Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

S-400’ün faturası kabarıyor: ABD, Yunanistan’a 1200 zırhlı araç hibe edecek

Türkiye’nin Rusya’ya yaklaşması ve bu ülkeden S-400 alımının Türkiye’ye faturası gittikçe ağırlaşıyor. Türkiye’ye silah alımlarında büyük zorluklar çıkarmaya başlayan ABD, Ege ve Balkanlar’da Yunanistan’ı stratejik ortak ve üs konumuna getirmeye başladı. Washington, ayrıca Atina’ya yaklaşık 1 milyar dolar değerinde bin 200 adet zırhlı araç hibe edecek.

BOLD ANALİZ – 2. Dünya Savaşı’nın sona ermesinden beri Ege’de denge siyaseti izleyen ABD, bu siyaseti son yıllarda terk etmeye başladı. Bu kararında Türkiye’nin Rusya’ya yaklaşarak bu ülkeden S-400 alımı ve NATO içerisinde ‘yaramaz çocuk’ konumuna gelmesi de etkili.

ABD Ordusu, başta Dedeağaç olmak üzere Türkiye’nin ‘burnunun dibinde’ denilebilecek Batı Trakya’daki askeri havaalanlarını ve limanları ‘stratejik askeri üs’ olarak kullanmaya başladı. ABD, Girit’teki Suda Deniz Üssü’ne de büyük önem veriyor.

NATO’nun dev askeri tatbikatı ‘Defender Europe 2021’ için bahar aylarında Dedeağaç’a yüzlerce tank ve binlerce askeri araç getiren ABD Ordusu, bu kez de ‘Atlantic Resolve’ operasyonu için Dedeağaç’a yine binlerce askeri araç, tank ve helikopter yığdı. ABD, kullandığı hava ve deniz üslerinin modernizasyonuna da milyonlarca dolar yatırım yapıyor.

Ayrıca Atina’ya 1 milyar dolar değerinde 1 200 adet M1117 zırhlı araç hibe eden ABD, Yunan Ordusu ile askeri tatbikatları da son zamanlarda iyice sıklaştırdı.

‘DEFENDER EUROPE 2021’ TATBİKATI

NATO’nun, ABD, Balkan ülkeleri ve Doğu Avrupa ülkelerinin katılımıyla Baltık ülkelerinde gerçekleştirdiği ‘Defender Europe 2021’ tatbikatı bahar ve yaz aylarında icra edildi. ABD, tatbikat kapsamında bölgeye son yıllarda yaptığı en büyük yığınağını gerçekleştirdi.

Tatbikat kapsamında Batı Trakya’daki Dedeağaç’a ABD ordusuna ait 110 adet Black Hawk genel maksat helikopteri, 25 adet Apache tipi saldırı helikopteri, 10 adet Chinook ağır nakliye helikopteri ve 400’ü tank bin 800’den fazla askeri araç getirildi.

Tatbikat, doğrudan ABD’den Avrupa’ya konuşlandırılan 20 bin asker ile 1995 yılından beri ABD merkezli kuvvetlerin Avrupa’ya en büyük konuşlandırılması olarak tanımlandı.

Dedeağaç Limanına gelen Amerikan ordusuna ait birlikler, Yunan ordusuyla da ortak askeri tatbikatlar gerçekleştirdi.

‘ATLANTİC RESOLVE’ OPERASYONU

Moskova’ya bağlı güçlerin 2014’te Ukrayna’nın Donbas bölgesini işgal etmesinin ardından, ABD, NATO’nun doğu kanadını güçlendirmek ve caydırıcılığını arttırmak için bölgeye ek askeri birlikler gönderildi. ABD askeri birlikleri rotasyon kapsamında bölgeye konuşlandırılıyor; stratejik intikal ve lojistik faaliyetleri icra ediliyor.

Geçtiğimiz günlerde dev Amerikan kargo gemisi ARC Independence yüzlerce askeri aracı ve helikopteri Dedeağaç Limanı’na getirdi.

