Bizimle iletişime geçiniz

Politika

Karamollaoğlu: “Silahlanın” diyen Sedat Peker cesaretini Cumhur İttifakı’ndan alıyor

Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu seçim çalışmalarının iktidar tarafından engellendiğini söyledi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “silahlanma ve iç savaş” çağrılarında bulunan organize suç örgütü lideri hükümlüsü Sedat Peker’in cesaretini Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ile Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) kurduğu Cumhur ittifakı’ndan aldığını söyledi.

Karamollaoğlu partisinin yöneticileriyle birlikte, medya kuruluşlarının Ankara temsilcileriyle kahvaltılı basın toplantısında bir araya geldi.

Karamollaoğlu 31 Mart Pazar günü yapılacak Mahalli İdareler Seçimi’ne ve gündemdeki diğer başlıklara dair soruları cevaplandırdı.

PEKER’DEN SİLAHLANIN ÇAĞRISI

Peker’in silahlanma çağrılarını dehşet verici bulan Karamollaoğlu, “Bu havayı oluşturdular. Ülkenin beka sorunu var, bunun için de silahlanılması gerekir gibi bir hava oluşturdular ne yazık ki! Böyle bir havada normalde seçim olmaz. Türkiye güya hukuk devleti. Soruşturma başlatılmasını önemsiyorum. Allah yardımcımız olsun.” dedi.

KARAMOLLAOĞLU: BEKA SORUNU VARSA TÜRKİYE KUCAKLAŞTIRILMALI

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tek parti döneminden bahsettiğini kaydeden Karamollaoğlu, şunları söyledi: “Biz şu an tek parti dönemine girdik. Kutuplaştırmama, bütün insanımızı kucaklamak, adaletimizi tesis etmek bir numaralı meselemiz olmalıdır. Türkiye bir beka sorunuyla karşı karşıyaysa ilk yapılacak iş Türkiye’ye kucaklaştırmaktır. Kimseyi küçümsemek istemedim, fakat bu problemleri çözecek tek parti Saadet Partisi’dir.”

SEÇİM GÜVENLİĞİNE OLAN İNANCIM SARSILDI

Geçmişte Türkiye seçimlerinin dünyadaki en sağlıklı seçimler olduğuna inandığını belirten Karamollaoğlu, “Zaman içinde bu güven kaybolmaya başladı. Mükerrer oylamayı önleyen parmak boyası yöntemi kaldırıldı. Her partinin sandık başkanlığı için teklifte bulunması kaldırıldı. Şimdi devlet tayin ediyor. Mühürsüz oy pusulalarının geçerli kabul edilmesi bendeki güveni sarstı. Benim elektronik ortama güvenim yok. O oyları nasıl ki sandık kurulları tek tek sayılıyorsa ilçe seçim kurullarında da böyle olmalı.” dedi.

ERDOĞAN HİLE DE YAPSA HAKİMLER DOKUNAMIYOR

Kendilerinin siyasi propaganda faaliyetlerine mani olunduğunu ifade eden Karamollaoğlu, “Bizim attığımız adımlar engellenmeye çalışılıyor. Öyle bir adalet zaten yok. Elimizdeki imkânları kullanmamıza bile izin vermiyor. Televizyonlar, gazeteler iftira atıyor. Seçimle ilgili olmayan konularda insanlara iftira atılıyor. Erdoğan Cumhurbaşkanı sıfatıyla konuşuyor. Dokunulmazlığı var. Söz söyleyen hop tutuklanıyor. Güreşirken tabiri caizse hile de yapsa hakemler Erdoğan’a müdahale edemiyorlar ‘çünkü dokunulmazlığı var’ diyorlar.” şeklinde konuştu.

“SÜLÜN OSMAN’DAN NEDEN KORKTULAR ANLAMADIM”

Sülün Osman filminin gösterimden kaldırılmasını da eleştiren Karamollaoğlu, “Hükümet Sülün Osman’dan niye bu kadar çekindi anlamadım. Baskı kurdular, reklam ajanslarına Sülün Osman’ı kaldırttılar. O kadar sade, o kadar basitti ki, kimseye parti olarak atıfta bulunmuyor!” dedi.

