak üzere mağdur edilen birçok grubu sıralamıştı.

KARAMOLLAOĞLU, “TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ” DEMİŞTİ

İktidarın insan hakları ihlallerine yönelik açıklamaları ile dikkat çeken Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu da Ankara Emniyet’teki işkencelerle ilgili açıklama yapmadı. Karamollaoğlu, işkence yapıldıktan sonra helikopterden atılan Osman Şiban ve Servet Turgut’la ilgili yaptığı açıklamada, “İşkence, bir insanlık suçudur. Van’da iddia edilen ve vahim bir şekilde hepimizi endişelendiren işkence iddialarının ise araştırılmasını istiyor ve konunun takipçisi olacağımızı belirtmek istiyorum” demişti.

DAVUTOĞLU: İŞKENCE YAPANLARI LANETLİYORUZ

2015 yılında Başbakanlığı döneminde yaptığı bir konuşmada “Emniyet teşkilatımız kullandığı güç ile özgürlük ve güvenlik dengesini sarsacak bir yapı içinde olamaz. İnsanlık onurunu zedeleyecek ve 90’lı, 80’li yıllarda bazen kötü örneklerle hatırladığımız işkence gibi faaliyetler içinde olamaz” diyen Gelecek Partisi Lideri Ahmet Davutoğlu da geçen yıl 12 Eylül’ün yıldönümünde yaptığı açıklamada ise “Cezaevlerinde insanlara işkence yapanları bir kez daha lanetliyoruz” demişti.

BABACAN: İŞKENCE YAPANLARI SORGULAYIN

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ise partisinin 1. Olağan Van İl Kongresinde yaptığı konuşmada işkence konusuna değinerek, “İşkence, adeta bir ceza politikası haline dönüştü. İnsan onurunu çiğneniyor. Kamu gücünü kullanan hiç kimsenin vatandaşa kötü muamele yapma hakkı yoktur” ifadelerini kullanmış, AKP’ye işkenceyi geri getiren iktidar olarak hatırlanmaması için sorumluları yargılamasını önermişti.

AKŞENER, İŞKENCE YAPILAN EV KADINLARINI GÖRMEDİ

İşkencelerle ilgili açıklaması bulunmayan İyi Parti lideri Meral Akşener ise iki ay önce partisinin 4. kuruluş yıldönümü kutlamalarında yaptığı konuşmada kadınlar üzerinden işkenceye dikkat çekip, “Kadınların fiziksel, psikolojik ve ekonomik olarak, baskı, şiddet ve işkence görmesini, görmezden gelmeyeceğiz. Öldürülen her kadın, devletin sorumluluğundaydı. İktidardakiler, onlara sahip çıkmadı. Ama bizimle birlikte, kadınlar artık sahipsiz kalmayacak” demişti. Akşener, şu an Ankara Emniyet’te işkence gören ev kadınları ile ilgili hiç bir açıklama yapmadı.

Erdoğan bir imzayla çetesine 6 milyar TL daha kazandırdı

Okumaya devam et

Popular

Shares