Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Almanya seçime gidiyor: Başbakan adayları görücüye çıkıyor

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bir türlü yanaşmadığı ‘liderlerin canlı yayında tartışma programı’ Almanya’da yapıldı. Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partilerinin başbakan adayı Armin Laschet, Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) başbakan adayı Olaf Scholz ile Yeşiller Partisi’nin başbakan adayı Annalena Baerbock, Alman televizyon kanalında soruları cevapladı.

BOLD – Üç siyasetçi de , Almanya devlet televizyon kanalları ARD ve ZDF’nin ortak yayınında, Maybrit Illner ile Oliver Köhr’ün moderatörlüğünde, mevcut gelişmeler ve gelecekteki hedeflerine değerlendirmeler yaparken zaman zaman tartışma çıktı. Adaylar, 2005 yılından bu yana Almanya’yı yöneten Angela Merkel sonrası yapacaklarını Almanya’daki seçmenlere anlattı.

“AŞI SAĞ AFD İLE İTTİFAK YAPMAYACAĞIZ”

Seçimlerden sonra başbakan adaylarının hangi partilerle koalisyon yapacağına ilişkin konu başlığıyla başlayan yayında Laschet, Sol Parti ve Almanya için Alternatif (AfD) Partisi ile kesinlikle koalisyon görüşmeleri yapmayacağını söyledi.

Yeşillerin adayı Baerbock ise tüm demokrat partilerle koalisyon görüşmeleri yapacaklarını, dış politikada ve iç güvenlik gibi konularında Sol Parti ile ihtilaflarının bulunduğunu anlattı.

Scholz da Almanya’yı yönetmek isteyenlerin güçlü bir Avrupa Birliğinden yana olması gerektiğinin altını çizdi.

LASCHET İLE SCHOLZ ARASINDA TARTIŞMA

Osnabrück Savcılığı tarafından kara para aklanması iddialarının ardından başlatılan soruşturma kapsamında bir hafta önce Maliye Bakanlığında yapılan aramalar da programda gündeme geldi. Polis operasyonunun seçimlerde partisinin başarısı için tehlikeli olup olmayacağı sorusuna ilişkin de Scholz, bu aramaların Köln’deki Mali İstihbarat Dairesindeki (FIU) iki çalışının doğru dürüst çalışmadığından dolayı yapıldığını ve bakanlıkla ilgisinin olmadığını savundu.

Laschet ise, FIU’nun bağlı olduğu Maliye Bakanlığında savcılığın arama yapmasına karşın Scholz’un bu şekilde olumlu konuşmasının bir mucize olduğunu belirterek, “Benim maliye bakanım sizin gibi çalışsa büyük bir sorunumuz olurdu.” ifadesini kullandı.

Bunun üzerine Scholz, rakibi Laschet’i olayları çarpıtmakla suçlayarak, Maliye Bakanlığına yönelik bir araştırmanın yapılmadığını, FIU’ya karşı yapılan araştırma konusunda savcılığın bilgiler istediğini ileri sürdü.

AŞIRI SAĞ VE IRKÇILIKLA MÜCADELE

CDU/CSU’nun başbakan adayı Laschet, aşırı sağa karşı sınırlar çizdiğine dikkati çekerek, “Demokrasi için en büyük tehdit aşırı sağdan geliyor.” dedi. Laschet, aşırı sağcılık ve ırkçılarla mücadele ettiğini belirterek, bunların parlamentoya ait olmadıklarını dile getirdi.

Yeşiller Partili Baerbock da başbakanlığındaki önceliğinin ırkçılıkla mücadele olacağını vurguladı.

ALMANYA’DA DİJİTALLEŞME BAKANLIĞI KURULACAK

Üç aday da dijitalleşmenin yeni hükümetin acil ele alması gereken konu olduğunu anlattı. Laschet, başbakanlığında bir dijitalleşme bakanlığı kurulacağını kaydederek, bugüne kadar bu alanda çok şey yapıldığını ancak bunun yetersiz olduğunu söyledi.

ARTAN KİRA ÜCRETLERİ

Scholz ve Baerbock, kira ücretlerinin artırılmasını engellemek için bir limitin koyulmasını isterken, Armin Laschet, kira ücretlerinin çok fazla artmaması için belirli düzenlemelere sahip olduklarını aktardı. Laschet, bir limitin koyulması yerine daha fazla binanın yapılması gerektiğini ifade ederek, bunun için de şirketlerin konut yapma konusunda teşvik edilmesini ve bürokrasinin azaltılmasını istedi.

