Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Nevin İpek Bold’a konuştu: Osman Gökçek sırf o videoyu çekebilmek için avazı çıktığı kadar bağırdı

AKP hükumeti tarafından mal varlığına ve şirketlerine el konulan İpek Holding’in sahibi Akın İpek’in eşi Nevin İpek, Osman Gökçek ile İngiltere’de nasıl karşılaştıklarını, kızının sansürlenen sözlerini ve o videonun neden çekildiğini cevapladı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Ankara Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Melih Gökçek’in oğlu Osman Gökçek, İpek Holding’in sahibi Akın İpek’in eşi Nevin İpek ve kızının, İngiltere’de bir mağazada kendisine saldırdığını iddia ettiği görüntüleri dün öğlen saatlerinde Twitter hesabından yayınladı. Tamamına ise akşamki programında yer vereceğini söyledi.

Beyaz TV’nin yayın yönetmeni olan Osman Gökçek, saat 23.30’daki programda, videonun biraz daha uzun olan kısmını yayınladıktan sonra, olayın nasıl geliştiğine dair bilgi verdi. Nevin İpek’in, arkadan gelip omzuna dokunduğunu, o sırada telefonda konuştuğu için kendisine ‘telefonu kapat’ dediğini, Nevin İpek’i hatırlamadığını, kim olduğunu sorduğunu, İpek’in “Bizim oteli almışsın” diye sorduğunu ve görüntüleri neden çektiğini anlattı.

AKIN İPEK’İ TEHDİT ETTİ, KIZININ SÖZLERİNİ SANSÜRLEDİ

Programda Nevin İpek ve kızına, kadın oldukları için fiziki bir şey yapamayacağını belirten Gökçek, Akın İpek’i ise ölümle tehdit etti. 15 Temmuz’da Boğaziçi Köprüsü’nde keskin nişancı tarafından şehit edildiği otopsi raporunda ortaya çıkan, Erdoğan’ın yakın arkadaşı Erol Olçok’u, Akın İpek’in öldürdüğünü iddia eden Osman Gökçek “Akın İpek’i görürsem ne yapacağımı bilemem, yalan söyleyemem” dedi. Kızı Esra İpek’in sözlerini ise sansürledi.

Eşi ve çocuklarıyla birlikte İngiltere’de yaşayan Nevin İpek sorularımızı cevapladı. İşte Bold’un soruları ve İpek’in yanıtları:

Olay tam olarak nerede meydana geldi?

İki yıl önce 12 Haziran 2019’da Londra’daki Harrods diye büyük bir alışveriş merkezinde. Biz oraya kızlarımla beraber gitmiştik. Oğlumun nikahı olacaktı, makyaj malzemesi bakıyorduk. Orası da zaten sadece kadınlara ayrılmış bir bölüm. Osman Gökçek sadece makyaj malzemeleri ve rujlar olan o bölümde bir koltukta oturuyordu.

İlk nasıl fark ettiniz?

Ben görmedim. İlk kızım görmüş. Görünce de “Anne anne gidelim gidelim” diye ısrar etti. Ben de anlamadım önce. Ne olduğunu sordum. Osman Gökçek’in orada oturduğunu söyledi. Döndüm baktım hakikaten o. Bir süre öyle kalakaldım. İnsan ne yapacağını bilemez ya… Kalbim atmaya başladı. Öyle bir durum.

Sonra ne oldu? 

Oradan ayrılmaya karar verdik. Tam kapıdan çıkıyorduk ki bir anda Tekin abi geldi gözümün önüne. Beş yıldır hapiste, onu suçsuz yere rehin tutuyorlar. Tekin abi aklıma gelince gözüme perde indi, dünya durdu derler ya… Yanına gittim. Dokunmadım ben ona. Programında omzuna dokunduğumu söylemiş, dokunur muyum. Sadece “Osman naber” dedim. Bakar mısınız da demedim. Döndü bana baktı. “Merhaba” dedi, ayağa kalktı, hatta önünü ilikler gibi yaptı. “Ne yapıyorsun burada?” dedim. “Çok pardon sizi tanıyamadım.” dedi. Ben ilk önce tanıyamamasına anlam vermedim, yalan söylüyor zannettim.

ANKARA’DAKİ EVİMİZE GELİP GİDERLERDİ

Önceden kendisiyle şahsen tanışıklığınız var ama değil mi?