Saadet’in “Sülün Osman” reklam filmine AKP sansürü

Politika

Cezaevleri katliam evlerine dönüştü

HDP’li Züleyha Gülüm, cezaevlerinin katliam evlerine dönüştüğünü savundu. Başta hasta tutuklular olmak üzere acil tahliyelerin gerçekleşmesi gerektiğini söyledi. “İktidar, siyasi tutuklulara dönük düşman tavrını sona erdirmeli ve insan haklarına saygılı bir tutum sergilemelidir” dedi.

BOLD – (HDP) İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, koronavirüs salgınının yayılma riskinin en yüksek olduğu yerlerden birinin cezaevleri olduğunu belirterek, özellikle siyasi tutukluların zor bir dönemden geçtiğine dikkat çekti.

Kovid-19 salgınından en çok etkilenen yerlerden biri olan cezaevlerinde hak ihlalleri her geçen gün ağırlaşarak ve artarak devam ediyor. İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) verilerine göre cezaevlerinde 591’i ağır olmak üzere bin 564 hasta tutuklu bulunuyor. Cezaevlerinde hastalıklar ve tecrit altında salgınla mücadele etmek zorunda kalan hasta tutuklular, adeta ölüm ile burun buruna yaşıyor. Salgından şimdiye kadar 21 hasta tutuklu hayatını kaybetti.

HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, koronavirüs salgınının cezaevlerinde neden olduğu tehlikeye dikkat çekti.  Salgının yayılma riskinin en yüksek yerlerden birinin cezaevleri olduğunu belirten HDP’li Gülüm, “Doğal ışığı olmayan, ısınma ve havalandırması kısıtlı, duş alma imkanının neredeyse olmadığı, hijyen koşullarının sağlanmadığı sağlıksız cezaevleri, virüsün yayılmaya en müsait olduğu alanlardır” dedi.

Cezaevlerinde işkenceye maruz kalan siyasi tutukluların zor bir dönemden geçtiğini kaydeden Gülüm, “Ağır hasta mahpusların tedavi süreçlerinin aksatılması ve pandemi sürecinde özel bakımlarının yapılmaması, kelepçeli muayene dayatması ve ilaçların verilmemesi, hastane sevklerinin yapılmaması, engelli mahpusların tedavi ve ihtiyaçlarının karşılanmamasının üstüne bir de işkenceye maruz kalan siyasi tutuklular zor bir dönemden geçiyor” ifadelerini kullandı.

MAHKUMLAR SİNDİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR

Mezopotamya Ajansının haberine göre cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini dile getiren Gülüm, şunları söyledi: “Siyasi tutuklar üzerinde uygulanan tecrit, cezaevlerinin en başat sorunlarıdır. Siyasi tutukluların tek kişilik hücrelere konulması, süngerli oda uygulamaları, cezaevi görevlilerinin uyguladığı darp ve işkence, özellikle pandemi koşullarında yiyeceklerin sağlıklı olmayışı ve hijyenik bir ortamın olmayışı, temizlik malzemelerin fahiş fiyatlarla satılması, disiplin cezalarının keyfi bir biçimde uygulanması, cezaevine gönderilen mektupların mahpuslara ulaştırılmaması, kalabalık olan koğuşlarda yatacak yer bulunmaması, kitap ve yayınların verilmemesi, sohbet hakkı, spor ve kültürel faaliyetlerin kısıtlanması, kaloriferlerin yanmaması, anneleri ile birlikte kalmak durumunda olan çocukların ihtiyaçlarının gözetilmemesi, ziyaretçilere yönelik onur kırıcı muameleler ve çoğu kez ziyaret hakkının engellenmesi, çıplak arama uygulamaları, mahrem alanlara kameralar konulması, havalandırma boşluklarının tel örgülerle çevrilmesi gibi en temel insan hakkı ilkeleri ihlal edilmektedir. Tüm bunlar iktidarın uyguladığı düşman hukuku pratiklerinin bir sonucudur. Özgürlüğün gasp edilen mahkumlar baskı ve zulümle sindirilmeye çalışılıyor.”

