Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Erdoğan yargılanıyor: Öğretmen Mehmet Alp TEM’deki işkenceyi anlattı

AKP hükumeti güvenlik güçlerinin yaptığı işkencelerin yargılandığı Türkiye Tribünali’nde eski öğretmen Mehmet Alp, Şanlıurfa TEM ve cezaevinde yaşadığı işkenceleri anlattı. Alp, “Kafama silah dayadılar. ‘Yaşamak istiyorsan söylediklerimizi kabul edeceksin’ dediler. Ellerinde demir çubuk vardı. Kabul etmeyince darp etmeye başladılar. Burnumdan kan geldi, bayıldım” dedi.

BOLD – İsviçre’nin Cenevre kentinde düzenlenen Türkiye’deki işkence olaylarının masaya yatırıldığı Turkey Tribunal Mahkemesine eski AİHM yargıçları, BM İnsan Hakları Komisyonu sekreteri, Güney Afrika Anayasa Mahkemesi Yargıcı, Avrupa Konseyi İdare Mahkemesi Başkanı katıldı.

Türkiye Tribünali’nin öğleden önceki oturumunda yaşadığı işkenceleri anlatan öğretmen Mehmet Alp, 18 Nisan 2015’te Cizre’de öğretmenlik yaparken kaçırıldığını belirtti. Kendisini kaçıran kişiler tarafından ‘Gülen hareketi öğrencileri PKK’ya yönlendiriyor’ şeklinde ifade vermesinin istendiğini kaydeden Alp, TEM’de kafasına dayanan silahla zorla ifadesinin alınmaya çalışıldığını anlattı. Demir çubuklarla vücuduna ve kafasına vurulduğunu söyleyen Alp, “Bu şekilde 24 gün işkence gördüm. Benim gibi bir sürü akademisyen TEM’de işkence gördü” ifadelerini kullandı. 15 Temmuz sırasında cezaevinde olmasına rağmen darbe girişimine katılmakla suçlandığını anlatan Alp, Sincan Cezaevinden alınarak Şanlıurfa TEM’e götürüldüğünü ve orada da işkenceye uğradığını söyledi. Alp, şunları anlattı: “Biz biliyoruz, senin alakan var. Sana bir takım belgeler vereceğiz, imzalayacaksın.’ dediler. Kabul etmediğim için başıma bir çuval geçirip, Şanlıurfa TEM’in iki alt katına götürdüler. ‘Seni burada MİT’e teslim edeceğiz. Senin sorgunu bunlar yapacaklar.’ dediler. Ellerinde demir çubuk vardı. Geldiler, ‘bize yardımcı olmazsan, buradan çıkamazsın’ dediler. Ben alakam olmadığını söyleyince darp etmeye başladılar. Burnumdan kan geldi, bayıldım.”

İfadesinin ardından bir hakim Mehmet Alp’e, “Serbest bırakıldıktan sonra kendi avukatınızla bu işkence konularında kanun önünde yapılabilecek bir şey olup olmadığını konuştunuz mu?” sorusunu yöneltti. Alp, mahkemeye ve savcılığa dilekçe verdiğini ancak bu konuda hiç bir gelişme yaşanmadığını belirterek, “Mahkemeye defalarca dilekçe yazdım, gün gün yazarak verdim. Ancak hiç bir işlem yapılmadı.” dedi. Bir başka hakimin “Sizi polise kim şikayet etmiş olabilir?” sorusuna ise Mehmet Alp, şu cevabı verdi: “Dışarıda beni tanıyan, kendisini kurtarmak için benim ismimi vermiş olabilir. Çünkü oradan sağlam çıkmanız için isim vermek zorundasınız. Ben de orada bazı belgeler imzalamak zorunda kaldım. Orada kendinizi savunabileceğiniz bir ortam yok!”