ZDF’NİN TELEFON ANKETİNE GÖRE BİRİNCİ SCHOLZ

ZDF, açık oturumun ardından Wahlen araştırma şirketinin 753 kişi ile telefonda hızlı bir şekilde yaptığı anketin sonuçlarını yayımladı.

Buna göre, ankete katılanların yüzde 32’si, SPD’nin başbakan adayı Olaf Scholz’u başarılı gördü. Baerbock yüzde 26 ile ikinci, Laschet de yüzde 20 ile üçüncü oldu.

Okumaya devam et
Reklamlar

Dünya

Halkbank’ın iddianameyi geri çevirme başvurusu reddedildi

Halkbank’ın iddianameyi geri çevirme başvurusunu reddeden ABD Temyiz Mahkemesi, bankanın İran’ın ABD yaptırımlarını ihlal etmesine yardımcı olduğu iddiasıyla yargılanabileceğine karar verdi.

BOLD – ABD Temyiz Mahkemesi Halkbank’ın İran’ın ABD yaptırımlarını ihlal etmesine yardımcı olduğu iddiasıyla yargılanabileceğine hükmetti.

SUÇLAMA TİCARİ FAALİYET İSTİSNASI KAPSAMINDA

Reuters’ın haberine göre, ABD temyiz mahkemesi Halkbank’ın İran’ın ABD yaptırımlarından kaçmasına yardım etmekle suçlayan bir iddianameyi geri çevirme başvurusunu reddetti. ABD 2. Temyiz Mahkemesi, Yabancı Egemen Dokunulmazlıklar Yasası’nın bankayı koruyor olması halinde bile, Halkbank’a yönelik suçlamanın ticari faaliyet istisnası kapsamına girdiğini söyledi.

HALKBANK İRAN AMBARGOSUNU DELMEKLE SUÇLANIYOR

Halkbank’ı petrol gelirlerini önce altına, ardından İran’ın çıkarları için nakite çevirmekle ve petrol gelirlerinin transferini haklı çıkarmak için sahte gıda sevkiyatlarını belgelemekle suçlanıyor. Halkbank’ın İran’a ayrıca 20 milyar dolarlık kısıtlı fon transfer etmesine yardımcı olduğunu ve en az 1 milyar doların ABD finans sistemi aracılığıyla aklandığını iddiası da bulunuyor.

TÜRK HÜKUMETİ YAPILANLARI DESTEKLEDİ

Halkbank hakkında yaptırımlardan kaçınmak için İran, Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki para hizmet sağlayıcıları ve paravan şirketleri kullandığı iddiasıyla banka dolandırıcılığı, kara para aklama ve komplo suçlamaları da yer alıyor. Halkbank aleyhindeki iddianamede, Halkbank yönetiminin Türk hükumetinin üst düzey yetkilileri tarafından desteklendiği ve korunduğu da iddia edildi. Banka ise bu suçlamaları reddediyor.

 

Gazeteci Adem Yavuz Arslan, 4 yıldır kayıp olan Reza Zarrab’ı buldu

Okumaya devam et

Dünya

Beklenen oldu Türkiye resmen gri listede: AKP 80 yıllık itibar ve güvenilirliği tüketti

Türkiye, 1991 yılından beri üyesi olduğu kara para ve terör finansmanıyla mücadele eden FATF’ın gri listesine girdi.  Kararla Türkiye, FATF’ın Uluslararası İşbirliği İnceleme Grubu tarafından izlenmeye tabi tutulacak. Kararın Türkiye’nin 80 yıllık itibarını tükettiğini söyleyen muhalefet ise AKP iktidarına tepkili.

BOLD – Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’ne (OECD) bağlı, kara para ve terör finansmanıyla mücadele eden Mali Eylem Görev Gücü’nün (FATF), bu hafta düzenlenen Genel Kurul’unda alınan kararlar basın toplantısıyla duyuruldu.

2019’da yapılan değerlendirmede kara para ve terör finansmanın önlenmesi konusunda bazı eksikleri olduğu vurgulanan Türkiye, yakından takip edileceği anlamına gelen gri listeye girdi. Türkiye, kararın açıklanmasının ardından kurumun Uluslararası İşbirliği İnceleme Grubu tarafından izlenmeye tabi tutulacak.