HUKUK ASKIYA ALINIYOR

İktidarın cezaevlerini halka gözdağı vermek adına bir araç olarak kullandığını ifade eden Gülüm, Patnos L Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalan 75 yaşındaki ağır hasta tutuklu Takiyettin Özkahraman ile 80 yaşındaki Ali Boçnak ağır hasta olmasına rağmen tahliyesi yapılmadığını ve hayatlarını kaybettiğini belirtti. Gülüm, “İktidarın almadığı önlemler tutukluların yaşam hakkını elinden alıyor” dedi. Hasta tutukluların acil çözüm beklediğini, infaz erteleme başvurularının keyfi biçimde reddedildiğini hatırlatan Gülüm, “Kritik eşiği çoktan geçmiş bir an evvel cezaevinden çıkması gereken hasta mahpuslar hakkında Bakanlık Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Adli Tıp Kurumu (ATK) hukukunu uygulamamaktalar. Mahpus siyasi olunca tavır değişmekte, hukuk askıya alınmaktadır. Adeta ortaçağ karanlığı cezaevlerinde yeniden yaşatılmaktadır” ifadelerini kullandı.

ACİL TAHLİYELER GERÇEKLEŞMELİ

AKP iktidarına siyasi tutuklulara yönelik düşman tavrını sona erdirmesi çağrısında bulunan Gülüm, “İnsan haklarına saygılı bir tutum sergilemelidir. Pandemi nedeniyle yaşam hakkı tehlikede olduğundan kaynaklı başta hasta tutuklular olmak üzere acil tahliyeler gerçekleşmelidir” dedi.

2021 bütçesine muhalefet şerhi: Çöküşü hızlandıracak

Okumaya devam et

Politika

2021 bütçesine muhalefet şerhi: Çöküşü hızlandıracak

AKP’nin hazırladığı 2021 yılı bütçe teklifine muhalefet şerhi düşen HDP, bütçenin kara delikler barındırdığını belirtti. “Çöküşün bütçesi” tanımlaması yaptı. Şerhte, “Bu teklif çöküşü hızlandırmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. Ekonomik krizin maliyeti Türkiye halklarına çıkarılmak isteniyor” denildi.

BOLD – HDP, 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifine muhalefet şerhi düştü. Ekonomide 2021 yılı itibariyle büyük bir çöküşün eşiğinde olunduğu uyarısı yapılan şerhte, iktidarın sunduğu bütçe teklifinin “çöküşe” önlem alan bir bütçe olmadığı belirtildi.

HDP’nin muhalefet şerhinde 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifine ‘kara  delikler barındırdığı’ eleştirisi yapıldı.

‘ÇÖKÜŞÜN BÜTÇESİ’

Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre ekonomide 2021 yılı itibariyle büyük bir çöküşün eşiğinde olunduğu uyarısı yapılan şerhte, iktidarın sunduğu bütçe teklifinin “çöküşe” önlem alan bir bütçe olmadığı vurgulandı. Şerhte, “Bu teklif çöküşü hızlandırmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. 2021 Bütçe Kanun Teklifi ile ekonomik krizin maliyeti Türkiye halklarına çıkarılmak isteniyor. Bütçe Kanun Teklifinin; kamucu, kadın özgürlükçü, barışçı, katılımcı, adaletli gelir dağılımı ve bölgesel eşitliği gözeten ilkeler etrafında hazırlanması gerektiğini ifade ediyoruz. 2021 Bütçe Kanun Teklifinin doğanın, emeğin, esnafın, çiftçinin, halk sağlığının yanında olmasını talep ediyoruz” denildi.

PANDEMİ TEDBİRLERİ YETERSİZ KALDI

Ekonomide 2008’deki krizin devam ettiği belirtilen muhalefet şerhinde, 34 Avrupa ülkesi içinde gelir dağılımı eşitsizliği sıralamasında Türkiye’nin ikinci sırada olduğu vurgulandı. Pandeminin de bu şartlarda çıktığına dikkat çekilen şerhte, “Tarihin gördüğü en büyük iktisadi krizlerden birine kapı aralayan Kovid-19 pandemisine karşı, ülkelerin oldukça büyük meblağlar üzerinden aldığı tedbirlere karşı, Türkiye’de açıklanan meblağ 100 milyar TL ile sınırlı kaldı. Türkiye pandemiye yüksek işsizlik, boşalan kasa ve dağıtılan rantların oluşturduğu bir toplumsal-ekonomik konjonktürde girdi. Dolayısıyla iktidarın önceliğinden ve niyetinden bağımsız olarak karşılaştırmalı veriler açısından bakıldığında, Türkiye’de pandemi tedbirlerinin meblağı ihtiyacı karşılamaktan çok uzaktı” denildi.

