Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Saray’a göre ekonomi 2022 yazında düzelecek: Seçimin şifresi

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın faiz-kur açıklamasının arkasından seçim hesabı çıktı. Saray’da yazılan rapora göre düşük faiz-yüksek kur politikasına devam edilecek. Danışmanların raporunda, “Bütün ekonomik parametreler seçimden önce 2022 Haziran ayında düzelecek” denildi. Yeni ekonomi programını Lütfi Elvan’ın yerine gelecek ismin açıklayacağı öğrenildi.

BOLD ANALİZ – Ekonomik kurtuluş savaşı adını verdiği sistemi hayata geçirmekte ısrar eden Erdoğan, konuştukça Türkiye’deki krizi derinleştiriyor.  Erdoğan’ın TRT’deki programı sonrası döviz kuru yeniden hareketlendi. Dolar 14 lirayı geçti. Euro ise 16 liraya dayandı.

SEÇİM ODAKLI EKONOMİ MODELİ

Erdoğan’ın ısrarının arkasında ise seçimleri kazanmak istemesi yatıyor. Anketlerde oyları düşen Erdoğan, düşük faiz yüksek kur modeliyle ihracatı arttırmayı hedefliyor. 2002 yılından bu yana uygulanan AKP modeli daha da yaygınlaştırılacak. Bankaların ucuz kredisiyle halk borçlandırılmaya devam edecek. Daha fazla borçlanan vatandaş “İstikrar sürsün Türkiye büyüsün” sloganıyla AKP’ye oy vermeye mecbur hale gelecek.

SARAY’DAKİ RAPOR SEÇİMİ İŞARET EDİYOR

Bu modeli destekleyen raporlar Saray’da Erdoğan’ın masasında duruyor. İktisatçı danışmanların hazırladığı raporlarda enflasyonun önümüzdeki seçim öncesinde düşeceği öngörüsü yer alıyor. Söz konusu raporun eline ulaştığını belirten Ekonomist Barış Soydan da raporda yazılanları birebir anlattı: “Düşük faiz yüksek kur politikasına devam edilmesi durumunda bütün ekonomik parametreler 2022 haziranında düzelecektir. Bu politikadan başka da çare bulunmamaktadır. Bu politikanın en az 5 yıl istediği iddialar da doğru değildir. Önümüzdeki haziran ayında bütün parametreler düzelecektir.”

FAİZLER YÜZDE 14’E İNECEK

Avusturyalı iktisatçı Friedirch August von Hayek’in tezlerine atıf yapılarak hazırlanan raporda faiz oranlarıyla ilgili de öneriler yapıldı.  Nobel Ödüllü Hayek’in büyüme oranı ile faiz oranının eşit olması ilkesini benimseyen Saraş danışmanları, “Türkiye’deki faiz Türkiye’nin büyüme oranıyla aynı olmalıdır. İktisatçı Hayek’ten hareketle ülkemiz ilk 6 ayda yüzde 14,4 büyümüştür faizlerin de bu seviyede olması gerekir. Faizin yüzde 14,4 olması gerekiyor.” değerlendirmesi yaptı.

‘GEÇİCİ RAHATLAMAYLA OYLAR ERDOĞAN’A’ HESABI

Bu rapor ışığında yeni ekonomi programı yazılacak. Hazırlanan rapor görevden alınması beklenen Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ın yerine gelmesi beklenen Nurettin Nebati tarafından açıklanacak. Merkez Bankası Para Politikası Kurulu da 16 Aralık’taki son toplantısında faizleri yüzde 15’ten yüzde 14,50 ya da yüzde 14’e indirecek. Faizlerin inmesiyle birlikte Merkez Bankası para basmayı hızlandıracak. Asgari ücret, memur ve emekliye yüksek oranda zam verilecek. Piyasada oluşturulacak geçici rahatlamayla halkın oylarının yeniden AKP ve Erdoğan’a gitmesi sağlanacak.