MEHMET ALP’İN TÜRKİYE TRİBÜNAL’DAKİ KONUŞMASI ŞÖYLE:

Yanımda bir araç durdu. Kendilerinin polis olduklarını söylediler. Bana ‘Senin 4 öğrencin var. Bunlardan bazıları PKK’nın dağ kadrosuna katıldı. Bu 4 çocuk Gülen hareketinin dershalerine gidiyor. Gülen hareketi ve PKK’nın birlikte hareket ettiğini söyleyeceksin.” dediler. Ben de bunun doğru olmadığını, bunu kabul edemeyeceğini söyledim. Bu sefer küfür ve tehditler başladı. Galiz küfürler ettiler. Sağ tarafımda oturan bir silah çıkardı ve kafama dayadı. ‘Yaşamak istiyorsan söylediklerimizi kabul edeceksin’ dedi. Ben de ‘bilmediğim şeyi nasıl kabul edeyim’ dedim. Öleceğimi düşündüm, ağlamaya başladım. Beni orada bıraktılar. Otostop çektim, Cizre’ye geri döndüm.”
20 Nisan’da evime gelindi. Eşim gözaltına alındı. Eşim 4 gün gözaltında kaldı. Adli kontrolle serbest bırakıldı. Uzun bir uğraştan sonra tayinimiz Şanlıurfa’ya çıktı. Urfa’ya geldikten sonra 13 Mayıs 2016’da (polisler) evimize geldiler. Darbeden 1 ay önce. Resmi belgede sahtecilik suçlamasıyla. Sulh ceza mahkemesine çıkarıldık. Bana, ‘Gülen hareketiyle bir ilişkin var mı, eşin Gülen Hareketi tarafından bulunan bir insan mı, çocuklarını neden Gülen hareketinin okullarına gönderdin’ gibi sorular soruldu. 17 Mayıs tarihinde tutuklandım, cezaevine gönderildim.

15 Temmuz’da darbe girişimi oldu. Ancak 14 Temmuz’da cezaevinde bir söylenti dolaşıyordu. Sincan Cezaevi’nin boşaltılacağı, 2 bin 500 hakim ve savcının Sincan Cezaevi’ne konulacağı vs. söylentileri vardı. 15 Temmuz gecesi akşam uçakların sesleri duyuldu. Daha sonra darbe girişimi olduğunu öğrendik. O gece bizim koğuş 11 kişiden 20 kişiye çıktı.

Darbeden iki gün sonra Sincan T Tipi’nden L Tipi’ne gönderildik. Tabi hiç bir şeyimizi alamadık. Bomboş bir koğuşa gönderildik. Yatak yok, yorgan yok. İki ay boyunca sadece kuru gıda yedik. Doktorla görüştürülmedik.

Yaşadığım strese bağlı olarak kalın bağırsağımda bir rahatsızlık meydana geldi. Kanamalarım oldu. Doktorla görüşmek istedim defalarca ancak cevap verilmedi. En son bir doktor geldi ve bana ‘siz ‘fetö’ mensubusunuz, size bakmamamız yönünde talimat var’ dedi. Ben de ‘O halde bana bir belge verin, bakamayacağınıza dair’ dedim. ‘O kağıdı verirsem ben zor durumda kalırım’ dedi.

İki ay boyunca bana bakılmadı. Daha sonra kanser başlangıcı konuldu. Çok fazla ilaç kullanmaya başladım. Kasım ayında Keskin T Tipi’ne gönderildim. Toplamda 4 cezaevi ve 17 koğuş değiştirdim. Keskin’de tek başıma hücrede kaldım. Keskin’de iken 28 Mayıs 2017 tarihinde bir memur geldi ve ‘senin mahkemen var koğuştan çıkman gerekiyor’ dedi. Mahkemem 6 Haziran’da olduğu için çıkmak istemedim. İşkence göreceğimden korktum. Beni koğuştan zorla çıkardılar. Beni cezaevinin dışına çıkardılar. İki kişi gelip arkadan kelepçeledi, yere yatırdılar.