Ancak 2020 yılına kadar Baltık üzerinden yapılan faaliyetler son dönemde Yunanistan’ın Batı Trakya bölgesinde, Türkiye’nin Edirne sınırına 40 kilometre mesafedeki Dedeağaç’ta yoğunlaşmaya başladı.

Rotasyona tabi tutulan ve Doğu Avrupa ile Balkanlar’da görev yapacak Amerikan askeri birlikleri, ABD’den Dedeağaç Limanı’na ve buradan da ilgili ülkelere gönderiliyor. Bu yıl rotasyona tabi tutulan birlik sayısının geçtiğimiz yıllardan daha fazla olduğu; toplamda 120 helikopter ile aralarında tank, zırhlı araç ve obüslerin de bulunduğu yaklaşık 1 000 askeri aracın 20 Aralık’a kadar Dedeağaç Limanı’na geleceği açıklandı.

ERDOĞAN DEDEAĞAÇ İÇİN ‘CİDDİ MANADA RAHATSIZ EDİCİ’ DEDİ

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, G-20 Zirvesi dönüşü yaptığı açıklamada 30 Ekim’de Roma’da ABD Başkanı Joe Biden’la yaptığı görüşmede ABD’nin Yunanistan’ın Dedeağaç Limanı’nı kullanarak yaptığı askeri sevkiyat konusunu gündeme getirdiğini belirtmiş, “Dedik ki; bu Dedeağaç olayı nedir? Burada böyle bir üssün kurulması bizi, halkımızı ciddi manada rahatsız ediyor” ifadelerini kullanmıştı. Erdoğan, 11 Kasım’da konuyla ilgili bir soru üzerine ise “Aslında sadece Dedeağaç bir üs değil, Yunanistan’ın kendisi şu anda ABD’nin bir üssü durumuna gelmiştir.” diye konuşmuştu.

Erdoğan’ın “Ciddi manada rahatsız edici” açıklamasına karşın Milli Savunma Bakanlığı (MSB) geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, “Büyük bir yığınaklanma söz konusu değil, endişe edilecek bir durum yok” mesajı vermişti.

ABD, YUNAN ORDUSUNA 1 200 ZIRHLI ARAÇ HİBE ETTİ

ABD, Yunanistan’la imzaladığı askeri işbirliği anlaşması kapsamında Atina’ya 1 200 adet M1117 zırhlı askeri güvenlik aracı hibe etme kararı aldı. Zırhlı araçların ilk 44 adedi geçtiğimiz günlerde Yunanistan’a ulaştı.

Yunan Ordusu’na teslim edilen 44 adet M1117 askeri güvenlik aracının devir teslim törenine Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Panagiotopoulos ve ABD’nin Atina Büyükelçisi Geoffrey Pyatt da katıldı.

Zırhlı araçların 400 adedinin tesliminin gelecek yıl Şubat ayında tamamlanacağı belirtildi. ABD’nin Atina’ya teslim edeceği toplam 1 200 adet zırhlı aracın değerinin 9700 milyon dolar olduğu belirtildi.

Zırhlı araçların savaş alanlarında kullanılmamış ve mükemmel durumda oldukları, ABD’deki depolarda tutulan ihtiyaç fazlası askeri araçlar olduğu belirtildi.

 

1999 yılında kullanıma giren M1117 zırhlı güvenlik araçları ABD Ordusu tarafından da halen kullanılıyor.

Yüzde 60 eğimli arazide yol alabilen ve 1,5 metrelik engelleri aşabilen zırhlı araçların Ege’deki adalar için ideal olduğu ve Yunan Ordusu’nun harekat kabiliyetini ciddi biçimde artırabileceği belirtiliyor.

ABD-YUNANİSTAN ASKERİ YAKINLAŞMASI

ABD ve Yunanistan, 2019 yılı ekim ayında Savunma İşbirliği Anlaşması’nı genişleterek stratejik savunma ve güvenlik iş birliği alanlarında çalışma kararı almıştı. İki ülke arasındaki işbirliği anlaşması 2020 yılı Ocak ayında Yunanistan Parlamentosu’nda kabul edildi.