Tabi canım, olmaz mı! Ben çok gördüm kendisini. Ankara’daki evimize, bahçeye gelip giderlerdi. Hiçbir yerden eksik değillerdi zaten. Melih Gökçek’in Ahmet adında başka bir oğlu daha var. O da biz Funda sitesinde kirada otururken komşumdu. O zaman babası belediye başkanıydı. “Beni nasıl tanıyamazsın, bir düşün” dedim. Gerçekten hatırlayamadığını görünce söylediğine inandım.

“Telefonu kapat” dediniz mi?  

Öyle bir şey söylemedim tabi ki. Yalan. Telefonda konuşuyordu. Konuştuğu kişiye “Ben seni arayayım” deyip telefonu kapatmaya çalışıyordu ki, ben “Yo yo devam edin, sonra da konuşabiliriz, acelem yok” dedim.

Sonra ne oldu?

O sırada yani 2019 yılında, gazeteci Murat Ağırel, Gökçek ailesinin bizim oteli aldığına dair haberler yapıyordu. Fakat haber Gökçek ailesi tarafından hiçbir şekilde ne yalanlanıyor ne doğrulanıyor. Sessiz kalıyorlardı. “Oteli almışsınız Osman doğru mu?” diye sordum. “Yooo” dedi. Aynen böyle tepki verdi. Sonra “Ben Akın İpek’in eşiyim” dememle birlikte anında telefonuna saldırdı. O anı size anlatamam. Gözlerinin korkudan yerinden çıktığını gördüm. Bir şey yapacağımı zannetti galiba. Ne yapabilirim ki ben.

SANSÜRLENEN SÖZLER NEYDİ?

Videoda Osman Gökçek çok bağırıyor. Neden o kadar bağırdı?

Yani onlar televizyoncu, profesyonel, neyi nasıl çekeceklerini biliyorlar. Zaten adımı söyleyince o zaman kayıt altına alalım dedi ve telefonu açtıktan sonra bir anda bağırmaya başladı, alışveriş merkezinin ortasında. “Siz bana bir şey yapamazsınız, Fetöcü bunlar, vatan haini bunlar, barım barım bağırıyor” gibi ifadeler kullandı. Kızım arkamdaydı. Orada Esra’nın söylediklerini sansürlemişler.

Ne diyor orada kızınız? 

Esra “Ne vatanı ne vatanı…” dedikten sonra, sansürlediği kısımda  “Vatan mı kaldı, vatan mı bıraktınız, her şeyi çaldınız çırptınız, mahvettiniz, vatan mı bıraktınız?” Aşağı yukarı bu minvalde cümleler söylüyor. Sonrasında güvenlik geldi. “Rahatsız mı ediliyorsunuz?” diye sordular. Ben de “Evet” dedim. Onun yanına gittiler. Daha sonrasını bilmiyorum, ayrıldık zaten. Ama ben omzuna dokunmuşum, telefonu kapat demişim, bunlar doğru değil. Hayal gücünü kullanmış.

DELİLER GİBİ BAĞIRMAYA BAŞLADI

Kızınızın videoda Gökçek’e hitaben “Yeter bağırma” diye tepki gösteriyor. Öncesinde ne oluyor ki, kızınızın o kadar sinirlenmesinin sebebi ne? 

Telefonunun kamerasını açtıktan sonra avazı çıktığı kadar bağırmaya başladı. O zamana kadar normal normal konuşuyorduk. “Osman ne yapıyorsun burada, tanıdın mı tanımadın mı, nasıl tanımadın” şeklinde bir muhabbet yapıyorduk. Ben zaten normalde sakin bir insanımdır. Tanıyanlar bilir. Ben oteli sorunca şok oldu. Hakikaten o dönemde çok haberi çıkıyordu. “Yoooo” dedi. “Madem böyle bir şey yok, neden yalanlamıyorsunuz” diye sordum. Orada bir şey söyledi mi söylemedi mi inanın hatırlamıyorum. Sonra da deliler gibi bağırmaya başladı. Sonra ben geri dönüp ‘bir sakin olun” demişim. Allah’tan videoda orası var.

Dün akşamki programında “Akın İpek’i görürsem ne yapacağımı bilemem, yalan söyleyemem” diyor. Ciddi bir tehdit. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? 

