Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Hücredeki avukattan kamuoyuna açık mektup: Maktulü olmayan bir cinayet yargılaması!

15 Temmuz gecesi cezaevinde olduğu halde darbe yapmakla suçlanan avukat Turan Canpolat, hücrede yazdığı mektupla mağduriyetlere sebep olanlara seslendi. Türkiye’nin fikren ve vicdanen hür insanlarına çağrı yaptı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

60 aydır cezaevinde bulunan, 11 aydır da hücrede tutulan Turan Canpolat, “Kamuoyuna Açık Mektup” başlıklı ikinci bir mektup yazdı. İlk mektubunda dosyasına sokulan sahte belgeleri nasıl ortaya çıkardığını anlatan Canpolat bu kez, “makam, koltuk, menfaat, rant, güç ve iktidar uğruna iftira ve tuzaklarla vicdan sızlatan mağduriyetlere sebep olanları hak, hukuk, adalet ve tarih önünde, insanlık vicdanında mahkum etmek ve ettirmek için” bu mektubu yazmaya karar verdiğini söylüyor.

Malatya Barosu’na bağlı olarak 25 yıl avukatlık yapan Turan Canpolat, müvekkilinin evinde yapılan aramaların hukuksuz olduğunu tutanağa geçirdiği için 27 Ocak 2016’da gözaltına alındı. Müvekkili Mehmet Tanrıverdi ile 3 gün gözaltına kalan Canpolat tutuklanıp Malatya Cezaevine gönderildi. Müvekkili serbest bırakılınca ise büyük bir şok yaşadı.

Savcılık imzalı sahte belgeyle şüpheli ilan edildiği için tutuklandığını daha sonra öğrenen Canpolat, bu iddiayı ve sahte belgeyi mahkemede çürüttü. Dosyasındaki hukuksuzlukları, sahte belgeleri ispat ettiği için 8 Mayıs 2017’de Elazığ 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevine sürgün edilen Canpolat, halen bu cezaevinde kalıyor ve 27 Şubat 2020’den beri de kendisinin ifadesiyle “tavuk kümesi boyutlarında” bir hücrede tutuluyor.

Turan Canpolat, Malatya Cezaevindeyken. Fotoğraf 27 Ocak 2016 ile 8 Mayıs 2017 arasında çekilmiş olmalı. Çünkü 8 Mayıs’tan sonra Elazığ’a gönderildi.

Turan Canpolat tutuklandıktan 5 ay sonra 15 Temmuz darbesine katılmakla ve Anayasal düzeni ortadan kaldırmakla suçlandı ve iddianamesinde suç delili olarak bile zikredilmeyen Bank Asya hesabı, imzasız ve onaysız Bylock belgeleri ile KHK’yla kapatılan bazı şirketleri temsil ettiği gerekçe gösterilerek 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Bağlı bulunduğu Malatya Barosu ve Türkiye Barolar Birliği’ne sesini duyurmayan, tutukluluğuna itiraz için 25 kez dilekçe veren Turan Canpolat, 16 Mart 2020’de kaleme aldığı ilk mektubunda söz konusu hukuksuzlukları 19 sayfada anlattı. Canpolat’ın sesini başta Avrupa Barolar ve Hukuk Birlikleri Konseyi (CCBE) olmak üzere 13 insan hakları örgütü duydu. Adı geçen kurumlar Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ile Türkiye’deki 3 resmi kuruma mektup göndererek tutsak avukatın tahliye edilmesini istedi.

Turan Canpolat, 6 Ocak 2021 tarihli ikinci mektubunda ise kendisi gibi hukuksuzluklara maruz kalan mağdurların sesi oluyor.

Yargıtay kararlarıyla, bir nevi papatya falına dönen Bylock, ankesör, dini sohbetlere katılma, öğrenciler ve ihtiyaç sahipleri için kermes ve pilav günü düzenleme, kurum çalışanı, dernek veya vakıf üyesi olma, çocuğunu dershane veya okula gönderme, gazete ve dergi abonesi olma, basın açıklamasına katılma gibi hususlarda hukuki değerlendirmede bulunmanın anlamsızlığına ve gereksizliğine dikkat çekiyor.