Bu anlaşmanın kritik noktalarından birisi, Batı Trakya’daki Dedeağaç şehrinde bulunan askeri üssün ABD’ye tahsis edilmesiydi. Türkiye sınırına yaklaşık 40 kilometre uzaklıktaki Dedeağaç Limanı’nın, Amerikan güçleri tarafından kullanılması kapsamında, limanı 2010 yılından bu yana engelleyen batık bir mavnanın çıkarılması için ABD 2,3 milyon dolar mali yardım taahhüdünde bulunmuştu.

ABD ve Yunanistan tarafından gerçekleştirilen ortak tatbikatlar da son zamanlarda iyice artı

Ayrıca Yunanistan, bu anlaşma ile Larissa, Stefanovikio ve Dedeağaç’taki askeri üs ve tesislerin ABD ve NATO ile daha geniş kapsamlı şekilde kullanımına izin verdi.

ABD, bu kapsamda Larissa Hava Üssü’ne 33,5 milyon dolar yatırım yapacak. İki büyük hangar ve destek binaları inşa edilecek. Böylece üs ABD’nin Avrupa’da değişik görevler için askeri uçaklar bulundurduğu kalıcı ve önemli bir hava üssü konumuna gelecek.

Anlaşma çerçevesinde Girit adasının Suda Körfezi’nde yer alan Amerikan deniz üssündeki altyapı ve diğer imkanların ortak kullanımı da karara bağlandı.

Ayrıca Washington, Larissa’daki (Yenişehir) hava üssüne 14 milyon dolar, Marathi adasındaki üsse ise 6 milyon euro yatırım yapmayı kabul etti.

TRAKYA’DA KONUŞLU TSK’NIN TANK SAYISINDAN FAZLA

Pusula Güvenlik Araştırmaları Topluluğu (PUGAT) yazarı Ömer Dinç de ABD’nin sınırımıza yalnızca 40 kilometre uzaklıkta bulunan Dedeağaç bölgesine yaptığı yığınağın ‘neredeyse Yunan ordusunun envanterinde bulunan miktardaki kadar askeri malzeme’ içeridiğini belirtti.

Dinç, şöyle devam etti: “Mesela yakın zamanda 400 tank getirdiler. Konuyla ilgili olarak basında yer alan haberlerin devamında, bir kısmının diğer üslere kaydırıldığı yazılsa da sayı belirtilmiyor. 400 tank, herhalde Trakya’da konuşlu bulunan TSK’ya ait tank sayısından hem daha fazla hem de daha modern. 400 tankla kalmadılar aynı zamanda taarruz helikopterleri ve diğer zırhlı araçları da Dedeağaç’a getirdiler. Bu gelenlerin envanterini yayınlamayacaklar, ama bunların içerisinde nehir geçiş harekâtında kullanılan araçların olmadığını düşünmek hata olur. Zira Yunanistan’ın her bir yanı nehir! Mesela, Türkiye ile doğal sınırı oluşturan Meriç Nehri.”

Dinç, gelen askeri malzemeden daha önemlisinin de iki ülkenin gerçekleştirdiği ortak tatbikatlar olduğunu belirtti: “Ne kadar silah, araç ve gereç getirdikleri bir nebze önemli olsa da ondan daha önemlisi Yunanistan ile müşterek gerçekleştirilen tatbikatların sıklığı. Son bir yılda, NATO şemsiyesi altında o kadar çok tatbikat yaptılar ki, “Yahu yeter, yorulmadınız mı?” diye sorası geliyor insanın. Tatbikat; ortak veya en koordineli bir şekilde hareket edebilmek için yapılır, ama şimdiye kadar yaptıklarına bakılırsa, neredeyse “yekvücut” oldular.”

Yunan askerleri, AB için çalışan tercümanı dövdükten sonra Türk tarafına bıraktı

Analiz

Erdoğan’ın hesabı kimle? Hedef İmamoğlu mu iki kez veto yediği İstanbullu mu?