Erdoğan’ın ‘faiz’ açıklamaları vatandaşa borç olarak döndü: Kişi başı 44 bin lira

Okumaya devam et
Reklamlar

Analiz

Erdoğan’ın hesabı kimle? Hedef İmamoğlu mu iki kez veto yediği İstanbullu mu?

Anketlere göre gerisine düştüğü İmamoğlu’nu UKOME, İBB Meclisi, Ulaştırma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve ilçe belediyelerle sıkıştıran Erdoğan, hizmetlerden mahrum kalan İstanbulluyu da eziyor. Halk ekmek kavgası, taksi plakası kavgası, metro projeleri kavgası hatta Kanal İstanbul kavgası da İstanbulluya hayatı daha da zorlaştırıyor.

BOLD – İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, AKP iktidarının İstanbullulara hizmeti engellediğini belirterek isyan etti.

Cumhurbaşkanlığının 300 metrobüs alımını uygun görmeyerek 2022 yatırım planına almadığını açıklayan İmamoğlu, “Milyonlarca İstanbullunun yaşadığı 3. Bölge’ye yapacağımız metronun finansı bile hazırken, neden onay vermediniz onu anlamadık! Milyonlarca vatandaşın kullanacağı İncirli – Sefaköy – Beylikdüzü metrosunun yapımını kimse engelleyemeyecek. Projeler hazır, yatırımcılar hazır, finansmanı hazır. Ama bir imza eksik” ifadelerini kullandı.

İktidar mensupları ve AKP’li gazetecilerden İmamoğlu’na cevap gecikmedi. Önce Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi’den geldi cevap. Erdoğan’ın İstanbul aşığı olduğu için iddiaları araştırdığını söyleyen Selvi, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının yazısını paylaştı. İBB yönetimine gönderilen yazıda projedeki eksikliklere vurgu yapılıyor.

Selvi’nin yazısından sonra Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu da konuştu. Karaismailoğlu, İmamoğlu’nun bazı metro projelerine onay çıkmadığı açıklamasıyla ilgili olarak, “Hiçbir yükümlülüğünü yerine getirmeden algı operasyonu yapıyor. Hodri meydan, önce elindeki işleri bitirsin, şov yapmasın” ifadesini kullandı.

İBB VE AKP ARASINDAKİ İLK KAVGA DEĞİL

31 Mart’ta ilk kez İBB Başkanlığı koltuğuna oturan Ekrem İmamoğlu için Erdoğan, o dönem “topal ördek” benzetmesi yaptı. İmamoğlu’nun kısa süre sonra mazbatası iptal edildi.

23 Haziran’da bir kez daha, daha güçlü bir şekilde İBB Başkanlığına seçilen İmamoğlu ile Erdoğan’ın yıldızları hiç barışmadı.

İmamoğlu ile Erdoğan arasında devam eden sürtüşme Kanal İstanbul konusuyla doruğa çıktı. Erdoğan’ın “Neye mal olursa olsun yapacağız” diyerek savunduğu projeye İmamoğlu “Ya Kanal ya İstanbul” sloganıyla karşı çıktı.

EKMEK KAVGASI

İmamoğlu sadece Erdoğan ile de mücadele etmiyor. Halk ekmek büfeleri yüzünden İBB Meclis’indeki AKP ve MHP’li üyeler ve AKP’li ilçe belediyeleriyle de mücadele ediyor. İBB’nin koydurduğu ve gazi ve şehit yakınlarının işlettiği büfeler ilçe belediyeler tarafından kısa sürede kaldırtılıyor.

TAKSİ KAVGASI

İmamoğlu ve iktidar arasında süren bir diğer kavga ise taksi plakaları konusunda yaşanıyor. İBB’nin İstanbul’daki taksi sorununu çözmek için Ulaştırma Koordinasyon Merkezi’nde (UKOME) gündemine getirdiği 5 bin yeni taksi plakası ve buna bağlı yeni taksi sistemi teklifi, 11. kez oy çokluğuyla reddedildi.

UKOME’nin yapısı İmamoğlu seçildikten sonra İBB aleyhine değiştirilmişti.