Bunlardan her şey beklenir. Her türlü yalan, iftira, her şey… Ekrana çıkıp bu şekilde konuşması kolay. Hakikaten oraya çıkıp, kafalarından bir şeyler uydurup iftiralar atabiliyorlar. Allah’a havale ediyorum kendisini. Ben beddua da etmiyorum. Allah bildiği gibi yapar kendilerini.

KENDİNİ KANITLAMAK İSTİYOR

İki yıl sonra neden yayınladı peki bu videoyu, amacı ne?

Yani bilmiyorum ki, artık kafalarında ne tür planlar yapıyorlar, ne tür şeytanlıklar düşünüyorlar. Programda söylediklerine bakılırsa “Fetöcü” olmadığını kanıtlamak için çektiği anlaşılıyor. Çekmeseydi ne olacaktı? Ben zaten insanlara durduk yere saldıran biri değilim ki… Ailede hiçbirimiz değiliz. Doğrusunu isterseniz ilk defa böyle bir şeyle karşılaşıyorum. Bir süre tanıtmadım kendimi, o süre içinde pek bir saygılı hafif ürkekti. Oteli sordum kendimi tanıtınca bağırmaya başladı, ben de şaşırdım doğrusu, bu kadar korkak olabileceğini hiç düşünmemiştim. Sırf o videoyu çekmek için de avazı çıktığı kadar bağırmış olabilir ama gözleri komikti doğrusu.

AKIN İPEK: İNSANLARIN KARISINA, KIZINA SALDIRACAK KADAR ALÇALABİLİR Mİ BİR İNSAN?

Akın İpek, Osman Gökçek’in kızına ve eşine yaptıklarına Twitter hesabından sert bir tepki gösterdi. Kendisinin de bir program yapacağını ifade eden İpek’in paylaşımları şöyle:

“Osman Gökçek, eşim ve kızımla karşılaşmış. Aileme yaptığı terbiyesizliği görüyorsunuz. Beyaz TV Gökçek ailesine aittir… Tıpkı Söğüt İnşaat’ın yüzde 50’sinin Gökçek ailesine ait olduğu gibi. Şirketlerin hisse senetleri hamilinedir. Bunlar, misafirliğe geldiği evi soyan insanlar. Tosun Osman Göçek, kadınlara ve çocuklara saldıracak kalitede biri.

“TED ANKARA KOLEJİ’NDEN ATILMASININ SEBEBİNİ SÖYLEMEK ŞART OLDU”

Bu şahısın, TED Ankara Koleji’nden de sapıklığı sebebi ile atıldığını söylemek şart oldu. Yaşlılara, kadınlara musallat olan Gökçek ailesi bekleyin. Dil uzattıkların, dün evladım dediğin, kızın yaşında insanlar ahlaksız herif. İnsanların karısına kızına saldıracak kadar alçalabilir mi bir insan? Melih Gökçek budur… Onun yanında duranlar bunu iyi bilsin. Bu vesile ile bende bir program yapacağım, onu da kaçırmayın derim… Melih Gökçek, hacdan gelip, çanta içinde rüşvet alan, ‘Hani tövbe etmiştin dediklerinde dayanamıyorum Namık’cığım diyen biridir.

İpek ailesini, sırf Angels Oteli’ne göz koyduğu için, fito torbasının içine atanlardan biridir. Eşim ve kızım hakkında yapacakları programı sunacak veya içinde yer alacak hanımlara da şunu söyleyeyim; Hayatınız boyunca bir utanç sebebi olacak bu alçaklığa ortak olmayın. Bu ahlaksızlığın içinde yer almayın. Tripodumu aldım Melih Gökçek. Bağlanıp cevap hakkını kullanmak istersen bağlanabilirsin. Rüşvet parası ile kurulduğu için, sahibinin, sahibiyim diyemediği, bir tv kanalının etkisinin, gerçek haberler karşısında ne kadar zavallı olduğunu da göreceksin.”

BOLD ÖZEL

84 yaşındaki Nusret Muğla’ya soğuk eziyeti: ‘Kaloriferler yanmıyor, battaniyeyle oturuyoruz’

25 gündür karantina hücresinde kalan 84 yaşındaki Nusret Muğla, bu sabah ailesine telefonda “Kaloriferler yanmıyor. Battaniyeye sarılıp oturuyoruz. Kahvaltıda çay bile vermediler.” dedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Kalp, tansiyon, romatizma, prostat, böbrek sorunları, beyinde denge bozukluğu olmasına ve günde 14 ilaç kullanmasına rağmen 11 ay önce tutuklanıp Manisa T Tipi Cezaevine gönderilen 84 yaşındaki hasta ve yaşlı mahpus Nusret Muğla, cezaevinde zor günler geçiriyor.

