Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Müge Anlı’nın eskort gafı ve ‘Madde 438’

Tatlı Sert programında Müge Anlı’nın, eskortluk yapan 20 yaşındaki Mervenur Polat’ın uğradığı tecavüzü meşrulaştıran gafı, 30 yıl önce kadınları sokağa döken ve siyasi krize neden olan TCK Madde 438 hatırlattı.

BOLD – Ailesinin bulunması için Müge Anlı’ya başvurduğu, 4 aydır kayıp olan Mervenur Polat’ın tanık ifadelerine göre eskort kız olduğu ve madde kullandığı ortaya çıktı. Polat’ı son kez görenlerin anlatılarını dinleyen Müge Anlı, canlı yayında ‘tecavüze uğradığı iddiasıyla ilgili’ konuşurken büyük bir gafa imza attı. Müge Anlı, “Eskortluk yapan kızın tecavüze uğrayıp ağlamasının bir anlamı yok” ifadelerini kullandı. Müge Anlı’nın bu sözü sosyal medyada büyük tepki çekti.

MADDE 438

Türkiye’de 1980 sonrası hızlanan kadın hakları hareketleri, bir kadının nasıl giyinirse veya davranırsa davransın, cinsel tacizin hiçbir özrünün olmayacağını ve tecavüzden farkı olmadığını savunuyordu. Fakat, aynı yıllarda Türk Ceza Kanunun (TCK) 438. Maddesine göre, hayat kadınları tecavüze uğrayınca zanlıya üçte iki ceza indirimi uygulanıyordu. Gerekçe olarak da zaten “iffetsiz” olan kadınların tecavüzü hak ettiği ve “iffetli” kadınlara göre çok daha az hasar aldığı öne sürülüyordu.

N.T OLAYI

1986 yılında N.T. adlı bir kadın dört kişi tarafından kaçırılarak tecavüze uğradı. N.T.’nin hayat kadını olduğu iddiası üzerine tecavüzcülerin cezasında 2/3 oranında indirim uygulandı. Karar daha sonra Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Anayasa’nın 10., 12., 17. ve 19. maddelerinin birinci fıkraları, hukukun temel ilkeleri ile adalet duygusuna aykırı olduğu ileri sürülerek Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşındı. Fakat mahkeme heyeti TCK’nın 438. maddesinin Anayasa’nın belirtilen hükümlerine aykırı olmadığına oy çokluğuyla karar verdi.

KARAR KADINLARI HAREKETE GEÇİRDİ

Bu kararın harekete geçirdiği kadın hakları savunucuları Madde 438’e savaş açtı. Kadınların TCK’nın 438. maddesine karşı birleşme ve direnme çağrıları kısa sürede karşılık buldu. Basın açıklamalarına kadın örgütleri, hukukçular, insan hakları dernekleri, muhafazakar olarak bilinen milletvekilleri de katıldı. Eylemlerin ardından SHP ve ANAP’ın 438. maddenin kaldırılması için hazırladığı önerge, Meclis’te kabul edilerek 21 Kasım 1990’da yürürlükten kaldırıldı.

N.T olayı, Berhan Şimşek ve Gülşen Bubikoğlu’nun başrolü oynadığı Madde 38 adlı filme konu oldu. Müge Anlı’ya yönelik eleştirel paylaşımlarda N.T. olayını konu alan bu filme de çok sayıda atıfta bulunuldu.

 

Selahattin Demirtaş: Daha cesur olmanın vakti çoktan geldi de geçiyor

Okumaya devam et
Reklamlar

Analiz

Bakan Muş “Bilgim vardı” deyince dezenfektan algısı bozuldu

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ı dezenfektan yolsuzluğu nedeniyle görevden aldığı algısını yeni Bakan Mehmet Muş bozdu. Pekcan’ın yerine gelen Mehmet Muş, “Öncesinde de konuyla alakalı benim bilgim vardı. Cumhurbaşkanımız benimle paylaştı” dedi.

BOLD ANALİZ- 17-25 Aralık 2013 yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarına ismi karışan 4 bakanı koruyan AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bakanlığına kendi şirketinden 9 milyon TL’lik dezenfektan sattığı ortaya çıkan Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ı cezalandırmak için görevden aldığı yorumları yapıldı.

İranlı iş adamı Reza Zarrab’tan rüşvet alan bakanları Yüce Divan’da yargılanmalarını engelleyen Tayyip Erdoğan, Pekcan’ı görevden alarak bakanlıklardaki yolsuzluklara göz yummayacağı algısı oluşturmak istedi.