İLTİSAKLI PERSONEL KAVGASI

Kavgaya kısa süre önce İçişleri Bakanlığı da katıldı. Süleyman Soylu, sosyal medya hesabından İBB’deki terör iltisaklı personeller için tahkikat başlatıldığını duyurdu. Erdoğan’ın ittifak ortağı Devlet Bahçeli ise İmamoğlu’nun görevden alınmasını ve İBB’ye kayyım atanmasını istedi.

OLAN İSTANBULLUYA OLUYOR

Erdoğan’ın 25 yıllık kalesi İstanbul, son yerel seçimde ana muhalefet partisi CHP’ye geçti. AKP, itiraz ederek seçimi iptal ettirince tarihi hezimete kapı araladı. Bir milyona yakın farkla İmamoğlu tekrar başkanlığa seçildi.

Erdoğan, anketlerde gerisine düştüğü İmamoğlu’nu topal ördek pozisyona itmeye çalışırken İstanbulluyu eziyor.

Halk ekmek kavgası, taksi kavgası, metro projeleri kavgası hatta Kanal İstanbul kavgası da İstanbulluya hayatı daha da zorlaştırıyor. Seçimin ardından İstanbullular adeta seçimi kaybeden AKP ve Erdoğan tarafından cezalandırılıyor.

İşkenceciye hiçbir yerde kaçış yok! Vasıflı işçi vizesiyle gittiği Almanya’da işkenceden yargılanıyor

Okumaya devam et

Analiz

Garo Paylan’dan Dink paylaşımı: Tedirgin güvercinin katilini biliyor

HDP Milletvekili Garo Paylan’ın Hrant Dink’i katledenlerle ilgili sözleri, sosyal medya gündemini salladı. “Dink’i ‘Mevzubahis vatansa gerisi teferruattır’ diyenler öldürdü” paylaşımı yapan Paylan’ın sözleri, Dink cinayetini fabrikasyon yalanlarla Gülen Hareketi gönüllülerine yıkma girişimini bir kez daha çürüttü.

BOLD ANALİZ – Hrant Dink suikastının 15. yıl dönümünde Halk Tv’de Ayşenur Arslan’ın sunduğu Medya Mahallesi programına konuk olan Paylan, “Dink’i ‘Mevzubahis vatansa gerisi teferruattır’ diyenler öldürdü” dedi.

Paylan, Dink’in hedef hale getirilmesinin sebebini ise şöyle anlattı: “Bizi düşüncelerimizden dolayı katletmeyi mübah gören bunu normal gören gelenek var. Bu yüzyılın hikayesi. Sabahattin Ali’den başlayabiliriz. Pek çok siyasi cinayet işlendi. Mevzubahis vatansa gerisi teferruattır diye bakan. Bu cinayetlerle kendi siyasi pozisyonlarını sürdürmeye çalışan ve hedef gösteren bir anlayış var. Hrant’ı da hedef gösterdiler. Ermeni tabusu var. Hrant Ermeni tabusu yıkan bir kişidir. 80 yıl boyunca Ermeni halkına küfür edildi. Hrant bunu kabullenemiyordu ve Türkçe bir gazete kurdu.”

Paylan’ın Dink suikastı için “ölme ve öldürme yeminleri” eden Ergenekon zihniyetini adres göstermesi, kendilerini ulusalcı olarak tanımlayan haber sitelerinde ve sosyal medyada büyük yankı uyandırdı.

Dink’i Gülen Hareketi’nin öldürttüğü iftirasını yinelediler hep bir ağızdan.

Dink’in Şişli Adliyesinde “Türklüğe hakaret” suçlamasıyla yargılanırken Veli Küçük ve Kemal Kerinçsiz gibi Ergenekon davası sanıkları tarafından hedef gösterildiğini, Dink’e “güvercin tedirginliği”ni yaşattıklarını ne çabuk unutmuşlar öyle.

Kimlerin Dink aleyhinde kampanya yürüttüğünü ve Ogün Samast ile Yasin Hayal’in bağlantıları da hafızalarından çıkıvermiş.