Ayakları ve karnı şiştiği için doktora götürülen ve 25 gündür karantinadan çıkamayan Muğla’ya doktor böbreklerinin yüzde 40 çalıştığını ve şişliklerinin de kalp yetmezliğinden kaynaklandığını söyledi.

Bu sabah ailesiyle haftalık telefon görüşmesi yapan Muğla, kaloriferlerin yanmadığını, battaniyeyle oturduklarını, çay verilmediği için sıcak bir şey bile içemediklerini ifade etti.

ÇAY BİLE VERMEDİLER

Nusret Muğla’nın oğlu Mustafa Said Muğla babasının söylediklerini Bold Medya’ya şöyle aktardı: “Babam 25 gündür karantinada. İki kişiler. Kış gelmesine rağmen koğuş içi sıcaklığının yeterli olmadığından bahsetti. Kaloriferler yanmıyormuş, battaniyeye sarılarak oturuyorlarmış. Kahvaltıda çay bile vermemişler. Karantinada hep bu sorun var.”

BÜLENT ARINÇ’IN LİSE ARKADAŞI

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan 84 yaşındaki Nusret Muğla, cezası Yargıtay tarafından onaylandığı için 6 Ocak 2021’de tutuklanıp Manisa T Tipi Cezaevine konuldu. Muğla daha önce de aynı cezaevinde 7 ay kalmıştı. Eylül 2016’da Manisa Emniyet Müdürlüğü’nde 31 gün gözaltına kaldıktan sonra tutuklanan Muğla, o dönemde kalp rahatsızlığı geçirmiş ve İzmir Yeşilyurt Devlet Hastanesinde anjiyo olmuştu.

Uzun yıllar Manisa’da ayakkabıcılık yapan Nusret Muğla, Bank Asya’ya para yatırdığı, Manisa’daki Feza Derneği’ne üye olduğu ve Nevbahar adlı grup kurdukları için 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Hapse girmeden önce Bold Medya’ya konuşan Nusret Muğla, “Bülent Arınç’ı liseden beri tanırım. Yakın ilişkilerimiz vardı. Ailece tanışıyorduk. Ben siyasete girmedim, çok teklif ettiler, düşünmedim. Çok bahsetmek istemiyorum aslında. Kimseyi incitmek istemiyorum. Rabbim hayırlısını versin kızım. Dua edin. Allah’tan gelen her şeye razıyım. Mühim değil benim için.” demişti.

2016’da gözaltına alınan ve 31 gün nezarette kalan Nusret Muğla, emniyete böyle götürülmüştü.

Bülent Arınç’ın 84 yaşındaki arkadaşı Nusret Muğla tutuklandı

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

“Sabahtan beri buradayız, akşam olmak üzere, bir ömür gibi geçti”

Dedeağaç’ta mahsur kalan 17 kişi arasında bulunan KHK’lı harita mühendisi Temel Durgut Bold’a konuştu: “Burada akşam olmak üzere, çok zor bir konumdayız. Çocuklar çok küçük. 1, 3, 6, 10 ve 12 yaşlarındalar. Herkes çok yıprandı. Geceyi nasıl geçireceğiz bilmiyoruz.”

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Türkiye’deki hak ihlallerine maruz kalmamak için Meriç Nehri’ni geçip Dedeağaç yakınlarında mahsur kalan 17 kişi, hala kurtarılmayı bekliyor. Aralarında 5 çocuk, 4 kadının bulunduğu grup, çektikleri videolarla sabahleyin insani yardım talebinde bulunmuştu.

Geri itilmemek için saat 06.00’dan beri uluslararası kurumlara seslerini duyurmaya çalıştıklarını söyleyen KHK’lı harita mühendisi Temel Durgut, “Burada akşam olmak üzere, çok zor bir konumdayız. Bugün iki saat ateşin altında kaldık. Vuracaklar herhalde bizi diye düşündüm.” dedi.