HAYALİ İSTİHDAM HALKIN SIRTINA YÜKLENDİ

1990’lardaki “hayali ihracat”ın yerini sermaye sınıfını güçlendirmek üzere “hayali istihdamlar”a bıraktığı belirtilen şerhte, “İşsizlik fonu talan edilmek suretiyle son üç yılda 134 milyar TL işveren teşviki verilerek istihdamın arttırılması amaçlanmış, söz konusu tutar alınan vergilerden oluşturularak halkın sırtına yüklenmiştir. AKP-MHP tipi neo-liberalizm uygulamaları sadece ‘hayali istihdam’ teşvikleri ile değil, sermayeyi yandaşlaştıran ve gözeten tarzda da sürdürülmüştür” ifadesi kullanıldı.

KÜRT SORUNU VURGUSU

Şerhte, Kürt sorununun çözülmediği müddetçe ekonomideki krizin devam edeceği savunularak, “Kürt sorunu çözülmediği müddetçe de Türkiye toplumunun savaşın yüksek iktisadi maliyetlerine katlanmak zorunda kalacağı aşikârdır. Bu kapsamda Türkiye’de ekonomik gelişmenin, demokrasinin, özgürlüklerin ve adaletin gerçekleşmesi için vazgeçilmez şart olan Kürt sorununun demokratik ve barışçıl şekilde çözülmesi kaçınılmazdır” denildi.

EYT İÇİN BÜTÇE AYRILMADI

Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) mağdurlarının sayısının yaklaşık 4,6 milyon olduğu kaydedilen şerhte, sorunun çözümü için sosyal güvenlik sistemine yaklaşık 24 milyar TL’lik bir katkı sağlanması yeterli olacağı belirtildi.

KHK’LILAR GÖREVLERİNE DÖNMELİ

Şerhte, işsizlik fonunun yağmalandığı, gençlerde işsizlik oranının Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdığının, “kiralık işçiliğin” kalıcı işsizliğe yol açtığı, Türkiye’de çocukların emek sömürüsüne tabi tutulduğu, “KHK zulmünün” devam ettiği kaydedildi. HDP’nin şerhinde, işçi ve memurların haklarına dair şu öneriler yer aldı: “Ortalama ve zorunlu haftalık çalışma saatlerinin reel ücret kaybı yaşatılmadan düşürülmesi sağlanmalı ve daha çok kişinin istihdamı için alan açılmalıdır. Başta kıdem tazminatı olmak üzere işçilerin kazanılmış haklarını geriye götürecek herhangi bir düzenleme yapılmamalıdır. Kiralık işçilik uygulamasına son verilmelidir. Taşeron işçiliği özel sektörde de kaldırmalıdır. Ev işçilerinin sosyal güvenlik hakları yasal koruma altına alınmalıdır. KHK ile ihraç edilen kamu emekçileri işlerine derhal döndürmeli ve tüm mağdurların zararları tazmin edilerek resmi özür dilenmelidir. EYT kapsamında emeklilik imkanları kolaylaştırılmalıdır. Sigortalı istihdamda 30 yılını dolduran herkes yaşına bakılmaksızın emekliliğin tüm haklarından yararlanabilmelidir. Kadınlarda bu süre 25 yıl olmalıdır.”