Anketlere göre gerisine düştüğü İmamoğlu’nu UKOME, İBB Meclisi, Ulaştırma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve ilçe belediyelerle sıkıştıran Erdoğan, hizmetlerden mahrum kalan İstanbulluyu da eziyor. Halk ekmek kavgası, taksi plakası kavgası, metro projeleri kavgası hatta Kanal İstanbul kavgası da İstanbulluya hayatı daha da zorlaştırıyor.

BOLD – İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, AKP iktidarının İstanbullulara hizmeti engellediğini belirterek isyan etti.

Cumhurbaşkanlığının 300 metrobüs alımını uygun görmeyerek 2022 yatırım planına almadığını açıklayan İmamoğlu, “Milyonlarca İstanbullunun yaşadığı 3. Bölge’ye yapacağımız metronun finansı bile hazırken, neden onay vermediniz onu anlamadık! Milyonlarca vatandaşın kullanacağı İncirli – Sefaköy – Beylikdüzü metrosunun yapımını kimse engelleyemeyecek. Projeler hazır, yatırımcılar hazır, finansmanı hazır. Ama bir imza eksik” ifadelerini kullandı.

İktidar mensupları ve AKP’li gazetecilerden İmamoğlu’na cevap gecikmedi. Önce Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi’den geldi cevap. Erdoğan’ın İstanbul aşığı olduğu için iddiaları araştırdığını söyleyen Selvi, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının yazısını paylaştı. İBB yönetimine gönderilen yazıda projedeki eksikliklere vurgu yapılıyor.

Selvi’nin yazısından sonra Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu da konuştu. Karaismailoğlu, İmamoğlu’nun bazı metro projelerine onay çıkmadığı açıklamasıyla ilgili olarak, “Hiçbir yükümlülüğünü yerine getirmeden algı operasyonu yapıyor. Hodri meydan, önce elindeki işleri bitirsin, şov yapmasın” ifadesini kullandı.

İBB VE AKP ARASINDAKİ İLK KAVGA DEĞİL

31 Mart’ta ilk kez İBB Başkanlığı koltuğuna oturan Ekrem İmamoğlu için Erdoğan, o dönem “topal ördek” benzetmesi yaptı. İmamoğlu’nun kısa süre sonra mazbatası iptal edildi.

23 Haziran’da bir kez daha, daha güçlü bir şekilde İBB Başkanlığına seçilen İmamoğlu ile Erdoğan’ın yıldızları hiç barışmadı.

İmamoğlu ile Erdoğan arasında devam eden sürtüşme Kanal İstanbul konusuyla doruğa çıktı. Erdoğan’ın “Neye mal olursa olsun yapacağız” diyerek savunduğu projeye İmamoğlu “Ya Kanal ya İstanbul” sloganıyla karşı çıktı.

EKMEK KAVGASI

İmamoğlu sadece Erdoğan ile de mücadele etmiyor. Halk ekmek büfeleri yüzünden İBB Meclis’indeki AKP ve MHP’li üyeler ve AKP’li ilçe belediyeleriyle de mücadele ediyor. İBB’nin koydurduğu ve gazi ve şehit yakınlarının işlettiği büfeler ilçe belediyeler tarafından kısa sürede kaldırtılıyor.

TAKSİ KAVGASI

İmamoğlu ve iktidar arasında süren bir diğer kavga ise taksi plakaları konusunda yaşanıyor. İBB’nin İstanbul’daki taksi sorununu çözmek için Ulaştırma Koordinasyon Merkezi’nde (UKOME) gündemine getirdiği 5 bin yeni taksi plakası ve buna bağlı yeni taksi sistemi teklifi, 11. kez oy çokluğuyla reddedildi.

UKOME’nin yapısı İmamoğlu seçildikten sonra İBB aleyhine değiştirilmişti.

İLTİSAKLI PERSONEL KAVGASI

Kavgaya kısa süre önce İçişleri Bakanlığı da katıldı. Süleyman Soylu, sosyal medya hesabından İBB’deki terör iltisaklı personeller için tahkikat başlatıldığını duyurdu. Erdoğan’ın ittifak ortağı Devlet Bahçeli ise İmamoğlu’nun görevden alınmasını ve İBB’ye kayyım atanmasını istedi.