ÖNCEDEN HABERİM VARDI

Ancak yolsuzluk ve usulsüzlüklere göz yumulmayacağı algısı uzun sürmedi. Pekcan’ın yerine Ticaret Bakanlığı koltuğuna oturan Mehmet Muş, Erdoğan’ın planlarını bozdu. Bir gazetecinin “Sürpriz oldu mu?” sorusu üzerine Muş, “Biz de ülkemize hizmet etme adına her zaman, her türlü göreve hazırdık, hazırlıklıydık. Öncesinde de konuyla alakalı benim bilgim vardı. Cumhurbaşkanımız benimle paylaştı” dedi.

Muş’un haftalar öncesinden Bakanlar Kurulu’na gireceğinden bilgisinin olduğu anlaşılırken, Pekcan’ın bakanlığına kendi şirketinden 9 milyon liralık dezenfektan satışı sebebiyle görevden alındığı haberleri boşa düştü.

Aile Bakanlığına atanan Derya Yanık’tan MHP liderine olay sözler: Bahçeli çapsızdır

Okumaya devam et

Analiz

Kayıp 128 milyar doların kamuya zararı 268 milyar TL

Merkez Bankasının rezervlerinin ucuza satışının kamuya zararı kurdaki artışla katlanıyor. 128 milyar dolar, ortalama 6 liradan satıldığında 768 milyar TL ediyor. 128 milyar doların bugünkü kur üzerinden Merkez’in kasasına konulabilmesi için ise 1 trilyon 36 milyar lira gerekiyor. Ucuz döviz satışının kamuya zararı en az 268 milyar TL olarak hesaplanıyor.

BOLD ANALİZ – AKP hükumeti, 128 milyar doların döviz kurunu düşürmek için satıldığını sonunda kabul etti. Ancak dolarların hangi kurdan, kimlere satıldığı halen açıklanmadı.

Ekonomist Murat Kubilay, Diken’deki yazısında “En çok merak edilense satışların tarih, fiyat ve miktar bilgisi. Yayınlanabilir mi? Hiç ihtimal vermiyorum. Çünkü yayınlandığında yüzlerce milyar kamu zararını aleni bir şekilde itiraf etmiş olacaklar” dedi.

DÜŞÜK KURDAN SATIŞIN MALİYETİ

2019 ve 2020 yılında yapılan dolar satışlarının gün gün TCMB kayıtlarında tutulduğuna dikkat çeken ekonomi uzmanları, 128 milyar doların ucuza satışıyla devletin uğradığı zararın mutlaka ortaya çıkacağını belirtiyor. BOLD Ekonomi Servisinin yaptığı ortalama hesaplamalara göre ise en az zarar 268 milyar 800 milyon lira.

BUGÜNKÜ KURDA ZARAR 268 MİLYAR TL

128 milyar doların ortalama 6 liradan satıldığı hesaplandığında karşılığı 768 milyar lira yapıyor. Bugünkü Merkez Bankası kuru olan 8,10 TL’den piyasadan 128 milyar doların toplanması halinde ise 1 trilyon 36 milyar Türk Lirası gerekiyor. Aradaki fark devletin zararı olan 268 milyar 800 milyon lira olarak karşımıza çıkıyor. Ancak satılan 128 milyar doların çoğunluğunun 5,5 liradan satıldığı hesaplandığında kamunun zararı daha da katlanıyor.

MERKEZ BANKASININ 4 YIL BOYUNCA PARA BASMASI GEREKİYOR

Başka bir deyişle 128 milyar doların 6 liradan satıldığının hesaplanması halinde bile 83 milyon vatandaşın bugünkü zararı 268 milyar 800 milyon TL yapıyor. Merkez Bankasının piyasadan dolar alabilmesi için dolar kurunun düşmesi gerekiyor. Dolar kurunun düşmesi halinde de doları alacak yeterli para olmadığından para basılması gerekiyor. Sözcü yazarı Murat Muratoğlu bu durumu şöyle açıklamıştı:  “Eksi 48 milyar doları yerine koymak için Merkez Bankası’nın günlük 50 milyon dolarlık ihale yapması halinde 960 iş günü gerekiyor. Yani döviz ihaleleriyle 4 yılda eksi 48 milyar doları yerine koyabiliyorsun.”

ERDOĞAN MİTİNGLERDE REZERVLERLE ÖVÜNÜRDÜ

Bu durumda AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın mitinglerdeki övündüğü rezervlerin geri gelmesi zor görünüyor. Yıllardır “Göreve geldiğimizde 27,5 milyar dolar döviz rezervi vardı. Çalıştık, gayret ettik geldiğimiz nokta 134 milyar 617 milyon dolar” diyerek övünen Erdoğan, artık 128 milyar doları nasıl harcadığını AKP seçmenine anlatacak.

Ticaret Bakanı Pekcan’ı görevden aldı yerine Mehmet Muş’u atadı

Okumaya devam et

Analiz

Erdoğan’ın pişkinlikleri

15 Temmuz sonrası Türkiye siyasi, ekonomi ve adalet alanlarında büyük gerileme yaşadı. Gün geçmiyor ki bu gerilemeleri su yüzüne çıkaran hükumet aleyhine bir skandal patlak vermesin. Ne yaşanırsa yaşansın Erdoğan, konuşmalarında pembe tablodan vazgeçmiyor.