SARAY’IN BİR GÜNLÜK HARCAMASI 8,6 MİLYON LİRA

2021 bütçesinde de vergi adaletsizliğinin devam ettiği ifade edilen şerhte, “Gelir dağılımında adaleti sağlayacak iktisadi ve vergileme politikaları uygulanmalı, emekçi ve yoksul sınıf üzerinde vergi yükü azaltılmalıdır” tespiti yapıldı. İktidarın ve kayyımların “lüks ve israf” harcamalarına yer verilen şerhte, Cumhurbaşkanlığı’nın bir günlük harcamasının 8,6 milyon TL’nin üzerinde olduğuna dikkat çekilerek, bu rakamın 3 bin 715 asgari ücretlinin maaşına denk geldiği vurgulandı. Şerhte, şunlar kaydedildi: “2020 yılında nereye harcandığı belli olmayan ve kanuni güvenceye alınarak sorgulatılamayan örtülü ödeneğe ayrılan pay 5 milyar 410 milyon TL’dir. Bu rakam aynı zamanda 2 milyon 326 bin 881 asgari ücretlinin bir aylık maaşına, Cumhurbaşkanın 7 aylık maaşının 9 bin 524 katına denk gelmektedir. Sadece bu yıl Cumhurbaşkanlığı saraylarının yapım ve onarımı ile araç alımlarına 610 milyon lira yatırım harcaması yapılması beklenmektedir. Mutfak için harcadığı para 5 milyon 311 bin liradır. Sarayın temizlik ekipmanları gideri ise artışla 3 milyon 839 bin lira oldu.”

KÜRT ŞEHİRLERDE EKONOMİ ÇÖKME NOKTASINDA

Kürtlerin yoğun yaşadığı kentlerde yoksulluğun fazla olduğunun belirtildiği şerhte, şunlar kaydedildi: “Bölgede yoksulluk ve işsizlik gün geçtikçe artmaktadır. Türkiye’deki iktidarların bölgeye yönelik sıkıyönetim, umumi müfettişlik, tenkil, köy boşaltma, olağanüstü hâl, kayyım ve benzeri politikalarını da içeren yaklaşımlarının sonucunda bölge ekonomisi süreç içerisinde çökme noktasına gelmiştir. Türkiye ekonomisi yapısal sorunlar yaşarken, Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı kentlerde ekonomik sorunlar daha derin boyutta yaşanmaktadır.”

İzmir’de sağlık muayenesine ters kelepçeyle götürüldüler

 

Okumaya devam et

Politika

Fahrettin Altun’un evine giren maaş 4’ten 5’e çıktı

Evine dört maaş girmesinin ortaya çıkmasının ardından uzun süre gündemden düşmeyen Fahrettin Altun ile ilgili yeni bir iddia gündeme geldi. CHP’li Özgür Özel, Fahrettin Altun’un evine en az 5 maaş girdiğini savundu.

BOLD – Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Özgür Özel, Borsa İstanbul Yönetim Kurulu üyelerinin kendilerine 18 ile 24 bin TL arasında değişen ‘huzur hakkı’ bağlamasına tepki gösterdi. Özel, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı ve Borsa İstanbul Yönetim Kurulu üyeleri arasında bulunan Fahrettin Altun’un evine en az 5 maaş girdiğini söyledi.

EZİLMEYEN TEK VATANDAŞ FAHRETTİN ALTUN

Sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada duruma tepki gösteren Özel, “Evine en az 5 maaş giren Pergolacı Fahrettin, kendi maaşına yüzde 20 zam yapmış. Yetmemiş, fazladan maaşları için ödemesi gereken vergiyi de Borsa İstanbul’a ödettirme kararı almış. Vatandaşı enflasyona ezdirmeyeceklerdi, ezilmeyen tek vatandaş Fahrettin Altun!” dedi.

ORTAYA ÇIKAN HUZUR HAKKI TEPKİ ÇEKTİ

Yeni tip koronavirüs salgını sebebiyle ücretsiz izne çıkarılan vatandaşlara sadece 1178 TL destek verilebildiği günlerde, Borsa İstanbul Yönetim Kurulu üyelerinin kendilerine 18 ile 24 bin TL arasında değişen ‘huzur hakkı’ bağladığı ortaya çıkmıştı. ‘Huzur hakkı’ yanında, makam aracı, sosyal haklar ve gelir vergisinin kurum tarafından ödenmesinin de yer aldığı kaydedilmişti.

Tutuklu gazeteci yazar Zafer Özcan: Açıkçası hiç bu kadar verimli bir dönem geçirmemiştim

Okumaya devam et

Popular