Erdoğan’ın ve AKP’nin yolsuzluklarının, hukuksuzlarının ve zulmünün arkasına saklanıp, menfur suikastı Gülen Hareketi’nin üstüne yıkmak işlerine geliyordu tabi.

ERDOĞAN’IN KİRLİ İTTİFAKI

Erdoğan, kurduğu kanlı ve kirli ittifak gereği, Ergenekon zihniyetinin her pisliğini örttüğü gibi, bu pislikleri Gülen Hareketi’nin üstüne yıkıvermişti yandaş yargı eliyle.

Ergenekon zihniyeti için Erdoğan’dan daha kullanışlı bir bir müttefik mi mi olur?! Olamaz elbette.

İşte bu yüzden Doğu Perinçek ve Nedim Şener gibileri açıktan, fakat çok büyük bir kısmı da perde arkasından ittifak ediyorlar Erdoğan’la.

İkinci kategorideki kesimin danışıklı ve pasif muhalefetinin sebebi de bu.

HAKİKAT ER GEÇ ORTAYA ÇIKACAK

Soykırım tarihine geçen son 7 yılda, tüm zulümlere rağmen en küçük bir şiddet olayına bulaşmayan Gülen Hareketi gönüllülerini bir suikastla yaftalamak elbette tutmazdı, tutmayacak.

Fabrikasyon ürünü yalanlarını istedikleri kadar söyleye dursunlar, istedikleri kadar Erdoğan’ın arkasına saklanıp çamur atmaya devam etsinler.

Hakikat er geç ortaya çıkacak.

Söyledikleri o yalanlar, attıkları o çamurlar günü geldiğinde kendi yüzlerine çarpılacak.

Garo Paylan’ın sözleri, yakın gelecekteki o sahnelerin bir fragmanından başka bir şey değil…

Lucifer’in eline su dökemeyeceği Şeytan!

Okumaya devam et

Analiz

Lucifer’in eline su dökemeyeceği Şeytan!

Futbol oynarken ki zekasıyla teknik direktörünün dikkatin çeken ve ‘şeytan’ lakabını alan Rıdvan Dilmen’in yaşadığı sakatlıklar futbol hayatının sonu oldu. Futbol yorumculuğunda başarıyı yakaladı ancak Saray koridorlarında dolaşıp AKP’ye eklemlendi. Lakabını aldığı Şeytan da bir melekti, kibri yüzünden cennetten kovuldu. Aynı kibir, ‘her şeyi ben bilirim’ düşüncesi Rıdvan’ın da sonu olacak!

BOLD – Daha çocuktu, teknik direktörü gördü, “şeytan” bu çocuk dedi! Ne kadar da haklıydı. Az okudu tez papaz oldu. Futbolda başladığı şeytanlığı, TV ekranlarında spor yorumu altında siyaset yaparak sürdürüyor. Ali Koç’u avucunun içine aldı, istemediği hocayı kovduruyor. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bir numaralı adamı. Türk futboluna onun adına yön veriyor. Erdoğan’ın kardeşi Mustafa’nın da kankası! Aziz Yıldırım’ın ise postacısı. Netflix dizisi gibi… Lucifer bu sefer cehennemin efendisi olmaktan sıkıldı, Türk futbolunda mekan açtı. Milyonlarca lirayı cebine indirdi. İşte size Rıdvan Dilmen portresi…

Rıdvan Dilmen, Aydın Nazillili. Futbola da bu güzel ilçede, Sümerspor’da başladı. 17 yaşında Muğlaspor’a transfer oldu. O dönem Muğlaspor’u Kemal Dirkan çalıştırıyordu. Rıdvan’ın oyun stilini beğenmişti, “Şeytan” bu çocuk demişti! Ne kadar ön görülü hocalarımız var. O gün bugündür Rıdvan’da sanki şeytan tüyü var, çarpıp duruyor.