Canpolat, makdülü olmayan bir cinayet yargılamasında cinayet delillerini sergilemek gibi gayr-i hukuki ve gayr-i ahlaki bir tablo ile karşı karşıya olduklarını ifade ediyor.

“Tarihe geçtiğimin farkındayım” diyen Canpolat mektubunu sonunda ruhen, fikren ve vicdanen hür; hukuk insanlarına, avukatlara, hakim ve savcılara, aydınlara, gazetecilere, siyaset, bilim ve sanat insanlarına ve bütün masum, mazlum, mağdur, mahkum ve mahzunlara selam gönderiyor.

TURAN CANPOLAT’IN MEKTUBUNUN ORİJİNALİ

6 Ocak 2021
2 Nolu Yüksel Güvenlikli Cezaevi
D-17 Koğuşu ELAZIĞ

Kamuoyuna Açık Mektup…

Bu mektup 60 aylık esaret günlerimde bir şehirdeki cezaevinden diğerine, tavuk kümesi boyutlarındaki tek kişilik tecrid koğuşlarına savrulurken tanıdığım, tanıştığım yakınlarım ile sayıları binleri bulan ve onlarla aynı kaderi paylaşan gözü yaşlı eş, çocuk, anne, baba, beli bükülmüş nine ve dedeleriyle birlikte milyonlarca masum, mazlum, mahkum ve mahzunun nam ve hesabına…

Makam, koltuk, menfaat, rant, güç ve iktidar uğruna hayali, afaki, düzinece suç, suçlama, iftira ve tuzaklarla göz yaşartan, vicdan sızlatan mağduriyetlere, mahrumiyetlere, perişaniyetlere sebep olanları hak, hukuk, adalet ve tarih önünde, insanlık vicdanında mahkum etmek ve ettirmek için kaleme alınmıştır.

Kimi, nerede, nasıl, ne ile öldürdüğü mahkumiyet kararında yazmayan birinin cinayetten hapis cezasının hak, hukuk ve hakikat nazarında bir hukuki değeri, karşılığı ve geçerliliği varsa..

Terör örgütünün ne zaman, nerede, nasıl, kimler tarafından kurulduğu, cebir ve şiddet içeren eylemleri ile bu eylemlerle olan illiyet bağının hangi fiili ve hukuki delillerden ibaret olduğu ortaya konulmadan örgüt üyeliği veya yöneticiliğinden verilen cezaların da bir hukuki geçerliliği vardır…!

Örgütü, cebir ve şiddet eylemlerini, bunlarla olan bağı gösterir hukuki delilleri göstermeden banka hesabını, haberleşme programını, telefon kayıtlarını…vs örgüt üyeliği delili saymak; maktulü olmayan bir cinayet yargılamasında cinayet delillerini sergilemek gibi gayr-i hukuki ve gayr-i ahlaki bir tablodur.

Bu minvaldeki bütün iddianameler, suçlamalar, kesinleşmiş mahkumiyet kararları hak, hukuk ve hakikat nazarında maddi gerçeğe aykırı olduğu için yok ve hiç hükmündedir. Maddi gerçeğe yani hak ve hakikate aykırılığın hukuki tanımı: sahtelik ve sahteciliktir. Mahkeme kararları için de bu böyledir… Maddi gerçeğe ve hakikate aykırı mahkeme kararları sahte olduğu için yok ve hiç hükmündedir… Kesin bilgidir… Nokta…

Ancak hakim, savcı ve diğer ilgililerin hukuki ve cezai sorumluluğu açısından, bu kararlar, her türlü şüpheden uzak, aksi ve inkarı mümkün olmayan kesin delil mahiyetindedir.

Adalet Bakanlığının ihalesi, izni, denetimi ile faaliyet gösteren ortak şirketine veya işletmesine herhangi bir sebep veya terör suçlamasıyla kayyım atanması, el konulması, araçlarını otoparka EMANETEN bırakan hakim, savcı ve bakanlık personeli için terör örgütü üyeliği delili sayılıp araçlara el konabiliyorsa, hukuken, ahlaken, vicdanen ve aklen bu mümkünse…

Devletin izin, denetim ve ruhsatı ile faaliyet gösteren bir bankadaki (Bank Asya) hesaba EMANETEN bırakılan para ve mevduattan dolayı hesap sahipleri örgüt üyeliği ile suçlanabilir, hesaplara bloke konabilir…