Daha sonra beni Şanlıurfa’ya götürdüler. 28 Mayıs’ta ilk muhatap olduğum soru şuydu: 15 Temmuz darbe girişimiyle bir bağlantın var mı? Dedim ki, ‘ben 15 Temmuz’da tutukluydum, öğretmedim. Asker değilim, öğretmenim. Nasıl alakam olabilir.’ ‘Biz biliyoruz, senin alakan var. Sana bir takım belgeler vereceğiz, imzalayacaksın.’ dediler. Kabul etmediğim için başıma bir çuval geçirip, Şanlıurfa TEM’in iki alt katına götürdüler. ‘Seni burada MİT’e teslim edeceğiz. Senin sorgunu bunlar yapacaklar.’ dediler.

Ellerinde demir çubuk vardı. Geldiler, ‘bize yardımcı olmazsan, buradan çıkamazsın’ dediler. Ben alakam olmadığını söyleyince darp etmeye başladılar. Burnumdan kan geldi, bayıldım. Beni polis aracına bindirip hastaneye götürdüler. Ancak araçtan indirmediler. Hastanenin önünde durdular. Doktor geldi. Ancak öncesinde bana ‘işkence gördüğünü söylersen, tekrar aynı şeyleri yaşarsın’ dedikleri için işkence gördüğümü söylemedim. Bu şekilde 24 gün işkence gördüm. Benim gibi bir sürü akademisyen gördüm TEM’de işkence gören.

Sorgu sırasında TEM’in odasında bir kalem buldum. Kalemin ucunu kırdım ve tuvalet kağıdından kalem yaptım. Küçük küçük kağıtlara yaşadığım şeyleri yazmaya başladım. Çünkü öldürüleceğimi düşündüm. Avukatımla görüştürmüyorlar. Eşimle görüşmek istiyorum diyorum, izin vermiyorlar. 28 Mayıs’tan 6 Haziran’a kadar işkence gördüm. 6 Haziran’da mahkemeye çıktım. Bana işkence yapan polisler de mahkeme salonundaydı. Bana ‘işkence gördüğünü söylersen, aynısın tekrar yaşarsın’ diyerek tehdit ettiler.

Benim korkum ailemdi. Beni ailemle tehdit ettiler. Ailene de aynısını yapacağız dediler. Çocuklarını da çocuk esirgeme kurumuna vereceğiz dediler. ‘6 Haziran’da tahliye olacaksın ancak buraya tekrar geleceksin. Ameliyata (işkenceye) devam edeceğiz’ dediler. 6 Haziran’da tahliye oldum ancak yeniden hakkımda soruşturma açıldı. 15 Temmuz’la suçlandım. Mahkemeye çıktım, kendi avukatımı reddetmemi istediler. Bir tane avukat getirdiler, kendi anlaştıkları. Avukat, ‘bunların getirdiği belgeleri imzalamazsan, buradan sağ çıkamazsın’ dedi. İşkenceye devam edildi.

Eşim Şanlıurfa TEM’de olduğumu öğrenmiş. Kendi avukatımla birlikte geldi. Eşime durumu anlattım. ‘Sen fazla görünme. Sadece yapabiliyorsanız insan hakları derneklerine ulaşın.’ dedim. Tutuklandım. 4 Nisan’da tekrar tahliye oldum. Ve eşimle birlikte Almanya’ya iltica ettik.”

Gündem

Bakan Akar’dan Emine Erdoğan vurgusu

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın, Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadelesini anlatırken Emine Erdoğan vurgusu dikkat çekti. Akar, “Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde gerçekleştirilen ‘Sıfır Atık Projesi’ zaten yurt genelinde uygulanmaya devam ediyor.” dedi.