BOLD –  AKP’li Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan, hafta sonu İstanbul’daki Huber Köşkü’nden canlı bağlantıyla katıldığı Hasankeyf-2 Köprüsü açılış töreninde şunları söyledi: “İnsanlarımız çoğu zaman tedavi için, üniversite eğitimi, iş, aş bulmak için Avrupa’ya Amerika’ya gitmek zorunda kalırdı. Allah’a hamdolsun bugün bu tablo büyük oranda tersine döndü.”

Erdoğan bu konuşmayı, AKP’li Malatya Yeşilyurt Belediyesinin gri pasaportla Almanya’ya eğitim ve kültür faaliyeti için gönderdiği 45 kişiden 43’ünün geri gelmemesi skandalının ardından yaptı. Yapılan tüm anketlerde gençlerin büyük kısmı yurt dışında yaşamak istediğini söylüyor. Metropoll Araştırmanın Şubat ayı anketine göre, AKP’lilerin yüzde 34 de yurt dışında yaşamak istiyor.

EKONOMİK PİŞKİNLİK

Pandemi, gelişmekte olan ülkeler liginde olan Türkiye ekonomisinde ağır hasar bıraktı. Türkiye ekonomisi pandeminin vurduğu Nisan-Mayıs 2020 döneminde yaklaşık yüzde 10 küçüldü. Son bir yılda hayat pahalılığı artarken, işsizlik ve yoksulluk geniş kesimlere yayıldı. Uzmanlar ailelere doğrudan yardımların ulaşması gerektiği konusunda hemfikir.

Erdoğan ise tüm bunlara rağmen, ekonomide pembe tablo çizmeye devam ediyor. Türk ekonomisine dair karamsar senaryolar çizen uluslararası kuruluşların tablolarını güncellemeye başladığını söyleyen Erdoğan: “Aynı şekilde ihracatta, sanayi üretiminde her ay yeni rekorların haberlerini alıyoruz. Mart ayında ihracatımız geçen yılın mart ayına göre yüzde 42,2 artışla tüm zamanların en yüksek aylık ihracatı olan 18,9 milyon dolara ulaştı. Elbette sıkıntılarımız var ama aynı zamanda geleceğe ümitle bakmak için pek çok sebebe de sahibiz. İnşallah 2021 senesini ülkemiz ve milletimiz için bir şahlanış senesine dönüştüreceğiz. Bunu da hep olduğu gibi kardeşlikle, dayanışmayla, birlik ve beraberlikle başaracağız. Tüm umutlarını Türkiye’nin tökezlemesine, ülkemizin kaosa ve krize sürüklenmesine bağlayan muhterislere fırsat vermeyeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun.

ADALET PİŞKİNLİĞİ

15 Temmuz’dan sonra ülkede tam bir hukuk katliamı yaşandı. Yerel mahkemelerin üst mahkeme olan Anayasa Mahkemesinin karalarını takmadığı , Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş kararları başta olmak üzere bazı önemli kararlarının uygulanmadığı, yüzbinlerce insanın uluslararası hukuk normlara uymayan delillerle tutuklu yargılandığı Türkiye’de vatandaşın adalete olan güveni de sarsıldı. Yapılan kamuoyu araştırmalarında Türkiye’nin en büyük sorunları arasında, ekonomi ve pandemiden sonra adalet 3. sırada yer alıyor. İktidar, muhalefet tarafından yargıyı siyasallaştırmakla suçlanıyor.

MERKEL’DEN AİHM UYARISI

Türkiye’deki hukuksuzluklar AB ve üye devletleri de rahatsız ediyor. Son olarak Almanya Başbakanı Angela Merkel, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu Avrupa Konseyi üyelerini, AİHM kararlarını ‘hızlı ve kapsamlı bir şekilde’ uygulamaya çağırdı.

Öte yandan, siyaset Akademisi’nin açılışındaki konuşmasında Erdoğan adalet ile ilgili şunları kaydetti: “Adaletin olmadığı yer oksijensiz dünya gibidir. Her işinizde adaleti gözetirseniz, siyaseten küçülmez tam tersine sürekli büyürsünüz. Attığınız her adımda, söylediğiniz her sözde, yaptığınız her işte millet sizi görür, notunuzu verir, günü geldiğinde de yerinizi gösterir. Siyasetçinin sözü ve tavrı kendi hayatında karşılık bulduğu ölçüde etkilidir.”

Siyasi, ekonomi ve adalet alanlarındaki büyük gerilemeye rağmen, her konuşmasına pembe tablo çizen Erdoğan, pişkinlikte de ısrarını sürdürüyor.

Merkel’den AİHM kararlarını uyun çağrısı

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0