“Delildir, delil değildir” şeklindeki neredeyse aylık değişen, taban tabana zıt, birbirini TEKZİP eder mahiyetteki mahkeme ve Yargıtay kararlarıyla, bir nevi papatya falına dönen Bylock, ankesör, dini sohbetlere katılma, öğrenciler ve ihtiyaç sahipleri için kermes ve pilav günü düzenleme, kurum çalışanı, dernek veya vakıf üyesi olma, çocuğunu dershane veya okula gönderme, gazete ve dergi abonesi olma, basın açıklamasına katılma gibi hususlarda hukuki değerlendirmede bulunmak anlamsız ve gereksiz…

Bedenen esir olsam da ruhen, fikren ve vicdanen hürüm… Hak, hukuk, demokrasi, insan hak ve hürriyetleri ile inandığım değerler noktasında esaret altına alındığım 27 Ocak 2016 tarihindeki yerimdeyim…

Hak, hukuk, adalet, demokrasi, insan hak ve hürriyetleri ile akıl ve bilimden yana; ruhen, fikren ve vicdanen hür;

Hukuk insanlarına,
Avukatlara,
Hakim ve savcılara,
Aydınlara,
Gazetecilere,
Siyaset,
Bilim ve Sanat insanlarına,
Ve bütün masum, mazlum, mağdur, mahkum ve
Mahzunlara selam olsun…
Saygı ve sevgilerimle…

Turan CANPOLAT

2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi
D-17 Koğuşu Elazığ/TÜRKİYE

Turan Canpolat’ın mektubunda cezaevi mührü bulunmuyor. Mektup okuma komisyonlarının bazen mühür vurmayı unuttuğunu ifade eden ailesi mektubun Elazığ Cezaevinden APS ile postalandığını zarfıyla kanıtlıyor.

Hücredeki avukattan mektup var: Tarihe geçtiğimin farkındayım

Tutuklu avukat Turan Canbolat’a Fransa’dan destek mektubu: Size yardım etmeye kararlıyız!

Tutuklu avukat Turan Canpolat için Avrupa’dan Erdoğan’a mektup

 

BOLD ÖZEL

63 yaşındaki kronik hasta Özcan Öztürk’e Denizli Cezaevinde koronavirüs tehdidi

Vertigo, romatizma, bel fıtığı ve katarakt hastası Üneys Özcan Öztürk, koronavirüs hastalarıyla temaslı olduğu için karantinaya alındı. Cezaevinin tüm görüşleri de iptal edildi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Bir yıl önce tutuklanıp Denizli T Tipi Cezaevine gönderilen 63 yaşındaki Üneys Özcan Öztürk, geçen hafta pazartesi günü Kovid-19’a yakalanma riski nedeniyle karantinaya alındı.

Koronavirüs en çok yaşlıları ve kronik hastaları etkiliyor. Cezaevi gibi sürekli kapalı bir ortamda bulunan hasta ve yaşlı mahpuslar, ya hastaneye gidiş gelişlerde ya da gardiyanların koğuş aramalarında koronavirüse yakalandı, bazıları bu nedenle hayatını kaybetti.

KİŞİSEL İHTİYAÇLARINI GİDEREMİYOR

Cezaevine girdikten sonra sol gözü tamamen görmeyen 63 yaşındaki Üneys Özcan Öztürk, romatizma ve bel fıtığının yanı sıra 2016’dan bu yana vertigo ile mücadele ediyor. Cezaevine girdiği ilk zamanlarda hastalıkları nedeniyle doktora götürülen Özcan, 28 gün karantina hücresinin zorlu şartlarında kaldığı için birçok mahpus gibi o da artık hastaneye gitmek istemiyor.

Hastalıkları ilerleyen Öztürk, 6-7 kişinin yerde uyumak zorunda kaldığı 26 kişilik koğuşta yaşıyor. Ranzadan ve merdiven inip çıkarken zorlandığı için kişisel ihtiyaçlarını koğuş arkadaşlarının yardımıyla giderebiliyor. Şimdi de koronavirüs tehdidiyle karşı karşıya kalan Öztürk’ün ailesi, kendisinden haber alamayacağı için çok endişeli. Denizli T Tipi CİK’te kalan diğer hastaların aileleri de endişeli. Mayıs 2017’de Malezya’dan kaçırılıp Türkiye’ye getirilen ağır kalp ve şeker hastası İsmet Özçelik de karantinaya alınan hastalar arasında.