BOLD – Akar, NATO Karargahı’nda İngiltere, ABD, Yunanistan, İspanya, Polonya, Macaristan, Romanya, İtalya, Slovenya, Letonya ve Bulgaristan Savunma Bakanları ile gerçekleştirdikleri kısa süreli görüşmelerle savunma ve güvenlik alanlarında görüş alışverişinde bulundu. Görüşmeler sonrası basın toplantısı düzenleyen Akar, gazetecilerin sorularını cevapladı.

NATO’NUN ŞEREFLİ ÜYESİYİZ

Türkiye’nin NATO içindeki sorumluluklarını bugüne kadar yerine getirdiğini, bundan sonra da getirmeye devam edeceğini vurgulayan Akar, “Bazıları bilinçli veya bilinçsiz olarak ‘Türkiye bir yere mi gidiyor’ gibi söylemlerde bulunuyor. Türkiye’nin bir yere gittiği yok. 70 yıldan beri biz NATO’nun şerefli bir üyesiyiz. Sorumluluklarımızın bilincindeyiz. Bugüne kadar sorumluluklarımızı yerine getirdik bundan sonra da yerine getirmeye devam edeceğiz” dedi.

F-16 TEDARİKİ SÜRECİNİ TAKİP EDİYORUZ

Görüşmeler sonrası basın toplantısı düzenleyen Akar, F16 tedarikiyle ilgili, “Teknik çalışma başlatıldı. Süreci takip ediyoruz. Türkiye’nin güçlenmesi aynı zamanda NATO savunmasının güçlenmesi anlamına geliyor” dedi.

EMİNE ERDOĞAN’IN HİMAYESİNE VURGU

NATO toplantısında iklim değişikliğinin de gündeme geldiğini belirten Akar, “Türkiye’nin Paris Protokolü’nü onayladığını hatırlatarak Türkiye’nin ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin bunun gereğini yapmaya başladığını ve bundan sonra da yapacağımızı söyledik. Ayrıca Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde gerçekleştirilen ‘Sıfır Atık Projesi’ zaten yurt genelinde uygulanmaya devam ediyor. Türk Silahlı Kuvvetlerinin de aktif rol aldığı proje bu alandaki en önemli çalışmalardan biri olma özelliği taşıyor” diye konuştu.

AKP’de yepyeni kavga! Meydanı Hulusi Akar’a bırakmak istemeyen AKP’liler de harekete geçti

Okumaya devam et

Gündem

Diyanet “baldız fetvası’ haberlerine “algı operasyonu” dedi

Diyanet, Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan ve sosyal medyada yayılan “baldızla zina yapmanın nikâhı düşürmeyeceği” haberi ile ilgili açıklama yaptı. Açıklamada algı operasyonlarıyla zihinlerin bulandırılmaya çalışıldığı öne sürüldü.

BOLD – Diyanet İşleri Başkanlığı, “baldız fetvası” olarak gündeme gelen haberle ilgili açıklama yaptı. Yapılanın algı operasyonu olduğu iddia edildi.

“BU FİİLİ HELAL GÖRMEDİKÇE NİKAHLARINA ZARAR VERMEZ”

Cumhuriyet’te dün yer alan haberde Din İşleri Yüksek Kurulu’nun ‘Fetvalar‘ adıyla yayınladığı kitabın 2015’te yapılan üçüncü basımında “baldızla zina yapmanın nikâhı düşürmeyeceği”nin belirtildiği iddia edildi. Haberde fetvada “Kuran’da, zinaya ilişkin, ‘Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, bir hayasızlıktır ve çok kötü bir yoldur‘ buyrulduğu aktarılan fetvada, ‘Bu sebeple zina büyük günahlardan olmakla beraber eşlerden birinin zina etmesi, bu fiili helal görmedikçe nikâhlarına zarar vermez” cümlesinin yer aldığı belirtildi.