OLAN İSTANBULLUYA OLUYOR

Erdoğan’ın 25 yıllık kalesi İstanbul, son yerel seçimde ana muhalefet partisi CHP’ye geçti. AKP, itiraz ederek seçimi iptal ettirince tarihi hezimete kapı araladı. Bir milyona yakın farkla İmamoğlu tekrar başkanlığa seçildi.

Erdoğan, anketlerde gerisine düştüğü İmamoğlu’nu topal ördek pozisyona itmeye çalışırken İstanbulluyu eziyor.

Halk ekmek kavgası, taksi kavgası, metro projeleri kavgası hatta Kanal İstanbul kavgası da İstanbulluya hayatı daha da zorlaştırıyor. Seçimin ardından İstanbullular adeta seçimi kaybeden AKP ve Erdoğan tarafından cezalandırılıyor.

İşkenceciye hiçbir yerde kaçış yok! Vasıflı işçi vizesiyle gittiği Almanya’da işkenceden yargılanıyor

Okumaya devam et

Analiz

Garo Paylan’dan Dink paylaşımı: Tedirgin güvercinin katilini biliyor

HDP Milletvekili Garo Paylan’ın Hrant Dink’i katledenlerle ilgili sözleri, sosyal medya gündemini salladı. “Dink’i ‘Mevzubahis vatansa gerisi teferruattır’ diyenler öldürdü” paylaşımı yapan Paylan’ın sözleri, Dink cinayetini fabrikasyon yalanlarla Gülen Hareketi gönüllülerine yıkma girişimini bir kez daha çürüttü.

BOLD ANALİZ – Hrant Dink suikastının 15. yıl dönümünde Halk Tv’de Ayşenur Arslan’ın sunduğu Medya Mahallesi programına konuk olan Paylan, “Dink’i ‘Mevzubahis vatansa gerisi teferruattır’ diyenler öldürdü” dedi.

Paylan, Dink’in hedef hale getirilmesinin sebebini ise şöyle anlattı: “Bizi düşüncelerimizden dolayı katletmeyi mübah gören bunu normal gören gelenek var. Bu yüzyılın hikayesi. Sabahattin Ali’den başlayabiliriz. Pek çok siyasi cinayet işlendi. Mevzubahis vatansa gerisi teferruattır diye bakan. Bu cinayetlerle kendi siyasi pozisyonlarını sürdürmeye çalışan ve hedef gösteren bir anlayış var. Hrant’ı da hedef gösterdiler. Ermeni tabusu var. Hrant Ermeni tabusu yıkan bir kişidir. 80 yıl boyunca Ermeni halkına küfür edildi. Hrant bunu kabullenemiyordu ve Türkçe bir gazete kurdu.”

Paylan’ın Dink suikastı için “ölme ve öldürme yeminleri” eden Ergenekon zihniyetini adres göstermesi, kendilerini ulusalcı olarak tanımlayan haber sitelerinde ve sosyal medyada büyük yankı uyandırdı.

Dink’i Gülen Hareketi’nin öldürttüğü iftirasını yinelediler hep bir ağızdan.

Dink’in Şişli Adliyesinde “Türklüğe hakaret” suçlamasıyla yargılanırken Veli Küçük ve Kemal Kerinçsiz gibi Ergenekon davası sanıkları tarafından hedef gösterildiğini, Dink’e “güvercin tedirginliği”ni yaşattıklarını ne çabuk unutmuşlar öyle.

Kimlerin Dink aleyhinde kampanya yürüttüğünü ve Ogün Samast ile Yasin Hayal’in bağlantıları da hafızalarından çıkıvermiş.

Erdoğan’ın ve AKP’nin yolsuzluklarının, hukuksuzlarının ve zulmünün arkasına saklanıp, menfur suikastı Gülen Hareketi’nin üstüne yıkmak işlerine geliyordu tabi.