“NE OLACAK BİLMİYORUZ”

Durgut, “Sabahtan beri buradayız ama bugün bir ömür gibi geçti. Çocuklar çok küçük. Nasıl dayanacaklar bilemiyoruz. Küçükler, 2020, 2018, 2014 doğumlu. Diğerleri 10-12 yaşlarında iki kız. Ben üç çocuğumu bıraktım geldim. Herkes çok yıprandı. Ne olacak, onu da bilmiyoruz. Bize ulaşmaya çalışanları bekliyoruz. Burada hava şu an 7 derece.” ifadelerini kullandı.

Meriç’i geçip mahsur kalan 17 kişi donmamak için acil yardım istedi

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Babası tutuklu olan kalp hastası, otizmli Ömer Faruk hayatını kaybetti

4,5 yıldır Manisa T Tipi Cezaevinde tutuklu olan KHK’lı Türkçe öğretmeni Murat Turan’ın oğlu Ömer Faruk vefat etti. Otizmli dünyaya gelen ve kalp yetmezliği tedavisi gören Ömer Faruk’un son günlerinde babasını görmesine izin verilmedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Babası 4,5 yıldır Manisa T Tipi Cezaevinde tutuklu olan Ömer Faruk Turan, dün akşam saatlerinde hayatını kaybetti. Otizmli doğan 11 yaşındaki Ömer Faruk Turan ağustos ayından bu yana Ege Üniversitesi Hastanesi’nde kalp yetmezliği tedavisi görüyordu.

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında tutuklanan ve 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılan Ömer Faruk Turan’ın babası Murat Turan’a durumu kritik olmasına rağmen son günlerinde oğlunun yanında bulunmasına izin verilmedi.

İKİ KEZ BYPASS OLDU

Doğduktan iki ay sonra kalp rahatsızlığından şüphelenilerek hastaneye kaldırılan Ömer Faruk’a hem bebekken hem de 2-3 yaşlarında iki kez bypass yapıldı. Ömer Faruk otizmli dünyaya gelmişti ama otizmi ağır değildi. Okuma yazmayı öğrenmişti. Okula gidip geliyordu.

4,5 yıl önce babasının tutuklanması ise onu ve ailesini çok etkiledi. O zaman 6 yaşında olan Ömer Faruk, ağustos ayında Manisa’daki köylerinde birdenbire rahatsızlandı. Güneş çarpması sanılarak hastaneye kaldırılan Öer Faruk kalp yetmezliği tanısıyla İzmir’e Ege Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edildi. Doktorlar hayati tehlikesi olduğunu ve çok fazla ömrünün olmadığını söyledi.

SALGIN GEREKÇE GÖSTERİLDİ

Bu süreçte Murat Turan’ın oğlunu görebilmesi için Manisa Savcılığı’na başvuru yapıldı ancak Kovid-19 tedbirleri gerekçe gösterilerek Turan’a izin verilmedi. Hatta iki ayrı başsavcı vekili ile görüşen HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu‘nun girişimleri de sonuçsuz kaldı.

“CEZASI ERTELENEBİLİRDİ”

Bold Medya’ya konuşan bir aile yakını, “Bu süreçte aile olarak bizim en çok canımızı yakan; evet ölüm haktır, gelecektir, vakti vardır ama annesi 4,5 yıldan beri çok fazla fedakarlıkta bulundu. Babasının yokluğunu hissettirmemeye çalıştı. hem sağlık tedavileri, hem eğitimiyle yakından ilgilendi. Ve anne gerçekten çok yıprandı. Vefatını da tek başına yaşamak zorunda kaldı. Otizmli çocukların hayati zaten hep çilelerle dolu oluyor. Ama keşke babasına izin verilseydi, cezası ertelenebilirdi. Çocuk gitti. Babası tutuklandığında Ömer Faruk 6 yaşındaydı. Bu anne için de baba için de çok zor.” dedi.

CENAZESİNE KATILACAK

Hayattayken oğlunu göremeyen Murat Turan’ın oğlunun cenazesine katılmasına ise izin verildiği öğrenildi. 11 yaşındaki Ömer Faruk Turan’ın cenazesi bugün ikindi vaktinde Balıkesir Sındırgı Düğüncüler Köyü’nde defnedilecek.

Meriç’i geçip mahsur kalan 17 kişi donmamak için acil yardım istedi

Babaları cezaevine atılan hasta çocuklar ölüme mahkum ediliyor

Okumaya devam et

Popular

Shares