“BAĞLAMINDAN KOPARILDI” İDDİASI

Diyanet İşleri Başkanlığı, birçok haber sitesinde yer alan ve sosyal medya gündemine giren haberle ilgili açıklamasında, birtakım medya mecralarında 2015 yılında basılan bir kitapta geçen ifadelerin “bağlamından koparılarak ve çarpıtılarak Diyanet İşleri Başkanlığı’yla ilgili insaftan, vicdandan, gerçeklikten yoksun paylaşımlar yapıldığı” belirtildi.

ALGI OPERASYONLARIYLA ZİHİNLER BULANDIRILMAYA ÇALIŞILMAKTA

Fıkhi metinler ve hükümler üzerine yorum yaparak yanlış anlaşılmalara ve vahim sonuçlara yol açılmasının büyük bir cehalet olduğu öne sürülen açıklamada, “Bir kez daha ifade edelim ki zina, Allah’ın açıkça haram kıldığı çirkin bir fiil ve büyük bir günahtır. Bu menfur davranışın aile çevrelerine taşınması, aynı zamanda korkunç bir ahlaki yozlaşma ve toplumsal felakettir. Her mümin tarafından bilinen bu kadar net bir konuda algı operasyonlarıyla zihinleri bulandırmaya çalışmak insanlık dışı bir davranıştır” denildi.

 

TÜGVA, kullandığı ERP yazılımı için Gülen Hareketi’ni suçladı

Okumaya devam et

Gündem

Balyoz davasında yeniden yargılanan Çetin Doğan: Hazırladığımız plan değil, senaryo

Yargıtay’ın bozduğu Balyoz davasının ilk duruşması İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Davada yeniden yargılanan Çetin Doğan, hazırladıklarının plan değil senaryo olduğunu öne sürdü. Avukatlar mahkemenin beraat kararında ısrarcı olmasını isterken, dava 18 Şubat’a ertelendi.

BOLD – Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin, 7 sanık hakkındaki beraat kararını bozmasının ardından Balyoz davası İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülmeye başlandı. 28 Şubat davasından hükümlü Çetin Doğan’ın savunmasının alındığı ilk duruşmada avukatlar mahkemeden beraat kararlarında ısrar etmesini istedi.

DAVA YENİDEN GÖRÜLMEYE BAŞLANDI

Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararının ardından yeniden görülen “Balyoz” davasında yargılanan 237 kişi hakkında beraat kararı verildi. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı üzerine, Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 7 kişi hakkındaki beraat kararını bozdu. İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün yapılan duruşmaya hükümlü Çetin Doğan SEGBİS üzerinden, diğer sanıklar ise avukatları ile katıldı. Duruşmada Yargıtay’ın bozma kararına karşı görüşler alındı.

HAZIRLADIĞIMIZ PLAN DEĞİL, SENARYO

Duruşmaya SEGBİS üzerinden katılan Doğan, hakkındaki iddiaları reddederek, yargının büyük ölçüde siyasetin vesayeti altında olduğu ve temyiz edilen davanın Yargıtay’ın raflarından indirilmesi için uygun koşulların oluşturulduğunu öne sürdü. Hazırladıkları senaryonun plan gibi algılandığını öne süren Doğan, gelecekte yaşanabilecek askeri/politik gelişmeler dikkate alınarak hazırlanan senaryolar bağlamında 05-07 Mart 2003 tarihlerde icra edilen Plan Semineri için de özgün bir senaryo hazırlandığını kaydetti.

DURUŞMA 18 ŞUBAT’A ERTELENDİ

Doğan’ın savunmasının ardından sanık avukatları bozma kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek daha önce İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği beraat kararında direnmesi gerektiğini belirttiler. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na “itiraz yetkisini kullanma” talepli dilekçelerin akıbetlerinin sorulmasına karar veren mahkeme duruşmayı 18 Şubat 2022 tarihine erteledi.

 

TÜGVA, kullandığı ERP yazılımı için Gülen Hareketi’ni suçladı

 

Okumaya devam et

Popular

Shares