ERDOĞAN’IN KİRLİ İTTİFAKI

Erdoğan, kurduğu kanlı ve kirli ittifak gereği, Ergenekon zihniyetinin her pisliğini örttüğü gibi, bu pislikleri Gülen Hareketi’nin üstüne yıkıvermişti yandaş yargı eliyle.

Ergenekon zihniyeti için Erdoğan’dan daha kullanışlı bir bir müttefik mi mi olur?! Olamaz elbette.

İşte bu yüzden Doğu Perinçek ve Nedim Şener gibileri açıktan, fakat çok büyük bir kısmı da perde arkasından ittifak ediyorlar Erdoğan’la.

İkinci kategorideki kesimin danışıklı ve pasif muhalefetinin sebebi de bu.

HAKİKAT ER GEÇ ORTAYA ÇIKACAK

Soykırım tarihine geçen son 7 yılda, tüm zulümlere rağmen en küçük bir şiddet olayına bulaşmayan Gülen Hareketi gönüllülerini bir suikastla yaftalamak elbette tutmazdı, tutmayacak.

Fabrikasyon ürünü yalanlarını istedikleri kadar söyleye dursunlar, istedikleri kadar Erdoğan’ın arkasına saklanıp çamur atmaya devam etsinler.

Hakikat er geç ortaya çıkacak.

Söyledikleri o yalanlar, attıkları o çamurlar günü geldiğinde kendi yüzlerine çarpılacak.

Garo Paylan’ın sözleri, yakın gelecekteki o sahnelerin bir fragmanından başka bir şey değil…

Lucifer’in eline su dökemeyeceği Şeytan!

Okumaya devam et

Analiz

Lucifer’in eline su dökemeyeceği Şeytan!

Futbol oynarken ki zekasıyla teknik direktörünün dikkatin çeken ve ‘şeytan’ lakabını alan Rıdvan Dilmen’in yaşadığı sakatlıklar futbol hayatının sonu oldu. Futbol yorumculuğunda başarıyı yakaladı ancak Saray koridorlarında dolaşıp AKP’ye eklemlendi. Lakabını aldığı Şeytan da bir melekti, kibri yüzünden cennetten kovuldu. Aynı kibir, ‘her şeyi ben bilirim’ düşüncesi Rıdvan’ın da sonu olacak!

BOLD – Daha çocuktu, teknik direktörü gördü, “şeytan” bu çocuk dedi! Ne kadar da haklıydı. Az okudu tez papaz oldu. Futbolda başladığı şeytanlığı, TV ekranlarında spor yorumu altında siyaset yaparak sürdürüyor. Ali Koç’u avucunun içine aldı, istemediği hocayı kovduruyor. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bir numaralı adamı. Türk futboluna onun adına yön veriyor. Erdoğan’ın kardeşi Mustafa’nın da kankası! Aziz Yıldırım’ın ise postacısı. Netflix dizisi gibi… Lucifer bu sefer cehennemin efendisi olmaktan sıkıldı, Türk futbolunda mekan açtı. Milyonlarca lirayı cebine indirdi. İşte size Rıdvan Dilmen portresi…

Rıdvan Dilmen, Aydın Nazillili. Futbola da bu güzel ilçede, Sümerspor’da başladı. 17 yaşında Muğlaspor’a transfer oldu. O dönem Muğlaspor’u Kemal Dirkan çalıştırıyordu. Rıdvan’ın oyun stilini beğenmişti, “Şeytan” bu çocuk demişti! Ne kadar ön görülü hocalarımız var. O gün bugündür Rıdvan’da sanki şeytan tüyü var, çarpıp duruyor.