FUTBOLCULUK YILLARI

Eski futbolcuların dediğine göre bir Galatasaray taraftarıydı. Fakat Fenerbahçe’ye transfer oldu. Fenerbahçe “efsanesi” olarak anılsa da aslında futbolculuk kariyeri “efsane” olmaya yetecek kadar uzun değil. Güzel saçları, hızlı bir oyun stili olmasına rağmen kronik sakatlıklardan kurtulamadı. Yıllarca sakatlıktan dönecek, muhteşem bir performans gösterecek, Fenerbahçe şahlanacak diye beklendi. Ama bu uzun seneler boyunca hiç olmadı. 8 yıllık Fenerbahçe kariyerinde sadece 36 gol atabildi. Milli maçlarda ise sadece 5 gol attı. Seyircinin “Şeytan ortalar Kral (Tanju Çolak) bombalar” tezahüratları sustu. Rıdvan Dilmen, çok kısa sürede futbolun zirvesine çıkmış fakat yaşadığı sakatlıklardan, yaptığı yanlış tercihlerden dolayı zirvede kalmayı başaramamıştı. 94 yılında Ali Şen’in başkan seçildiği sene, 33 yaşında futbolu bıraktı.

Rıdvan, Fenerbahçe formasıyla.

BERBAT BİR ANTRENÖRLÜK KARİYERİ

Bir çok futbolcu gibi antrenör olarak kariyerine devam etmek istedi. Şansı pek yaver gitmedi. Fenerbahçe’de 7 maç sonra kovuldu. Karşıyaka, Altay, Adanaspor teknik direktörlük kariyeri hüsranla sonuçlandı. Antrenör olarak tek başarısı 1998-99 sezonunda Vanspor’u birinci lige çıkartması oldu.

SPOR YORUMCULUĞUNDA ŞEYTANIN BACAĞINI KIRDI

Geriye tek alternatifi kalıyordu, spor yazarlığı, yorumculuğu… Dilmen, güzel ses tonu, vurgulu ve net cümleler kurmasıyla, kaliteli yorumlar yapmasıyla dikkatleri üzerine çekti. Yıllarca futbol seyircisinin izlediği, köy kahvesi seviyesinde yapılan tartışmalardan bıkanlar, eğitimli, daha elit bir kesim Dilmen’i takip etmeye başladı. Dilmen bu sefer şeytanın bacağını kırmıştı. “Gol olur” diyor, gol oluyordu! Dilmen de bu ilginin farkındaydı. Ferit Şahenk, NTV’de kalması için önüne milyonlarca lira döktü.

TELEKULAK SKANDALINA KARIŞTI

Yıllardır spor yorumculuğu yaparak popülerliğini koruyor. Hatta korumakla kalmıyor, kullanıyor. Çünkü gücü, kontrol etmeyi, yönetmeyi, kulisler yapmayı, gizli kapaklı işler çevirmeyi seviyor. Bu karakterinin ilk ortaya çıktığı olay 2018 yılında yaşandı. Bir telekulak çetesi, işadamları başta olmak üzere isteyen kişilere para karşılığı telefon dinleme kayıtlarını sağlıyordu. Şebekenin içinde GSM operatöründe çalışan kişiler ve polisler de vardı. İddiaya göre; evli olan Rıdvan Dilmen, aşk yaşadığı bir kadın spor yazarını kıskandığı için Tanju Çolak dahil, sevgilisiyle irtibatı olan herkesin cep telefonunu çeteye dinletmişti. Davada, çete ceza aldı ama kendisi hakkında şikayetçi olmayınca kurtuldu.

Rıdvan, Aziz Yıldırım ve Aykut Kocaman.