“BİZE DİNİ SOHBET VERDİ”

2009’da bir yemek şirketinden emekli olan Öztürk, Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 1 Temmuz 2020’de gözaltına alındı. Aynı gün tutuklanan Öztürk hakkında şirkette çalışan bir şoför “Bize dini sohbet veriyordu” dediği için 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası Yargıtay’da bulunuyor.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Babaları 28 aydır tutuklu olan Murat ve Bahadır’ın anneleri de tutuklandı

Anne-baba tutukluluklar devam ediyor. Babaları Erdoğan Birinci’den 28 aydır ayrı olan Murat ve Bahadır’ın annesi Hatice Bahadır da hapse gönderildi.

BOLD ÖZEL – Babaları Giresun Cezaevinde tutuklu bulunan 7 yaşındaki Murat ve 10 yaşındaki Bahadır’ın Birinci’nin anneleri Hatice Birinci de tutuklanıp Trabzon Bahçeçik Cezaevine konuldu. Kronik rahatsızlıkları olan babaanneleri ve teyzeleriyle birlikte Trabzon’da yaşayan Birinci kardeşler, annelerini sorup duruyor.

“İKİ YAVRU HEM ÖKSÜZ HEM YETİM KALDI”

Bold Medya’ya konuşan Murat ve Bahadır’ın teyzesi, “Bu iki yavru hem öksüz hem yetim kaldı. Biz elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Ama bir anne bir baba olamıyoruz. Çocuklar annelerini sorup duruyor. Ne yapacağımı şaşırdım. Biri 7 yaşında biri 10 yaşında. Ablamı bıraksınlar. Çocuklar bari annesiz kalmasın. Annem babam çok kötü durumdalar. Ayrıca babaanneleri kronik rahatsızlıkları var. Bu yavrular ne olacak? Lütfen sesimiz olun.” dedi.

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında tutuklanan Hatice Birinci, kapatılan dershanelerde coğrafya öğretmeni, Erdoğan Birinci ise kapatılan kolejlerde sınıfı olarak çalışıyordu.

Müebbet verilen Harbiyeli’nin annesi ve babası trafik kazasında öldü

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

7.7 milyon kişi yeşil karta muhtaç yaşıyor

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Aç olanları buyrun siz doyuruverin” sözleriyle halkın fakirliğini yeniden gündeme getirdi. Türkiye’de yoksulluğun sembolü olan yeşil kartlı sayısı 7 milyon 769 bin 346 kişiye ulaştı. Yeşil kartlıların hastane ve eczane masraflarını devlet karşılıyor.

BOLD ÖZEL – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın muhalefet partilerine yönelik “Aç olanları buyrun siz doyuruverin” sözleri Türkiye’deki yoksulluğu gündeme taşıdı. AKP iktidarının vatandaşın fakir olmadığı savunmasını resmi kurumların kayıtları yalanlıyor.

İŞÇİ, MEMUR VE ESNAF SAYISI

SGK’nın aylık istatistik bültenlerinde yer alan sigortalı kayıtlarına göre, Mart 2021 itibariyle 21 milyon 464 bin 579 kişi zorunlu sigortalı. Bu kişiler SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı çatısı altında bulunuyor. Sigortalıların 15 milyon 381 bin 821’i işçi olarak SSK’da, 2 milyon 938 bin 150’si esnaf olarak Bağ-Kur’da, 3 milyon 144 bin 608 kişi ise memur olarak Emekli Sandığı’nda bulunuyor.

7.7 MİLYON KİŞİ YEŞİL KARTLI

Herhangi bir sigortası bulunmayan kişi sayısı ise 7 milyon 769 bin 346 kişi olarak kayıtlarda bulunuyor. Geliri asgari ücretin üçte birinden az olan bu vatandaşlar ‘resmi yoksul’ olarak kabul ediliyor. Yeşil kart uygulaması kapsamında bu kişilerin genel sağlık sigortası primlerini devlet ödüyor.

AKP’li belediye 2.5 milyon liralık ihaleyi partinin eski İBB meclis üyesine verdi

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0