FUTBOLCULUK YILLARI

Eski futbolcuların dediğine göre bir Galatasaray taraftarıydı. Fakat Fenerbahçe’ye transfer oldu. Fenerbahçe “efsanesi” olarak anılsa da aslında futbolculuk kariyeri “efsane” olmaya yetecek kadar uzun değil. Güzel saçları, hızlı bir oyun stili olmasına rağmen kronik sakatlıklardan kurtulamadı. Yıllarca sakatlıktan dönecek, muhteşem bir performans gösterecek, Fenerbahçe şahlanacak diye beklendi. Ama bu uzun seneler boyunca hiç olmadı. 8 yıllık Fenerbahçe kariyerinde sadece 36 gol atabildi. Milli maçlarda ise sadece 5 gol attı. Seyircinin “Şeytan ortalar Kral (Tanju Çolak) bombalar” tezahüratları sustu. Rıdvan Dilmen, çok kısa sürede futbolun zirvesine çıkmış fakat yaşadığı sakatlıklardan, yaptığı yanlış tercihlerden dolayı zirvede kalmayı başaramamıştı. 94 yılında Ali Şen’in başkan seçildiği sene, 33 yaşında futbolu bıraktı.

Rıdvan, Fenerbahçe formasıyla.

BERBAT BİR ANTRENÖRLÜK KARİYERİ

Bir çok futbolcu gibi antrenör olarak kariyerine devam etmek istedi. Şansı pek yaver gitmedi. Fenerbahçe’de 7 maç sonra kovuldu. Karşıyaka, Altay, Adanaspor teknik direktörlük kariyeri hüsranla sonuçlandı. Antrenör olarak tek başarısı 1998-99 sezonunda Vanspor’u birinci lige çıkartması oldu.

SPOR YORUMCULUĞUNDA ŞEYTANIN BACAĞINI KIRDI

Geriye tek alternatifi kalıyordu, spor yazarlığı, yorumculuğu… Dilmen, güzel ses tonu, vurgulu ve net cümleler kurmasıyla, kaliteli yorumlar yapmasıyla dikkatleri üzerine çekti. Yıllarca futbol seyircisinin izlediği, köy kahvesi seviyesinde yapılan tartışmalardan bıkanlar, eğitimli, daha elit bir kesim Dilmen’i takip etmeye başladı. Dilmen bu sefer şeytanın bacağını kırmıştı. “Gol olur” diyor, gol oluyordu! Dilmen de bu ilginin farkındaydı. Ferit Şahenk, NTV’de kalması için önüne milyonlarca lira döktü.

TELEKULAK SKANDALINA KARIŞTI

Yıllardır spor yorumculuğu yaparak popülerliğini koruyor. Hatta korumakla kalmıyor, kullanıyor. Çünkü gücü, kontrol etmeyi, yönetmeyi, kulisler yapmayı, gizli kapaklı işler çevirmeyi seviyor. Bu karakterinin ilk ortaya çıktığı olay 2018 yılında yaşandı. Bir telekulak çetesi, işadamları başta olmak üzere isteyen kişilere para karşılığı telefon dinleme kayıtlarını sağlıyordu. Şebekenin içinde GSM operatöründe çalışan kişiler ve polisler de vardı. İddiaya göre; evli olan Rıdvan Dilmen, aşk yaşadığı bir kadın spor yazarını kıskandığı için Tanju Çolak dahil, sevgilisiyle irtibatı olan herkesin cep telefonunu çeteye dinletmişti. Davada, çete ceza aldı ama kendisi hakkında şikayetçi olmayınca kurtuldu.

Rıdvan, Aziz Yıldırım ve Aykut Kocaman.