AZİZ YILDIRIM’IN POSTACISI: KARISINDAN DAHA ÇOK ZİYARET ETTİ

Güç ve parayı seviyordu. Her zaman Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’a yakın isimlerden biri oldu. Şike operasyonunda Yıldırım hapse düşünce tam 64 kez onu karısından bile çok ziyaret ederek rekor kırdı. Ziyaretleri sebepsiz değildi. AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan’ın kardeşi Mustafa üzerinden Aziz Yıldırım ile pazarlık yürüttü. Erdoğan, Türkiye’de bütün her şeyi ele geçirmeye çalışıyordu ve isteği netti, Fenerbahçe’yi kendine yakın birisi yöneltsin istiyordu. O Dönem İstanbul Emniyeti Organize Şube’de komiser olarak çalışan Soner Koç’un anlatımına göre; Rıdvan Dilmen, önce Metris’e gidip Aziz Yıldırım’la görüşüyor, aldığı bilgileri Mustafa Erdoğan’a taşıyor, sonra da İstanbul Emniyeti’ne gelip pazarlıkları anlatıyordu. O zaman Başbakan olan Recep Erdoğan, Aziz Yıldırım’a şart koştu, tekrar Fenerbahçe başkanlığına aday olmazsa yasa değiştirilecek ve Aziz Yıldırım tahliye olacaktı. Fakat Aziz Yıldırım pazarlığı bozdu, yeniden aday oldu. Erdoğan çok kızdı.

SİYASİ GÜCÜ ARKASINA ALDI

Bu süreçte Dilmen, Erdoğan’ın gücünü arkasına alarak futbol federasyonunda, dolaysıyla Türk futbolunda daha çok söz sahibi oldu. Erdoğan davetlerinin baş köşesine oturuyor, Saray’la randevu için aracı oluyordu. O kadar siyasetle iç içe geçmişti ki AKP’nin reklam kampanyalarına açıkça destek verdi. Erdoğan adına konuşuyor, onun adına ceza kesiyordu.

Rıdvan Dilmen, Erdoğan’a yakın isimlerden.

ERDOĞAN DA ÇOK SEVER!

Tabi bir de madalyonun öbür tarafı var. Bu ilişki Erdoğan’ın da işine geliyordu. Erdoğan, popüler insanları kullanmayı çok sever, onların desteklerini önemser. Eski futbolcu Rıdvan Dilmen’in popülerliğini kullandı, onun eliyle de Türk futbolunu bir kara çamura sapladı!

ERDOĞAN’DAN İSTANBUL’U ALAN İMAMOĞLU’NU HEDEF ALDI

Yazı çok uzatmanın anlamı yok. Resmi gördünüz. Bu kadar siyasetle iç içe girmesi Rıdvan Dilmen’i bitirdi. Siyasetle uğraşmaktan modern futbola adapte olmaya zaman bulamadı. Yorumları çağdışı kaldı. TV programlarında bilgi ve analizden çok algıları yönetmeye, yalanlar anlatmaya başladı. Futbol konuşurken lafı evirip çevirip İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na getiriyor, “STV’de futbol yorumculuğu yapmıştı. Fenerbahçe’nin şike yaptığını söylemişti” diyor. Kötü oynayan Mesut Özil’i yine siyasi kaygılardan yere göğe sığdıramıyor. Ali Koç üzerinden Fenerbahçe’nin gizli patronluğuna soyundu, teknik direktörü kovdurdu. İyi bir yorumculuktan kendisini tiksinç bir şeye dönüştürdü.

Ekşi Sözlük’te bir Fenerbahçe taraftarının söylediği şu sözler aslında işin geldiği noktanın özeti: “Koskoca Fenerbahçe camiası olarak esiri miyiz ulan bunun? Tutsak filan mı aldı koca kulübü? Kasetimiz mi var bunun elinde? Fenerbahçe’nin iç işlerine karışma!”

YALANLARI VE ALGILARI BIRAK

Başladığımız yere dönersek; Rıdvan Dilmen, “Bu şeytan işinden nefret ediyorum. Allah’ın sevmediği bir ismi benim sevmem mümkün değil. Şeytan diye hitap ederlerse dönüp bakmıyorum” demişti. Madem öyle Eyy Rıdvan, Allah’ın sevdiği işleri yapmak istiyorsan; tövbe kıl, karanlık oyunları, kulisleri, ayak kaydırmaları, yalanları ve algıları bırak. Şeytan da bir zamanlar Allah’ın sevdiği bir melekti. Gururu, kibri onu hataya sürükledi. Sen de aynı hataya düşme.

LeMan’dan Enes ve Bahadır anısına kapak: Delikanlım iyi bak yıldızlara

Okumaya devam et

Popular

Shares