BBC Türkçe servisinde yer alan habere göre, toplantıda, Ürdün ve Mali’nin de gri listeye alındığı açıklandı. Gri listede yer alan 22 diğer ülke arasında Suriye, Güney Sudan ve Yemen yer alıyor.

Yabancı basın, kurumun Türkiye ilgili kararını önceden yazdı. İngiltere’deki Financial Times gazetesi, bu hafta içinde yayımladığı haberinde Türkiye’nin gri listeye alınacağını yazdı.

KARARIN YABANCI SERMAYEYE ETKİSİ

Haberde halihazırda yabancı yatırımcı çekmekte zorlanan Türkiye’nin bu kararla daha zorlanacak. IMF’in yaptığı bir araştırmaya göre gri listeye alınan ülkeler, yabancı yatırım çekmekte zorluk yaşıyor.

FATF, 2019 yılında Türkiye’ye dair yaptığı değerlendirmede “terörizmle ve kitle imha silahlarının yaygınlaşmasıyla ilişkili varlıkların dondurulması” tarafında iyileşmelerin yapılması gerektiğini vurgulamıştı.

Türkiye’nin son yıllarda kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla ilgili kanunlarını ve düzenlemelerini güçlendirdiği aktarılmış; ancak kara para aklama soruşturmalarının sayısının çoğaltılması gerektiğini belirtmişti.

2019 yılındaki raporda bu alanda çok az sayıda hüküm verildiği ifade edildi.

Terörizmin finansmanı açısından ise Türkiye’deki yetkililerin sadece terör zanlılarının elindeki varlıkların tespit edilmesinde rol oynadığı aktarılmış, ancak bu varlıkların toplanması, mali hareketin önüne geçilmesi, fonların kullanılmasının engellenmesi açısından da önlem alınması gerektiği vurgulanmıştı.

2019’daki değerlendirmede Türk yetkililerin yabancı mevkidaşlarıyla işbirliği ve bilgi paylaşımında verimli olduğu ifade edildi.

Türkiye’deki bankaların ise suçlara ilişkin mali işlemlere dair iyi bir anlayışının olduğu, ancak terörizmin finansmanıyla ilgili bu kadar gelişmiş bir kavrayışının olmadığı belirtilmişti.

Finansal sistem dışında kalan emlakçı ya da değerli maden ticareti yapan kişiler gibi farklı aktörlerin ise maruz kaldıkları risk açısından yeterli bilgisinin olmadığı kaleme alınmıştı.

Finans sektörünün ve diğer sektörlerin denetiminin gelişmiş olduğu, ancak kurallara uyulmaması takdirinde uygulanan yaptırımların etkili olmadığının altı çizilmişti.

MUHALEFETTEN İLK AÇIKLAMA

Kararın açıklanmasını sonrası CHP’den ilk yorum CHP Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Özgür Özel’den geldi.

Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Özel, ”OECD bünyesindeki Mali Eylem Görev Gücü grubunun tavsiyelerine uyulması için yıllardır Parlamento’da yaptığımız çağrılara kulak kapayan iktidar partisi, ülkeye bir başka utancı daha yaşattı” diye yazdı.

Özel, ”Bu kararın Türkiye’nin dış finansman çekebilme kabiliyetine büyük zarar vereceği açık” ifadelerini kullandı.

80 YILLIK İTİBAR 20 YILDA BİTTİ

Liberal Demokrat Parti (LDP) eski genel başkanı Cem Toker kararın Türkiye’nin itibarını tükettiğini söyledi. Kararı kahredici bulan Toker, “Bu kararla, bu akşamdan itibaren Türkiye Cumhuriyeti artık 2 Kasım 2002 akşamının Türkiye Cumhuriyeti değildir. Uluslararası camiada 80 yılda oluşturulan saygınlık, imaj, güvenirlilik, itibar 20 yılda tüketilmiştir. Çok üzücü, kahredici…” ifadelerini kullandı.

FATF’IN ÜYESİ KURULUŞU VE AMACI,

FATF, 1989 yılında G-7 ülkeleri (ABD, Japonya, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve Kanada) tarafından kara para aklamanın uluslararası alanda önlenmesi amacıyla OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) bünyesinde kurulmuştur.

11 Eylül 2001 tarihinden sonra vizyonuna terörün finansmanı ile mücadeleyi de dahil eden FATF’nin halen 32 ülke ve 2 bölgesel kuruluş olmak üzere toplam 34 üyesi bulunmaktadır.