AZİZ YILDIRIM’IN POSTACISI: KARISINDAN DAHA ÇOK ZİYARET ETTİ

Güç ve parayı seviyordu. Her zaman Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’a yakın isimlerden biri oldu. Şike operasyonunda Yıldırım hapse düşünce tam 64 kez onu karısından bile çok ziyaret ederek rekor kırdı. Ziyaretleri sebepsiz değildi. AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan’ın kardeşi Mustafa üzerinden Aziz Yıldırım ile pazarlık yürüttü. Erdoğan, Türkiye’de bütün her şeyi ele geçirmeye çalışıyordu ve isteği netti, Fenerbahçe’yi kendine yakın birisi yöneltsin istiyordu. O Dönem İstanbul Emniyeti Organize Şube’de komiser olarak çalışan Soner Koç’un anlatımına göre; Rıdvan Dilmen, önce Metris’e gidip Aziz Yıldırım’la görüşüyor, aldığı bilgileri Mustafa Erdoğan’a taşıyor, sonra da İstanbul Emniyeti’ne gelip pazarlıkları anlatıyordu. O zaman Başbakan olan Recep Erdoğan, Aziz Yıldırım’a şart koştu, tekrar Fenerbahçe başkanlığına aday olmazsa yasa değiştirilecek ve Aziz Yıldırım tahliye olacaktı. Fakat Aziz Yıldırım pazarlığı bozdu, yeniden aday oldu. Erdoğan çok kızdı.

SİYASİ GÜCÜ ARKASINA ALDI

Bu süreçte Dilmen, Erdoğan’ın gücünü arkasına alarak futbol federasyonunda, dolaysıyla Türk futbolunda daha çok söz sahibi oldu. Erdoğan davetlerinin baş köşesine oturuyor, Saray’la randevu için aracı oluyordu. O kadar siyasetle iç içe geçmişti ki AKP’nin reklam kampanyalarına açıkça destek verdi. Erdoğan adına konuşuyor, onun adına ceza kesiyordu.

Rıdvan Dilmen, Erdoğan’a yakın isimlerden.

ERDOĞAN DA ÇOK SEVER!

Tabi bir de madalyonun öbür tarafı var. Bu ilişki Erdoğan’ın da işine geliyordu. Erdoğan, popüler insanları kullanmayı çok sever, onların desteklerini önemser. Eski futbolcu Rıdvan Dilmen’in popülerliğini kullandı, onun eliyle de Türk futbolunu bir kara çamura sapladı!

ERDOĞAN’DAN İSTANBUL’U ALAN İMAMOĞLU’NU HEDEF ALDI

Yazı çok uzatmanın anlamı yok. Resmi gördünüz. Bu kadar siyasetle iç içe girmesi Rıdvan Dilmen’i bitirdi. Siyasetle uğraşmaktan modern futbola adapte olmaya zaman bulamadı. Yorumları çağdışı kaldı. TV programlarında bilgi ve analizden çok algıları yönetmeye, yalanlar anlatmaya başladı. Futbol konuşurken lafı evirip çevirip İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na getiriyor, “STV’de futbol yorumculuğu yapmıştı. Fenerbahçe’nin şike yaptığını söylemişti” diyor. Kötü oynayan Mesut Özil’i yine siyasi kaygılardan yere göğe sığdıramıyor. Ali Koç üzerinden Fenerbahçe’nin gizli patronluğuna soyundu, teknik direktörü kovdurdu. İyi bir yorumculuktan kendisini tiksinç bir şeye dönüştürdü.

Ekşi Sözlük’te bir Fenerbahçe taraftarının söylediği şu sözler aslında işin geldiği noktanın özeti: “Koskoca Fenerbahçe camiası olarak esiri miyiz ulan bunun? Tutsak filan mı aldı koca kulübü? Kasetimiz mi var bunun elinde? Fenerbahçe’nin iç işlerine karışma!”

YALANLARI VE ALGILARI BIRAK

Başladığımız yere dönersek; Rıdvan Dilmen, “Bu şeytan işinden nefret ediyorum. Allah’ın sevmediği bir ismi benim sevmem mümkün değil. Şeytan diye hitap ederlerse dönüp bakmıyorum” demişti. Madem öyle Eyy Rıdvan, Allah’ın sevdiği işleri yapmak istiyorsan; tövbe kıl, karanlık oyunları, kulisleri, ayak kaydırmaları, yalanları ve algıları bırak. Şeytan da bir zamanlar Allah’ın sevdiği bir melekti. Gururu, kibri onu hataya sürükledi. Sen de aynı hataya düşme.

LeMan’dan Enes ve Bahadır anısına kapak: Delikanlım iyi bak yıldızlara

Okumaya devam et

Popular

Shares