Türkiye, 24 Eylül 1991 tarihinde FATF’e üye olmuştur.

ABD, Almanya, Arjantin, Avustralya, Avusturya, Belçika, Brezilya, Çin, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Güney Afrika, Hollanda, Hong-Kong, İngiltere, İrlanda, İspanya, İsveç, İsviçre, İtalya, İzlanda, Japonya, Kanada, Lüksemburg, Meksika, Norveç, Portekiz, Rusya Federasyonu, Singapur, Türkiye, Yeni Zelanda, Yunanistan, Avrupa Komisyonu, Körfez İşbirliği Konseyi FATF’in üyeleri arasında bulunuyor.

 

Merkez Bankası, Erdoğan’ı dinledi: Faiz indirimi sonrası dolar 9.50’yi geçti

 

Okumaya devam et

Dünya

Erdoğan’dan Kavala bildirisi yayınlayan 10 büyükelçiye tehdit: Ülkemizde ağırlamayız

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, iş insanı Osman Kavala’nın tutukluluğuna son verilmesini isteyen 10 büyükelçiyi hedef aldı. Afrika seyahati dönüşü uçakta konuşan Erdoğan, “Bizim bunları ülkemizde ağırlamak gibi bir lüksümüz olamaz. Türkiye’ye böyle bir ders vermek haddinize mi sizin? Kimsiniz siz?” dedi.

BOLD – Erdoğan, Angola, Togo ve Nijerya ziyareti dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını cevapladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Osman Kavala ile ilgili 10 ülkenin büyükelçisinin bildirisini de değerlendirdi.

SOROS NE İSE KAVALA O

Erdoğan, “Terörün beslendiği odaklar belli. Bunlar zaten terörün beslendiği odaklar. Selahattin Demirtaş da öyle. Daha devam eden davaları var. Kavala hakeza öyle. Fakat Kavala’nın özelliği daha farklı. Uluslararası camia içerisinde Soros ne ise, Kavala o. Bunlar para ile istedikleri yeri istedikleri gibi sallamaya çalışıyorlar. Şimdi Soros’un oğlu da giriyor. O da babası gibi. Bunların çok iyi takip edilmesi lazım. Bunlar mesela şu anda Balkanlara sızmanın, Balkanları sindirmenin gayreti içerisindeler. Bunlara da tabi fırsat vermeyeceğiz, verilmemesi lazım. Kosova’da, Makedonya’da, Arnavutluk’ta, her yerde buna benzer şeyleri yaparlar. Dolayısıyla bizim bilincimizin altına bunu bir defa yerleştirmemiz lazım. Elhamdülillah, Türkiye olarak biz güçlüyüz ve bize sızamıyorlar. Terörist sayısında ciddi bir düşüş var. Bundan sonra da terörle mücadeleye aynı kararlılıkla devam edeceğiz.” dedi.

BİZİM BUNLARI ÜLKEMİZDE AĞIRLAMAK GİBİ BİR LÜKSÜSÜMÜZ OLAMAZ

Erdoğan diplomatik hassasiyetlere uymayan bir açıklama yaparak 10 büyükelçiyle ilgili Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na talimat verdiğini söyledi. Erdoğan, şunları söyledi: “Bakın şimdi AİHM bir karar almış. Bu Kavala denilen Soros artığıyla ilgili olarak Türkiye’yi adeta burada mahkum etmek istiyorlar. 10 tane büyükelçi bu açıklamayı niye yapar? Bu Soros artığını savunanlar, bunu nasıl bıraktırırız gayreti içindeler. Söyledim Dışişleri Bakanımıza, bizim bunları ülkemizde ağırlamak gibi bir lüksümüz olamaz. Türkiye’ye böyle bir ders vermek haddinize mi sizin? Kimsiniz siz? Neymiş? Kavala’yı bırakın. Sen kendi ülkendeki haydutları, katilleri, teröristleri bırakıyor musun? Amerika’sı, Almanya’sı, hangisi böyle bir şeyi şu ana kadar yaptı? Yapmadılar ve yapmazlar. Konuştuğu zaman sana verecekleri cevap şudur, “yargı bağımsızdır.” Sizde yargı bağımsız da bizdeki yargı bağımlı mı? Bizdeki yargı, bağımsızlığın en güzel örneklerini veriyor.”

 

Okumaya devam et

Popular

Shares